Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/8609 E. , 2024/2367 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/8609 Karar No : 2024/2367 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Valiliği VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/8609 E. , 2024/2367 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/8609 Karar No : 2024/2367 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Valiliği VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul İli, Maltepe İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı (eski … ada, … parsel sayılı) taşınmazların "açık ve kapalı spor alanları" kullanım kararının "park alanı" olarak planlanması ve plan notlarının 4.2 sayılı maddesinin (f) bendinin ve 12.3 sayılı maddesinin düzenlenmesine yönelik hazırlanan ve Maltepe Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen "… Mahallesi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına" ilişkin plan değişikliği teklifinin kabul edilmesine dair İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; dava konusu imar planı değişikliğinin 01/09/2022-30/09/2022 tarihleri arasında askıda ilan edildiği, davacı tarafından dava konusu taşınmazların uygulama imar planında park alanı olarak ayrılmasına ilişkin plan değişikliğinin iptal edilmesi istemiyle … tarih ve … sayılı yazı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına yapılan başvuru üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile 1/1000 ölçekli … Mahallesi Uygulama İmar Planı Değişikliğinin askıya çıkarılarak ilan edilmesi süreçlerinin 3194 sayılı İmar Kanununu 8. maddesi uyarınca Maltepe Belediye Başkanlığı tarafından yürütüldüğü, yasal askı süresi içerisinde plana karşı ilçe belediyesine itiraz edilmesi gerektiğinin davacıya bildirildiği, bunun üzerine aynı taleple Maltepe Belediye Başkanlığına yapılan 30/12/2022 tarihli başvurunun Maltepe Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedildiği, bu durumda davacı tarafından, dava konusu plan değişikliğine karşı askı süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğundan, askı ilan süresinin son günü olan 30/09/2022 tarihini takip eden 60 gün içerisinde ve en son 29/11/2022 tarihinde açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 11/01/2023 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun oyçokluğuyla reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına yapılan itirazın 15 gün içinde değerlendirerek karara bağlaması gerektiği halde, itiraz tarihinden 53 gün sonra Maltepe Belediyesi Başkanlığına itiraz edilmesi gerektiğinin bildirildiği, askı ilanının son günü olan 30/09/2022 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına itiraz edildiği, usul ve yasaya uygun olmayan kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; temyiz edilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı Maltepe Belediye Başkanlığı tarafından; temyiz edilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İstanbul İli, Maltepe İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı (eski … ada, … parsel sayılı) taşınmazların "açık ve kapalı spor alanları" kullanım kararının "park alanı" olarak planlanması ve plan notlarının 4.2 sayılı maddesinin (f) bendinin ve 12.3 sayılı maddesinin düzenlenmesine yönelik hazırlanan ve Maltepe Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen "14/09/2018-18/12/2019 tasdik tarihli Başıbüyük Mahallesi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına" ilişkin plan değişikliği teklifinin İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edildiği, dava konusu plan değişikliği 01/09/2022-30/09/2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, Maltepe Belediyesi resmi internet sayfasında ilan edildiği ve plan değişikliğine konu alanda 2 adet tabela ile bilgilendirme yapıldığı, davacı idare tarafından askı süresi içerisinde … tarih ve … sayılı başvuru ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına itiraz edilmesi üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile plan değişikliğinin askıya çıkarılarak ilan edilmesi süreçlerinin Maltepe Belediye Başkanlığı tarafından yürütüldüğü, yasal askı süresi içerisinde plana karşı ilçe belediyesine itiraz edilmesi gerektiğinin davacıya bildirildiği, davacı tarafından aynı taleple Maltepe Belediye Başkanlığına yapılan 30/12/2022 tarihli başvurunun Maltepe Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmesi üzerine 11/01/2023 tarihinde anılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde de: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiş; Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesine 4709 sayılı Kanunun 16. maddesiyle eklenen ikinci fıkrada ise: "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." kuralı yer almış, bu ek fıkranın gerekçesinde ise: "Bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir." açıklaması yapılmıştır. Bu bağlamda, Anayasanın "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90. maddesinin son fıkrasında: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü getirilmiştir. Bu hüküm ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların iç hukuk sistemine yansıtılma yöntemi belirlenmiştir. Buna göre, bu andlaşmalardan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası andlaşma kurallarının esas alınması anayasal bir gerekliliktir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin 1. fıkrasında: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, bazı sınırlamalara tabi olabildiğini, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiğini, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceğini, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmü yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Dava Açma Süresi” başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, yine aynı Yasanın “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, 08/07/2021 tarihine kadar altmış gün içinde isteğin reddedilmiş sayılacağı düzenlenmişken, 7331 sayılı Kanunla 08/07/2021 tarihinde yapılan değişiklikle otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hükmü getirilmiştir. Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurular için, 3194 sayılı Kanun'un 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 30 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılması gerekir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Yasada yer alan kurallar idari usulü belirleyen kurallar olmayıp, yargılama usulünün belirlenmesine ilişkin kurallardır. Yargılama usulünde, dava açılmadan önce, idari yoldan işlemin idare bünyesinde ilgili yönünden yeniden değerlendirilmesine olanak sağlayan ve dava açılmasını idarenin bu değerlendirme sonucuna bağlayan ve bunu dava açma süresi ile ilişkilendiren Yasanın 10., 11., 12. ve 13. maddesindeki gibi kurallar yer almaktadır. Bu kapsamda yapılacak başvurulara cevap verilmemesi hali ise, dava açma süresine yönelik olarak oluşturulmuştur. İdari işlemlere ya da yargı kararlarına karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna getirilebilmesi nedeniyle işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede başvurulacağının idarelerce idari işlemlerde ya da yargı organlarınca yargı kararlarında belirtilmesi hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği maddenin gerekçesinde belirtilmiştir. Anayasanın 40. maddesi ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmıştır. Anayasadan kaynaklanan yükümlülüğün yerine getirilmesi esas olmakla birlikte belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal edilmesi sonucunu da doğurmamalıdır. Anayasa'nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim ya da düzenleyici işlemler bakımından ilan tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi zorunludur. Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında; “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” hükme bağlanmıştır. İdari Yargılama Usulü Kanununda 08/07/2021 tarihli 7331 sayılı Kanun değişikliği ile genel dava açma süresinin başlangıcına esas alınmak üzere zımni ret süresi 30 gün olarak öngörülmüştür. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunlu olması nedeniyle, Anayasanın 40. maddesi hükmü uyarınca 08/07/2021 tarihinden sonra tesis edilen imar planı ve parselasyon işlemlerine ilişkin düzenlenen askı tutanaklarında "itiraz başvurusu olması halinde; zımni ret süresinin 30 gün olduğu, askıdan iniş tarihinden itibaren 30 gün olan zımni ret süresinin son gününü izleyen günden sonra genel dava açma süresinin başlayacağı" hususunun gösterilmesi gerekmektedir. Bu hususun askı tutanağında belirtilmemesi halinde, ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel zımni ret süresi olan 60 günlük sürenin uyuşmazlıklarda uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesi ile Anayasal güvenceye bağlanan hak arama hürriyeti, temel hak kategorisinde yer almasının yanında, diğer temel hak ve hürriyetlerin korunması ve kullanılmasında üstlendiği görev nedeniyle de hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. İdari faaliyetlerin gerçekleştirilmesi sırasında güçsüz durumda olan bireylerin hak ve menfaatlerinin korunması demokratik yönetimin gereğidir. Ülkemizde; bireylerin, en yoğun hak ve menfaat ihlalleri yaşadıkları konulardan biri olan idare ile ilişkiler alanında cereyan eden sorunlar karşısında yeni sayılabilecek bazı haklara sahip oldukları kabul edilmektedir. Bu hakların doğumunda meşruiyetin en temel kaynağı, bireyin idare karşısında güçsüz oluşudur. Bu dezavantajlı durumun, bireye ancak bazı hakların verilmesi ile giderilebileceği realitesi göz önünde bulundurulduğunda, idare karşısında, yeni bireysel hakların doğmasının yanı sıra mevcut hakların kapsam bakımından re’sen genişlemeleri de meşru bir zemine dayanmaktadır. İdari faaliyetlerin, iyi idare ilkeleri olarak adlandırılan birtakım ilkeler doğrultusunda gerçekleşmesi, hukuk devleti olgusuna da önemli kazanımlar sağlayabilme potansiyeline sahiptir. (Zeyrek, İlker Birey- İdare İlişkisi Bağlamında İyi İdare Hakkı ve Türk Pozitif Hukukunda Görünümü, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Temmuz-Ağustos 2021, syf.295-297). Bireylerin idarelere yaptıkları başvuruları hızlandırmak ve başvuru usullerini kolaylaştırmak iyi idare hakkının gereğidir. İyi idare hakkının sağlanması durumunda hak arama özgürlüğüne ilişkin engellerin bir kısmının da ortadan kalkacağı açıktır. Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığın konusunu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği teklifinin kabul edilmesine ilişkin belediye meclis kararına yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin oluşturduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından imar planı değişikliğine yönelik yapılan itiraz başvurusu bu konuda yetkisi bulunmayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının işlemi ile reddedilmiş ise de; söz konusu itiraz başvurusunu değerlendirme hususunda yasa ile yetkili kılınan ve ilçe belediyesi tüzel kişiliğinin karar organı olan ilçe belediye meclisince, talep tarihinden itibaren 60 gün içerisinde olumlu ya da olumsuz yönde herhangi bir karar ihdas edilmediğinden, idarenin bütünlüğü ilkesi gereğince İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin aynı zamanda ilçe belediye meclisince tesis edilmiş bir zımni ret işlemini de barındırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Aksi yorum, belediye sınırları içerisinde imar planları yapmaya yetkili kılınan idareler olan belediyelerin arasında bulunması gereken iletişim ve organizasyonda yaşanan aksaklıktan kaynaklanan külfetin, bu idarelerden hizmet alanlara yüklenmesi, yasa ile kendilerine bahşedilen başvuru haklarının sürüncemede kalması ve nihayetinde idarelerin açık veya zımni olarak oluşan iradelerinin yargısal denetimin dışında tutulması sonucunu doğuracaktır. Yukarıda yorumlanan mevzuat hükümleri ve açıklanan idare hukuku ilkeleri somut uyuşmazlığa uygulandığında; davacı tarafından, 01/09/2022-30/09/2022 tarihleri arasında davalı Maltepe Belediyesince askıda ilan edilen dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle askı ilan süresinin son günü olan 30/09/2022 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına itiraz edildiği, plan değişikliğine yapılan itirazın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından idarenin bütünlüğü ilkesi gereğince hakkında karar verilmek üzere Maltepe Belediye Meclisine gönderilmesi gerektiği halde, aksine davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, plana karşı yasal askı süresi içerisinde ilçe belediyesine itiraz etmesi gerektiği davacıya bildirildiğinden, davacı idarenin plan değişikliğinin iptali istemiyle 30/09/2022 tarih ve 4669187 sayılı başvuru ile yaptığı itirazın askı süresi içerisinde yapıldığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacı idare tarafından plan değişikliğine askı süresi içerisinde itiraz edildiğine göre dava açma süresi İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesine göre belirlenecektir. Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine ilişkin askı tutanaklarında zımni ret süresinin 30 gün olduğu belirtilmediğinden, zımni ret süresi ilgililerce de bilindiği kabul edilen 60 gün olarak uygulandığı takdirde, son askı tarihi olan 30/09/2022 tarihini takip eden 60 günlük sürenin bitiminden (29/11/2022 tarihinden) itibaren 60 gün içerisinde de dava açılması gerektiği, buna göre dava açma süresinin son gününün 30/01/2023 tarihi olduğu, 11/01/2023 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde açıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/04/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.