11. Ceza Dairesi 2009/12478 E. , 2010/13359 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : ...:Beraet (her iki suç için) ... :a)Kamu davasının 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince ortadan kaldırılması (dolandırıcılık suçu için), b)765 sayılı TCK.nun 342/1, 80, 59/2 maddeleri ile 5271 sayılı CMK. nun 231/8 maddeleri gereğince 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası konu- sundaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması…
**11. Ceza Dairesi 2009/12478 E. , 2010/13359 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : ...:Beraet (her iki suç için) ... :a)Kamu davasının 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince ortadan kaldırılması (dolandırıcılık suçu için), b)765 sayılı TCK.nun 342/1, 80, 59/2 maddeleri ile 5271 sayılı CMK. nun 231/8 maddeleri gereğince 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası konu- sundaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve 5 yıl süre ile dene- tim altında bulundurulma, denetim süresinin 1 yılı için herhangi bir yü- kümlülük belirlenmemesi (sahtecilik suçu için) Şikayetçi-katılan vekilinin 16.06.2008 havale tarihli dilekçesi ile sanık ...’ün hakkındaki beraat hükümlerini sübutun bulunduğu,sanık ... hakkındaki dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı gerçekleşmediğinden ortadan kaldırılamayacağı,sahtecilik suçundan kurulan hükmü ise suç vasfı gerekçe göstererek temyiz ettiği,Malatya C.Başsavcılığı’nın 04.05.2009 günlü yazısı ekinde gönderilen 19.01.2009 havale tarihli dilekçesi ile açıkça sanık ... hakkındaki temyiz isteminden vazgeçmediği anlaşılmakla;temyiz isteminin adı geçen her iki sanığı kapsadığı yine sanık ... müdafiinin 28.04.2008 havale tarihli dilekçesi üzerine mercii 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.06.2008 gün ve 2008/539 değişik iş sayılı kararı ile "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın itirazen, incelenip reddine karar verildiği, anılan kararın sanık müdafiine 08.07.2008 tarihinde tebliğ edilmesine karşın red kararına yönelik yasa yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla şikayetçi-katılan vekilinin temyiz istemine hasren yapılan incelemede görüşüldü: 1-Şikayetçi vekilinin sanık ... hakkındaki dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması, sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün açıklanması geri bırakılması kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, Malatya C.Başsavcılığı’nın 05.08.1999 gün ve 1999/154 sayılı iddianamesi ile sanık ...’ün de içerisinde bulunduğu 3 sanık hakkında kamu davasının açıldığı,18.10.1999 tarihli oturumda Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nün,10.04.2000 havale tarihli dilekçe üzerine ise 12.04.2000 tarihli oturumda da Bağ-Kur Genel Müdürlüğü’nün katılma talebinin kabulüne karar verildiği,suç ihbarı üzerine bilahare sanık ... hakkında 12.06.2003 gün ve 1998/111 sayılı ek iddianame ile kamu davası açılıp 10.12.2003 tarihli oturumda sanıklar ... ve ... yönünden kamu davasının eczacı olan diğer sanıkların davasında tefrikine karar verilip yargılamaya devamla hükümler kurulduğu, sanık ... hakkında ek iddianame ile açılan davadan sonra verilmiş bir müdahillik kararının da bulunmadığı ve yine 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231/12 maddesine göre sanık hakkında sahtecilik suçundan verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararların, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı kararında da açıklandığı üzere itiraza tabi olduğu anlaşılmakla şikayetçi vekilinin vaki temyiz istemlerinin bu sebeplerle 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken CMK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, II-Sanık ... hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelen katılan vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 Sayılı TCK nun 102/4 maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 18.10.1999 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, kamu davasının ortadan kaldırılması yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde beraat kararı verilmesi yasaya aykırı ise de; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” ve “Resmi belgede sahtecilik” suçlarının yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, olay tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 Sayılı TCK.nun dolandırıcılık suçu yönünden 102/4 maddesinde, sahtecilik suçu yönünden en aleyhe kabulle dahi 102/3. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının kesici son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 18.10.1999 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle "dolandırıcılık" suçu yönünden 765 Sayılı TCK.nun 102/4. maddesi, sahtecilik suçu yönünden aynı yasanın 102/3. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 25.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.