T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/431 - 2026/454 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/431 KARAR NO : 2026/454 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/12/2025 NUMARASI : 2025/666 Esas 2025/911 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 02/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14/04/2026 Mahalli mahkemesince verilen…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/431 - 2026/454 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/431 KARAR NO : 2026/454 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/12/2025 NUMARASI : 2025/666 Esas 2025/911 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 02/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14/04/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.01.2024 tarihinde davacının sürücüsü olduğu aracın, başkaca iki aracın daha yer aldığı bir kazaya karıştığını, davacının sürücüsü olduğu aracın ZMMS poliçesinin davalı ... Sigorta tarafından düzenlenmiş olup, kaza neticesinde diğer araçlarda meydana gelen hasar bedelini ve diğer ödemeleri, poliçe kapsamında sigorta şirketinin karşıladığını, akabinde davalı sigorta şirketinin, davacının kaza esnasında alkollü olduğundan bahisle davacıya ve araç malikine Ankara 1. Genel İcra Dairesi 2024/48557 dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, sigorta şirketinin davacıya rücu edemeyeceğini basiretli bir tacir olarak bilmesi ve poliçenin tarafının kim olduğunu bilebilecek konumda olması nedeniyle davacıya karşı icra takibi başlatmasının açıkça kötü niyet barındırdığını belirterek, Ankara 1. Genel İcra Dairesi 2024/48557 numaralı icra takibi açısından davacının borçlu olmadığının tespiti ve kötü niyetli davalının takip çıktısının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı, davacıya karşı henüz itirazın iptali davası açmamışken ve fakat 1 yıllık dava açma süresi de dolmamışken yani dava açma ihtimali hala bulunmaktayken, taraflarınca menfi tespit ile ilgili olarak arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, davalı her ne kadar dava açmadığını belirtmişse de arabuluculuk aşamasında da anlaşmamayı tercih ettiğini, yani davalının her an itirazın iptali davasını açabileceğini açıkça gösterdiğini, nitekim itirazın iptali davasının ikame edildiği ihtimalinde, bu davada neden borçlu olmadıklarını ispat etmekle mükellef olacaklarını, eldeki davada, ispat yükünün davalı yanda olduğunu, bu halde davalı yanca itirazın iptali davası açılarak taraflarına ispat külfeti yüklenmesi tehdidinden kurtulmak için menfi tespit davası ikame edilmesi ve ispat külfetinin davalı yana yüklenmesinin dahi hukuki yararın varlığını gösterdiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan taraf vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, HMK’nın 355. maddesi kapsamında, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan menfi tespit ilişkindir. Somut olayda, kaza tespit tutanağı uyarınca 29.01.2024 tarihinde sürücü ...’in yönetimindeki araç ile seyri sırasında karşı yönden gelen sürücü ...’nun yönetimindeki aracın çarpışması, daha sonrada bu araçların savrularak sürücü ...’un yönetimindeki araca çarpması sonucu meydana gelen kazada sürücü ... ve sürücü ...’un kural ihlali olduğunun belirlendiği, davalı şirket tarafından kazaya karışan diğer araçların onarımı için ödeme yapıldığı, ödeme işleminden sonra zarar verenlere rücu amacıyla davacı ve dava dışı ... aleyhine Ankara 6. Genel İcra Müdürlüğü 2024/48515 ve Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü 2024/48557 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davacının takibe itiraz ettiği, takibin durduğu, sonrasında davalı tarafça hem davacı hemde dava dışı ... yönünden dava şartı olan arabuluculuk yoluna gidildiği ve anlaşmaya varılamama tutanağı düzenlendiğini, arabuluculuk sürecinin 24.09.2024 tarihinde tamamlanmasından sonra yalnızca dava dışı ... hakkında Ankara 12.Tüketici Mahkemesinin 2025/436 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, yargılama neticesinde kazanın meydana gelmesinde ...’in kusurlu bulunmasını takiben davanın kabulüne karar verildiği, eldeki davada mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulandığı üzere bir davanın korunmaya değer, güncel hukuksal yarar bulunmaması nedeniyle reddedilebilmesi için, borçluyu tehdit edebilecek tehlike ve savsaklamalara karşı onu koruma gereksinmesinin olmaması gerekir. Borçlunun, hakkında henüz icra takibi başlamadan önce de yapılabilecek olası bir takibi düşünerek, kendisini bir borçla tehdit eden kimseye karşı “böyle bir borcu bulunmadığının saptanması” için dahi menfi tespit davası açabileceği kabul edilmişken, hakkında yürümekte olan bir icra takibi olan borçlunun bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunda hiç kuşku olmadığı gibi, böyle bir davayı açmasına da hiçbir hukuki engel bulunmamaktadır. Alacaklının elinde İİK’nın 68. maddesinde sayılan belgeler bulunmaması, borçlu hakkında başlattığı icra takibine, borçlunun itiraz etmek suretiyle takibi durdurması da borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını kabule yeterli olmayıp, bu halde dahi borçlu borç tehdidi altında olup, bu nedenle de menfi tespit davası açmakta hukuki yararı vardır. Kaldı ki, davacı/borçlunun borçlu olmadığını ileri sürerek ilamsız icra takibine itiraz etmesi, ancak takibin durmasını sağlamakta olup, icra takibini ortadan kaldırmamaktadır. Takibin iptali ise eldeki davanın açılmasından sonra gerçekleşen bir sonuçtur. Bu nedenle, davacının, takibe konu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti davası açmakta hukuki yararı vardır. Tüm bu açıklamalar ve özellikle İİK’nın 72. maddesinde icra takibinden önce de menfi tespit davası açılmasına cevaz verilmesi karşısında mahkemece davacının dava tarihi itibariyle menfi tespit talebinde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar vermesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi kapsamında kaldırılmasına, mahkemece işin esasına girilerek tüm delillerin toplanıp değerlendirilmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre, istinaf eden taraf vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 05/12/2025 tarihli, 2025/666 Esas - 2025/911 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kaldırma sebebine göre, istinaf eden davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.