8. Hukuk Dairesi 2018/9046 E. , 2018/15609 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Men'i Müdahale - Kal - Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, vekil edeninin 1288 ve 1169 parsel sayılı taşınmazların mali…
**8. Hukuk Dairesi 2018/9046 E. , 2018/15609 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Men'i Müdahale - Kal - Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, vekil edeninin 1288 ve 1169 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, dava konusu taşınmazlardan davalı şirkete ait boru hatları geçirildiğini, geçen boru hatlarının taşınmazların ekonomik değerini önemli ölçüde azalttığını ve tasarrufa engel olduğunu, boru hatlarının döşenmesinden önce taşınmaz maliklerinden muvafakat almak ve tapuya irtifak hakkı tesisi ettirmenin yasal zorunluluk olduğunu belirterek, davalı şirket tarafından dava konusu taşınmazlara yapılan müdahalenin boru hatlarının ve eklentilerinin kâl'i sureti ile önlenmesine ve 20.000,00-TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava konusu taşınmazlar, dava açıldıktan sonra ... A.Ş.'ye satılmış, davacı şirket vekili ecri misil talebi yönünden davaya devam edeceğini beyan etmiştir. Davalı vekili, boru hatlarının geçirilmesi nedeniyle taşınmazların ekonomik değerinin azalmadığını, davacı tarafın taşınmazlarını kullanmasına da engel olmadığını, öncelikle mecra irtifakına ilişkin ikame etmiş oldukları davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı ve davalının ticari şirket olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili hususlardan kaynaklandığı ve uyuşmazlığın Ticaret Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle, görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Bilindiği üzere, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanun'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; eldeki davada istenen el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisilin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(TMK) 683. vd. maddelerine dayandırıldığı; her ne kadar taraflar tacir olsalar dahi, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin bulunmadığı, esasen dava dilekçesinde de bu yönde bir iddiaya yer verilmediği, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulama, Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir. Hâl böyle olunca; işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 12.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.