5. Hukuk Dairesi 2025/15486 E. , 2026/5522 K. "" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2918 Esas, 2025/3209 Karar DAVA TARİHİ : 30.11.2022 KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Şereflikoçhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/629 Esas, 2023/367 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaşt…
5. Hukuk Dairesi 2025/15486 E. , 2026/5522 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2918 Esas, 2025/3209 Karar DAVA TARİHİ : 30.11.2022 KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Şereflikoçhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/629 Esas, 2023/367 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili ... ilçesi .... Mahallesi 1802 55... parsel ile 1802 62... parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarece müvekkilini teklif edilen bedelin çok düşük olduğunu ileri sürerek taşınmazların gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hatalı münavebe sisteminin uygulandığını, kapitalizasyon faiz oranının % 4 alınmasının hatalı olduğunu, objektif değer artış oranına gerekçe gösterilen kriterlerin aynı zamanda kapitalizasyon faiz oranının belirlenmesinde esas alınan kriterler olduğunu, bu sebeple taşınmaza mükerrer artış uygulandığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davanın 2023 yılında karara çıkması sebebiyle 2022 yılı verileri kullanılarak kamulaştırma bedelinin belirlenmesinin müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini, zira enflasyon karşısında müvekkilinin hak kaybına uğradığını, dava konusu taşınmazlara belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazların gerçek değerinin çok altında olduğunu, yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazdan arta kalan alanın değerinin belirlenmesinin eksik inceleme ile yapıldığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kuru arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinde yöntem olarak doğru bulunduğu gibi taşınmazın konumu, bilirkişi raporunda yazılı özelliklerine göre %10 oranında objektif değer artışı uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği; ancak Dairelerince daha önce incelenen bölgeden Dairelerine intikal eden ve Yargıtay denetiminden geçen dosyalarda aynı kamulaştırma kapsamında aynı nitelikteki kuru vasıftaki taşınmazlarda, buğday ürününün veriminin 350 kg, samanın 300 kg, bostan ürününün veriminin 1500 kg alındığı ve Yargıtay denetiminden geçtiği, ( Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2024/9650 Esas, 2023/4352 Esas ve bölgeden başka kamulaştırma kapsamında geçen dava dosyaları) anlaşıldığından dava konusu taşınmaz yönünden de bu verim değerlerinin esas alınması, Dairelerince dosya kapsamında değerlendirme tarihi olan 2022 yılı için hazırlanmış olan Şereflikoçhisar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri dosya kapsamına getirtilmiş olup 2022 yılı verilerine göre hasat dönemi kg satış fiyatları ve dekar başına giderlerin de arazi kirası, değişken masraflar ve genel idare giderleri dahil edilmeksizin verilere uygun şekilde alınması suretiyle kamulaştırma bedelinin hesaplanması gerektiğinden bilirkişi kurulundan ek rapor alındığı, ek rapor doğrultusunda dava konusu taşınmazların toplam kamulaştırma bedelinin 780.526,36 TL olduğunun tespiti ile İlk Derece Mahkemesince bloke edilen tutarın mahsubu sonucunda kalan 449.337,29 TL bedelin bloke edilmesi için davacı idare vekiline süre verildiği, davacı idare tarafından bedelin süresi içerisinde ilgili banka şubesine yatırıldığı, dava konusu taşınmaz yol vasfında ise de dava dilekçesinde davacı idare adına tescilinin talep edildiği hallerde idare adına tesciline karar verilmesi gerekirken tapudan terkinine karar verilmesi hatalı olduğu, ayrıca 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “ Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.” hükmü anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verildiği, bununla birlikte Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararında Anayasa'nın 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince iptal hükmünün belirli bir süre erteleneceği yönünde de bir hüküm bulunmadığı gibi Anayasa'nın 153 ncü maddesinde “iptal kararları geriye yürümez” hükmü iptal kararlarının kesinleşen işlemlere etki etmeyeceği anlamında olup, elde bulunan uyuşmazlığın sürdüğü davalarda “geriye yürümeme” kuralının uygulanmayacağı, taraflar arasında kararlaştırılmış daha yüksek akdi faiz oranı da bulunmadığına göre dava tarihi esas alınarak belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın 46 ncı maddesinde belirtilen en yüksek faiz olan “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faiz” oranının uygulaması gerektiği gerekçeleri ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar etmiş, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi yerindedir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Bölge Adliye Mahkemesince 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrasının iptal edildiği gerekçesiyle tespit edilen kamulaştırma bedeline kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz uygulanmasına karar verilmiş ise de eldeki dava 01.08.2023 tarihinden önce 30/11/2022 tarihinde açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiğinden hükmün bozulması gerekir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2.Davacı idare vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının, (B) bendinin (1-a ) numaralı alt bendinin hükümden çıkartılması, yerine " Kamulaştırma bedelinin toplam 780.526,36 TL olduğunun tespiti ile bu bedelin 331.189,07 TL 'lik kısmına 31.03.2023 tarihinden İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 01.06.2023 tarihine kadar, kalan 449.337,29 TL 'sine 31.03.2023 tarihinden Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi olan 09.09.2025 tarihine kadar yasal faiz uygulanması " bendinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda kanaatimce; Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14 üncü Hukuk Dairesinin; “… dava tarihinden … karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesine, ” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de; Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek açık bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 4 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 01.04.2026