10. Hukuk Dairesi 2025/12544 E. , 2026/2376 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/206 E., 2025/830 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/131 E., 2023/364 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırla…
10. Hukuk Dairesi 2025/12544 E. , 2026/2376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/206 E., 2025/830 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/131 E., 2023/364 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, ... Bankası ... Şubesinde bulunan numaralı banka hesabına ödenen emekli maaşından “İcra – Türü: Prim” açıklaması ile 2020 yılı Nisan ayından itibaren kesintiler yapıldığını, söz konusu kesintilerin sebebini öğrenmek istediğinde idari para cezası ile ilgili borcu olduğu yapılandırırsa kesintilerin sona ereceği başkaca borcu olmadığının belirtildiğini, bunun üzerine davacının borcunu yapılandırıp ödediğini, ancak emekli maaşından kesintilerin devam ettiğini, 29.01.2013 tarihinde işyerinde fiili haciz yapıldığını, 3917 sayılı Kanun'un yürürlüğe giriş tarihi olan 08.12.1993 tarihinden itibaren ... Kurumunun prim alacaklarında 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaya başlanıldığını, bu düzenlemenin de 24.06.2004 tarih ve 5198 sayılı Kanunla değiştirildiğini ve 80. maddedeki Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesine atıf yapan hükmün yürürlükten kaldırıldığını, söz konusu hükmün 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe girdiğini, düzenleme sonucunda 506 sayılı Kanun'da prim zamanaşımını düzenleyen hiç bir madde kalmadığı için prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacakları hakkında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanmaya başlandığını, buna göre müvekkilin borçlu olduğu iddia edilen 1996/10-2004/7 dönemine ilişkin 5 yıllık zaman aşımı, 2004/8-2014/12 aylarına ilişkin olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacağını, işbu dava tarihi itibarıyla da anılan alacakların büyük çoğunluğunun zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, öncelikle davalı tarafından davacının emekli maaşına uygulanan haciz ve bloke işleminin tedbiren durdurulmasını, davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin yasal mevzuata uygun ve yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu borçların davacının sahibi olduğu şahıs işyerinin (lokanta) prim, işsizlik, damga vergisi ve idari para cezalarına ilişkin olduğu, dava konusu ödeme emirlerinin davacıya 23.01.2008, 17.01.2013, 20.08.2013 tarihlerinde tebliğ edildiği, borçların 2005-2013 dönemlerine ilişkin olduğu, davacının 28.01.2008, 24.01.2013, 27.08.2013 tarihlerinde mal bildirimde bulunduğu, 29.01.2013 tarihinde iş yerinde ve 11.09.2013 tarihinde araç haciz işlemleri yapıldığı, davacının 06.04.2011 tarihinde ve 25.12.2014 tarihinde prim borçlarını yapılandırmak için Kuruma başvurduğu, davanın 20.04.2021 tarihinde açıldığı, davacının 3. şahıs kapsamında olmadığı, bu durumda ödeme emirlerinin tebliğ tarihinden itibaren süresi içinde dava açılmadığı anlaşıldığından, Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, 15 günlük yasal süre şartının eldeki dava bakımından bulunmadığını, dava konusu yıllara ait prim borçlarını içeren ödeme emirleri ve tebligat evrakı dosyaya kazandırılmadan hüküm tesis edildiğini, işbu davanın davacının Kurum alacağından sorumlu olup olmadığına ilişkin olduğundan 6183 sayılı Kanun'un 102. ve 103. maddeleri kapsamında borcun tahsil ve tahakkuk zamanaşımına uğrayıp uğramadığı yönünden irdelenmesi gerekirken, duruma yönelik hiçbir değerlendirme yapılmaksızın davanın süreden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, emekli maaşına konan haczin kaldırılması ve menfi tespit istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.