1. Hukuk Dairesi 2010/8439 E. , 2010/10429 K. "" MAHKEMESİ : KÜTAHYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı M.A.nin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak 2567 ada 5 parsel sayılı taşınmazını davalı torunu Uğur’a satış suretiyle temlik ettiğini, U.unda eşi F.ya devrettiğini ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptal tescil isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkem…
**1. Hukuk Dairesi 2010/8439 E. , 2010/10429 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KÜTAHYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı M.A.nin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak 2567 ada 5 parsel sayılı taşınmazını davalı torunu Uğur’a satış suretiyle temlik ettiğini, U.unda eşi F.ya devrettiğini ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptal tescil isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 467 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 133 / 6528 payının 05.06.1995 tarihli akitle miras bırakan M.A.tarafından torunu davalı U.satış suretiyle temlik edildiği,taşınmazın bilahare imar uygulamasına tabi tutularak 2567 ada 5 parselin oluştuğu, anılan parselin U. tarafından da dava esnasında boşandığı eşi diğer davalı F.’ya devredildiği görülmektedir. Davacı, anılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.