14. Hukuk Dairesi 2016/6164 E. , 2019/1143 K. "" 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.07.2012 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.02.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar i…
**14. Hukuk Dairesi 2016/6164 E. , 2019/1143 K.** **"İçtihat Metni"** 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.07.2012 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.02.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, suya elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin yukarı ... Köyü ... Mevkiinde bulunan 510 ve 512 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, müvekkilinin taşınmazlarını bahçelerinin üst kısmında bulunan çeşmeden sulamakta iken davalı ... Başkanlığının dava konusu suyun gözesinde kazı yapıp suyu oldukça uzakta bulunan bahçelere sulama suyu olarak götürdüğünü ve suyun mecrasını değiştirdiğini belirterek davalının haksız müdahalesinin önlenmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davaya konu su hakkında ... Belediye Meclisi Kararı uyarınca tasarrufta bulunulduğunu, bu nedenle Belediye Meclis Kararı iptal edilmeden ya da değiştirilmeden davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesinin mümkün olmadığını, görev ve dava şartları yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, esasen davacının dava konusu suda hiçbir hakkının bulunmadığını, müvekkilinin kamunun ortak su ihtiyacı için tasarrufta bulunduğunu ve davacının sulama ihtiyacının gerçekçi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davaya konu suyun mecrasının değiştirilmesinin önlenmesi ve suyun 513 sayılı parselde bulunan eski çeşme kısmından akıtılması talebinin reddine teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 30/10/2014 tarihli raporda gösterilen Beton Havuzda toplanan sudan 9 günde 4 gün davacının yararlanmasına karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanununun 756. maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." Gerek Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.