T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/2509 KARAR NO : 2025/2097 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 01/03/2022 NUMARASI : 2018/46 Esas - 2022/192 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere s…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/2509 KARAR NO : 2025/2097 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 01/03/2022 NUMARASI : 2018/46 Esas - 2022/192 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; 20/01/2017 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında davalı ... şirketine sigortalı, davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan, davalı ...'un işleteni olduğu ... plaka sayılı minibüsün müvekkillerinin desteği olan ...'ın kullandığı motosiklete çarptığını ve kaza nedeniyle ...'ın vefat ettiğini, kazaya ilişkin savcılık soruşturması başlatıldığını, ayrıca kamera görüntüleri ile kazanın oluşumunda ... plaka sayılı aracın kusurlu olduğunun anlaşıldığını, tüm davalılarının kazadan birlikte sorumlu olduklarını, müteveffanın vefatı nedeniyle müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını belirterek ilk aşamada müvekkili ... için 2.500,00-TL ve müvekkili ...için 2.500,00-TL olmak üzere toplam 5.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan; müvekkili ... için 50.000,00-TL ve müvekkili ...için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ...'tan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın kazada tam kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağının bu gerçeği ortaya koyduğunu, ayrıca davacı vekilinin soruşturma dosyasına verdiği beyanında başka araçların da kazaya sebep olduğunu belirttiğini, müvekkilinin araç sahibi olarak kazada kusurunun bulunmadığını, keşif yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tazminat talebinin yersiz olduğunu, müvekkiline yapılan başvuru üzerine davacılara 125.935,06-TL ödeme yapıldığını; ayrıca müvekkilinin sorumluluğunun, sigortalısının kusuru oranında ve poliçe teminat sınırları içerisinde olduğunu, kusur durumunun net olarak anlaşılması için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; Davacı ... yönünden 264.055,49-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 20/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine (Davalı ...Ş.'nin bu miktarın yalnızca 119.949,17-TL'sinden kısmi ödeme tarihi olan 07/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu tutulmasına davacı ... yönünden 43.098,96-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 20/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine (Davalı ... AŞ'nin bu miktarın yalnızca 19.578,02-TL'sinden kısmi ödeme tarihi olan 07/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu tutulmasına), davacı ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan alınarak davacıya verilmesine, davacı ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalıların vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ...Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;-Kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun çeliştiğini, bilirkişilerin kusura ilişkin tespitlerine itiraz etmekle yeniden kusur incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, sigorta şirketinin ZMMS kapsamındaki sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, adil ve doğru bir yargılamanın yapılabilmesi için öncelikle çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, çelişkinin giderilmesi açısından İTÜ veya Karayolları elemanlarından oluşan 3 kişilik bir bilirkişi heyeti kurularak rapor aldırılması gerektiğini,-Davacıların ödeme tarihindeki verilere göre maddi zararının hesaplanmasını, müvekkili şirketçe yapılan ödeme ile davacıların zararının ne kadarının karşılandığının tespit edilmesi gerektiğini, hesaplama yapıldıktan sonra bu durumun ödeme ile maddi zarar arasında açık nispetsizlik oluşturup oluşturmadığının tespit edileceğini, bilirkişi raporunda bu hususun yapılmadığını, ödeme tarihindeki davacıların maddi zararı ile yapılan ödeme arasında açık bir nispetsizlik tespit edilmediği takdirde davacıların maddi tazminat talep edemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, - Bilirkişi incelemesine başvurulması halinde, hazırlanacak raporda TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini,-Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, müteveffanın gelir durumunun davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, bunun kanıtlanması için de müteveffanın maaş bordrosunun dosyaya sunulması, SGK'dan talep edilmesi gerektiğini,-Müteveffanın herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müteveffanın, bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olması halinde, bu kurum tarafından yapılan ödemeler şirketlerinden talep edilemeyeceğinden dolayı mükerrer ödemeden imtina amacıyla bu hususun tespiti gerektiğini,-Kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilinin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple hükmedilecek faize dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu,- Gerçek zararın tazmininin talep edilebileceğini, aksi düşünülecek olsa bile bilirkişi raporunda belirtilen miktarın kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağı ile de desteklenmekle birlikte müteveffa sürücünün süratli bir şekilde aniden sağ şeritten sol şeride geçtiğini, etkili fren kullanmadığını, gece vakti yolun yağışlı olması etkisiyle de hakimiyetini kaybettiğini, müteveffa sürücünün hız sınırlarına uymadığının dosyadaki belgeler ile sabit olduğunu, dosya kapsamında olayın meydana gelmesinde bir ticari taksinin etkisi olduğuna ilişkin tutanaklar ve tanık beyanları olduğunu, buna rağmen yerel mahkemece işbu hususun göz ardı edildiğini, yerel mahkemece ilgili hususa ilişkin de bir araştırma yapılmadığını belirterek istinaf istinaf talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aracın kaza tarihinde tamamen diğer davalı ...'ın fiili tasarrufu halinde olduğunu, ...'ın kendi nam ve hesabına çalışmakta olduğunu, müvekkilinin aracın işletmesi yönünde hiçbir faaliyeti bulunmadığını, kaza tarihinden 1-2 gün önce aracında arıza meydana gelmesi nedeniyle ... aracını tamir edilmesi için servise bıraktığını, işleri aksamaması amacıyla da arkadaşı ... vasıtasıyla müvekkiline ait olan kazaya karışan aracı müvekkilinden talep ettiğini, müvekkilinin de aracın geçici süre ile ...'a verilmesi nedeniyle hiçbir menfaat elde etmediğini, aracı geçici ve emanet olarak ...'a verdiğini, bir anlamda ikame araç olduğunu, bu ikame aracı vermesindeki tek amacın kendisinden rica da bulunulması olduğunu, müvekkilinin, yaptığı iyilik nedeniyle iş bu davanın tarafı haline geldiğini ve büyük bir tazminat riski ile karşı karşıya kaldığını, bu sebeple aracın müvekkilinin tamamen sorumluluk alanı dışında olduğunu, aracın işleteni olmadığı için herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 20.01.2017 günü saat 02.55 sıralarında, sürücüsü belli olmayan ... plaka sayılı ticari taksi, sürücü... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı ticari taksi ve davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı minibüs, Barbaros Caddesi üzerinde Levent istikametine doğru Balmumcu Tünel içinde tek yönlü yolda seyir halinde iken ön ilerisindeki trafiğin yoğunluğundan dolayı dörtlü ışıklarını yakıp ters yöne (Beşiktaş istikametine doğru) geri manevra ile sağ şeritten seyrederlerken olay mahalli olan tünel girişine geldikleri sırada, Levent istikametine doğru sol şeritte seyreden ve tünel girişine geldiği sırada sağa manevra yapan müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin ön kısımlarının geri manevra ile gelmekte olan ... plaka sayılı minibüsün arka kısımlarıyla çarpışması neticesi dava konusu trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/611 Esas ve 2021/529 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, "...Olay tarihinde saat 02:55 sıralarında müteveffa ...'ın kullanmış olduğu motosikletle Barbaros Caddesinden Balmumcu Tüneline girerken trafiğin yavaşlaması nedeniyle sağ şeride geçtiği, bu esnada sanığın kullanmış olduğu minübüs ile geriye doğru manevra yaptığı, müteveffanın kullandığı motosiklet ile sanığın kullandığı minübüse arkadan çarptığı ve neticesinde vefat ettiği, aldırılan bilirkişi raporuna göre sanığın kullandığı araç ile tek yönlü yolda ters yönde geriye doğru manevra yapması nedeniyle asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, suçlamayı kabul etmemiş ise de, dosya kapsamına göre savunmasına itibar edilmediği, böylelikle sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından, eylemine uyan TCK 85.maddesi gereğince taktiren ve teştiden cezalandırılmasına,..." karar verilmiştir.Ceza Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 2022/933 Esas ve 2022/3504 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine 07/10/2022 tarihinde kesin olarak karar vermiştir.Ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmü hukuk hakimini bağlamaktadır. (Yargıtay HGK'nın 16/09/1981 gün 1979/1-131 E., 1981/587 K. sayılı ilamı; M. Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s.22 vd.; H.G.K.nın 27/04/2011 gün ve 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı ilamı) Bu şekilde kabulün nedeninin de, hukuk usulünün bir şekil hukuku olması, davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesinin belirli süre koşullarına bağlı kılınması, tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesiyle yargılamaya belirli kısıtlamalar getirilmesi ve bunun sonucunda da hukuk hakiminin şekli gerçeği araması, maddi gerçeğin öncelikli hedefi olmaması gösterilmektedir. Ceza hakimi ise bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmayı hedeflemektedir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/24504 E. ve 2022/9135 K. sayılı kararı)Somut uyuşmazlıkta; İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/611 Esas 2021/529 karar sayılı kararı ile "... sanığın kullanmış olduğu minübüs ile geriye doğru manevra yaptığı, müteveffanın kullandığı motosiklet ile sanığın kullandığı minübüse arkadan çarptığı ve neticesinde vefat ettiği, aldırılan bilirkişi raporuna göre sanığın kullandığı araç ile tek yönlü yolda ters yönde geriye doğru manevra yapması nedeniyle asli kusurlu olduğunun tespit edildiği,..." maddi vakıa üzerine verilen kararın verildiği bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 19. Ceza Dairesinin 2022/933 E. ve 2022/3504 K. sayılı ilamı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesiyle hüküm kesinleşmiştir. Bu durumda mahkemece alınan ve hükme esas aldığını belirttiği ATK Trafik İhtisas Dairesinin 17/09/2021 tarihli raporundaki;"... A) Davalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki minibüs ile gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu tünel içerisinde, sağ şerit üzerinde, nizamlara aykırı şekilde ters istikamette geri manevra ile seyrederek gerisinden gelmekte olan ve sol şeritten sağ şeride manevra yapan müteveffa sürücü yönetimindeki motosikletin sürüş seyrini bozduğu anlaşılmakla gerçekleşen olayda asli derecede ( %75 oranında) kusurludur. B) Müteveffa sürücü ..., sevk ve idaresindeki motosiklet ile gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu tünel girişine hava ve yol koşullarını da dikkate alarak uygun hızla müteyakkız şekilde yaklaşması, dörtlü ikaz ışıkları yanar vaziyette geri manevra ile gelmekte olan minibüse karşı zamanında etkili fren-direksiyon tedbiri alması gerekirken bunları yapmadığı anlaşılmakla gerçekleşen olayda tali derecede ( %25 oranında) kusurludur. C) Davalı sürücü yönetimindeki minibüsün ön ilerisinde bulunan ve geri manevra ile (minibüsün önünde olacak vaziyette) ters istikamette seyreden ticari taksilerin sürücülerinin gerçekleşen kazada atfı kabil kusurları bulunmamaktadır...." kanaati ile belirlenen kusur oranları ile ceza mahkemesi kararı kesinleşen maddi olgu kapsamında kusur oranlarının olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik davalı ... şirketi ile davalı sürücünün istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta davalı araç maliki kazaya karışan aracın, uzun süreli kiralama, ariyet, veya rehin olarak verildiğini ispat edememiş olduğundan ve davalı ... plakalı minibüsün maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Bu nedenle davalı ... için de davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan dosyada mevcut ek aktüerya raporu TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak hazırlanmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları doğrultusunda TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması yapılmasında; Mahkemece Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yazılan müzekkereye verilen cevapta dava konusu kazaya ilişkin davacıya rücuya tabi bir ödemenin yapılmadığı bildirildiğinden rücuya tabii ödemenin mahsup edilmediğine ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Hükme esas alınan ek raporda asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmış olduğundan kazancın belirlenmesine ilişkin davalı ... şirketi istinafı yerinde değildir.Davalı ... Şirketi tarafından yapılan başvuru üzerine 08.12.2017 tarihinde davacı eş ...'e 104.240,57 TL, davacı oğlu ...'a 21.694,49 TL tazminat ödemesi yapıldığı, dosya kapsamına ibraname sunulmadığı görülmüştür. Bu doğrultuda taraflar arasında imzalanan ibraname bulunmadığından, KTK'nın 111.maddesi kapsamında ortada anlaşma olmadığından dava tarihinden önce yapılan ödeme ile ödeme tarihi itibariyle yapılması gereken ödeme arasında orantısızlık bulunup bulunmadığının araştırılmasına gerek yoktur. Bakiye alacak yönünden usulünce verilmiş ibraname bulunmadığı için Yargıtay yerleşmiş içtihatlarına uygun şekilde önceden yapılan ödeme makbuz hükmünde kabul edilerek kararverilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/14406 E.2018/8459 K.sayılı kararı)KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda; davacı tarafından ödeme tarihinden önce başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan tarih itibariyle davalı ... şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden bu tarihten daha sonra ödeme yapılmış olup bu tarihin temerrüt tarihi olarak alınması lehine olduğundan ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizine (yasal faiz olarak) hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından sigorta şirketinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir.Bu nedenlerle; davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalılar vekillerinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-a-)Alınması gereken 26.446,52 TL harçtan peşin alınan 6.611,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.834,87 TL harcın davalı ...Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-)Alınması gereken 26.446,52 TL harçtan peşin alınan 6.611,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.834,89 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,c-)Alınması gereken 26.446,52 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/11/2025 .