Başvuru, kamulaştırmasız el atmadan dolayı mülkün kullanımından mahrum kalınması, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davası sonunda hükmedilen bedelin gerçek zararı karşılamaması ve davanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kamulaştırmasız el atmadan dolayı mülkün kullanımından mahrum kalınması, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davası sonunda hükmedilen bedelin gerçek zararı karşılamaması ve davanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/4/2014 tarihinde Elazığ Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 10/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 28/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/1/2016 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:Başvurucu 16/4/2008 tarihinde Maden Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında Elazığ ili Alacakaya ilçesi Çataklı köyünde bulunan ve tapuda adına kayıtlı olan taşınmazlarının Kralkızı Barajı rezervuar alanı içinde kaldığını ve bir kısmının baraj suyu altında olduğunu ancak davalı Devlet Su İşleri İdaresinin (DSİ) kamulaştırma işlemlerini gerçekleştirmediğini, söz konusu taşınmazların kapama bağ niteliğinde olduğunu ve bu niteliklerinin Alacakaya Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/6 Değişik İş sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporundan da anlaşılabileceğini belirtmiş; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla lehine 000 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Yargılama kapsamında Maden Asliye Hukuk Mahkemesince DSİ Bölge Müdürlüğüne müzekkere yazılarak taşınmazların kod seviyeleri ve bu seviyelere baraj sularının hangi tarihte ulaştığı konusunda bilgi istenilmiş, DSİ Bölge Müdürlüğünce cevap yazısında söz konusu taşınmazlara 8/3/1999, 20/4/1999 ve 16/6/2003 tarihlerinde el atıldığı belirtilmiştir. Ayrıca yargılama safhasında keşif de yapılarak fen ve ziraat bilirkişilerinden bilirkişi raporları alınmıştır. Yargılama sonunda Maden Asliye Hukuk Mahkemesi 26/5/2011 tarihli ve E.2008/24, K.2011/74 sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu taşınmazlara başvurucunun malik olduğunun anlaşıldığını, usul ve yönteme uygun olan bilirkişi raporlarında taşınmazların susuz kapama bağ vasfında olduklarının ortaya konulduğunu ve taşınmazlar için 365 TL tazminat miktarı hesaplandığını belirterek davanın kabulüne, başvurucuya talebi doğrultusunda fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 000 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve taşınmazların tapu sicilinden terkinine hükmetmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş; temyiz incelemesi sonunda Yargıtay Hukuk Dairesi 25/1/2012 tarihli ve E.2011/16259, K.2012/885 sayılı ilamı ile aynı bölgeden Daireye intikal eden dosyalarda, değerlendirmede bağların yaşlarına göre üretim giderlerinin ortalama 220 TL kabul edildiğini, bu doğrultuda bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini, bu hâliyle İlk Derece Mahkemesince fazla bedele hükmedildiğini, ayrıca hükümde maddi bir hatanın tespit edildiğini belirtmiş, kararı bozmuştur. Bozma üzerine dava dosyasını tekrar değerlendirmeye alan Maden Asliye Hukuk Mahkemesi, bozma ilamına uyarak ek bilirkişi raporu aldırmış ve yeniden hesaplama yapılmasını sağlamış bu kapsamda 2/5/2013 tarihli ve E.2012/92, K.2013/108 sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle başvurucuya 000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar vermiş ve başvurucu lehine nispi olarak hesaplanan 000 TL vekâlet ücretine hükmetmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı idarece temyiz talebinde bulunulmuştur. Başvurucu ise temyiz talebine karşı sunduğu 25/7/2013 tarihli cevap dilekçesi ile yerel Mahkemenin, Yargıtay Hukuk Dairesinin 25/1/2012 tarihli bozma ilamına uyarak bilirkişiden bozma doğrultusunda yeniden rapor aldırdığını; bozma ilamının gereklerini yerine getirerek usul ve yasaya uygun hüküm verdiğini, davalı tarafın bozma sonrası verilen karar üzerine, bozmadan önceki hususları tekrar temyiz konusu etmekte olduğunu bu bağlamda temyiz itirazlarının dikkate alınmaması gerektiğini belirtmiş ve sonuç olarak davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasını talep etmiştir. Temyiz incelemesi sonunda Yargıtay Hukuk Dairesi 21/1/2014 tarihli ve E.2013/15605, K.2014/803 sayılı ilamı ile kararın 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici maddesi hükmü nedeniyle sadece vekâlet ücreti yönünden düzeltilmesine ve böylelikle kararın düzeltilmiş şekliyle onanmasına hükmetmiştir. Düzelterek onama ilamı başvurucuya 14/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, taraflarca karar düzeltme isteminde bulunulmaması üzerine İlk Derece Mahkemesi kararı 4/4/2014 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu 14/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 2942 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "... Kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırmayı yapacak idare, bu Kanunun 11 inci maddesindeki esaslara göre ve konuyla ilgili uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan da rapor alarak, gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odalarından ve mahalli emlak alım satım bürolarından alacağı bilgilerden de faydalanarak taşınmaz malın tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonunu görevlendirir. ..." 2942 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;a)Cins ve nevini,b) Yüzölçümünü. c) Kıymetini ektileyebilecek bütün nitelik ve unsarlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,d)Varsa vergi beyanını, e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibikullanılması halinde getireceği net gelirini. g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,h) Yapılarda, (…)(2) resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler.Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz. Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedelidir." 2942 sayılı Kanun'un geçici maddesinin ve fıkraları şöyledir:"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır." "İdarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının idarenin daveti veya malikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanunun 11 inci ve 12 nci maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilir. Tespitten sonra, bu Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre teşkil olunan uzlaşma komisyonunca, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geç altı ay içinde 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilen bir yazı ile, tahmini değer bildirilmeksizin, talep sahibi uzlaşma görüşmelerine davet edilir." 2942 sayılı Kanun'un geçici maddesinin Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı iptal kararından önceki fıkrası şöyledir: "4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır." 16/5/1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı şöyledir: "Taşınmazına kamulaştırmasız el konulan malik, el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, bu eylemli duruma razı olduğu takdirde taşınmaz bedelini isteme hakkı da bulunmaktadır. Taşınmaz sahibinin el konulan taşınmazın bedelini talep ederek dava açması halinde, taşınmazın el koyma tarihindeki bedeli değil, mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki değerinin belirlenerek tahsiline karar verilir." 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür."