Başvuru, miras yoluyla intikal eden taşınmazlar üzerine yapılan gecekonduların sahiplerince açılan olağanüstü zamanaşımı ile zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil davalarının kabulüne karar verilmesi, müdahalenin men'i ve ecrimisile ilişkin karşı davanın ise reddedilmesi nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ve hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; miras yoluyla intikal eden taşınmazlar üzerine yapılan gecekonduların sahiplerince açılan olağanüstü zamanaşımı ile zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil davalarının kabulüne karar verilmesi, müdahalenin men'i ve ecrimisile ilişkin karşı davanın ise reddedilmesi nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ve hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 20/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 16/9/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlığın 19/8/2015 tarihli görüş yazısı 3/9/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular Bakanlığın cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 17/9/2015 tarihinde ibraz etmişlerdir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile ilgili dava dosyasında yer aldığı şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, murisleri Mehmet Turan Büyükkuşoğlu'nun müştereken maliki olduğu Ankara ili Mamak ilçesi Gülseren Mahallesi 37631 ada, 1 ve 2 parsel numaralı taşınmazların davalılar tarafından işgal edildiğini belirterek 15/3/2004 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2004/128 sayılı dava dosyasında müdahalenin men'i ve ecrimisil davası açmışlardır. Davalılar ise başvurucuların murisinin 21/12/1980 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu taşınmazı malik sıfatıyla yirmi yılı aşkın bir süredir davasız ve aralıksız kullandıklarını belirterek 11/12/2006 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2006/488 sayılı dava dosyasında tapu iptali ve tescil davası açmışlardır. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin 6/2/2007 tarihli ve E.2006/488, K.2007/39 sayılı kararıyla aralarında hukuki ve fiilî bağlantı olduğu belirtilerek dava dosyasının Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2004/128 sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir. Bir başka davacı olan Ö. 4/8/2006 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2006/343 sayılı dosyasında başvurucular aleyhine açtığı davada, Mamak Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü 37636 ada, 2 numaralı parselde kayıtlı bulunan taşınmazı malik sıfatıyla yirmi yılı aşkın bir süredir davasız ve aralıksız kullandığını, başvurucuların murisinin 21/12/1980 tarihinde vefat ettiğini belirtilerek tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 13/11/2007 tarihli ve E.2006/343, K.2007/336 sayılı kararıyla başvurucuların murisinin taşınmazın müştereken maliki olduğu ve adına tahsis edilen bir yerin bulunmadığı, davacının davayı sadece başvuruculara yönlendirmesinin objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığı, bu nedenle hissenin kendileri tarafından kullanıldığı iddiasında bulunamayacakları, ayrıca davacının taşınmazın tamamının zilyedi olmadığı, bu nedenle olağanüstü zaman aşımı ile mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, temyiz ve karar düzeltme incelemeleri sonucunda 14/12/2009 tarihinde karar kesinleşmiştir. Anayasa Mahkemesinin 17/3/2011 tarihli ve E.2009/58, K.2011/52 sayılı kararıyla 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrasında yer alan '...ölmüş...' sözcüğünün iptal edilmesine, bu sözcüğün uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı güne kadar yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin 6/10/2011 tarihli ve E.2004/128, K.2011/306 sayılı kararıyla dava konusu Ankara ili Mamak ilçesi Gülseren Mahallesi 37631 ada, 1 ve 2 parsel numaralı taşınmazların, başvurucuların 21/12/1980 tarihinde vefat eden murisi B. adına kayıtlı iken 28/12/2006 tarihinde başvurucular adına kaydedildiği; düzenlenen bilirkişi raporuna göre davalılar tarafından 1962 ile 1977 yılları arasında taşınmazın üzerine binaların yapıldığı, imar affı kapsamında davalıların ilgili belediyeye müracaat ettikleri, (Ç dışındaki) davacıların taşınmazı kullanmaya devam ettikleri, 4721 sayılı Kanun'un maddesinin 2 numaralı fıkrasında öngörülen yirmi yıllık sürenin birleşen dava dosyasının davacıları yararına gerçekleştiği, başvurucuların dayandığı tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği belirtilerek asıl davanın reddine; 100 TL vekâlet ücretinin başvurucular tarafından davalı vekiline ödenmesine, birleşen davanın kabulüne, 998,65 TL harcın ve 760 TL vekâlet ücretinin başvuruculardan tahsiline karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/12/2012 tarihli ve E.2012/12715, K.2012/15740 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 16/4/2013 tarihli ve E.2013/4078, K.2013/5577 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Karar, başvuruculara 20/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 8/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. B. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanunu’nun “Olağanüstü zamanaşımı” başlıklı (Mülga 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 639 maddesiyle benzer) maddesi şöyledir:“Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) (1) “Bu fıkrada yer alan “…ölmüş ya da …” kelimeleri Anayasa Mahkemesi’nin 17/3/2011 tarihli ve E.:2009/58, K.: 2011/52 sayılı Kararıyla iptal edilmiştir.” hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. (1) Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur. Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler. Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir. Özel kanun hükümleri saklıdır.”