8. Hukuk Dairesi 2022/6716 E. , 2024/3800 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2869 E., 2022/1516 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/363 E., 2019/531 K. Taraflar arasında Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince
**8. Hukuk Dairesi 2022/6716 E. , 2024/3800 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2869 E., 2022/1516 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/363 E., 2019/531 K. Taraflar arasında Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde, davacılar ... ve arkadaşlarının Manisa'da Kurulu Mazbut Fenercizade El-Hac ... Ağa İbni ... Ağa Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, vakfın Mart 1912 tarihli vakfiyesinde hayır şartlarını yerine getirdikten sonra geriye kalan gelirin galle (gelir fazlası) vakıf kurucusu kendi hayatta oldukça kendisinin olup, vefatından sonra evladı evladı evladına batnen bade batın ( en üst soydaki zümre) ve (karnen bade karının liz-zekeri misluü hazıl ünseyeyn islami kurallara göre taksim olunan erkeğe 2 hisse kadına 1 hisse ve eğer nesli yok olursa medine-i münevvere fukarasına verilmesinin şart koşulduğu, bu haliyle batın şartının arandığının sabit olduğu, davacıların Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/416 E 1963/13 K sayılı kararı incelendiğinde davacılar ..., ... ve ...'un vakıf evladı olduğu, davacılardan ...'nın annesi Şadiye Manisalı'nın 31/07/1960 yılında vefat ettiği, davacı ...'in annesi Hediye'nin 25/06/1937 yılında vefat ettiği, yine davacı ...'un annesi Hediye'nin 25/06/1937 yılında vefat ettiği, davacıların üstünde bir nesil zümre kalmamış olduğu, hepsinin vefat etmiş olduğu, bu nedenle galle-i fazlasını almaya hak eden batından olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile davacıların "Fenercizade El-hac ... Ağa İbni ... Vakfı" nın galle fazlası almaya hak eden batın da olduğu anlaşıldığından söz konusu vakfın galleye müstehik evladı olduğunun tespitine" karar verilmiştir. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf taleplerinin reddine ilişkin kararın bir kez de Başkanlığınızca incelenmesini talep zorunluluğu hasıl olduğu belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 Sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davalı ... Müdürlüğünün diğer temyiz itirazları yönünden; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3.maddesinde, mülhak vakıf mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanunun 6. ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır. Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma ... olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir. Bir vakıftan galle fazlasının alınabilmesi için öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacılar ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (..., ... , İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır. Veled kelimesinin çoğulu olan "evlad" ifadesi veled tabirinden farkı bulunan bir ifadedir. Evlad tabiri Türkçe'de tekil olarak kullanılır. Bu sebeple de "evlad" lafzı bir defa zikredilirse, sadece vâkıfın çocukları anlaşılmalıdır. (Akgündüz, ...; sh.275) "Evlad" lafzı iki defa zikredildiğinde yani vâkıf, "evladı ve evlad-ı evladım" (çocuklarıma ve çocuklarımın çocuklarına) dediğinde, "veledime ve veledimin veledine" tabirinden farklı olarak, bu ifade bütün batınları içine alacaktır. Yani evlat kelimesi iki defa zikredilirse bütün çocukları kapsayacaktır. (Sungurbey, İsmet/Karinabadizâde, ... Hilmi, Eski Vakıfların Temel Kitabı, İstanbul 1978, sh 53-54; ... Hilmi Karinabadizade, Ahkamül Evkaf, Mesele 141; ... ..., Tertibüs-Sunûf Fi Ahkâmil-Vukûf, Dersaadet 1337/1340, md. 644; Mardin, Ebül-Ulâ, Ahkâm-ı Evkaf, 1339-1340 Dersyılı Takrirleri, İstanbul,153.) Evlâd lâfzı bir def'a zikr olundukda evlâd-ı sulbiyyeye mahmûldür. Binâenaleyh ahfâda (torunlar) şâmil olmaz (kapsamaz). Meselâ vâkıf -somut olayda olduğu üzere- vakfımın gallesini evlâdıma şart eyledim deyü evlâd lâfzını bir def'a zikr idüb tekrâr itmese meşrûtünleh yalnız vâkıfın evlâd-ı sulbiyyesine mahsûs olub ahfâda şâmil olmaz (Sungurbey, İsmet/Karinabadizâde, ... Hilmi, Eski Vakıfların Temel Kitabı, İstanbul 1978, sh 53-54; ... Hilmi Karinabadizade, Ahkamül Evkaf, Mesele 140). Bu genel açıklamalar sonrası dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden özellikle dava konusu Fenercizade El-Hac ... Ağa İbni ... Ağa Vakfı'nın 1306 H.(1889 M.) ve 1330 H (1912 M.) tarihli olmak üzere iki ayrı vakfiyesinin bulunduğu, galle fazlası evlada bırakılan 1330 H (1912 M.) tarihli vakfiyede galle fazlası vakıfın soyu tükenene kadar batın şartı ile erkek evlada iki, kız evlada bir pay verilmesi, ölenin payının kendi evlatlarına erkeğe iki, kız evlada bir pay verilmesi şeklinde kız-erkek evlat ayrımı olmaksızın vakfın evlatlarına bırakıldığı, ancak 609 numaralı defterin 128. sayfa 158. Sırasında kayıtlı ... oğlu fenerci zade ... ... ağaya ait 11 Cemaziyel-ahir 1306 H./12 Şubat 1889 M. tarihli vakfiyenin galle fazlasına ilişkin bölümünde; hayır ve görev karşılığı yapılacak ödemeler sayıldıktan sonra "...ve fazla-i galle evladım beyinlerinde liz-zekeri misl-ü hazzil-ünseyeyn tevzi ve taksim oluna..."denilerek galle fazlası evlad-ı sulbiyyeye yani vakıfın öz evlatlarına şart kılındığı, bu tabirin vakıfın torunlarını kapsamadığı anlaşılmakla Mahkemece, yalnızca gallenin evlada bırakıldığı 1330 H (1912 M.) tarihli vakfiye yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, uygulama ve infazda çelişki oluşturabileceği düşünülmeden vakfın her iki vakfiyesini kapsayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasının HMK’nin 370/2. maddesi gereğince aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ Açıklanan sebeplerle; A.)Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, B.1)Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2.) nolu bentte açıklanana nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararı hüküm fıkrasının (1.) bendi son paragrafındaki "...VAKFI'nın" kelimesinden sonra gelmek üzere "1330 H (1912 M.) tarihli vakfiye yönünden" ibaresinin hükme eklenmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 370/2. maddesi gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, B.2) Davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte açıklanana nedenlerle REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.