Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/2115 E. , 2024/3639 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/2115 Karar No : 2024/3639 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER: 1- ... Koop. 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın onanmasına ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/2115 E. , 2024/3639 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/2115 Karar No : 2024/3639 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER: 1- ... Koop. 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın onanmasına ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2023/3960, K:2023/8724 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul İli, ... İlçesi, ... Beldesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan ve karar eki haritada gösterilen -mülkiyeti davacıya ait ..., ... pafta, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazları da içeren- alandaki özel mülkiyete konu taşınmazların, 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun amaçları doğrultusunda değerlendirilmek üzere, 2942 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırılmasına ilişkin TC Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığının ... tarihli, ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 22/04/2009 tarihli, E:2008/11977, K:2009/4536 sayılı kararına uyularak, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 22/10/2013 tarihli, E:2012/3684, K:2013/6002 sayılı kararına uyularak davanın reddi yolunda .... İdare Mahkemesince verilen ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2017 tarihli, E:2016/10616, K:2017/7849 sayılı kararıyla onanması ve bu karara yönelik karar düzeltme isteminin Danıştay Altıncı Dairesinin 13/11/2018 tarih ve E:2018/2593, K:2018/9132 sayılı kararıyla reddine karar verilmesi üzerine davacı tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru neticesinde, Anayasa Mahkemesince 10/11/2022 tarih ve 2019/1255 başvuru numaralı kararla davacının Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihte 2942 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince zorunlu kılınan kamu yararı kararının veya uygulama imar planının bulunmadığı, dolayısıyla anılan işlemin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve bu sebeple mevzuata ve hukuka aykırı şekilde tesis edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Davalının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2023/3960, K:2023/8724 sayılı kararıyla, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Davalı tarafından, temyiz aşamasında ileri sürülen iddiaların değerlendirilmediği ileri sürülerek Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki "Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır." kuralı uyarınca, bu maddeye göre kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçildi. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : TC Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığının ...tarihli, ... sayılı işlemiyle, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Beldesi, ... Köyünde bulunan ve karar eki haritada gösterilen -mülkiyeti davacıya ait ..., ... pafta, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazları da içeren- özel mülkiyete konu taşınmazların, 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun amaçlarına uygun olarak değerlendirilmek üzere kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Uyuşmazlıkta,.... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla ilk olarak; konut, sanayi vs. yatırımlar için arazi ve arsa sağlamak ve arsa stoku yapmak amacıyla, herhangi bir plana bağlı kalmaksızın kendi hazırladığı ve hazırlayacağı plana göre kamulaştırma yapmak idarenin görev ve yetkileri arasında sayıldığından, mevzuatla belirlenen usule uygun olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 22/04/2009 tarihli, E:2008/11977, K:2009/4536 sayılı kararıyla, davalı idarece arsaların 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile ulaşılmak istenilen amaçlardan hangisinin gerçekleştirilmesi için kamulaştırma yoluna gidildiği ortaya konulmadan dava konusu işlemin tesis edildiği, söz konusu amaç açıkça ortaya konularak ulaşılmak istenilen kamu yararının belirlenmesi gerektiği, aksi halde kanunla ancak kamu yararı amacıyla gerçekleştirilmesine müsaade edilen kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi dışında tutulması sonucunun ortaya çıkacağı, dolayısıyla, kamu yararının özgülendiği amaç belirlenmeden, hiçbir sınırlama yapılmaksızın, yargı denetimini de etkisizleştirecek şekilde, 1164 sayılı Kanunda belirtilen amaçların tümü için gerçekleştirildiği belirtilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan karar düzeltme istemi Danıştay Altıncı Dairesinin 07/07/2010 tarihli, E:2010/76, K:2010/7255 sayılı kararıyla kabul edilmiş ve İdare Mahkemesi kararı, kamulaştırma işleminin, düzenleyici bir işlem olan imar planının uygulanması niteliğinde olduğu, taşınmazların 1/1000 ölçekli imar planında ayrıldığı amaç doğrultusunda kamulaştırma yapılabileceği, dava konusu işlemde gösterilen taşınmazların alt ve üst ölçekli imar planlarında sanayi alanında kaldığı, dava konusu işlemin de 1164 sayılı Kanun gereği ve sanayi için arazi ve arsa sağlamak amacıyla tesis edildiğinin belirtildiği, İdare Mahkemesince, kamulaştırma işleminin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı uyarınca tesis edilebileceği de dikkate alınarak, söz konusu alanda bir uygulama imar planı bulunup bulunmadığı ve dava konusu işlemin bu plan uyarınca ve 1164 sayılı Kanunda sayılan amaçlardan birini gerçekleştirmek için tesis edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulduktan sonra karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Söz konusu bozma kararı üzerine,... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla, mevcut durum itibarıyla taşınmazın bulunduğu alana ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kabul edilmiş ise de dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunmaması nedeniyle işlemin iptaline karar verilmiştir. Bu kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 22/10/2013 tarihli, E:2012/3684, K:2013/6002 sayılı kararıyla, kamulaştırma işlemlerinin tesis edildiği tarihte davaya konu taşınmazı kapsayan 13/12/2002 tarihli, 1/5000 ölçekli nazım imar planının bulunduğu, ancak 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığı, nazım imar planında taşınmazların sanayi fonksiyonuna ayrıldığı, davalı idarece 1/5000 ölçekli nazım imar planına uygun olarak ve bölgede uygulama imar planı bulunmadığından kamu yararı kararına dayanılarak kamulaştırma işleminin tesis edildiği, daha sonra 17/04/2007 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yapıldığı, böylece işlemin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile de uyumlu hale geldiği, ancak bu planın .... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla iptaline karar verildiği, anılan kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 02/11/2011 tarihli, E:2011/1100, K:2011/4255 sayılı kararıyla dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, bu nedenle Mahkeme kararında sonucu yönünden hukuki isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle onandığı, uyuşmazlık devam ederken 14/03/2011 onay tarihli, 1/1000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi 1. Etap Uygulama İmar Planının yürürlüğe girdiği belirtilerek, taşınmazların kamu yararı kararına dayalı olarak ve yürürlükteki 1/5000 ölçekli planla uyumlu olarak, 1164 sayılı Kanunda gösterilen amaçlarda kullanılmak üzere kamulaştırılmış olması, davanın devamı sırasında yürürlüğe giren 1/1000 ölçekli uygulama imar planıyla da uyumlu hale geldiği görüldüğünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. .... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla, anılan bozma kararına uyularak, taşınmazların kamu yararına uygun ve yürürlükteki 1/5000 ölçekli nazım imar planına uyumlu olarak, 1164 sayılı Kanun amaçları doğrultusunda değerlendirilmek üzere kamulaştırıldığı, davanın devamı sırasında yürürlüğe giren 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile de uyumlu hale geldiği belirtilmek suretiyle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2017 tarihli, E:2016/10616, K:2017/7849 sayılı kararıyla onanmış ve kararın düzeltilmesi istemi de 18/11/2018 tarihli, E:2018/2593, K:2018/9132 sayılı kararıyla reddedilerek kesinleşmiştir. Daha sonra, davacı tarafından yapılan bireysel başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesinin 10/11/2022 tarihli, 2019/1255 başvuru numaralı kararıyla, Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ve bu hak ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine; kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 7. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihte 2942 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince zorunlu kılınan kamu yararı kararının veya uygulama imar planının bulunmadığı, dolayısıyla anılan işlemin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve bu sebeple mevzuata ve hukuka aykırı şekilde tesis edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş; bu karar, davalının temyiz başvurusu üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2023/3960, K:2023/8724 sayılı kararıyla onanmış; davalı idare tarafından, anılan kararın düzeltilmesi istenilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, anılan Kanunun amacı, "arsaların aşırı fiyat artışlarını önlemek üzere tanzim alış ve satışı yapmak; konut, sanayi, eğitim, sağlık ve turizm yatırımları ve kamu tesisleri için arazi ve arsa sağlamak" olarak belirlenmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6. maddesinin son fıkrasında ise, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı tarafından yapılan bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince Anayasanın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ve bu hak ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde verilen ... tarihli,... başvuru numaralı kararda, "A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia ... 40. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır (Ford Motor Company, B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49). 41. Somut olayda TOKİ tarafından herhangi bir kamu yararı kararı alınmaksızın başvurucunun taşınmazlarının kamulaştırılmasına 28/9/2006 tarihinde karar verilmiştir. Dairenin 7/7/2010 tarihli bozma kararında 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesine değinilerek kamulaştırma kararından önce kamu yararı kararı alınması gerekmekte ise de onaylı imar planına göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve planın onaylanmasına ihtiyaç olmadığı belirtilmiş, söz konusu alanda uygulama imar planının bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bozma kararına uyan İdare Mahkemesi, uygulama imar planının 14/3/2011 tarihinde yürürlüğe girdiğini tespit etse de kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihte taşınmazların olduğu bölgede bir uygulama imar planının bulunmadığını vurgulamış, dolayısıyla kamulaştırma işleminin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşmıştır. 42. Şu hâlde kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihte uygulama imar planının mevcut olmadığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Daire 22/10/2013 tarihli kararıyla, uygulama imar planının 14/3/2011 tarihinde onaylandığına işaret edip İdare Mahkemesi kararını bozmuş ise de bu durum işlemin tesis edildiği tarihte ortada bir kamu yararı kararı veya uygulama imar planı bulunmadığı gerçeğini değiştirmemektedir. Dairenin ikinci bozma kararında 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesine ilişkin olarak önceki kararında yaptığı yorumun hatalı olduğuna dair bir tespit de yer almamaktadır. Aksine ikinci bozma kararında 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesine ilişkin olarak ilk bozma kararında açıklanan yorum esas alınarak değerlendirme yapılmış ancak söz edilen maddede aranan kamu yararı şartının dava derdestken uygulama imar planının yürürlüğe girmesiyle sağlandığı kabul edilmiştir. 43. Somut olayda kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihte 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesince zorunlu kılınan kamu yararı kararının veya uygulama imar planının bulunmadığı ihtilafsız olduğuna göre kamulaştırma işleminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmıştır. 44. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin Nusrat Külah (B. No: 2013/6151, 21/4/2016) kararında da değinildiği üzere mülkiyetten yoksun bırakan bir işlemin salt soyut olarak kamu yararı amacının bulunması kural olarak yeterli olmayıp ayrıca kamu yararı amacının dayandığı sebeplerin somut olarak gerçekleştirilmesi de gerekmektedir (Nusrat Külah, §§ 65, 69; Motais de Norbonne/Fransa, B. No: 48161/99, 2/7/2002, § 20; Keçecioğlu ve diğerleri/Türkiye, B. No: 37546/02, 8/4/2008, §§ 26, 27). Anayasa Mahkemesi Ahmet Yazı ([GK], B. No: 2018/357, 29/9/2021, § 59) kararında aynı değerlendirmenin TOKİ yönünden de geçerli olduğuna karar vermiştir. 45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. B. Mülkiyet Hakkıyla Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia ... 56. Somut olayda başvurucunun taşınmazlarıyla ilgili olarak tesis edilen kamulaştırma kararından önce alınan bir kamu yararı kararı bulunmadığı gibi taşınmazların kamu hizmetine ayrıldığını gösteren onaylı uygulama imar planı da mevcut değildir. Bu sebeple başvurucu, taşınmazlarının kamulaştırılmasının kamu yararı amacına dayanıp dayanmadığını kamulaştırma işleminden bağımsız olarak yargısal denetime tabi kılma imkânı elde edememiştir. Başvurucu, kamulaştırma işlemine karşı açtığı davada kamulaştırma işleminden önce kamu yararı kararı alınmadığı için kamulaştırma işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür ancak Daire, yargılama devam ederken uygulama imar planının yürürlüğe girdiğini gözeterek davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. 57. Öte yandan Dairenin bozma kararında başvurucunun taşınmazlarının kamulaştırılmasında kamu yararı bulunup bulunmadığıyla ilgili olarak bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmektedir. Uygulama imar planıyla kamu hizmetine ayrılan taşınmazlar yönünden söz konusu taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasında kamu yararının bulunup bulunmadığı meselesinin imar planına karşı açılacak bir davada incelenebileceği gözetildiğinde Dairenin başvurucunun taşınmazlarının kamulaştırılmasının kamu yararına dayanıp dayanmadığını incelememesi makul karşılanabilir. Gelgelelim taşınmazın kamu hizmetine tahsisinde kamu yararı bulunmadığı iddiası yönünden yapılacak yargısal denetimin etkili olduğundan söz edilebilmesi için bunun kamulaştırma sürecinin kesinleşmesinden önce tamamlanması gerekir. Aksi takdirde kamu yararı kararına karşı yargı yolunun açık olmasının bir anlamı kalmaz. 58. Başvurucunun taşınmazlarının kısmen yol, kısmen de sanayi alanı olarak kullanılmasını öngören uygulama imar planı 14/3/2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Başvurucunun söz konusu uygulama imar planına karşı dava açması teorik olarak mümkün olsa da böyle bir davanın kamulaştırma işlemine karşı açılan ve eldeki bireysel başvuruya konu davanın kesinleşmesinden önce karara bağlanacağı kuşkuludur. Ayrıca başvurucunun taşınmazlarının Asliye Hukuk Mahkemesinin kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası sonucunda verdiği 27/2/2008 tarihli kararına istinaden TOKİ adına tescil edildiği de hatırlanmalıdır. Bu durumda başvurucunun taşınmazların kamulaştırılmasının kamu yararı amacına dayanmadığı iddiasını taşınmazların mülkiyetini yitirdiği tarihten önce yargı mercilerine inceletmesi imkânsız hâle gelmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil kararının Dairenin 22/10/2013 tarihli ikinci bozma kararından önceki bir tarihte verilmiş olması sebebiyle bozma kararının kamu yararı kararının hukukiliğinin mülkiyetin yitirildiği tarihten önce incelenememesine kendi başına neden olmadığı düşünülebilir. Gerçekten başvurucu, taşınmazların mülkiyetini Dairenin ikinci bozma kararından çok önce yitirmiştir. Dolayısıyla Dairenin onama kararı vermesi hâlinde bile başvurucu, taşınmazların mülkiyetini kendiliğinden geri kazanmayacaktır. Ne var ki kamulaştırma işlemine karşı açılan davanın nihai olarak reddedilmesi başvurucunun mülkiyet hakkına Anayasa'ya aykırı olarak yapılan müdahaleyle gerçekleşen ihlalin giderimi için yapabileceği muhtemel idari ve yargısal başvurulardaki başarı şansını düşürdüğü açıktır. Kamulaştırma işleminin 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinde öngörülen usule aykırı olarak kamu yararı kararı alınmadan tesis edildiğini tespit eden bir karardan sonra başvurucunun taşınmazlarının mülkiyetinin iadesi veya bunun yerine ikame olmak üzere tazminat ödenmesi yolunda yapacağı başvurularda başarı şansının yüksek olacağı izahtan varestedir. 60. Sonuç olarak başvurucunun taşınmazlarının kısmen yol, kısmen sanayi alanı olarak tahsis edilmesinde kamu yararı bulunup bulunmadığını, kamulaştırma sürecinin kesinleşmesinden önce yargısal mercilere denetlettirememesi sebebiyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir." gerekçelerine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı uyarınca yeniden yapılan yargılama sonucunda, ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş; anılan karar Dairemizin ... tarihli, E:..., K:...sayılı kararıyla onanmış; davalı idare vekilince söz konusu kararın düzeltilmesinin istenilmesi üzerine Dairemizce dosyanın belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca incelenmesine geçilmiştir. Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun "Bireysel Başvuru" başlıklı Dördüncü Bölümünde yer alan "Kararlar" başlıklı 50. maddesinde, "(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir..." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu ve ilgililerce yapılan bireysel başvurular üzerine ihlal kararı verilmesi hâlinde, yargı merciilerince, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılarak, Anayasa Mahkemesi kararında açıklanan ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yeniden bir karar verilmesi gerektiği açıktır. Bununla birlikte, bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereğince, Anayasa Mahkemesi kararları sonrasında ilgili yargı merciilerince yeniden yargılama yapılırken, uyuşmazlık konusu olay ve olgular ile delillerin değerlendirilmesinin ve uygulanacak hukuk kurallarının yorumlanmasının yine bu yargı mercilerinin görevine girdiği; Anayasa Mahkemesinin bu bağlamdaki görevinin yargı merciilerinin değerlendirmelerinin keyfilik veya bariz takdir hatası içerip içermediğinin denetlenmesinden ibaret olduğu da tabiidir. Nitekim bu husus, Anayasa Mahkemesinin aşağıda yer verilen kararlarında da vurgulanmıştır: "Uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının yorumlanması görevi öncelikle derece mahkemelerine aittir. Bu bağlamda 2981 sayılı Kanun uyarınca tapu tahsis belgesi verilebilmesi için gecekondunun bulunduğu taşınmazın uygulama imar planında kamu hizmetine ayrılmamış olması şartının aranıp aranmadığını değerlendirmek idarelerin ve derece mahkemelerin yetkisindedir. Anayasa Mahkemesinin kanunların yorumu bağlamındaki görevi derece mahkemelerin değerlendirmelerinin keyfilik veya bariz takdir hatası içerip içermediğini denetlemekten ibarettir. (AYM; Süleyman Turhan kararı, 17/11/2021, Başvuru No:2018/23631) Öncelikle belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kapsamında hukuk kurallarını yorumlama veya başvuruya konu olay ve olguları değerlendirme gibi bir görevi bulunmamaktadır. Bireysel başvurunun ikinciliği ilkesi gereğince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması derece mahkemelerinin takdirinde olup açık bir keyfilik olmadığı veya bariz takdir hatası içermediği takdirde Anayasa Mahkemesinin bu takdir yetkisine müdahalesi söz konusu olamaz. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda derece mahkemelerinin yorumlarının temel hak ve özgürlükler üzerindeki etki ve sonuçlarını değerlendirir. (AYM; Yavuz Körükçü kararı, 29/9/2020, Başvuru No:2017/23668) Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birden fazla yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimseneceği derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan birine üstünlük tanıması veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukuk kurallarını yorumlaması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevi, hukuk kurallarının birden fazla yorumunun hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmektir (AYM; Mehmet Arif Madenci kararı, 12/1/2017, Başvuru No:2014/13916). Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında; kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez. (AYM; Bünyamin Arıkan kararı, 20/07/2017, Başvuru No:2014/4191)" Bakılan dava, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Beldesi, ... Köyünde bulunan ve karar eki haritada gösterilen, mülkiyeti davacıya ait olan ..., ... pafta, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazları da içeren, özel mülkiyete konu toplam 556 adet taşınmazın, 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun amaçları doğrultusunda değerlendirilmek üzere, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca kamulaştırılmasına ilişkin TC Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığının ... tarihli, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte, davacıya ait taşınmazların bulunduğu alanı kapsayan, 13/12/2002 tarihli, 1/5000 ölçekli nazım imar planının bulunduğu ve bu planda uyuşmazlık konusu taşınmazların sanayi fonksiyonuna ayrıldığı; davalı idarece bu plana uygun olarak ve alanda uygulama imar planı bulunmadığından kamu yararı kararına dayanılarak dava konusu kamulaştırma işleminin tesis edildiği; daha sonra alan için 17/04/2007 onay tarihli, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının da onaylandığı, kamulaştırma işleminin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile de uyumlu olduğu; söz konusu planın .... İdare Mahkemesinin... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla iptaline karar verildiği; İdare Mahkemesince de bu gerekçeyle dava konusu kamulaştırma işleminin iptali yolunda hüküm kurulduğu; 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının ise Danıştay Altıncı Dairesinin 02/11/2011 tarihli, E:2011/1100, K:2011/4255 sayılı kararıyla "uyuşmazlık konusu olayda yürürlükte olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapılmasına ilişkin dava konusu büyükşehir belediye meclisi kararında yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir." şeklindeki değişik gerekçeyle onandığı; uyuşmazlık devam ederken 14/03/2011 onay tarihli 1/1000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi I. Etap Uygulama İmar Planının yürürlüğe girdiği, kamulaştırma işleminin söz konusu plana da uygun olduğu; davacı tarafından 14/03/2011 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi 1. Etap Uygulama İmar Planı ile bu plana yapılan itirazın reddine ilişkin 10/06/2011 tarihli, 115 sayılı Arnavutköy Belediye Meclisi kararının ve anılan planın dayanağı 1/5000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi Nazım İmar Planının iptali istemiyle açılan davanın ise.... İdare Mahkemesinin... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın da Danıştay Altıncı Dairesinin 05/04/2016 tarihli, E:2013/5500, K:2016/1467 sayılı kararıyla onanarak, karar düzeltme kanun yoluna başvurulmadan, bunun için öngörülen süre sonunda da kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda, dava konusu kamulaştırma işleminin, kamu yararı kararına dayalı ve yürürlükteki 1/5000 ölçekli nazım imar planıyla uyumlu olarak, 1164 sayılı Kanun amaçlarında değerlendirilmek üzere tesis edildiği, davanın devamı sırasında yürürlüğe giren 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile de uyumlu olduğu, dolayısıyla söz konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı görüldüğünden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan, dosyanın ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, dava konusu işlemin iptali istemiyle, bu işlem kapsamında kamulaştırılmasına karar verilen diğer taşınmazların bazılarının maliklerince de -toplam 56 adet- dava açıldığı; bu davaların üçünde İdare Mahkemelerince işlemin iptali yönünde verilen kararlarda ısrar edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2017 tarihli, E:2015/3021, K:2017/1391 sayılı; 27/03/2017 tarihli, E:2015/2022, K:2017/1392 sayılı ve 27/03/2017 tarihli, E:2015/3046, K:2017/1393 sayılı kararlarıyla, "dosyaya sunulan sonraki tarihli savunmalar ve dava konusu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin diğer davalardaki belgelerden, davacıya ait taşınmazın da içerisinde bulunduğu 556 parselden müteşekkil toplam 1.058.687 m² alanın kamulaştırılması yoluna gidildiği, alanın değişik ölçekteki planlarda sanayi lejandında bulunduğu, karar tarihi itibariyle alanda organize sanayi bölgesi yapım çalışmalarının devam ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; işlemin amaç unsuru her ne kadar başta açık değilse de, sonraki tarihli bilgi belgeler ve diğer davalardaki durumlara bakıldığında, alanın organize sanayi bölgesi oluşturmak amacıyla kamulaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla dava konusu parsel bakımından, tesis edilen kamulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır." gerekçesiyle ısrar kararlarının bozulmasına karar verildiği; sonuç olarak söz konusu davaların hepsinin İdare Mahkemelerinin davanın reddi yönünde verdiği kararlarla sonuçlandığı ve bu kararların kesinleştiği görülmüştür. Bununla birlikte, bakılmakta olan davaya konu taşınmazlardan ... parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde yer alan 143 parsel sayılı taşınmazın maliki ... tarafından, yine aynı işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen ret kararının kesinleşmesi sonrasında Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen ... tarihli, ...başvuru numaralı... kararında Anayasa Mahkemesince, "Mahkeme ve Danıştay'ın kararlarında bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir." şeklindeki hukuki değerlendirmeye de yer verilerek, Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediği yönünde karar verildiği de anlaşılmıştır. Bu durumda, dava konusu işlemin, kamu yararına uygun ve yürürlükteki 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile uyumlu olarak tesis edildiği, davanın devamı sırasında yürürlüğe giren 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile de uyumlu olduğu, dolayısıyla işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı hususunda, anılan işlemin iptali istemiyle açılan diğer davalarda yargılama faaliyetlerini yürüten idare mahkemeleri, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ve -yukarıda belirtilen ... kararında- Anayasa Mahkemesi tarafından görüş birliğine varıldığı da açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin, .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 05/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X)KARŞI OY : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.