10. Hukuk Dairesi 2023/3792 E. , 2024/6292 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2016/107 E., 2021/339 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mah…
**10. Hukuk Dairesi 2023/3792 E. , 2024/6292 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2016/107 E., 2021/339 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; davacılar murisinin meydana gelen iş kazasında vefat ettiği, kazanın oluşumunda davalıların kusurlu olduklarından bahisle dava dilekçesinde her bir davacı için maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalıların vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.12.2013 tarih ve 2007/90 Esas, 2013/1438 Karar sayılı kararıyla; davacı anne ... için 56.517,63 TL maddi tazminat ile 4.000,00 TL manevi tazminatın, davacı baba ... için 4.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı baba ...'nün maddi tazminata ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 17.12.2013 tarih ve 2007/90 Esas, 2013/1438 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... Müh. İnş. Tan. İl. Tar. Çev. Paz. Dış Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 28.04.2014 tarih ve 2014/2422 Esas, 2014/9153 Karar sayılı kararı ile kusurun oran ve aidiyetinin tespiti noktasından mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 01.07.2021 tarih, 2016/107 Esas, 2021/339 Karar sayılı karar ile temin edilebilen belgeler ve alınan kusur raporları birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece kusur oranlarının işçi işveren %50'şer oranda eşit olarak kabul edildiğinden bahisle davacı baba lehine 16.347,43 TL maddi, 5.000,00 TL manevi, davacı anne lehine 28.258,81 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, işverenlerin iş yerlerinde işin görülmesi ile ilgili her aşamada iş yeri sağlığı ve iş güvenliği için her türlü tedbiri almak zorunda oldukları gibi; ayrıca tehlike sorumluluğu kapsamında kusursuz sorumlu olduklarını, kaldı ki iş kazasının oluşmasında davalı yan aynı zamanda kusurlu da olduğunu, davalıların 16 yıl boyunca yasal tehlike sorumluluğundan kurtulma yönünde tek bir ispatları olmadığı gibi, kendi üzerlerine düşen ispat külfetini de yerine getirmediklerini, olayın iş kazası olduğuna dair tespit dosyasının kesinleşmiş olduğunu, dosyada bozma kararına uygun bir biçimde yeniden 3 kişilik bir heyetten alınan 15.09.2015 tarihli kusur bilirkişisi heyet raporunun, davalı işverenlerin yasal müşterek kusursuz sorumluluğu ilkelerini açıkça tesbit ettiğini, dosyada bir de hesap raporu bulunduğunu, bunlara karşın mahkemenin önceki 10.03.2015 günlü tek kişilik (bozma kararına da aykırı bir mesleki formasyon ve içerikte) bilirkişinin raporuna atıfta bulunmasının yerinde olmadığını, zira o rapora kendileri tarafından itiraz edildiğini ve sonrasında yeni bir rapor alındığını, anılan 10.03.2015 günlü tek kişilik bilirkişi raporu hükme esas olacak nitelikte olmadığı için yeni bir heyetten rapor alındığını, iş yeri organizasyonunu kurmakla ve özellikle Afganistan gibi tehlikeli bir bölgede özel iş güvenliği tedbirlerini tam olarak almakla yükümlü, ABD üssünde çalışan, bu üsten araçla izinsiz ayrılmanın mümkün olmadığı bir iş yerinde, tüm kayıtlar ellerinde olan ya da olması gereken davalı işverenlerin, tüm yargılama boyunca ne olayla ilgili olarak, ne trafik kazası ile ilgili olarak ne bir kroki, ne bir kusur raporu, ne bir fotoğraf, hiçbir veri ve delil sunmadıkları gibi, kusursuz sorumluluk ilkesini aşacak bir delil de sunmadıklarını, davalılardan ... ünvanlı firmanın tarafı olduğu resmi sözleşmede yeralan işçiye bilgi verme ve aydınlatma yükümlülüklerini yerine getirmediğinin de sabit olduğunu, ispat yükünün davalılarda olup yerinde getirilmediğini, davalılara %50 kusurlu, %50 kusursuz şeklinde sorumluluğun eksik yükletilmesinin yerinde olmadığını, davalı işverenlerin, 4857 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan 77 nci maddesine, ayrıca olay davalı işverenlerin denetim ve kontrolündeki araçta olduğu için Karayolları Trafik Kanunu 85 inci maddesine, yine İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda tanımı yapılan sorumluluk ilkelerine göre, zararın tümünden sorumlu olmaları gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 439 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-... ...-Ejder ..., Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Dosya kapsamından, hüküm altına alınan tazminat tutarlarından sorumlu tutulan davalı ... Müh. İnş. Tan. İl. Tar. Çev. Paz. Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kaydının bozma kararından sonra ve fakat temyiz incelemesine konu mahkeme kararından önce, 03.02.2015 tarihinde, TTK’nın geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davalı ... Müh. İnş. Tan. İl. Tar. Çev. Paz. Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kaydının terkin edilmesi nedeniyle tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla davada taraf olma ehliyetinin sona erdiği gözetilmeksizin yazılı şekilde sonuca gidilmiş olması hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş davacı tarafa adı geçen davalı şirketi ihya etmesi ve ihya edilecek şirkete tasfiye memuru atanması için dava açmak üzere önel vernek, ihya davası açıldığı takdirde bu davanın sonucunu beklemek, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde taraf teşkili sağlanarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemeye gönderilmesine, 04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.