Başvuru, terör nedeniyle köyden ayrılma durumu dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin; ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, terör nedeniyle köyden ayrılma durumu dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin; ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/1/2014 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 22/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; Tunceli ili Nazımiye ilçesi Çevrecik köyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında terör nedeniyle yaşadığı köyden ayrılmak zorunda kaldığını iddia etmiştir. Başvurucu, 5/4/2006 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Tunceli Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon 31/8/2009 tarihli ve 2009/4-2508 sayılı kararında "...ilçe araştırma heyeti keşif ve tespit tutanağında belirtilen şahsın 1950 yıllarında ekonomik nedenlerden dolayı İstanbul iline göç ettiği, 2003 yılında köye gelerek yeni yaptığı evine taşınarak yazın gelip kışın İstanbul iline gittiği terörden dolayı herhangi bir terk ve zararın olmadığı muhtar ve mahallinin bilirkişi ifadelerinden tespit edilmiş olup; kanun kapsamına girmediğinden talebin reddine..." karar vermiştir. Ret kararına karşı Malatya İdare Mahkemesinde başvurucu tarafından dava açılmıştır. Malatya İdare Mahkemesinin 20/1/2011 tarihli ve E.2009/1563, K.2011/191 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: “...Mahkememizin E:2007/2269 sayılı dosyasında mevcut İçişleri Bakanlığı'nın 2009 gün ve 10246 sayılı yazısı ile Mahkememizin E:2007/1645 sayılı dosyasında bulunan Tunceli İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği'nin 2009 gün ve 2336 sayılı yazısı ekinde yer alan veTunceli İli genelinde terör olayları nedeniyle boşalan yerleşim birimlerini gösteren listelerin incelenmesinden; davacının ikamet etmekte iken terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığını ileri sürdüğü Çevrecik Köyü'nün terör eylemleri nedeniyle tamamen boşaltılan yerleşim yerleri arasında bulunmadığı görülmektedir. Diğer taraftan; adı geçen Köyün terör olayları nedeniyle tamamen boşalıp boşalmadığının tespiti amacıyla Mahkememizin E:2007/1639 sayılı dosyasında yapılan 2009 tarihli ara karara cevaben davalı idare tarafından gönderilen bilgi-belgelerin incelenmesinden; ÇevrecikKöyü’nün 1990 yılı nüfusunun 156 kişi, 1997 yılı nüfusunun 48 kişi, 2000 yılı nüfusunun 49 kişi olduğu; Nazımiye İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'nın2009 tarih ve 129 sayılı yazında, Çevrecik Köyü'nde 1994-2007 yılları arasında Mahalli İdareler Genel Seçimleri ile Milletvekili Genel Seçimleri ve halk oylaması seçimlerinin yapıldığı, Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde Muhtarlık Seçimleri ve İhtiyar Meclisi Üyeliği seçimleri için aday gösterildiği, tüm köylerde seçmenlerin oy kullandığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu bilgi ve belgelerin bir arada değerlendirilmesinden; davacının ikamet ettiği Nazımiye İlçesi, Çevrecik Köyü'nün idarece veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılmadığı, köydeköykorucularıveaileleri dışında yaşayanların da olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre; davacının, köyünü güvenlik kaygısı nedeniyle terk ettiği kabul edilse dahi köyün tamamen boşalmamış olması nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği zararların 5233 sayılı Yasa kapsamında tazminine olanak bulunmayıp, davacının başvurusunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir...” Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 14/11/2012 tarihli ve E.2011/16417, K.2012/10324 sayılı ilamı ile kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek onanmasına karar verilmiştir. Başvurucu karar düzeltme talebinde bulunmuş, aynı Dairenin 19/9/2013 tarihli ve E.2013/9433, K.2013/5950 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karar düzeltme kararı, başvurucuya 26/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 5233 sayılı Kanun’un , , , , , , geçici , geçici , geçici maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki kararın maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28). 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, Nakdî ödeme yapılır. … Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”