10. Hukuk Dairesi 2012/11927 E. , 2012/12213 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :543-73 Dava, davalıya fuzulen ödenen aylığın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan so…
**10. Hukuk Dairesi 2012/11927 E. , 2012/12213 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :543-73 Dava, davalıya fuzulen ödenen aylığın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1086 sayılı Hukuk Usülü Muhakemeleri Kanunun 381.(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294.) maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. 1086 sayılı Hukuk Usülü Muhakemeleri Kanununun 388/son ( 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun297.) maddesi gereğincede istek sonuçlarından herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların; mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanunun 389.maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yanlız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür.Bu gibi hallerde de Hukuk Usülü Muhakemeleri Kanunun 388.maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uydgun olması zorunludur.Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararın değiştirilmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141.maddesi ile 1086 sayılı Hukuk Usülü Muhakemeleri Kanunun (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun) yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Somut olayda, hükmün esasını oluşturan ve tefhimle geçerlilik kazanan kısa kararda Kurum lehine ''600.00 TL '', gerekçeli kararda ise ''1.200.00 TL'' vekalet ücretine karar verilmesi yukarıda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin usul ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Gerekçeli kararın hüküm fıkrasındaki "1.200" rakamının silinerek, yerine, "600" rakamının yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.