1. Hukuk Dairesi 2009/12127 E. , 2009/12801 K. "" MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı 131 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, bu kısmın kaydının iptali ile elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddine savunmuştur. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kar…
**1. Hukuk Dairesi 2009/12127 E. , 2009/12801 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı 131 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, bu kısmın kaydının iptali ile elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddine savunmuştur. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve sicilin kütükten terkini, elatmanın önlenmesi, yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu 1 parsel sayılı taşınmazın öncesi olan 19 parselin kadastra tespitinin 1965 yılında şahıs adına tespit görüp kesinleştiği, davanın ise 11.11.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. . Her nekadar, nizalı taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kalan bölümü devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fırkası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açılacağı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir. Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve içtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarih, 21/9 Sayılı içtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Öte yandan, yürürlüğe konulan hükümler kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan ve re'sen gözetilmesi gerektiğinden somut olayda, aleyhe bozma yasağı ilkesinin de uygulanma yeri bulunmadığı izahtan varestedir.