İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 27/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/10/2025 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/06/2025 tarih ve 2024/837 Esas sayılı kararı ara kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflarınca açılan dava neticesinde mahkeme kararı ile yaptırılan olağanüstü genel kurul toplantısı ile…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2271 - 2025/2190 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2271 KARAR NO : 2025/2190 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2024/837 Esas DAVACILAR : 1-... VEKİLİ : Av. DAVALI : 1 -... VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 -... TAŞIMACILIK OTOMOTİV EMLAK PETROL ÜRÜNLERİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ DAVANIN KONUSU : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 27/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/10/2025 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/06/2025 tarih ve 2024/837 Esas sayılı kararı ara kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflarınca açılan dava neticesinde mahkeme kararı ile yaptırılan olağanüstü genel kurul toplantısı ile hem müvekkili ... hem de davalı ...'nin çift imza yetkisi tanımlandığını, Mahkeme kararı ile yaptırılan Olağanüstü Genel Kurul kararı öncesi tek imza yetkilisinin ... olduğunu, davalı ...'nin şirketin eski imza sirküleri, eski ticari ilanlar ile, noteri, kurumları yanıltıcı bilgii beyan ve belgelerle .... Noter Huzurunda şirketin araçlarını müvekkilden habersiz, tek imza yetkilisi kendisiymiş gibi, tek başına, bilgi vermeksizin, gizli olarak kiraladığını öğrendiklerini, bu nedenle sayın mahkemece .... Noterliğine müzekkere yazılarak; davalı şirketi adına 2025 yılı OCAK ayından itibaren bugüne dek (30.04.2025) yapılan tüm işlemlere ilişkin evrakların dosya arasına gönderilmesini istediklerini, ayrıca davalı yanın sadece bu işlem değil, şirketi davaların açılmasından sonra borçlandırdığı, çek/senet ve evrak ile müvekkilin davalar neticesinde kazanımını etkileyecek işlemler yaptığını, ayrıca bugüne dek şirkette işler yaprak para kazanılmasına rağmen paraları almaya devam ettiğini, kar payını dahi dağıtmadığını, .... Noterliğinden gelecek belge ile de görüleceği üzere şirkette şu an da çift imza yetkisi olmasına rağmen, cezai yargılamayı gerektirir şekilde; eski imza sirküleri, eski ticari ilanlar ile noteri, kurumları yanıltıcı bilgi, beyan ve belgelerle .... Noter Huzurunda şirketin araçlarını müvekkilden habersiz, tek imza yetkilisi kendisiymiş gibi tek başına, bilgi vermeksizin, gizli olarak şirkete yönelik işlemler yaptığını , tüm bu nedenlerle; uzun zamandır hukuk savaşı verdikleri hem iş bu mahkeme huzurundaki dosya hem de sorumluluk davasındaki dosyalar ele alındığında; tedbiren Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 630/2. maddesine göre, limited şirkette her ortak, haklı sebeplerin varlığında Mahkemeye başvurarak müdürün yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını isteyebileceğinden, müdür ...'nın yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını ve ayrıca Türk Medeni Kanunu (MK) m.403, m.426/3 ve m.427/4 hükümleri uyarınca; kaldırılan yönetim ve temsil yetkileri nedeniyle davalı şirkete masrafları şirketten karşılanmak üzere kayyum atanmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "...Somut olayda; davacı tarafından kötü yönetim nedeniyle sorumluluk talepli dava açılmış olup; tazminat talepli dosyada kayyım atanması talep edilemeceyeceği, şirketlerin seçilmiş organları eliyle idaresi asıl olup, bir şirkete kayyum atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerektiği, dava konusu şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi mevcut delil durumu dikkate alındığında, HMK'nun 389. maddesi anlamında, dava konusu şirkete yönetim kayyumu atanmasını gerektirir bir durumun mevcut olduğu HMK'nun 390/3 maddesi kapsamında yaklaşık olarak ispat edilemediğinden, şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması yönünde tedbir talebinin reddine dair ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, .... Noterliğinin belgeleri daha sonra dosyaya girdiği halde dikkate alınmadığını, noter belgelerine göre ...'nın yetkisiz olmasına rağmen tek başına işlem yaptığı kanıtlandığını, noter belgelerine göre ...'nın yetkisiz olmasına rağmen tek başına işlem yaptığının kanıtlandığını, bu durumun şirketi zarara soktuğu, hukuki korumanın sağlanması için tedbir verilmesi gerektiğini, HMK b.390 hükümlerine dayanılarak ihtiyati tedbir şartlarını olduğunu, davalı ...'nin yetkisiz işlemlere şirket araçlarını kiraya verdiğini, para topladığı ve şirkete maddi zarar verdiğini iddia ederek ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına masrafların şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) istemine yönelik olup, istinafa konu uyuşmazlık ise davacı tarafın şirkete kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 12.06.2025 tarihli ara kararın kaldırılması talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Geçici hukuki koruma türlerinin başında gelen İhtiyati Tedbir 6100 sayılı HMK’nın 389 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nin 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları, 390. maddesinde ihtiyati tedbir talebi, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usule yer verilmiştir. HMK'nın 389. maddesine göre ihtiyati tedbirin şartları; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğmasından endişe edilmesi olarak açıklanmıştır. Ayrıca tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği belirtilmiştir. Yine aynı Yasa'nın 390/3. maddesinde haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi zorunluluğu koşulu aranmıştır. 6102 sayılı TTK’da sermaye şirketlerinde yönetime dışarıdan müdahaleye, yani şirkete mahkemece yönetim kayyumu atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Sermaye şirketlerinde kayyım atanması ile ilgili olarak, TTK'da bulunan tek madde TTK'nın 617.maddesinin üçüncü fıkrası ile yapılan yollama uyarınca 412.maddedir. Burada, genel kurula çağrının yapılması için kayyım atanabileceği düzenlenmiştir. TTK.nın 636/2 maddesi, limited şirketlerde organ yokluğunu ve bunun sonuçlarını düzenlemiştir. Aynı maddenin 4.fıkrasında fesih davası açıldığında mahkemenin gerekli önlemleri alacağı belirtilmiştir. Bunlar arasında kayyım atanması olduğu da kuşkusuzdur. Diğer taraftan TTK'nın 1.maddesi gereğince; Türk Ticaret Kanunu, Türk Medenî Kanunu'nun ayrılmaz bir parçasıdır. Türk Medeni Kanunu'nda kayyımlık, temsil kayyumu (TMK, m.426), yönetim kayyumu (TMK'nın m.427) ve isteğe bağlı (iradî) kayyım (TMK, m.428) olmak üzere üç türü düzenlenmiştir. TMK'nın 427/4.maddesinde, bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağı belirtilmiştir. Ayrıca limited şirketlerde müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayılmıştır (TTK'nın 616/1-b). Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, şirketlerin seçilmiş organları eliyle idaresi asıl olup, bir şirkete kayyum atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça, davalının yöneticisi olduğu şirketi zarara uğrattığı, yapılan işlemlerde elde edilen tahsilatları uhdesinde tuttuğu, şirket hesabına gelen parayı çekerek zimmetine geçirdiğinden bahisle davalının tüm yönetim yetkilerinin kısıtlanması ile şirkete kayyım atanmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, şirketlerin seçilmiş organları eliyle idaresi asıl olup, bir şirkete kayyım atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerektiği, somut olayda dosyada davalı şirkette organ boşluğu bulunduğunun iddia edilmediği gibi mevcut delil durumu dikkate alındığında HMK'nın 389.maddesi anlamında yaklaşık ispatın gerçekleşmediği, HMK'nın 390/3.maddesi anlamında yaklaşık ispatın gerçekleşmemesi nedeniyle ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/06/2025 tarih ve 2024/837 Esas sayılı kararı ara kararına kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından BU KONUDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak 27/10/2025 tarihinde karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır