Başvuru, hakem kararının tanınması ve tenfizine ilişkin yargı sürecinde aleyhe hükmedilen harcın yüksek olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hakem kararının tanınması ve tenfizine ilişkin yargı sürecinde aleyhe hükmedilen harcın yüksek olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Güriş İnşaat ve Mühendislik A.Ş., yabancı uyruklu Agencja Rozwoju Miasta S.A. (Acente) yapmış olduğu 9/7/2003 tarihli sözleşme ile Krakow'un hızlı tramway alt yapısı işini üstlenmiştir. Taraflar arasındaki işin yapımından kaynaklanan uyuşmazlıklar nedeniyle sözleşme feshedilmiştir. Acente, sözleşme uyarınca Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Mahkemesine (Hakem) başvurmuştur. Hakem heyeti 12/9/2009 tarihinde uyuşmazlığı karara bağlamıştır. Acente, hakem kararını Beyoğlu Noterliği vasıtasıyla Türkçe'ye tercüme etmiş ve 22/4/2011 tarihinde hakem kararının tanınması ve tenfizi talebinde bulunmuştur. Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi (Mahkeme) 7/3/2012 tarihinde, tarafların kendi iradeleriyle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için uluslararası tahkime gittikleri ve hakem tarafından verilen kararın usulüne uygun olarak kesinleştiği gerekçesiyle 12/2/2009 tarihli hakem kararının tenfizine karar vermiştir. Anılan kararda hakem tarafından hüküm altına alınan toplam 789,23 Avro'nun tenfiz karar tarihindeki karşılığı olan 998,91 TL üzerinden 799,34 TL harcınbaşvurucudan tahsiline de yer verilmiştir. Başvurucu, tenfiz kararını temyiz etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 6/6/2013 tarihinde hükmü onamış, ancak başvurucunun karar düzeltme talebinde bulunması üzerine yapmış olduğu 27/2/2014 tarihli incelemeyle harca ilişkin onama kararını ortadan kaldırarak hakem kararındaki kabul ve ret oranına göre belirlenmesi amacıyla hükmün bozulmasına karar vermiştir. Mahkeme bozma kararına uymuş ve 7/5/2014 tarihli kararla hakem tarafından başvurucu aleyhine hükmedilen toplam 597,13 TL üzerinden hesaplanan 473,37 TL harcın başvurucudan tahsiline karar vermiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen hüküm, Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/2/2015 tarihli kararıyla onanmış ve 149,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden başvurucudan tahsiline karar verilmiştir. Karar düzeltme isteğinin aynı Daire tarafından 10/2/2016 tarihinde reddiyle hüküm kesinleşmiştir. Nihai karar, 4/8/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 29/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Kanun Hükümleri 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un "Yabancı hakem kararlarının tenfizi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir.(2) Yabancı hakem kararlarının tenfizi, tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yer asliye mahkemesinden dilekçeyle istenir. Taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığı takdirde, aleyhine karar verilen tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu, bu da yoksa icraya konu teşkil edebilecek malların bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılır.'' 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir.'' 492 sayılı Kanun'un "Hakem kararları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Hakem kararlarının infazı lazım geldiğine dair mahkeme başkanı veya hakim tarafından verilen şerhlerden, hakem kararının mahiyetine göre, karar ve ilam harcı alınır.Yabancı hakem kararları ile, kanun gereğince tahkim yolu ile halli mecburi olan davalardan da aynı suretle harç alınır. '' 492 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılacak davalardan, bu ilamlarda hükmolunmuş şeyin değeri, nevi ve mahiyetine göre (1) sayılı tarife gereğince harç alınır." 492 sayılı Kanun'a bağlı (1) sayılı Tarife'nin ilgili kısmı şöyledir: "III – Karar ve ilam harcı: Nispi harç :a) Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden (Binde 68,31)...e) (Değişik: 25/12/2003-5035/34 md.) Yukarıdaki nispetler Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Yargıtayın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları için de aynen uygulanır." Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/3/2017 tarihli ve E.2016/9181, K.2017/2117 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: "Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşme uyarınca davalıya 170 adet otobüs sattıklarını, bakiye borç olan 000,00 USD'nin ödenmemesi sebebiyle davalı ile aralarındaki anlaşma uyarınca Çin Uluslararası Ekonomi ve Ticaret Komisyonu'na başvurduğunu, tahkim yargılaması neticesinde müvekkilinin haklı bulunduğunu ve davalıdan yıllık % 6 oranında faizi ile birlikte 000,00 USD'yi almaya hak kazandıklarını, söz konusu kararın kesin olarak verildiğini ileri sürerek, kararın aynen tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 3 ve maddesi hükümleri bir arada değerlendirildiğinde tenfizi talep edilen kararda hükmolunan şeyin değerine göre (1) sayılı tarife uyarınca nispi harç alınması gerektiği, bu hususta davacı vekiline Harçlar Kanunu 30 ve HMK'nın maddeleri uyarınca tanınan sürelerde harcın tamamlanmadığı ve dosyanın işlemden kaldırılarak 3 aylık süre içinde de yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,[karar verildi]." Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/5/2017 tarihli ve E.2016/3015, K.2017/3958 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: "Tenfizi istenilen yabancı hakem kararı belirli bir alacağın tahsiline yönelik olduğundan 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun maddesine göre tenfiz davası nisbi harca tabidir. O halde mahkemece tenfizi istenilen karardaki alacak miktarının dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı tespit ettirilip, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/a ve maddeleri gözetilerek, davacı vekiline bu miktar üzerinden harcın tamamlanması konusunda kesin süre verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, eksik harç ile yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme/AİHS) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarından birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36). Mahkemeye erişim hakkı, Sözleşme'nin maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olup (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/.., 16/6/2009, § 52) bu kapsamda (1) numaralı fıkra, herkesin kişisel hakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya bir yargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altına alır (Golder/Birleşik Krallık, § 36). Mahkemeye erişim hakkı, niteliği gereği devlet tarafından düzenleme yapılmayı gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp sınırlamalara tabidir. AİHM'e göre bu hak, Sözleşme'nin tanımlamaksızın kabul ettiği bir hak olduğundan bir hakkın kapsamını belirleyen (çerçevesini çizen) sınırlardan başka sınırlamalara da tabi olabilir. Ancak hiçbir durumda bu sınırlamalar hakkın özünü zedelememelidir (Golder/Birleşik Krallık, § 38). Ayrıca bu sınırlama meşru bir amaç izlemeli ve kullanılan araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmalıdır, aksi takdirde sınırlama Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasıyla bağdaşmaz (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78,28/5/1985, § 57).