T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/440 KARAR NO : 2026/38 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.11.2023 NUMARASI : 2023/38 Esas 2023/746 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23.01.2026…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/440 KARAR NO : 2026/38 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.11.2023 NUMARASI : 2023/38 Esas 2023/746 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27.01.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... Belediye Başkanlığı vekili, ... Sigorta vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Asıl dava dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 21.04.2014 tarihinde davalı ... Belediyesi'ne ait, sürücüsü davalı ... olan, davalı ... tarafından sigortalanan ... plakalı otobüs ile dava dışı sürücü ...'ın idaresinde bulunan ... plakalı özel halk otobüsünün çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında kaldırımda yaya olarak durakta bekleyen davacıların oğlu/kardeşi olan ...'nın vefat ettiğini, kaza sonrasında anne/baba/kardeş olan davacıların büyük üzüntü yaşadığını, meydana gelen kazada müteveffanın kusurunun bulunmadığını, davacıların desteklerini kaybettiklerini belirterek, davacı baba ... ile anne ... için ayrı ayrı 1.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi tazminat ile müteveffanın kardeşi olan diğer davacılar ... için ayrı ayrı 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.10.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; maddi tazminata yönelik talebini davacılar ... için 93.561,74-TL, ... için 311.320,19-TL'ye yükseltmiştir. Birleştirilen dava dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davadaki vakıalara dayalı olarak davalı ...'dan davacı baba ... ile anne ... için ayrı ayrı 100.000-TL manevi tazminat ile müteveffanın kardeşi olan diğer davacılar ... için ayrı ayrı 50.000-TL manevi tazminatın, davalı ...'tan davacı baba ... ile anne ... için ayrı ayrı 1.000,00-TL maddi, 100.000-TL manevi tazminat ile müteveffanın kardeşi olan diğer davacılar ... için ayrı ayrı 50.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ve kazaya karışan diğer sürücü ile yayanın kusur oranının belli olmadığını, kusura yönelik iddiayı kabul etmediklerini, istenen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu,tazminatların davalı sigortadan istenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; husumetin ...'ya yöneltilmesi gerektiğini, mevzuat gereği toplu taşıma araçları ile ilgili kuruluşun ... olduğunu, davanın hizmet kusuruna dayalı olarak açılması gerektiğini, davalı idarenin hizmet kusuru olmadığını belirterek davanın öncelikle husumetten, aksi halde esastan reddi gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... adına kayıtlı olan ... plakalı aracın davalı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalandığını, maddi zararların teminat altına alındığını, manevi zararın teminat kapsamı dışında kaldığını, davalının limit dahilinde, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nispetinde zarardan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın ticari dava niteliğinde olmadığını Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, kazaya karışan aracın davalı ...'ya ait olduğunu, aracın şoförünün kendi personelleri olduğunu, istenen tazminatların miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı kuruluşun meydana gelen kazada sorumluluğunun bulunmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ... tarafından üçüncü şahıs mali mesuliyet sigortası ve karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sigortalandığını, meydana gelen tüm tazminatlardan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, istenen tazminatların yüksek olduğunu, kazaya karışan araç şoförünün davalı ... elemanı olduğunu, tazminattan bu kurumun sorumlu olacağını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen karara karş asıl dosya davalıları ... vekili ve davalı ... vekili ile birleşen dosya davalıları ... Genel Müdürlüğü vekili ve ... vekili tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvuru yapıldığı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 02.12.2022 tarih, 2020/813E- 2022/2303K. Sayılı kararı ile asıl dosya davalısı ... vekili, ... vekili ile birleşen dosya davalısı ... vekilinin istinaf başvurusunun tazminat hesabında kullanılan yaşam tablosu ve destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmasında destek pay oranlarının Yargıtay uygulamasına uygun olmadığı gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılmasına, kaldırma ve gönderme sebebine göre istinaf talebinde bulunan asıl dosya davalısı ... vekili, ... vekili ile birleşen dosya davalısı ... vekilinin sair istinaf sebeleri ile birleşen dosya davalısı ... Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, mahkemece bölge adliye mahkemesi kararı gereğince yapılan yargılama sonunda; tüm dosya kapsamına göre, 21.04.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacılar ... ve ...'nın oğlu/desteği olan ...'nın vefat ettiği, kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve aynı zamanda 3. şahıs mali mesuliyet sigortası sigortacısı olan davalı ... şirketinin, aracın işleteni olan davalı ... Belediyesi, adam çalıştıran sıfatıyla davalı ...'ın ve kazada tam kusurlu olan sürücü davalı ...'ın, davacıların desteğini kaybetmesinden dolayı oluşan destek tazminatından sorumlu oldukları, kazaya karışan sürücülerin yargılandığı, Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/268 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden aldırılan 15.10.2014 tarihli raporda davalı sürücü ...'ın asli kusurlu, kazaya karışan diğer sürücü ... ve davacıların desteğinin kusursuz olduğunun belirtildiği, ceza mahkemesince davalı ... tam kusurlu kabul edilerek mahkumiyetine, diğer sürücünün beraatine karar verildiği, eldeki dava dosyası kapsamında alınan 09.05.2017 tarihli kusura yönelik raporda ise davalı ...'ın asli ve tam kusurlu olduğu, kazaya karışan diğer sürücü ve durakta bekleyen davacıların desteğinin kusursuz olduğunun belirtildiği, birbiri ile uyumlu raporlardaki kusur tespitinin, dosya kapsamı ve olayın oluşuna uygun olması sebebi ile hükme esas alındığı, kaldırma kararı sonrasında alınan 04.07.2023 tarihli aktüerya bilirkişisi ek raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemine göre ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek tekrar yapılan hesaplama sonucunda; anne ...’nın talep edebileceği bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 463.433,65-TL, baba ...’nın talep edebileceği bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 97.853,13-TL olarak hesaplandığı, kazaya karışan ... plakalı aracın, davalı ... tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığı, kaza tarihi itibari ile poliçe limitinin 268.000-TL olduğu, ayrıca davalı ... tarafından aynı sigorta şirketine yaptırılan 1.250.000.-Euro limitli 3. şahıs mali mesuliyet sigortası ile kurum araçlarının işletilmesi sırasında 3. şahıslara verilecek zararlara karşı maddi, manevi ve bedeni tazminat taleplerini karşılamak üzere poliçe düzenlendiği, aktüerya bilirkişisi ek raporunda yapılan hesaplamada destek tazminatının miktarı daha fazla hesaplanmışsa da davacıların ıslahla ulaştıkları talepleri ile bağlı kalarak, birleşen davada tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere, davacılar baba ... için 93.561,74-TL, anne ... için 311.320,19-TL destek tazminatına hükmedildiği, davacıların, trafik kazası sonucu oğullarını/kardeşlerini kaybetmeleri sebebi ile duydukları derin elem ve üzüntü, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olayın özellikleri dikkate alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde, birleşen davada tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere, poliçede manevi tazminattan da sorumlu olması sebebi ile aracın 3. şahıs mali mesuliyet sigortası sigortacısı olan davalı ..., aracın işleteni olan davalı ... Belediyesi ve ..., adam çalıştıran sıfatıyla davalı ... ve sürücü olan ve kazada tam kusurlu olan sürücü davalı ... aleyhine, davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 50.000-TL, davacılar ..., ..., ... için ayrı ayrı 25.000-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, belirtilerek; asıl davada maddi tazminata yönelik davanın kabulü ile, davacı ... için 311.320,19 TL, davacı ... için 93.561,74 TL olmak üzere toplam 404.881,93 TL maddi tazminatın davalılar ..., ... yönünden kaza tarihi olan 21.04.2014, davalı ... yönünden 2.000 TL'sini dava tarihi olan 01.09.2014, kalan 402.881,93 TL yönünden ıslah tarihi olan 09.10.2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile, davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 50.000'er TL, davacılar ..., ..., ... için ayrı ayrı 25.000'er TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 21.04.2014, davalı ... yönünden dava tarihi olan 01.09.2014'den itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, birleşen davada tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere maddi tazminata ilişkin davanın kabulü ile, davacı ... için 311.320,19 TL, davacı ... için 93.561,74 TL olmak üzere toplam 404.881,93 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.04.2014'den işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsili ile davacılara ödenmesine, tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile, davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 50.000'er TL, davacılar ..., ..., ... için ayrı ayrı 25.000'er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.04.2014'den işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş, karara karşı asıl dosya davalıları ... vekili ve davalı ... AŞ vekili ile birleşen dosya davalıları ... Genel Müdürlüğü vekili ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl dava dosyasında davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece husumet itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, davalı ... araç işleteni olarak görülmüş ve buna göre hüküm kurulmuşsa da işbu davada belediyeye kusur atfedilemeyeceğini, trafik kazasında kazaya karışan aracın mülkiyetinin ... Genel Müdürlüğü'ne ait olduğunu, otobüs şoförünün ise ... Genel Müdürlüğü ile ... arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışan ... olduğunu, olayda İdarenin herhangi bir kusuru bulunmadığını, sorumluluğun ... Genel Müdürlüğü ve ... bünyesinde bulunduğunu, davanın belediye yönünden husumetten reddi gerektiğini, kaza nedeni ile davacılara rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığı hususunun SGK'dan sorulması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen tazminatı miktarlarının fahiş olduğunu, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava dosyasında davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat kabul kararına esas alınan bilirkişi raporuna fahiş bir ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, gelirin belirlenmesi noktasında somut veriler ve günümüz ülke dünya ekonomisinin yükselen enflasyon oranları karşısında alınan ücretin enflasyon oranlarının çok altında kaldığı gibi reel gerçeklikler dikkate alınmaksızın eksik ve hatalı bir tespit ve değerlendirme sonucu hüküm kurulduğunu, asgari ücretin 3,98 katı tutarında gelir esas alınması kaza tarihinde henüz öğrenci olan müteveffanın gelir durumu için oldukça hukuka aykırı bir faraziye ile hesaplama olduğunu, Elektrik Mühendisleri Odası’nın 25.07.2017 tarih ve 3758 sayılı yazısında elektrik ve elektronik mühendisinin mezun olmasında sonra aylık kazancının 2017 itibariyle 5.590,05-TL olduğunun belirtilmişse de bu ücret tutarının günümüz ekonomik koşullarına uyarlanmaması sebebiyle sonraki dönem hesaplamaları bakımından güncel verilerin de ilgili meslek odalarına sorulması akabinde gerçeğe uygun bir hesaplama yapılması gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen dava dosyasında davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle ; mahkeme tarafından bir önceki yargılamada verilen karar ile bire bir aynı karar verildiğini, mahkemece itirazlar göz ardı edilmiş ve gerekçeli kararda taraflarca getirilme ilkesi ihlal edilerek davalı şirketin sorumlu tutulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından ne dava dilekçesinde ne de cevaba cevap dilekçesinde davalı şirketin TBK madde 66 uyarınca davacının adam çalıştıran sıfatıyla kusursuz sorumluluğuna dayanmadığı için re'sen bu hususun araştırılması mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için aksi düşünülse dahi davalı şirketin otobüs sürücüsünü işe alırken üzerine düşen tüm özen ve dikkati gösterdiğini, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte KTK uyarınca bir kişinin araç işleten sıfatına haiz olabilmesi için aracın sahibi olması gerektiğini, oysa kazaya konu aracın sahibinin şirket olmadığını, davalının kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, müteveffanın sosyo-ekonomik durumuna ilişkin yapılan tespitler hatalı olup bu hatalı tespitlere dayanılarak fahiş miktarlarda maddi tazminata hükmedildiğini, kaza tarihinde müteveffa ... henüz son sınıf öğrenci olup mezun olmadığını, kaza tarihine göre hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını, müteveffa mezun olduktan sonra da Elektrik Mühendisleri Odası’nın yazısında belirtilen maaşları almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bu konuda TÜİK’ten emsal ücret araştırması yapılması gerektiğini, müteveffanın aylık gelirinin asgari ücretin 3.98 katı esas alınarak hesaplama yapılmasının fahiş olduğunu, yapılacak hesaplamada peşin sermaye indirimi uygulanması gerektiğini, pay oranlarını, pay sürelerini, yetiştirme dönemini, iş arama, sınav ve askerlik sürelerini ayrı ayrı tespit edilmediğini, mahkemece başta kusur olmak üzere olaya ilişkin değerlendirmesinde ceza hakiminin yaptığı değerlendirmelere bağlı kalındığını, olay mahallinde keşif icra edilerek ehil bilirkişilerden kusurun belirlenmesi amacıyla rapor alınması yönündeki taleplerin dikkate alınmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müteveffanın ve üçüncü bir kişi olan özel halk otobüsü şoförünün olayda müterafik kusuru olup olmadığı değerlendirilmeden eksik inceleme ve araştırma ile salt sürücüye kusur atfedilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğu kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacakların zamanaşımına uğradığını, belirterek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen dava dosyasında davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı, husumet ve hak düşürücü süre yönünden itirazda bulunulmuş olmasına rağmen bu hususlar tartışma konusu dahi yapılmayarak herhangi bir karara varılmadığını, 04.07.2023 tarihli bilirkişi raporu tebliğ edilmeden hüküm kurulduğunu, davalı idare yönünden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalı idarenin herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu kazaya karışan araç her ne kadar davalıya ait ise de araç sürücüsünün hizmet alımı yapılan ... AŞ bünyesinde çalıştığını, davalının birden fazla sigorta poliçesi bulunduğunu, zararlarının tazmininin sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, davayı kabul manasına gelmemekle birlikte, karardaki manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Asıl ve birleşen davanın ölümlü trafik kazası nedeniyle sürücü, işleten ve adam çalıştıranın hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali sorumluluk sigortası ve üçüncü şahıs mali mesuliyet sigorta poliçeleri kapsamında destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davada tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydıyla maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın BAM Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine dair 30.05.2014 tarih ve 2024/3323 E. 2024/5474 K, 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nın 23.03.2021 tarih ve 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. ( Yargıtay 17. HD'nın 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. ) Yerleşik uygulamada kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre % 50 pay desteğe, % 50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. ( Yargıtay 4. HD'nin 19.09.2012 tarih ve 2022/6494 E. - 2022/10601 K. ) Kaldırma kararı sonrasında dosyaya kazandırılan ek bilirkişi raporu ile destek konumundaki çocuğun olay tarihinde bekar ve 23 yaşında ... Üniversitesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümü son sınıf öğrencisi olduğu, mezun oluncaya kadar gelirinin asgari ücret, mezun olduktan sonra mesleğine göre elde edeceği gelire göre hesaplama yapıldığı, destek vermeye başladıktan 2 yıl sonra askere gideceği (31.12.2016), askere gideceği döneme kadar anne ve babasına gelirinden ayrı ayrı % 25’er pay ayıracağı, askerlik döneminde gelir elde etmeyeceğinden 6 ay boyunca anne ve babasına destek veremeyeceği (30.06.2017), askerden döndükten yaklaşık 2,5 yıl sonra evleneceği (31.12.2019), bu döneme kadar ev ihtiyaçlarına askerlik öncesi dönemdeki gibi katılacağından yine anne ve babasına ayrı ayrı % 25’er pay ayıracağı, müteveffanın evlendikten müteveffanın muhtemel ilk çocuğuna sahip olacağı döneme kadar (31.12.2021) davacı anne babanın payı % 16’şar olacağı, muhtemel 1.çocuğun doğumundan davacı baba ...’nin muhtemel yaşam süresi sonu olan 04.07.2023’e kadar anne ve babanın payının ayrı ayrı % 14’e düşeceği, davacı babanın destek ihtiyacından çıkmasından sonraki 2. yıl sonunda ise ikinci çocuğuna sahip olacağı (31.12.2023), muhtemel 1. çocuk ve 2. çocuğun doğumu arası dönemde annenin payı % 28 olacağı (davacı babanın destek payı anneye ekleneceğinden), 2. çocuğun doğumundan davacı annenin muhtemel yaşam süresi sonu olan 07.08.2038’e kadar gelirinden % 25 payı annesine ayıracağı varsayılarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre ilk hükme esas alınan 25.07.2019 tarihli hesap bilirkişi raporundaki veriler esas alınarak, destek, hak sahibi davacı anne, baba ile muhtemel eş ve çocukların bakiye destek süresinin belirlenmesi ve desteğin bilinen dönem sonrası muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek aktif ve pasif dönem tazminat hesabı yapılmak suretiyle davacıların hak kazandığı destekten yoksun kalma tazminatının belirlendiği anlaşılmaktadır. Toplanan tüm deliller ile açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur ve aktüerya bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle kusurun maddi olayın oluş şekline uygun olarak tespit edilmesine, müteveffanın ölümü nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanmasına, müteveffanın gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde saptanmasına, kaldırma kararında açıklandığı şekilde pay dağılımına ilişkin uygulamada benimsen ilkelere uygun düşecek şekilde davacıların hak kazandığı tazminatın tespit edilmesine, destekten yoksun kalma tazminatının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, davalı ... şirketinin davadan önce ödediği miktar ile ödemesi gereken miktar arasında açık yetersizlik bulunduğundan ödenen bedelin güncelleştirilerek tazminattan mahsup edilmesine, destekten yoksun kalma zararın yerleşik ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, maddi olay, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olayın özelliklerine uygun düşecek şekilde manevi tazminatın takdirine, trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma zararı bakımından kazaya neden olan aracın ZMMS, destekten yoksun kalma zararı ve manevi tazminat bakımından işleten sıfatına haiz olan ... ile ... ve Otobüs İşletmesi (...), kazaya neden olan aracın üçüncü şahıs mali mesuliyet sigortası poliçeleri kapsamında teminat altına alınmış olması nedeniyle davalı ... şirketinin, adam çalıştıran sıfatıyla davalı ...'ın ve tam kusurlu olan sürücü davalı ...'ın, sorumluluğunun bulunmasına, maddi ve manevi tazminat yönünden davalıların sorumluluğunun talebe uygun şekilde müşterek ve mütesilen sorumluluk ilkesine uygun düşecek şekilde belirlenmesine, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı ... tarafından ispat edilememiş olmasına, tazminatın tamamına davalıların sıfatına göre belirlenen temerrüt tarihinden faiz yürütülmesine, 21.04.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların desteğinin vefat ettiği belirtilerek destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan davada uygulanması gereken 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından zamanaşımı definin yerinde olmamasına, kabul edilen dava değeri, haklılık oranı, sorumluluk limiti ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine uygun şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretinin belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre ve istinafa başvuran taraf aleyhine değerlendirme yapılmayacağı da dikkate alındığında ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Asıl dava dosyasında davalı ... vekili ve davalı ... vekili ile birleşen dava dosyasında davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl dava davalılardan alınması gereken 39.611,73 TL istinaf harcından peşin alınan (... tarafından yatırılan 39.611,73 TL ile ... Sigorta tarafından yatırılan 9.475,40 TL +427,60 TL toplamı olan) 49.514,73 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 9.903,00 TL harcın talep halinde davalı ... Başkanlığına iadesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava davalıları ... ve ...'dan alınması gereken 39.611,73 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 19.805,93 TL'nin mahsubu ile kalan 19.805,80 TL'nin harcın davalılardan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 4-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 6-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 23.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.