Başvuru, hizmet sürelerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle emeklilik süresinden sayılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hizmet sürelerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle emeklilik süresinden sayılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından sunulan görüş başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu, süresi içinde Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını sunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 9/10/1971 tarihinde Zonguldak Ereğli Mehemli İlkokuluna öğretmen olarak atanmış ve derecenin kademesinden çalışmaya başlamıştır. Başvurucu daha sonra 11/11/1980 tarihinde istifa ederek Almanya'ya gitmiştir. 23/8/1985 tarihinde yeniden göreve başlamak için başvuru yapan başvurucunun talebi kabul edilmiş ve başvurucu 31/3/1986 tarihinde derecenin kademesinden yeniden Tekirdağ Merkez Atatürk İlkokulunda göreve başlatılmıştır. Başvurucu 17/7/2006 tarihinde kendi isteği ile emekli olmuştur. Başvurucunun aylık bağlanmasına esas hizmet süresi hesaplanırken kendisinin ilk çalışma dönemi olan 9/10/1971-11/11/1980 tarihleri arasına tekabül eden yaklaşık 9 yıl 1 aylık hizmet süresi dikkate alınmamıştır. Bu şekilde idarece başvurucuya yeniden göreve başladığı tarihle emekli olduğu tarih arası döneme tekabül eden toplam 20 yıl 4 ay 14 gün üzerinden emekli olduğu bildirilmiştir. Başvurucu, emeklilik süresine katılmayan yaklaşık 9 yıl 1 aylık hizmetinin emeklilik süresine eklenmesi ve eksik hizmet süresi üzerinden emekli edilmesine ilişkin idari işlemin bu şekilde düzeltilmesi talebiyle 7/8/2006 tarihinde Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne (İdare/Sandık) başvurmuştur. İdare 11/10/2006 tarihinde başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu, talebinin reddi üzerine Ankara İdare Mahkemesinde İdare aleyhine dava açarak davalı İdarenin 11/10/2006 tarihli işleminin iptal edilmesine ve kendisine dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların da tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı İdare ise cevap dilekçesinde başvurucunun emeklilik istediği tarihten en az altı ay önce emekli keseneklerini faizsiz olarak geri vererek ihya talebinde bulunması gerektiği hâlde böyle bir talepte bulunmadığını, ayrıca istifa ettiği tarih ile tekrar göreve başladığı tarih arasında beş yıldan fazla bir zaman bulunması nedeniyle bu döneme ilişkin haklarının zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş; davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Yargılama devam etmekte iken Ankara İdare Mahkemesi 7/2/2017 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Anılan karar üzerine Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) 16/5/2007 tarihli işlemiyle başvurucunun tasfiye olan 9 yıl 1 ay hizmet süresinin 15/8/2006 tarihinden itibaren emeklilik işlemlerinde dikkate alınarak oluşan 066,25 TL aylık farkı, 42,65 TL ek ödeme farkı ve 729,98 TL ikramiye farkı başvurucu adına tahakkuk ettirilmiş ve bu miktar kendisine ödenmiştir. Yargılama sonunda Ankara İdare Mahkemesi 12/12/2007 tarihli kararı ile 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre istihkak sahiplerine ödenecek parasal hakların zamanaşımına uğrayabileceği, hizmetlerin ise zamanaşımına uğramasının söz konusu olamayacağı, bu itibarla başvurucunun 9/10/1971-11/11/1980 tarihleri arasındaki hizmet süresinin zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğinden dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle anılan işlemin iptaline ve başvurucunun tazminat isteminin kabulüne karar vermiştir. Kurum tarafından temyiz edilen bu karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin (Daire) 20/11/2010 tarihlikararı ile bozulmuş olup bozma gerekçesininilgili kısımları şöyledir: "...5434 sayılı Kanun'un maddesinde, istifa etmiş sayılanların, emeklilik hakkı tanınan vazifelerden ayrılması halinde, Sandıkla ilgililerin kesileceği ve o tarihe kadar aylık ve ücretlerinden kesilerek Sandıkta birikmiş keseneklerinin faizsiz olarak kendilerine ödeneceği, maddesinde de, bu Kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan, istihkak kesbedildiği tarihlerden itibaren beş yıl sonuna kadar alınmayan veya yazı ile müracaat edilerek aranmayanların Sandık lehine zamanaşımına uğrayacağı kuralı getirilmiştir. Diğer taraftan, aynı Kanun'un maddesinde, Sandıkta birikmiş emekli keseneklerini geri almış bulunanların, emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye geçmeleri halinde, aldıkları paraları, aldıkları tarihten itibaren ödeyecekleri tarihe kadar hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte toptan Sandığa geri vermeleri halinde, Sandıkla ilgilendirilecekleri ve eski fiili ve itibari hizmet müddetlerinin yenilerine ekleneceği, ancak; istekleri ile emekliye ayrılacak olanların bu paraları istek tarihlerinden en az 6 ay önce, kendileri veya dul yetimleri tarafından Sandığa ödenmesi gerektiği, aldıkları paraları, yukarıdaki süreler içinde geri vermeyenler ile paraları zaman aşımına uğramış bulunanların, emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa alınmış sayılacağı kurala bağlanmıştır.Belirtilen madde hükümlerinin birlikte incelenmesinden, Sandığa tabi görevde bulunmakta iken bu görevlerinden ayrılanların, Sandıkta birikmiş keseneklerini almış olmalarıveya bu keseneklerinin zamanaşımına uğramış olmaları halinde, yeniden emeklilik hakkı tanınan bir göreve atandıklarında, hizmetlerini ihya etmemeleri durumunda emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa atanmış sayılacaklarından bu durumda olanların keseneklerininzamanaşımına uğraması nedeniyle, söz konusu keseneklerin ilişkin olduğu hizmet sürelerinin de zamanaşımına uğrayacağı (tasfiye edilmiş hizmet olarak kabul edileceği), bu nitelikteki sürelerin ancak 5434 sayılı Kanun'un maddesinde belirtilen koşullarla ihya edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dosyanın incelenmesinden, davacının ilk defa 1971 tarihinde öğretmen olarak atandığı, 1980 tarihinde bu görevinden istifaen ayrıldığı, daha sonra 1986 tarihinde tekrar öğretmen olarak göreve başladığı, 2006 tarihinde isteği üzerine kurumunca 29 yıl 5 ay hizmet süresi üzerinden emekliye sevk edildiği, ancak, Sandıkça davacının 1971-1980 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin zamanaşımına uğraması, emeklilikten önce ihya talebinde bulunmaması nedeniyle, belirtilen tarihler arasındaki hizmet süresi değerlendirme dışı bırakılmak suretiyle 20 yıl 4 ay üzerinden davacıya aylık bağlanması üzerine görülen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Olayda davacının 1971-1980 tarihleri arasında geçen hizmet sürelerine ilişkin keseneklerinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle, belirtilen tarihler arasındaki hizmet süreleri de zamanaşımına uğrayacağından, tekrar göreve başladığı 1986 tarihinde emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa atanmış sayılacağı açıktır.Buna göre, davacı tarafından emeklilik isteminden 6 ay önce söz konusu hizmetlerin ihya edilmesi için talepte bulunulmadığından, davalı idarece, zamanaşımına uğrayan hizmet süreleri değerlendirme dışı bırakılmak suretiyle davacıya aylık bağlanmasında hukuka aykırılık görülmemiştir..." Anılan bozma kararı üzerine İdarece tesis edilen yeni bir işlem ile, mahkeme kararına istinaden ilave edilen 9 yıl 1 aylık hizmetin 15/8/2006 tarihinden itibaren tenzil edilerek söz konusu dönem için tahakkuk ettirilen aylık ve ikramiye farkları başvurucu adına borç çıkarılmıştır. Başvurucu da mezkûr iptal kararına ve borç çıkarma işlemine istinaden maaş farkı olarak almış olduğu söz konusu tutarı faiziyle birlikte taksitler hâlinde iade etmek durumunda kalmıştır. Bozma ilamına uyan Mahkeme, Daire kararında yer alan gerekçelerle 16/3/2011 tarihli kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen bu karar, Dairenin 31/5/2013 tarihli kararı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi de aynı Dairece incelenmiş ve 24/3/2015 tarihli karar ile reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilam başvurucuya 13/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 30/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 12/10/2018 tarihli yazısında; başvurucunun istifa suretiyle görevinden ayrılması, 11/11/1980 tarihinden itibaren beş yıl içerisinde Sandığa tabi bir hizmeti bulunmaması ve aynı süre içerisinde emekli keseneklerini talep etmediğinden söz konusu keseneklerinin zamanaşımına uğraması nedeniyle yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı bildirilmiştir. SGK bununla birlikte 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini düzenleyen geçici maddesinin on altıncı fıkrasıyla kesenekleri zamanaşımına uğramış olması nedeniyle hizmetleri tasfiye edilmiş sayılanların bu hizmetlerinin, geçici maddenin yürürlük tarihi olan 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren canlandırılacağı belirtilmiştir. Yazıda başvurucuya 1/10/2008 tarihinden itibaren söz konusu hizmetleri emeklilik işlemlerinde değerlendirilerek 378,62 TL aylık farkı ile 935,14 TL ek ödeme farkı tahakkuk ettirildiği açıklanmıştır. Bu kapsamda başvurucuya 17/7/2006 tarihinde isteğiyle emekliye sevk edilmesi üzerine 15/8/2006 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı ve bu tarihte mevcut 20 yıl 4 ay 14 gün hizmet süresinden emekli ikramiyesi ödendiği belirtilmiştir. SGK bununla birlikte başvurucuya 1/10/2008 tarihinden itibaren canlandırılan 9 yıl 1 ay hizmetine karşılık emekli ikramiyesi ödenmesine ise kanunen imkân bulunmadığını bildirmiştir. Dolayısıyla başvurucuya ilave edilen hizmet süreleri karşılığında 1/10/2008 tarihinden geçerli olmak üzere aylık farkı tahakkuk ettirilirken aynı hizmet süresi için ayrıca ikramiye farklı tahakkuk ettirilmediği vurgulanmıştır. Sonuç olarak söz konusu tasfiye edilen hizmetler için 15/8/2006-1/10/2008 tarihleri arasındaki döneme ilişkin emekli ikramiyesi farkı veya emekli aylığı farkı ödemesi yapılmasına kanun gereği imkân bulunmadığı ifade edilmiştir. A. Mevzuat Hükümleri Olay tarihinde yürürlükte olan 5434 sayılı Kanun'un mülga maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Aşağıda yazılı sebeplerle, emeklilik hakkı tanınan vazifelerden ayrılanların, Sandıkla ilgileri kesilir ve o tarihe kadar aylık ve ücretlerinden kesilerek Sandıkta birikmiş kesenekleri (34 ve 38 inci maddelerde yazılı kesenek ve karşılık toplamlarının kesenek itibar edilen kısımları dahil) faizsiz olarak kendilerine ödenir.a) (Değişik: 9/6/1952-5951/4 md.) İstifa edenler; (Milletvekilliğine seçilmek üzere seçim kanununda yazılı müddet içinde istifa etmiş olupta milletvekili seçilmiş bulunanlar hariç)..." Olay tarihinde yürürlükte olan 5434 sayılı Kanun'un mülga maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Sandıkta birikmiş emekli keseneklerini geri almış bulunanlarla, toptan ödeme yapılmış olanlardan, 98 inci maddenin vazifeye alınmaya ait hükümleri mahfuz kalmak üzere, emeklilik hakkı tanınan veya 130 uncu maddede gösterilen vazifelere, belediye başkanlığına, illerin daimi komisyon üyeliklerine geçenlerden, aldıkları paraları, aldıkları tarihlerden itibaren ödiyecekleri tarihe kadar hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte toptan Sandığa geri verirlerse; Tayin veya seçilme tarihindeki yaşlarından, emeklilik hakkı tanınan vazifelerde evvelce geçen fiili hizmet müddetlerinin indirilmesinden sonra kalan yaş sayısı 35 i geçenlerden, 14 üncü maddenin (e) fıkrası uyarınca tamamlayıcı kesenek alınmak şartiyle, Sandıkla ilgilendirilirler ve eski fiili ve itibari hizmet müddetleri yenilerine eklenir.Ancak;a) İstekleri ile emekliye ayrılacak olanların bu paraları istek tarihlerinden en az 6 ay önce,b) Kurumlarınca re'sen (malullük, yaş haddi dahil) emekliye ayrılacak olanlarla ölenlerin, görevleri ile ilgilerinin kesildiği tarihlerden itibaren en geç 6 ay içinde,Kendileri veya dul yetimleri tarafından Sandığa ödenmiş olması şarttır.Aldıkları paraları, yukardaki süreler içinde geri vermiyenler ile paraları zamanaşımına uğramış bulunanlar emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa alınmış sayılırlar...." Olay tarihinde yürürlükte olan 5434 sayılı Kanun'un mülga maddesi şöyledir:"Bu kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan; istihkak kesbedildiği tarihlerden itibaren beş yıl sonuna kadar alınmıyan veya yazı ile müracaat edilerek aranmıyanlar Sandık lehine zamanaşımına uğrar. " 5510 sayılı Kanun'un geçici maddesinin on altıncı fıkrası şöyledir:"Kesenek veya toptan ödemeleri zamanaşımına uğramış olması nedeniyle hizmetleri tasfiye edilmiş olanların, tasfiye edilmiş süreleri bu Kanuna göre birleştirilecek hizmetlerden kabul edilir."B. Yargı KararlarıDairenin 26/4/2011 tarihli ve E.2008/1916, K.2011/2912 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"...Diğer taraftan, aynı Kanun'un maddesinde, Sandıkta birikmiş emekli keseneklerini geri almış bulunanların, emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye geçmeleri halinde, aldıkları paraları, aldıkları tarihlerden itibaren ödeyecekleri tarihe kadar hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte toptan Sandığa geri vermeleri halinde, Sandıkla ilgilendirilecekleri ve eski fiili ve itibari hizmet müddetlerinin yenilerine ekleneceği, ancak; istekleri ile emekliye ayrılacak olanların bu paraları istek tarihlerinden en az 6 ay önce, kendileri veya dul ve yetimleri tarafından Sandığa ödenmesi gerektiği, aldıkları paraları, yukarıdaki süreler içinde geri vermeyenler ile paraları zamanaşımına uğramış bulunanların, emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa alınmış sayılacağı kurala bağlanmıştır.Belirtilen madde hükümlerinin birlikte incelenmesinden, Sandığa tabi bir görevde bulunmakta iken bu görevlerinden ayrılanların, Sandıkta birikmiş keseneklerini almış olmaları veya bu keseneklerinin zamanaşımına uğramış olmaları halinde, yeniden emeklilik hakkı tanınan bir göreve atandıklarında, hizmetlerini ihya etmemeleri durumunda emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa atanmış sayılacaklarından; bu durumda olanların keseneklerinin zamanaşımına uğraması nedeniyle, söz konusu keseneklerin ilişkin olduğu hizmet sürelerinin de zamanaşımına uğrayacağı (tasfiye edilmiş hizmet olarak kabul edileceği), bu nitelikteki sürelerin ancak 5434 sayılı Kanun'un maddesinde belirtilen koşullarla ihya edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dosyanın incelenmesinden, davacının ilk defa 1970 tarihinde memur olarak göreve başladığı 1972-1973 tarihleri arasında 1 yıl 7 ay, 1973-051974 tarihleri arasında 5 ay, 1975-1980tarihleri arasında 5 yıl 9 ay hizmeti olmak üzere toplam 7 yıl 9 ay hizmetinin bulunduğu, 1985 tarihinde Akfa Çay Sanayi A.Ş.'de Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olarak göreve başladığı, fasılalı Sosyal Sigortalar Kurumu hizmetinden sonra 1987 tarihinde tekrar Sandığa tabi göreve başlayarak 2006 tarihine kadar görev yaptığı anlaşılmıştır.Olayda, davacının Sandığa tabi görevden ayrıldığı (1980 tarihinden "5434 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca ay başlarından sonra vazifeden ayrılanlar için ayrıldıkları ayın tamamının fiili hizmet müddetinden sayılacağı" kuralı gereğince) 1980 tarihinden Akfa Çay Sanayi A.Ş.'de Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi göreve başladığı 1985 tarihine kadar geçen sürelerin zamanaşımına uğradığından bahsedilemeyeceğinden bu gerekçeye dayanılarak işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır..."Dairenin 27/6/2007 tarihli ve E.2005/1222, K.2007/6239 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"...Mersin Bahçelievler İlköğretim okulu öğretmeniyken emekliye sevkedilen davacının 1967- 1980 tarihleri arasında Sandığa tabi geçen sürenin zamanaşımına uğradığı belirtilerek toplam hizmet süresinin 25 yılın altında kaldığı için emekliye sevk onayının iptali ve görevine iadesinin sağlanması yolundaki yolundaki işlemin dava konusu yapılması sonucunda, Ankara İdare Mahkemesi 2004 günlü, E:2002/1806, K:2004/1351 sayılı kararıyla; olayda davacının 1969 ila 1980 tarihleri arasında 8 yıl 3 ay 14 gün hizmetinin bulunduğu ve başvurup keseneklerini talep etmediğiiçin 5434 sayılı Yasanın maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı öte yandan istifa ettikten sonra tekrar göreve başladığı tarihten (1988) itibaren anılan Yasanın maddesi uyarınca hizmetlerinin ihyasını talep etmediğinden emekliye sevk edildiği 2002tarihi itibarıyla toplam hizmet süresinin 25 yılın altında kaldığı belirtilerek emekli sevk onayının iptali istenilmişse de, Muş Bağ- Kur İl Müdürlüğünün dosyada mevcut yazısına göre davacının 1983 tarihi itibarıyla tescilinin yapıldığı, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün davacının 1975 tarihinden itibaren kesintisizSandık iştirakçisiolduğunun bildirilmesi üzerine Bağ-Kursigortalılığına son verildiği, dolaysıyla 2829 sayılı Yasanın maddesine göre kesenekleri geri verilmesi mümkün olmayan davacının Sandığa tabi 8 yıl 3 ay 14 gün hizmetinin zamanaşımına uğramasının sözkonusu olmadığı gerekçesiyle uyuşmazlık konusu işlemi iptal etmiştir. Davalı idare vekili tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir....İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Ankara İdare Mahkemesince verilen 2004 günlü, E:2002/1806, K:2004/1351 sayılı karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına..." Dairenin 26/1/2009 tarihli ve E.2008/4265, K.2009/652 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"...5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 87-117 ve maddelerinin incelenmesinden; görevlerinden ayrılan ilgililerin Sandıkta birikmiş keseneklerini almış veya bu paraları zamanaşımına uğrayanlardan, yeniden emeklilik hakkı tanınan görevlere girenlerden hizmetlerini ihya etmek istemeyenlerin,emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa alınmış sayılacakları belirtildiğinden ve bu durumda olanların keseneklerinin zamanaşımına uğraması nedeniyle, söz konusu keseneklerin ilişkin olduğu hizmet sürelerinin de zamanaşımına uğradığı ve bu nitelikteki sürelerin ancak 5434 sayılı Yasanın maddesinde belirtilen koşullarla ihya edilebileceği sonucuna varıldığından, açıkta iken emekliye ayrılan davacının başlangıçta bütün hizmetleri üzerinden aylık bağlandığı bir kısım hizmet süresinin zamanaşımına uğradığının tesbiti üzerine, söz konusu hizmetlerini ihya edip etmeyeceği sorulmadan, bir kısım hizmet süresinin zamanaşımına uğradığından bahisle, emekliliğe tabi hizmet süresinin aşağı çekilmesinde ve bu suretle fazladan ödediği belirtilen aylık ve ikramiye farkının adına borç çıkartılması yolundaki işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır..."