Başvurucu, “teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla tutuklandığını ve hakkında beraat kararı verildiğini, haksız olarak özgürlüğünden yoksun kalması nedeniyle açtığı tazminat davasının kısmen reddine karar verildiğini ve yargılamanın makul süre içinde sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, manevi tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, “teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla tutuklandığını ve hakkında beraat kararı verildiğini, haksız olarak özgürlüğünden yoksun kalması nedeniyle açtığı tazminat davasının kısmen reddine karar verildiğini ve yargılamanın makul süre içinde sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, manevi tazminat talep etmiştir. Başvuru, 17/1/2013 tarihinde Hakkâri Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 11/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 22/1/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/2/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, “teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla 2/4/1997 tarihinde gözaltına alınarak 4/4/1997 tarihinde tutuklanmış ve 23/10/1998 tarihinde tahliye edilmiştir. Başvurucunun yargılandığı Diyarbakır 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, 12/3/1999 tarih ve E.1997/425, K.1999/41 sayılı kararıyla başvurucunun beraatine karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 7/10/1999 tarih ve E.1999/7699, K.1999/11124 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır. Başvurucu, Maliye Hazinesi aleyhine 31/10/2008 tarihinde açtığı davada, 2/4/1997 tarihinden 23/10/1998 tarihine kadar özgürlüğünden yoksun kaldığını ve hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğini ileri sürerek, 7/5/1964 tarih ve 466 sayılı mülga Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca 000,00 TL maddi, 000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alındığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. Yargılamaya başlayan Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2009 tarih ve E.2008/295, K.2009/425 sayılı kararıyla başvurucunun gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler ile bilirkişi raporu dikkate alınarak maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 459,18 TL maddi tazminatın 2/4/1997 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline; başvurucunun 596 gün boyunca özgürlüğünden yoksun kaldığı ve manevi çöküntü yaşadığı, sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın meydana geliş şekli, tutuklu kaldığı süre de gözetilmek suretiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 000,00 TL manevi tazminatın 2/4/1997 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 11/10/2012 tarih ve E.2012/26096, K.2012/21647 sayılı ilâmı ile hüküm onanmıştır. Başvurucu, 4/1/2013 tarihinde onama kararını öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu, 17/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 466 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir: “… Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraetlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen;… kimselerin uğrıyacakları her türlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir.” 466 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir: “1 inci maddede yazılı sebeplerle zarara, uğrıyanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini istiyebilirler. Dilekçede, zarar isteminde bulunan kimsenin açık adresinin, zarara sebebiyet verdiği ileri sürülen işlemlerin özetinin, zararın dayandığı sebepler ile sübut delillerinin ve tazmini istenen zararın neden ibaret olduğunun yazılı olması ve sübut delillerinin dilekçeye bağlı olarak verilmesi gereklidir.Dilekçeye delillerini bağlı olarak ibraz etmeyenlere Mahkeme, delillerini ibraz için 1 aylık süre verir. Yukardaki fıkrada yazılı hususları kapsamıyan dilekçe, mahkeme karariyle reddolunur.Tazminat istemine esas olan işlem işi hükme bağlıyan ağır ceza mahkemesince yapılmışsa, bu istemi incelemeye yetkili mahkeme, en yakın yer ağır ceza mahkemesidir.” 466 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir: “2 nci maddede yazılı yetkili mahkeme, zarar istemine dair dilekçe üzerine, üyelerinden birisini işin incelenmesiyle görevlendirir. Görevlendirilen üye, ilk önce, istemin kanuni süre içerisinde yapılmış olup olmadığını inceler. İstem süresi içinde yapılmışsa, görevli üye, hüküm ve karar dosyasını aldırtmak, her türlü incelemeleri yapmak ve gerekiyorsa, tazminat isteminde bulunan kimseyi de dinlemek suretiyle delilleri topladıktan sonra, yazılı düşüncesini bildirmesi için evrakı Cumhuriyet Savcılığına gönderir.Mahkeme, Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşü üzerine, duruşma yapmaksızın kararını verir.Bu karar aleyhine tebliğ tarihinden başlayarak bir hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.”