Başvuru, tutukluluğun uzun sürmesi, tutukluluğun devamına ilişkin verilen kararların gerekçelerinin yeterli olmaması ve tutukluğa itiraz incelemesinin duruşmasız yapılması nedenleriyle Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun uzun sürmesi, tutukluluğun devamına ilişkin verilen kararların gerekçelerinin yeterli olmaması ve tutukluğa itiraz incelemesinin duruşmasız yapılması nedenleriyle Anayasa’nın maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 25/3/2013 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 31/12/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular 6/2/2014 tarihinde bildirilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş yazısı 17/4/2014 tarihinde başvuruculara bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 2/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular 9/5/2006 tarihinde gözaltına alınmış ve Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 11/5/2006 tarihli ve 2006/984 Değişik İş sayılı kararı ile “PKK terör örgütü üyesi olmak, PKK terör örgütü adına molotof kokteylli saldırıda bulunmak ve eylem hazırlığında olmak” suçlarından tutuklanmışlardır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir: “...müsnet suçun vasıfve mahiyeti, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve kaçacakları, saklayacakları delilleri yok edip gizleyecekleri hususunda kuvvetli şüphenin bulunması, ayrıca suçun 5271 sayılı CMK.nun maddesinde belirtilensuçlardan oluşu nedenleriyle TUTUKLANMALARINA [karar verilmiştir.]” Başvurucularla birlikte dört sanık hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 26/7/2006 tarihli ve E.2006/489 sayılı iddianamesi ile 5/5/2006 tarihinde yasa dışı PKK terör örgütü adına Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Batman il binasına yapılan molotof kokteylli saldırıyı gerçekleştirdikleri iddiası ve “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, mala zarar verme ve patlayıcı madde kullanmak suretiyle genel güvenliği kasten tehlikeye sokma” suçlarını işlediklerinden bahisle kamu davası açılmıştır. İddianamede suça ilişkin deliller olarak şüphelilerin ikrarları, zapt edilen suç eşyaları, ekspertiz raporları, görüntü kayıtları, görüntü kaydı çözüm tutanakları, olay yeri tespit tutanakları ve telefon kayıtları gösterilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince 5/9/2006 tarihli ilk duruşmada “sanıklara isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve sanıklara isnat edilen suçun CMK 100/3 maddesinde belirtilen suçlardan bulunması” gerekçeleriyle başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 15/5/2007 tarihli ve E.2006/228, K.2007/222 sayılı kararıyla başvurucuların, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun , , , ve maddeleri uyarınca toplam 9 yıl 33 ay 20 gün hapis ve 100 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına ayrıca sanıklara verilen ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Başvurucuların temyizi üzerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 15/5/2007 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 11/6/2008 tarihli ve E.2008/741, K.2008/7572 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde dört celse duruşma yapılmış ve başvurular hakkında “sanıklara isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve sanıklara isnat edilen suçun CMK 100/3 maddesinde belirtilen suçlardan bulunması” gerekçeleriyle tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 20/1/2009 tarihli ve E.2008/430, K.2009/24 sayılı kararıyla başvurucuların yeniden 5237 sayılı Kanun’un , , , ve maddeleri uyarınca toplam 9 yıl 33 ay 20 gün hapis ve 100 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına ve sanıklara verilen ceza miktarı ve tutuklulukta geçirdikleri süreler dikkate alınarak tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Başvurucuların temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 30/10/2012 tarihli ve E.2010/9947, K.2012/11775 sayılı ilamı ile Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 20/1/2009 tarihli kararı yeniden bozulmuştur. Bozma sonrası Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2/1/2013 tarihli tensip ara kararıyla başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiş, başvurucu Lokman Gönül’ün itirazı üzerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 11/1/2013 tarihli ve 2013/4 Değişik İş sayılı kararıyla, başvurucu Mehmet Emin Girgin’in itirazı üzerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 12/2/2013 tarih ve 2013/30 Değişik İş sayılı kararıyla dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde itirazların reddine karar verilmiştir. Bozma kararı sonrasında yapılan ilk duruşmada Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 26/2/2013 tarihli ve E.2013/1, K.2013/49 sayılı kararıyla başvurucuların 5237 sayılı Kanun’un , ve maddeleri uyarınca toplam 6 yıl 9 ay 20 gün hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına ve verilen ceza miktarı ile tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliyelerine karar verilmiştir. Başvurucular 25/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5237 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.” 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi şöyledir:“3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), (4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. (4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü Madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.…(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.”