Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/4766 E. , 2024/16139 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4766 Karar No : 2024/16139 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... / ... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin...0 tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Maarif Müfettişi ola
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/4766 E. , 2024/16139 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4766 Karar No : 2024/16139 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... / ... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin...0 tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Maarif Müfettişi olarak görev yapmakta iken 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan ve sonrasında 697 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile görevine iade edilen davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılması nedeniyle uğramış olduğu ileri sürülen manevi zararının giderilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Başbakanlığın ... tarihli işleminin iptali ile uğramış olduğu ileri sürülen manevi zararlarına karşılık 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; 7098 sayılı Kanun ile kanunlaşan 697 sayılı sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesine göre, anılan Kararname ile görevlerine aide edilenlerin, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacakları kurala bağlandığından, davacının kamu görevinden çıkarılması işlemi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevî zararın tazminine karar verilmesine kanunen olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemle mesleki onurunun ayaklar altına alındığı, kişilik haklarının tecavüze uğradığı, yaşadığı durumun kendinde, aile ve iş çevresinde travmaya neden olduğu, yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için aylarca davalı idarelere mütemadiyen başvurular yaptığı ancak sonuç alamadığı, maddi ve manevi olarak mağdur olduğu iddia edilmektedir. ... SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın usule ve kanuna uygun olduğu, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. ... BAKANLIĞININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu uyuşmazlığın dayanağı olan 7098 sayılı Kanun ile kanunlaşan 697 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 2. fıkrasının 4. cümlesinde yer alan, "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." ibaresinin Anayasa Mahkemesi'nin 23/07/2024 tarih ve E:2024/89, K:2022/148 sayılı kararı ile iptal edildiği anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince bu aşamadaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, Maarif Müfettişi olarak görev yapmakta iken 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmış ve 697 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile görevine iade edilmiştir. Davacı, 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zararlarının giderilmesi istemiyle ...tarihinde BİMER'e başvuruda bulunmuştur. Bu başvurusu,... tarihli işlemle; 697 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde, anılan Kanun Hükmünde Kararname ile görevlerine iade edilenlere, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği ancak bu kişilerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacakları kurala bağlandığından, başvurusu ile ilgili yapılacak bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Anılan işlemin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen manevi zararlarına karşılık 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7098 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan 697 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "İade hükümleri" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır." kuralı; aynı maddenin 2. fıkrasında, "İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, birinci fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on gün içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür." kuralı yer almakta idi. Anılan 2. fıkranın 4. cümlesinin "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." düzenlemesinin iptali istemiyle iş bu dava dosyası üzerinden Dairemizin 10/11/2023 tarihli ara kararıyla, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına dayanak alınan söz konusu düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu düşüncesiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesi'nin 07/10/2024 tarih ve 32685 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 23/07/2024 tarih ve E:2024/89, K:2022/148 sayılı kararı ile, 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7098 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan 697 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "İade hükümleri" başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." düzenlemesi iptal edilmiştir. Söz konusu kararda; itiraz konusu kuralla, OHAL KHK’sıyla doğrudan kamu görevinden çıkarılıp başka bir OHAL KHK’sı ile görevine iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarının hükme bağlandığı, kuralın, OHAL süresini aşacak biçimde uygulanmaya imkân verdiği, başka bir ifadeyle kuralın OHAL süresiyle sınırlı bir düzenleme öngörmediği, bu nedenle kurala ilişkin incelemenin Anayasa’nın olağan dönem kuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göre yapılması gerektiği, Anayasa Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarihli ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararında OHAL KHK’sıyla doğrudan kamu görevinden çıkarılıp Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon) tarafından görevine iade edilenlerin, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarını öngören kuralı iptal ettiği, anılan kararda söz konusu kuralın, temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini iddia eden kişilerin yetkili makamlara başvurmasını güvence altına alan Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği belirtildikten sonra, kamu makamlarının hukuka aykırı fiilleri nedeniyle maddi ve manevi yönden zarara uğradığını iddia eden bireylere zararlarının giderilmesi için idari ve yargısal mercilere başvurma imkânının tanınmasının Anayasa’nın 40. maddesinin bir gereği olduğunun ifade edildiği, kararın devamında; olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı bulunduğu değerlendirilen kişilerin liste usulüyle kamu görevinden çıkarıldıkları, Komisyonca tedbire ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulüne karar verilerek kişilerin göreve iade edilmesinin, tedbirin sebep unsurunun gerçekleşmediğinin, başka bir deyişle bu kişilerin herhangi bir örgüt ya da yapıya aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatlarının belirlenemediğinin ve hukuka aykırı olarak kamu görevinden çıkarıldıklarının idare tarafından tespit edildiği anlamına geldiği belirtilmiştir. Belirtilen değerlendirmeler sonrasında Anayasa Mahkemesi, Komisyon kararıyla kamu görevine iade edilen kişilerin tedbir süreci nedeniyle maddi ve manevi yönden zarara uğrayabileceklerini ve OHAL kapsamında hukuka aykırı bir şekilde haklarında tedbir uygulanan kişilerin uğrayabilecekleri maddi ya da manevi zararların giderilmesi için gerekli idari ve yargısal yollara başvurma imkânının tanınması gerektiğini vurgulamıştır Ayrıca Anayasa Mahkemesi göreve iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarının öngörülmesiyle bu kişilerin tedbir işleminin haksız uygulanmasından dolayı uğrayabilecekleri maddi ve manevi zararları giderme fırsatının ortadan kaldırıldığı, kamu makamlarının hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle zarara uğradığını iddia eden kişilere dava açma imkânı verilmemesinin, devletin kişinin maddi ve manevi varlığına yönelik müdahalelere karşı etkili giderim mekanizmasını sağlama yükümlülüğüyle bağdaşmadığını ifade ederek söz konusu kuralın Anayasa’nın 40. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. İtiraz konusu 697 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "İade hükümleri" başlıklı 2. maddesinin 2. Fıkrası Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararında belirlenen ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı belirtilerek, kural kapsamında, göreve iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarının öngörülmesinin, Anayasa’nın 40. maddesine aykırı olduğu, devletin kişinin maddi ve manevi varlığına yönelik müdahalelere karşı etkili giderim mekanizması sağlama yükümlülüğüyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi ve söz konusu kararlardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurallara göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararlarından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesi'nce bir kanunun veya kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği gibi, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme de aykırılık oluşturacaktır. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan 7098 sayılı Kanun ile kanunlaşan 697 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 2. fıkrasının 4. cümlesinde yer alan, "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." ibaresi Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararıyla iptal edilmiş ve bu karar Resmi Gazete'de yayımlandığı 07/10/2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, OHAL kapsamında görevden uzaklaştırılmasını müteakip 686 sayılı KHK'yla kamu görevinden çıkarılan, bilâhare yine OHAL kapsamında yürürlüğe konulan 697 sayılı KHK'yla görevine iade edilen davacının kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacakları kuralına istinaden davacının tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 22/10/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.