DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2279 E. , 2025/502 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2279 Karar No : 2025/502 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... II- (DAVALI İDARE YANINDA MÜDAHİL): ... Telekomünikasyon Pazarlama San. ve Tic. AŞ VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2279 E. , 2025/502 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2279 Karar No : 2025/502 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... II- (DAVALI İDARE YANINDA MÜDAHİL): ... Telekomünikasyon Pazarlama San. ve Tic. AŞ VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Hazineye ait ... ada, ... (eski ...) parsel sayılı taşınmaz ile ... ada, ... (eski ...) parsel sayılı taşınmazların komşuluğunda bulunan alanda, Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ile ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yapılmasına dair ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının bozulmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin E:2016/5808, K:2017/8505 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ve bu kararı tadilen onaylanan ... tarih ve ... sayılı kararın iptali istemiyle TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı karar ile "plan değişikliğinin emsal artışına ilişkin kısmının" iptaline karar verildiği, konut kullanımından konut+ticaret kullanımına dönüştürülmesi yönünden ise davanın reddine karar verildiği, bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 24/04/2019 tarih, E:2015/1969, K:2019/3001 sayılı kararıyla onandığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine ilişkin dava konusu Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı yönünden, alandaki yapılaşma koşullarının ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ''iptal'' kararında da imar mevzuatına aykırı olduğu tespit edildiği halde karar gereğinin yerine getirilmeyerek yapılaşma koşulunun tüm parseller açısından değil de belirli parseller açısından E:2,00 olarak belirlenmesinin, plan bütünlüğü ve sosyal donatı dengesinin bozulmasına sebebiyet vermesi nedeniyle 3194 sayılı Kanun'a, eşitlik ilkesine, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına aykırı olduğu; Diğer dava konusu olan ... tarih ve ... sayılı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin onaylanmasına ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararı yönünden ise; uygulama imar planı değişikliğinin dayanağı olan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı kararlarının ... İdare Mahkemesince, "plan değişikliğinin emsal artışına ilişkin kısmının" iptaline karar verilmesi nedeniyle, davalı idare tarafından tesis edilen ... tarih ve ... sayılı Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi kararı ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin, ... tarih ve ... sayılı işlemin dayanağı olduğu ve Mahkemelerince dayanak 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin hukuka aykırı bulunduğu gerekçesiyle, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, ... tarih ve ... sayılı karar ile ... tarih ve ... sayılı karar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ... tarih ve ... sayılı karar ile ... tarih ve ... sayılı kararın ise iptaline karar verilmiş, bu kararın iptale ilişkin kısmı temyiz edilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 25/01/2022 tarih ve E:2020/309, K:2022/727 sayılı kararıyla; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 4. maddesine, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (i) ve (k) bentleri ile 26. maddesine yer verildikten sonra, İmar planlarının; durağan, değişmeyen, statik belgeler olmadığı ve hazırlanmasında, planlama alanına dair öngörülen nüfus, toplumsal, iktisadi ve kültürel değişimin öngörülenden daha hızlı bir biçimde olması halinde, mevcut imar planlarının buna koşut olarak yeniden değerlendirilmesi ve değişimin büyüklüğü nispetinde üst ölçekli planlara bunun yansıtılması gerektiği, bunun için mevzuatta "revizyon imar planı", "ilave imar planı", "imar planı değişikliği" gibi araçların geliştirildiği, bunların imar planlarının ihtiyaçları karşılayamadığı ve uygulamasının sorun teşkil ettiği durumlarda başvurulacak yollar olduğu, üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkeleri, stratejileri ve kararlarına aykırı olmamak, onlarla uyum içinde kalmak koşulu ile, alt ölçekli planlarda değişen koşul ve gereksinimlere yanıt verecek değişiklikler yapılabileceği, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının nüfus ve yapı yoğunluğu yönünden 2023 yılı hedef ve öngörüsü ile hazırlandığının gözden kaçırılmaması gerektiği, Uyuşmazlığa konu ada ve parseller, etrafındaki mevcut yapı dokusu ile birlikte ele alındığında; sosyal ve teknik alt yapı alanlarının birlikte kullanılması bakımından İncek, Alacaatlı, Beytepe ve civar mahallelerin yapı yoğunluğu ile sosyal ve teknik donatılarının bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu alanlarda E:0,50 ve 2 katlı konut yapıları bulunduğu gibi E:2,0 yüksek katlı konut yapılarının da bulunduğu, anılan bölgede çok sayıda ada/parselin site tarzında konut alanı olarak, sosyal ve teknik altyapı alanlarının ada/parsel içinde ya da civarda yaptığı terklerden karşılanmak üzere planlandığı, dinamik bir sürecin sonucunda oluşturulan imar planlarının değişmeyen statik belgeler olarak kabul edilmelerinin ekonomik, toplumsal ve teknolojik bakımdan hızlı bir değişim içinde bulunan kentlerin yerleşim alanlarının gerçek yapısı ile bağdaşmayacağı gözönünde bulundurulduğunda, bölgenin dönüşümüne yönelik olarak gerçekleştirilen imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, Uyuşmazlık özelinde inceleme yapıldığında ise; her ne kadar, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı karar ile ... tarih ve ... sayılı kararlarının iptaline karar verilmiş ve Dairelerince de bu karar onanmış ise de, uyuşmazlığa konu parsellere yönelik Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin kabul edildiği, ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin dayanağının anılan nazım imar planı olduğunun kabulüyle, yapılan açıklamalar çerçevesinde 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine dair ... tarih ve ... sayılı kararının yeniden incelenmesi gerektiği sonucuna varılarak, ... İdare Mahkemesinin .... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; bozulan kısma hasren incelenen davada, ... tarih ve ... sayılı karar ile ... tarih ve ... sayılı kararınların iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından, davanın süresinde açılmadığı, işin esası yönünden dava konusu işlemlerin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olduğu, belirtilen nedenlerle temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesi, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik ve niteliğinde değişiklik nedeniyle tarafların değişebileceğini öngörmekte; davacının mülkiyetinde olan taşınmazlara dayalı olarak açılan davada ise, Hazine mülkiyetinde olan taşınmazların bir başka gerçek veya tüzel kişiye devri üzerine davanın taraflarının değiştirilmesine ve bu şekilde taraf sıfatının devrine olanak tanımamaktadır. Zira; Hazine mülkiyetinde olan taşınmazlar, uyuşmazlık konusu olmayıp, parsellerin komşuluğunda yer alan alanda ve parsel bazında değiştirilen imar planları dava konusu edilmiştir. Açıklanan nedenle; davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin temyiz istemleri yönünden işin esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır."; kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; davacı Ankara Valiliği tarafından, 18/12/2024 ve 17/02/2025 tarihlerinde UYAP kayıtlarına giren dilekçeler ile; Hazinenin maliki bulunduğu ... ada ... parsel (eski ... parsel) taşınmazın Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 18/09/2024 yevmiye tarihli işlemiyle Özelleştirme İdaresi Başkanlığına devrinin gerçekleştiği, ... ada ... parselin (eski ... parsel) Hazineye ait 23,65 m²'nin kısmının ise R.U.'ye satıldığı ve gelinen aşamada, davanın devamı açısından Hazinenin menfaati kalmadığı belirtilerek, dosyanın işlemden kaldırılmasının sağlanması gerektiği beyan edilmiştir. Bu durumda; ... İdare Mahkemesince, yukarıda alıntısı yapılan 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Dava konusu ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı ... Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarının yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 2.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 3.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği hükme bağlanmış olup, anılan düzenlemenin değerlendirilmesinden, tarafların kişilik ve niteliğinde değişiklik olması halinde yargılamaya devam edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Tarafların kişilik veya niteliğinde olabilecek değişikliğin kanun yolu safhasında da gerçekleşebileceği dikkate alındığında, anılan kuralın bu safhayı da kapsar biçimde anlaşılması gerekmektedir. Buna göre, dava sırasında davacının, kanun yolu başvurusu sırasında ise kanun yolu başvurusunda bulunan tarafın, ölüm, tüzel kişiliğin ortadan kalkması gibi nedenlerle kişilik; vesayet altına alınma, tasfiye sürecine girme gibi medeni hakları kullanma ehliyetini sonlandıran ya da kısıtlayan nedenlerle nitelik değişikliğine uğraması halinde, davayı veya kanun yolu başvurusunu takip hakkı kendisine geçenin başvurusuna kadar ilgili mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilecektir. Aynı fıkrada, dava esnasında gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği de belirtilerek, ölüm olayının dava takibi bakımından doğuracağı sonuca ilişkin düzenleme yapılmıştır. Ancak, gerçek kişilerden olan tarafın ölümünün (tarafların kişilik veya niteliğinde olabilecek değişikliğe benzer şekilde) kanun yolu safhasında da gerçekleşebileceği dikkate alındığında, anılan kuralın bu safhayı da kapsar biçimde anlaşılması gerekmektedir. Anılan fıkrada davalı konumunda bulunan (veya aleyhine kanun yolu başvurusu yapılan) ve kişilik veya niteliğinde değişiklik olan tarafın tüzel kişilerden olması halinde nasıl bir yol izleneceği düzenlenmemiştir. Bununla birlikte, bu halde, idarenin davayı ya da kanun yolu başvurusunu yenilemesine kadar ilgili mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmelidir. Bu çerçevede, kanun yolu başvurusu tüzel kişiliği haiz davacı tarafından yapılmış ve dosya bu safhada iken davacının kişiliğinde bir değişiklik gerçekleşmiş ise, dosyanın derece mahkemesine gönderilmesi ve derece mahkemesince de, öncelikle davacının yerini alacak kişiyi tespit ederek, takip hakkına sahip bu kişiye kanun yolu başvurusuna devam edip etmeyeceği sorularak devam etmek istediğine dair yazılı beyanının alınmasından ve dosyanın tekemmülü sağlandıktan sonra kanun yolu başvurusunun görüşülmesi için tekrar Danıştaya gönderilmesi gerekmektedir. Şayet davacının yerini alacak olan ve takip hakkı bulunan kişi, kanun yolu başvurusuna devam etmek istemediğini bildirir ya da verilen süre içerisinde bir cevap vermezse, dosyanın işlemden kaldırılacağına dair önceden yapılan bildirimin gereğinin yerine getirilerek, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Kanun yolu başvurusu davalı idare tarafından yapılmış ve dosya bu safhada iken davacının kişiliğinde bir değişiklik gerçekleşmiş ise, yine dosyanın derece mahkemesine gönderilmesi ve derece mahkemesince de, aynı şekilde önce davacının yerini alacak kişinin tespit edilmesi, daha sonra davalı idareye davacının yerine davayı takip hakkı bulunan kişi nezdinde kanun yolu başvurusunu devam ettirip ettirmediğinin sorulması, devam ettirmek istediğini bildirmesi durumunda da dosyanın tekemmülü sağlanarak kanun yolu incelemesi için Danıştaya gönderilmesi gerekmektedir. Şayet davalı idare tarafından, davacının yerini alacak olan kişi nezdinde kanun yolu başvurusunun devam ettirilmeyeceği bildirilirse, dosyanın işlemden kaldırılacağına dair önceden yapılan bildirimin gereğinin yerine getirilerek, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca belirtmek gerekirse, davacının yerini alacak kişinin davayı takip etmek istemediğini bildirmesi durumunda, derece mahkemesinin kişinin bu konudaki iradesinin davadan ya da kanun yolu başvurusundan feragat niteliği taşıyıp taşımadığını açıklığa kavuşturarak, sonucuna göre karar vermesi de mümkün bulunmaktadır. Davadan feragat ediliyor ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 310. maddesi uyarınca “Ek Karar” verilmesi, kanun yolu başvurusundan feragat ediliyor ise temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekecektir. Bu itibarla görülmekte olan bir davada taraf değişikliği durumunda, aslolan davayı takip hakkı kendisine geçen kişinin davayı kaldığı yerden takip etmesidir. İster dava safhasında olsun isterse kanun yolu safhasında olsun taraf değişikliği ile birlikte usule ilişkin kuralların baştan itibaren tekrarlanması, nihai karar verilmiş ise bu kararın bozulmasına karar verilerek dava aşamasına geri dönülmesi gibi bir yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Taraf değişikliği dava safhasında gerçekleşmiş ise, davayı takip hakkı kendisine geçen kişinin başvurduğu tarihe kadar yapılan usule ilişkin tüm işlemler geçerliliğini korumakta ve dava kaldığı yerden görüşülmeye devam edilmektedir. Taraf değişikliği kanun yolu safhasında gerçekleşmiş ise, aynı prensibin bu aşamada da geçerli olduğunun kabul edilmesi gerekir. Nihai kararın hukuki sonuç ve etkileri, davayı takip hakkı kendisine geçen kişinin kanun yolu başvurusunu devam ettirmesiyle, davalı idarenin ise davayı takip hakkı kendisine geçen kişi nezdinde kanun yolu başvurusunu yenilemesi ile Danıştay tarafından yapılacak kanun yolu incelemesi neticesinde verilecek karar ile belirlenecektir. Buna karşılık, taraf değişikliği için dosyanın gönderildiği derece mahkemesinin yapacağı taraf teşkili sonrasında aleyhine hüküm kurulan taraf kanun yolu başvurusunu yenilemez ise, nihai kararın doğurduğu hukuki sonuçları kabullendiği anlamına gelecektir. Dolayısıyla, kanun yolu safhasında gerçekleşen taraf değişikliği nedeniyle mahkeme kararının bozulması, herhangi bir usul kuralına dayanmadığından, davanın taraflarının her birinin nihai karardan kaynaklanan lehine olan kazanımlarının sona ermesine neden olacağı gibi, 2577 sayılı Kanunun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinde sayılan koşullar arasında sayılmayan bir nedenle mahkeme kararının bozulmasına yol açacaktır. Açıklanan nedenlerle; temyize konu Mahkeme kararının, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere bozulması halinde, temyize konu kararın ortadan kaldırılması sonucuna bağlı olarak taraflar açısından yeni bir hukuki durum ortaya çıkaracağından, bozma kararı verilmesi yerine, anılan Kanun hükmünün gereği yapılmak üzere, dosyanın Ankara 5. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.