10. Hukuk Dairesi 2023/1023 E. , 2024/111 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/198 E., 2021/599 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında prime esas kazançlarının tespiti ve davacı hakkında Kurumca bağlanan eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi ve davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargıla…
**10. Hukuk Dairesi 2023/1023 E. , 2024/111 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/198 E., 2021/599 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında prime esas kazançlarının tespiti ve davacı hakkında Kurumca bağlanan eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi ve davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalılardan İl Özel İdaresi vekili ile davalı ... Başkanlığı vekili tarafından, temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekilinin 13.01.2014 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Osmaniye Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde 1989 yılında işe başladığını, işe başladığı tarihten kadrolu işçi statüsüne geçirildiği 02.02.2001 tarihine kadar geçici işçi statüsünde mevsimlik işçi olarak çalıştığını ancak kadrolu işçi statüsüne alındığında geçici/mevsimlik işçi olarak çalıştığı süreler kıdem hesabına dahil edilmediği ve işe yeni alınmış işçi gibi başlangıç derece kademesine göre başlatıldığını, müvekkilinin emekli olduğunu, bunun sonucu olarak emekli olduğunda öcneki hizmet süreleri derece kademesi uygulanarak yapılmış olsaydı daha yüksek emekli maaşı alacakken derece ve kademe intibakı yapılmadığından emekli maaşının düşük kaldığını bu nedenle müvekkilinin mevsimlik/geçici işçilikte geçen sürelerinin derece ve kademe intibakı yapılarak derece ve kademesinin tespitini ve emekli maaşına yansıtılmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı taraflara usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliği yapılmış, davalı SGK Başkanlğı vekili cevap dilekçesinde özetle; diğer davalı işveren Osmaniye İl Özel İdaresine bağlı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bildirim ve talepleri doğrultusunda ilgili kanun hükümlerine göre işlem yaptığını, müvekkili kurumun işveren ve işçi arasındaki ücret kıdem tarafların bildirimleri haricinde bilemediklerini bu nedenle husumet yönünden reddini, esas yönünden ise 2000 yılına kadar olan kısmının kurumca emeklilikte gösterge sistemiyle, 2000 yılından sonra ise katsayı kullanılarak emekli maaşının hesaplandığını, Kurum işverenin bildirgeleri ve bildirimleri doğrultusunda emekli maaşını hesapladıklarını bu yönden de taraf olamayacaklarını bu nedenle de davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı Osmaniye İl Özel İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığını 14.08.2005 tarihinde emekli olduğunu, müvekkili kurum ile Türkiye Yol İş Sendikası arasında imzalanan 01.03.2013-28.02.2015 yılları arasında yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesinin geçici 2 nci maddesi hükmü gereğince başvuru tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde emekli olan ve halen çalışmakta olan işçi personelin mevsimlik geçici işçi statüsünde çalıştığı süreler derece ve kademe terfiinde dikkate alınarak gerekli intibak işlemlerinin yapıldığını, ancak davacının 14.08.2005 tarihinde emekli olduğundan kurumumuza başvuru tarihinden 5 yıl önce emekli olması nedeniyle ödeme ve intibak yapılmayan işçilerden olduğunu ve 5 yıllık zamanaşımı süresini aştığından zamanaşımı nedeniyle reddini savunmuştur. Ayrıca davacının gerek geçici gerekse daimi çalıştığı sürelere ait gerekli bildirimleri yaptıklarını ve primlerin yatırıldığını beyan ederek davanın husumet yönünden reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece, davacının geçici/mevsimlik iş ilişkisinin kurulduğu tarihten itibaren Türkiye Yol-İş Sendikası üyesi olduğunu ve 2001 yılında kadrolu işçi statüsünde geçirilmesinden sonrada Türkiye Yol İş Sendikası üyeliğinin devam ettiğini ve halen üyesi olduğunu, mülga Köy Hizmetleri Müdürlüğü nezdinde geçici/mevsimlik işçi olarak işe başladığı tarihten daimi/kadrolu statüye geçtiği tarihe kadar ki hizmet süresinin hesaplanarak belirlenecek derece ve kademe intibakının yapılması gerektiğinin tespiti talebine yönelik olup davacı taraf davanın kabulünü, davalı taraflar ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlıklar ücret, kademe ve derece tespitine esas teşkil eden hizmet süresinin tespitinde geçici iş ilişkisinin başladığı tarih mi yoksa daimi/kadrolu statüye geçtiği tarihin mi esas alınacağı noktasında toplanmaktadır. Davacının Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Osmaniye Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde 1989 yılında işe başladığını, 02.02.2001 yılında kadrolu işçi statüsü ile görevine devam ettiği ve 14.08.2005 tarihinde emekli olduğunu, davacı yanın 13.01.2014 tarihinde Mahkememize dava açtığı, davalı işveren davacının sigorta bildirimlerini yaptığından davacı iddiası prime esas kazançlarının eksik yatırıldığı iş bu dava kamu düzenine ilişkin olmasıyla davacı taleplerinde zaman aşımı olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının emekli olduğu tarihte 6. derece, 12 kademede olduğunun ve davacının prime esas gelirlerinin 02.02.2001-14.08.2005 döneminde toplam 2.559,19 TL eksik bildirilmiş olduğunun tespitine ilişkin davanın kabulüne davacının emekli olduğu tarihte 6. derece, 12 kademede olduğunun ve davacının prime esas gelirlerinin 02.02.2001-14.08.2005 döneminde toplam 2.559,19 TL eksik bildirilmiş olduğunun tespitine, dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, bozma kararında, somut olayda, davacının kadroya alınmasından önceki çalışması yok sayılarak yeni işe girmiş gibi işlem yapılmasının kanuni dayanağının bulunmadığı açıktır. Mahkemece davacının önceki çalışmasının derece ve kademesinin belirlenmesinde dikkate alınması şeklindeki kabulü yerindedir, ancak davacının işyeri özlük dosyası getirtilmeden, toplu iş sözleşmeleri dosya arasına alınmadan, denetlenemeyen bir bilirkişi raporu ile karar verilmiş olması hatalıdır. Yapılacak iş, davacının köy hizmetleri nezdinde çalışmaya başladığı 03.07.1989 tarihinden yaşlılık aylığı tahsis edildiği 14.08.2005 tarihine kadar olan dönemi kapsayan yıllarda davalı işveren ile sendika arasında yapılan toplu iş sözleşmelerini istemek, davacının hangi tarihten itibaren sendika üyesi olduğunu gösterir evrakları getirtmek, davacının yıllar itibariyle derece ve kademe terfisi ile zamlı yevmiyelerini gösterir işveren belgeleri (işyeri özlük dosyası) ve hesap dönemini kapsayan bordroları işverenden istemek, davacının daimi kadroya alınmadan önceki hizmet süresini, işverenden gelen hizmet belgesi ile davalı Kurumdan gelen hizmet cetvelini karşılaştırarak netleştirmek, konusunda uzman bir bilirkişiden denetime elverişli bir rapor alınarak davacının yaşlılık aylığı tahsis edildiği tarihte bulunması gereken derece ve kademesinin tespit edilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekliliği ile karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü kamu İşverenleri Sendikası'na ve Osmaniye İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğine müzekkere yazılarak davacının köy hizmetleri nezdinde çalışmaya başladığı 03.07.1989 tarihinden yaşlılık aylığı tahsis edildiği 04.08.2005 tarihine kadar olan dönemi kapsayan yıllarda davalı işveren ile sendika arasında yapılan toplu iş sözleşmeleri istenmiş, ayrıca sendikadan davacının hangi tarihten itibaren sendika üyesi olduğuna dair bilgiler, İl Özel İdaresinden ise işyeri özlük dosyası ile bordro ve hizmet belgeleri istenmiş ilgili belgeler celbedildikten sonra dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davacının emekli olduğu tarihte 3. Derece, 5. kademeden maaş bağlandığı, eksik bildirimin kazançlara dahil edilerek davacının maaşının SGK tarafından yeniden hesaplanmasının uygun olacağı, ayrıca TİS 99 uncu madde de yer alan alan bulundukları derecede 2 yıl çalışmış olmak şartıyla 1 derece ilerlemesine hak kazanmış olduğu kabul edilerek davacının intibakının 6. derece 12. derecede olması gerektiği kanaatine varılmış ve bilirkişi raporu doğrultusunda aşağıdaki şekilde davanın kabulüne, davacının emekli olduğu tarihte intibakının 6. derece, 12 kademede olduğunun ve davacının prime esas gelirlerinin 02.02.2001-14.08.2005 döneminde toplam 2.512,69 TL eksik bildirilmiş olduğunun tespitine, dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalılardan İl Özel İdaresi vekili ile davalı ... Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı SGK Başkanlığı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını, istemiştir. 2.Davalı İl Özel İdaresi ise temyiz dilekçesinde, davacı hakkında kurumlarınca yapılacak bir işlem bulunmadığını, esasen kendilerine husumetin dahi düşmediğini, buna göre aksi yönde verilen kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurumca davacıya bağlanan aylığın eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir. 2.Sigortalılığa ilişkin “hizmet tespiti” ve "prime esas kazanç tespiti" davaları, sosyal güvenlik hakkına ilişkin olarak ortaya çıkan davalardır. Yasal dayanağını 506 sayılı Kanun'un 6 ve 79/10 (5510 sayılı Kanun açısından ise 86/9 uncu) maddelerinden almaktadır. Sözü edilen 6 ncı madde de çalıştırılanların, işe alınmaları ile kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 79/10 uncu maddesinde ise sigortalıların, çalışmalarının tespiti ile ilgili dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu bakımdan, hizmet tespitine ilişkin davalar sosyal güvenlik hakkı ve kamu düzeni ile ilgili olup, kişi iradesi belirleyici etkiye sahip değildir. İçerisinde bulunduğu yasal statünün belirlediği durum doğrudan dikkate alınır. Bu nedenle hâkim, kendiliğinden araştırma yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki kapsamında, gerektiğinde tanık ve diğer deliller yoluyla doğrudan gerçeği bulma yükümü bulunmaktadır. İşçilik haklarına ilişkin davalar ise 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanmaktadır. Bu tür davalar, kişi iradesine önemli rol verilip, taraf anlaşmalarına geçerlilik tanınan, alacak ve tazminat türünde olan davalardır. Taraflar bu tür haklarından her zaman vazgeçebilir. Bu nedenle hâkim, kendiliğinden araştırma yapmaz. Tarafların bildirdiği deliller dışında delil toplanması da olanaklı değildir. Kaldı ki SGK'nın bu davalarda davalı sıfatı bulunmamaktadır. Bu durumda, her iki dava türünün, taraflarının statüsü, hâkimin delil araştırma bakımından kendiliğinden hareket etmesi, taraf iradelerine atfedilen rol, dava konusu edilen haktan vazgeçilip vazgeçilememesi gibi yönlerden yasal konumları birbirinden tamamen farklıdır. Her iki dava türünün birlikte görülmesi durumunda; davanın birinde bir kısım delillerin kendiliğinden dikkate alınması, diğerinde alınmaması gerekecektir ki, aynı dava dosyasında birbiri ile çelişkili kararlar yer alabilecektir. Kaldı ki, işçilik haklarına ilişkin olarak dairemiz kararları ile işçilik alacaklarına ilişkin davalar yönünden asıl görevli Yargıtay ilgili dairelerinin kararları arasında farklı uygulamalar ortaya çıkabilecektir. Öte yandan, temyiz aşamasında inceleme mercileri farklı olan bu davaların birbirinden bağımsız sonuçlandırılmalarında hukuki istikrar ve kararlara olan güven bakımından da yarar bulunmaktadır. İşçilik haklarına ilişkin olarak kesinleşen hüküm, hizmet tespiti davasında sadece kuvvetli delil olarak değerlendirilmekte, davada taraf sıfatı bulunmayan SGK yönünden bağlayıcı olmamaktadır. 3.Sigorta primine esas fark kazanç tutarlarının tespiti ve aylık miktarına yansıtılması istemine yönelik olarak ise, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 77 nci maddesidir. Anılan maddede; “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında: a)Sigortalıların o ay için hak ettikleri ücretlerin, b)Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin, c)İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır. Şu kadar ki ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur…” denilmektedir. “Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur” bölümü, 01.01.2004 yürürlük tarihli 4958 sayılı Kanun ile anılan maddenin ikinci fıkrasına son cümle olarak eklenmiştir. Madde de bahsedilen “ayni yardımlardan” amaç, sosyal veya kişisel bir ihtiyacın karşılanması yolunda yapılan yardım niteliğinde olmasıdır. Yardımın ayni veya parasal olarak yapılmasının bir önemi bulunmamaktadır. Somut biçimde belli edilmiş bir ihtiyaca yönelik yardımlar ayni yardım olarak kabul edilmeli ve prim hesabında dikkate alınmamalıdır. Bu anlamda, sosyal yardım adı altında ödenen “izin harçlığı, bayram harçlığı ve öğrenim yardımı” anılan yasa hükmü kapsamında ayni yardım özelliğinde olması nedeniyle, sigortalının (ücret) gelirine dâhil değildir ve prime esas kazanca dahil edilmez. (10. H.D'sinin 2009/5052 E, 2011/4939 K sayılı kararı) Görüldüğü gibi, anılan madde hükmünde hangi kazançların prim hesabına esas alınamayacağı sayma yöntemiyle belirlenmiş olup Türk pozitif hukukunda egemen olan kurala göre, ayrık hükümler genişletici değil, daraltıcı yoruma tabidirler ve anılan kural, 23.05.1960 tarihli 11/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır. Bu kararda sigortalılara ödenen yemek paralarının ayni yardım niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmış ve prime esas kazancın belirlenmesinde dikkate alınamayacağı görüşü benimsenmiştir. İkramiye adı atındaki ödemeler yönünden ise; 11.07.1956 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6772 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile “… Belediyeler ve bunlara bağlı teşekküler, 3460 ve 3659 sayılı Kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanunu'nun şümulüne giren veya girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.” hükmü getirilmiş, anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında ise “… Bu tediyelerden çeşitli işçi sigortalarının icabettirdiği primler kesilmez ve bu paralar borç için haczedilemez.” düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun gereğince, maddenin 2 nci fıkrasındaki istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen her türlü gelirden sigorta primi kesilmesi söz konusu olmaktadır. 506 sayılı Kanunda ücretin tanımı yapılmamıştır. Fakat m.77/I-a’da sözü edilen “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi ücretlerinde girdiği kabul olunmaktadır. Bu ücretlerin sigortalıya fiilen ödenmesi şart olmayıp, onun adına o ay için tahakkuk ettirilmiş olması prime esas kazanca dâhil edilmesi için yeterlidir. Asıl ücretin eki niteliğinde bulunan prim ve ikramiyeler, prime esas kazançlar olarak brüt tutarları üzerinden ödendikleri aylar itibariyle prime esas tutulur. Bunların tahakkuk etmiş olması prime esas tutulmaları için yeterli olmamakta, ödenmiş olması da aranmaktadır (m.77/I-b). İdare veya kaza mercileri tarafından verilen karar uyarınca sigortalılara yapılan ödemeler (a) ve (b) bentlerinde öngörülen ücret türlerinden ayrımsızdır. Fark, bunların yönetim ve yargı mercilerince verilmiş kararlardan kaynaklanmalarıdır. İşveren ile sigortalı işçi arasında “fazla çalışma ücreti” veya “prim, ikramiye” gibi konularda uyuşmazlık çıkar ve mahkemece, bu işçilik haklarının ödenmesine karar verilir ve sigorta primlerinin ödeneceği ay içinde bu paralar sigortalıya verilirse, bu ödemelerde prim matrahına dâhil edilerek, prim hesabında göz önünde tutulur. Bu tür kazançlara salt hak kazanmak, bu kazançların prime esas alınması için yeterli bulunmamaktadır (Mustafa Çemberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, 1985 Baskı, s.439). İdare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim ödeme yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir. 3. Değerlendirme Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) Eldeki davada ise uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup davanın işçilik alacağı ile birlikte sigorta primine esas kazancın belirlenmesi istemine yönelik olduğu dikkate alınarak, öncelikle derece ve kademenin tespiti ile diğer işçilik alacaklarına yönelik istemlere ilişkin davanın tefrik edilmesi ve ayrı bir esasa kayıt ile ayrı ayrı yargılama yapılması gerekirken, yargılamanın birlikte sürdürülmesi ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Diğer taraftan, davacının derece ve kademesinin tespiti ile birlikte ücret alacağına ilişkin davasının kesinleştirilmesi ve ücret alacaklarının ödenip ödenmediği hususu üzerinde durularak, ödenmesi koşuluyla, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi; hizmet akdinin daha önceki bir tarihte sona ermiş olması karşısında ise, yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerektiği hususu dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, prim ve ikramiyelerin ait olduğu aylara yayılmak suretiyle prime esas kazanca dâhil edilmeleri suretiyle, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı Osmaniye İl Özel İdaresine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.