Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz ve koruma memurları tarafından kötü muameleye maruz bırakılma iddiaları hakkında etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz ve koruma memurları tarafından kötü muameleye maruz bırakılma iddiaları hakkında etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/5/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Kocaeli 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken 8/7/2014 tarihinde infaz ve koruma memurları ile aralarında bir tartışma yaşanmıştır. Başvurucu, infaz ve koruma memurları tarafından darbedildiği, tehdit ve hakarete maruz kaldığı iddiasıyla 9/7/2014 tarihinde şikâyetçi olmuştur. Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca olaya ilişkin soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında taraf beyanları alınmıştır. Ayrıca bu kapsamda kamera kayıtlarının çözümünün yaptırıldığı anlaşılmaktadır.A. Taraf Beyanları Başvurucunun Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan beyanı şöyledir:"...Olay günü ... S. ile birlikte oda değişimini için psiko sosyal bölümüne geçtik.... Psiko sosyal bölüme geçmek üzere odamızdan çıkacağımız esnada her gün yapılan rutin aramadan farklı olarak görevli personel tarafından tacize varan şekilde beni ve S.yi sert bir şekilde aradılar. Daha sonra ana koridora çıktıktan sonra psiko sosyal servise doğru yöneldik. Psiko sosyal servisi telefon ile görüşmekteydi. ... İsmini bilmediğim memurlar bize 'siz durun' şeklinde ifade kullandılar. Biz durmaya başladık. Diğer spordan gelen arkadaşları odalara almak için görevli memurlar ayrıldılar. O sırada psiko-sosyal bölüme bakan memur bize 'siz gidin ben telefondaki görüşmemi bitireyim, ondan sonra sizinle görüşürüm' şeklinde ifadeler kullanınca, biz psiko sosyal servisinin odasına doğru yürümeye başladık. 3 4 adım atmadan bizi götüren memur bir anda 'nereye gidiyorsunuz' şeklinde bağırmaya başladı. O sırada S. psikososyal bölümde görevli memurun gidin dediğini, siz ise kalın diyorsunuz kimi dinleyelim şeklinde ifade kullandı. İsmini bilmediğim görevli memur 'burada her şeyden ben sorumluyum, ben ne dersem o olur merkez benim' şeklinde ifade kullandı. O sırada koridordaki masada oturan farklı bir memur,... bize 'neden memur ile tartışıp cevap veriyorsunuz' şeklinde bağırdı. Bize 'hiç kıpırdamadan hazır olda yerinizde durun' dedi. Aynı şekilde devlet personeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti memurlarıyız, biz ne dersek o olur, ona göre hareket edeceksiniz, kalkın dediğimiz zaman kalkacaksınız, durun dediğimiz zaman duracaksınız, oturun dediğimiz zaman oturacaksınız' dedi. Biz de bunun üzerine burada küçük bir sorun var bunu büyütmenize gerek yok, neden bağırıyorsunuz şeklinde sorduk. S. arkadaş da o sırada memurlara 'PKK lı olduğumuz için mi böyle bağırıyorsunuz' dedi. O sırada orada bulunan 3 4 memur üzerimize gelmeye başladı. Psikolog memurlara 'onlara ben yürüyün dedim, sorun çıkarmaya gerek yok' dedi. Bunun üzerine memurlar hamile olan psikologa sen neden karışıyorsun, burada görevli olan biziz, şeklinde sözler etti. Bunun üzerine B Bloktan bizim bulunduğumuz C Bloka doğru müdahale takımı benim çete olarak isimlendirdiğim görevli memurlar geldiler. A Bloktan gelen personel ortada hiçbir sebep yokken ve hiçbir şeyden haberi yokken, masada olan personellerle birlikte bize saldırmaya başladılar. Biz kendimizi ifade etmeye çalışsak da kolumu geriye çevirmek ve boynumdan tutmak suretiyle, yumrukla sırtıma vurdular. S.'nin da kolunu geriye doğru çevirdiler. Daha sonra psikososyal serviste çalışan hamile olduğunu düşündüğüm bayan gelen memurları sakinleştirmeye çalıştı. Aynı bayan bu saatten sonra görüşmeye gerek yok siz odalarına götürün, dedi. O sırada zorla kolumuzdan çekiştirmek suretiyle yerlerde sürükleyerek beni ve S.yi odalarımıza götürdüler. Bu esnada 'heralde burada rahatsınız, biz burayı cehenneme çevirmeyi biliriz, bundan sonra gününüzü görürsünüz, gösteririz.' şeklinde tehdit ifadesi kullandılar..." Hükümlü S.Ö.nün müşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi şöyledir:"...08/07/2014 tarihinde hükümlü olarak kalmakta olduğum Kocaeli 2 No'lu F Tipi Cezaevinde isimlerini bilmediğim cezaevi personeli kolumu arkaya çevirmek suretiyle arkamda tuttu. 08/07/2014 tarihinde oda değişikliğini görüşmek amacıyla psikologa gitmek istedik. Turan isimli arkadaşım da yanımdaydı. ...Psikolog telefon ile görüşmekteydi. Psikolog şuan müsait değilim siz gidin dedi. Siz gidin ben sizin arkanızdan gelip sizle görüşürüm dedi. Biz tekrar piskolog odasına gideceğimiz esnada ismini bilmediğim Ceza infaz kurum personeli tehditkar bir şekilde siz nereye gidiyorsunuz diye Turan ve bana sordu. Ben de infaz koruma personeline biriniz gidin diyorsunuz diğeriniz kalın diyorsunuz şimdi biz hanginizi dinleyelim diye sordum. Cezaevi personeli kontrol merkezi bendedir. Ben gidin dersem gideceksiniz kalın dersem kalacaksınız şeklinde sert bir şekilde bize ifadede bulundu. Biz de kendilerine kullandıkları dilin doğru olmadıklarını ifade ettik. Uygun dille bize belli şeyleri söylemeleri gerektiğini ifade ettim. Tanımadığım bir personel masa başından bize biz Türkiye Cumhuriyeti memurlarıyız biz ne dersek onu yapacaksınız diyerek üzerimize geldiler. ... Turan Günana'nın boğazını sıktılar. Hastaneye de götürmediler..." İnfaz ve Koruma Memuru S.nin müşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi şöyledir:".. Olay günü ben C Blokta bulunan ismini hatırlayamadığım farklı bir hükümlüyü almaya gittim. Gittiğimde sonradan gördüğümde tanıdığım Turan Günana ve S. Ö. isimli hükümlülerin bağırış sesleri geliyordu. Ancak yanlarına gitmediğim sürece sesler anlaşılır şekilde değildi. Bir arbedenin yaşandığını düşünerek olay mahaline gittim. ... infaz ve koruma memurlarından S.S. ve E.A. olay mahalindeydi. Turan'ın hangisini kastederek söylediğini bilmiyorum ama 'sen bana dur diyemezsin, sen kim oluyorsun da bana dur diyiyorsun' şeklinde sözleri oldu. O sırada görevli arkadaşlardan biri ancak şuan hatırlayamadığım bir arkadaş 'ben devletin memuru olarak size dur diyiyorum' şeklinde sözler etti. Ancak her iki hükümlü de bu ikaza uymayarak psikolog hanımın odasına doğru yürümeyedevam ettiler.Olayda kurum içi faaaliyet alımı yapıldığı için güvenlik amaçlı kendilerine beklemeleri söylenmiş şahıslar bunun üzerine 'biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, siz devletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da bunu yaparız' şeklinde söylemler atmaya başlayınca ben olaya müdahil oldum. Ayrıca Turan Günana eliyle işaret ederek, biz görevli personele karşı da 'sizinle görüşeceğiz, bu burada bitmeyecek, bunun hesabını vereceksiniz, bir gün göreceksiniz siz, buraları size zindan edeceğiz' şeklinde tehdit içerikli sözlerde bulundu. S. Ö.'de elini kaldırarak 'size soracağız' şeklinde sözler edince olayın niçin başladığını bilmediğim için ve sonrasında güvenlik konusunda bir problem yaşanmasın diye tamamen kendi görev ve yetki sınırlarımı aşmayarak ben S. Ö.'nün ellerini arkada kavuşturarak müdahale ettim. Ancak kelepçe falan takmadım. Ellerimle ellerini arkasında sabitledim. Ben sadece S. Ö.'ye müdahale ettim. Turan Günana'ya kim müdahale etti bilmiyorum. Hükümlüler söz konusu eylemleri nedeniyle psikolog görüşüne çıkarılmayıp odasına götürüldüler..." İnfaz ve Koruma Memuru S.S.nin müşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi şöyledir:"...Olay günü saat 10:30 sıralarında Turan Günana ve S. Ö. dilekçe yazarak psikolog görüşü talebinde bulunmuşlar. Söz konusu hükümlülere psikolog ile görüştürmek için refekat ettim Ancak kurum içi faaaliyet alımı yapıldığı için güvenlik amaçlı kendilerine beklemelerini söyledim. Şahıslar bunun üzerine 'biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, siz devletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da bunu yaparız' şeklinde söylemler atmaya başlayınca ben de 'Türkiye Cumhuriyetinin memuruyum burada bana verilen görevleri yapıyorum' şeklinde sözler ettim. Daha sonra aynı şahıslar yüksek sesle 'Pkklıyız, duyun sesimizi' şeklinde cümleler kurmaya devam etmeleri üzerine ani müdahale ekibi olaya müdahil oldu. Çünkü Turan ve S. bu sözleriyle diğer PKKlıları da galeyana getirmeyi başarmışlardı. Sonrasında hepimize yönelik "sizinle görüşeceğiz, bu burada bitmeyecek, bunun hesabını vereceksiniz' şeklinde tehdit içerikli sözlerde bulundular. Söz konusu hükümlüler tedbir amaçlı tarafımızca gerçekleştirdikleri eylemden dolayı psikolog görüşü yapılmadan odalarına tekrar götürüldü..." İnfaz ve Koruma Memuru F.A.nın müşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi şöyledir:"...Olay günü saat 10:30 sıralarında Turan Günana ve S. Ö. dilekçe yazarak psikolog görüşü talebinde bulunmuşlar. Söz konusu hükümlüleri psikolog görüşüne çıkarmak için S.S. ile E. A. hükümlüleri odalarından çıkardılar. Daha sonra S.S. tek başına hükümlülere psikolog ile görüştürmek için refekat etti. Ancak kurum içi faaaliyet alımı yapıldığı için güvenlik amaçlı kendilerine beklemeleri söylemiş şahıslar bunun üzerine 'biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, siz devletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da bunu yaparız' şeklinde söylemler atmaya başlayınca ben olaya müdahil oldum. Daha sonra aynı şahıslar yüksek sesle 'Pkklıyız, duyun sesimizi' şeklinde cümleler kurmaya devam etmeleri üzerine biz güvenlik ekibi olarak S., H.A. ve ben müdahil olduk..." İnfaz ve Koruma Memuru B.İ.nin müşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi şöyledir:"...Olay günü saat 10:30 sıralarında Turan Günana ve S.Ö. dilekçe yazarak psikolog görüşü talebinde bulunmuşlar. Söz konusu hükümlüleri psikolog görüşüne çıkarmak için SS. ile E.A. hükümlüleri odalarından çıkardılar. Daha sonra S.S. tek başına hükümlülere psikolog ile görüştürmek için refekat etti. Ancak kurum içi faaaliyet alımı yapıldığı için güvenlik amaçlı kendilerine beklemeleri söylemiş şahıslar bunun üzerine 'biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, siz devletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da bunu yaparız' şeklinde söylemler atmaya başlayınca ben olaya müdahil oldum... Olayın nasıl gerçekleştiği kamera kayıtlarında mevcuttur, söz konusu hükümlülere karşı herhangi bir keyfi tutum söz konusu değildir." İnfaz ve Koruma Memuru H.A ile E.A. da müşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadelerinde, hükümlülerin "Biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, siz devletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da bunu yaparız." şeklinde söylemlerde bulunmaları üzerine olaya müdahil olduklarını, keyfî bir tutumda bulunmadıklarını beyan etmişlerdir. Olay günü Ceza Ve İnfaz Kurumunda psikolog olarak görev yapan Ö.A.nın Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesince 2/10/2015 tarihli talimat duruşmasında tanık sıfatıyla alınan beyanı şöyledir:"Olay iddianamede anlatıldığı şekilde meydana gelmiştir. Turan GÜNANA benimle görüşmeye gelmişti. O sırada diğer müştekilerin yönlendirmesi sırasında sanık Turan siz kimsiniz bizi yönlendiremezsiniz şeklinde konuştu, müşteki Ercan da buna karşılık, biz devletiz şeklinde karşılık verdi. Sanıklar, müştekilere yönelik 'siz devletseniz, biz pkkyız, kralınız gelse ona da bunu yaparız, sizinle görüşeceğiz, burada bitmeyecek, bunun hesabını soracağız' şeklinde tehditlerde bulundular. Daha sonra müdahale ekibi gelerek olayı yatıştırdı. Olay hakkında bilgi ve görgüm bundan ibarettir."B. Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca 20/3/2015 tarihinde başvurucunun şikâyetleri hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"...olay günü müştekilerin psikolog görüşüne götürüldükleri sırada şüpheli infaz ve koruma memurları ile aralarında bir tartışmanın vuku bulduğu, müştekilerin şüphelilerin bu tartışma sırasında kendilerine saldırarak darp ettikleri ve 'size burayı cehenneme çevireceğiz' şeklinde tehdit içerikli sözler ettiklerini iddia ettiği,Yürütülen soruşturma kapsamında, dosyada mevcut kamera kayıtları ve tanık anlatımları içeriğinden de anlaşılacağı üzere, şüphelilerin ilgili mevzuat çerçevesinde kendilerine verilen zor kullanma yetkilerini kullandıkları, incelenen kamera görüntülerinde şüpheliler hakkında suç oluşturacak, cezai yaptırımı gerektirecek bir hususun tespit edilemediği ve şüphelilerin orantısız güç kullandıklarını gösteren bir delile rastlanılmadığı, keza tanık anlatımlarından şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işledikleri hususunda bir bilgiye erişilemediği anlaşıldığından, haklarında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının verilmesi gerekmiştir." Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz 21/4/2015 tarihinde Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"... Savcısı tarafından yürütülen soruşturma evresi sonunda; dosyada mevcut kamera kayıtları ve tanık anlatımları içeriğinden de anlaşılacağı üzere, şüphelilerin ilgili mevzuat çerçevesinde kendilerine verilen zor kullanma yetkilerini kullandıkları, incelenen kamera görüntülerinde şüpheliler hakkında suç oluşturacak, cezai yaptırımı gerektirecek bir hususun tespit edilemediği ve şüphelilerin orantısız güç kullandıklarını gösteren bir delile rastlanılmadığı, keza tanık anlatımlarından şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işledikleri hususunda bir bilgiye erişilemediği gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür. Yürütülen aynı soruşturma kapsamında, taraflar arasında aynı gün yaşanan tartışmada Turan Günana ile S. Ö.ün infaz ve koruma memurlarına yönelik olarak 'Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, siz devletseniz biz PKK'lıyız sizin kralınız gelse ona da bunu yaparız. sizinle görüşeceğiz, bu burada bitmeyecek, bunun hesabını vereceksiniz' şeklinde tehdit içerikli sözler sarf ettiklerinin, bu nedenle cezaevi hükümlülerinin psikolog görüşünün yaptırılmayarak odalarına alındıkları ve infaz koruma görevlilerinin yaşanan olay nedeniyle şüpheliler hakkında şikayetçi olmaları üzerine basit tehdit suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi için haklarında Kandıra Asliye Ceza Mahkemesine kamu davasının açıldığı anlaşılmıştır. Dosyanın tetkikinde, olay yerini gösterir ve adli emanetin 2014/289 sırasına kayıtlı kamera kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinin ardından tanzim edilen rapora istinaden, hükümlü/tutuklulardan birinin agresif tutumlar sergilediği, diğer hükümlü/tutuklunun da olaya müdahil olduğu; bu nedenle cezaevi görevlilerince kontrol altına alınmaya çalışıldığı, şahısların sakinleşmeleri ile de odalarına alındıklarının tespit edildiği, güvenlik kamerası görüntüleri içeriği, bu içeriğin teyidi mahiyetindeki sosyal hizmet uzmanı tanık Ö. A.’nın beyanları karşısında Savcısının kovuşturmama kararında yazılı bulunan gerekçelerine göre itiraz dilekçesinde ileri sürülen hususları yerinde görülmediğinden itirazın reddine ... karar verilmesi gerekmiştir." İtirazın reddi kararı başvurucuya 30/4/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu anılan karara karşı 18/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu Aleyhine Yürütülen Adli Süreç 25/3/2015 tarihinde başvurucunun diğer hükümlü S.Ö. ile psikolog görüşüne götürüldüğü sırada vuku bulan tartışma sırasında infaz ve koruma memurlarına hitaben "Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, siz devletseniz biz PKK'lıyız sizin kralınız gelse ona da bunu yaparız." şeklinde tehdit içerikli sözler söylediği ve agresif tutumlarına devam ederek yine infaz ve koruma memurlarına yönelik olarak "Sizinle görüşeceğiz, bu burada bitmeyecek, bunun hesabını vereceksiniz." şeklinde tehdit içerikli sözler sarf ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle hakkında basit tehdit suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin 8/3/2016 tarihli kararıyla, şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmiştir. Anılan karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek fıkra: 31/03/2005 - 5328 S.K./mad) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.(3) Kasten yaralama suçunun; ...d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,...İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Kurumların iç güvenliği" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "(1) Kurumların iç güvenliği, Adalet Bakanlığına bağlı infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanır..." 4/6/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:"(8) İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz."