Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/3/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1979 doğumlu olan başvurucu, Trakya Kalkınma Ajansı (Kurum) bünyesinde 10/5/2010 tarihinden itibaren uzman personel statüsünde çalışmaya başlamış; en son idari ve mali işler birim başkanı olarak çalışmakta iken 27/7/2016 tarihli Yönetim Kurulu kararına istinaden 1/8/2016 tarihli bildirimle başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu, Yönetim Kurulu kararına karşı 15/8/2016 tarihli dilekçe ile savunma yapmış; genel sekreterin iş akdinin feshine ilişkin olarak şifahen bilgilendirme yaptığını, Bank Asyaya para yatırdığı ve geçmişte Zaman gazetesine abone olduğu gerekçesiyle iş akdinin feshedildiğini öğrendiğini belirtmiştir. Hiçbir zaman Bank Asyaya para yatırmadığını, sadece 2013 Ocak ayı ile 2015 Haziran ayları arasında Bank Asyanın kredi kartını kullandığını, bu kart münasebetiyle otomatik olarak Banka tarafından adına bir hesap açıldığını, bu hesapta hiçbir bankacılık işlemi yapmadığını ifade etmiştir. TMSF'den gelen yazıdan, bu hesap tanımının kredi kartı kullanımı için teknik bir zorunluluk olduğunun açıkça anlaşıldığını belirten başvurucu; kredi kartının kullanım amacını da ayrıca açıklamıştır. Buna göre 2013 yılı Ocak ayında umre ziyareti yapmak için başvuruda bulunduğunu, finansal durumu nedeniyle umre ücretini nakit olarak karşılayamayacağını belirttiğinde firma yetkilileri tarafından katılım bankalarına yönlendirildiğini, bu kapsamda Türkiye Finans ve Bank Asyaya başvurduğunu ifade etmiştir. Türkiye Finans Bankın 000 TL tutarındaki kart limiti teklifine karşılık Bank Asyanın 000 TL limit teklif etmesi sebebiyle bu kartı aldığını ifade eden başvurucu, kart ekstreleri incelendiğinde rutin bankacılık işlemleri dışında bir işlemin olmadığının görüleceğini beyan etmiştir. Ayrıca 2014 yılı boyunca evlilik hazırlığı için harcamalar yaptığını belirten başvurucu, toplamda yapılan tüm harcamaların umre ve evlilik alışverişleri ile ilgili olduğunu ifade etmiştir. Zaman gazetesi aboneliğinin ise 2011-2012 dönemine ait olduğunu, bu dönem devletin ve milletin menfaatine yayın yapıldığına inandığı için abonelik kaydı yaptırdığını ancak aboneliğini sürdürmediğini belirtmiştir. Öte yandan başvurucu; feshin geçersizliğinin tespit edilmesi, işe iadesi ile haksız fesihten kaynaklanan tazminat ve hak ettiği ücretlerin ödenmesine karar verilmesi talebiyle işveren aleyhine 22/8/2016 tarihinde Tekirdağ İş Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde işe iade davası açmış; somut hiçbir gerekçe ileri sürülmediğini belirterek feshin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiştir. İşveren tarafından sunulan cevap dilekçesinde; Yönetim Kurulu kararındaki hususların kamu kurumu niteliğinde olan davalı Kalkınma Ajansı açısından haklı nedenle fesih teşkil ettiği, 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK)hükümleri doğrultusunda ilgili KHK kapsamında söz konusu değerlendirmenin yapılabilmesi için somut delile ihtiyaç olmadığı, Kurumun kanaatinin yeterli olduğu, buna mukabil Yönetim Kurulu tarafından emniyet müdürlüklerinden, olağanüstü hâl bürolarından ve merkezi yönetimden (İçişleri ve Kalkınma Bakanlıkları) gelen istihbari bilgilerin de dikkate alındığı belirtilmiş ve davanın reddi talep edilmiştir. Başvurucu 9/12/2016 tarihli beyan dilekçesiyle Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile irtibatı ve iltisakının tespiti için Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık), emniyete, Millî Eğitim Bakanlığına, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF), Dernekler İl Müdürlüğüne ve olağanüstü hâl bürosuna müzekkere yazılmasını talep etmiştir. TMSF'den gelen cevabi yazıda, başvurucu hakkında 9/1/2013 tarihli hesap açılış bilgisinin bulunduğu, söz konusu hesabın Bankanın o dönemki uygulaması kapsamında kredi kartlarının mutlak surette bir cari hesaba bağlı olarak basılabilmesi sebebiyle ve bu amaçla açıldığı belirtilmiş; öte yandan hesap açılış tarihinden itibaren herhangi bir bankacılık işleminin bulunmadığı, dolayısıyla mahkeme dosyasına hesap ekstresi gönderilemediği bilgisi verilmiştir. Mahkeme 18/1/2017 tarihli karar duruşmasında başvurucunun tanıkları ile tarafların iddialarını dinlemiş ve davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Yapılan yargılama, iddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: davalı işveren 25/01/2006 tarihli resmi gazetede yayınlanan Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri hakkında ki 5449 sayılı Kanun gereğince kurulmuş kamu görevi yapan bir ajanstır. Kamu görevi yapan kurum ve kuruluşlarda yasa dışı örgütlerle bağlantısı olan kişilerin soruşturması ve araştırılması yapılarak çalıştırılmaması esastır.... davacı bu çerçevede işçi statüsünde olup davacının terör örgütü ile bağı, üyelik veya mensubiyet düzeyinde olması şart olmayıp iltisak ya da irtibatının olması yeterli olup bu iltisak ya da irtibatının subut derecesinde olmasına da gerek bulunmayıp feshe yetkili kurumun bu konudaki değerlendirmesi yeterli olduğundan ve davalı ajansın feshe yetkili yönetim kurulunca fesih işlemi gerçekleştirildiğinden yapılan fesih 667 sayılı kanun hükmünde kararname kapsamında geçerli bir fesih olduğundan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu 25/1/2017 tarihli dilekçesiyle anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürdüğü beyanları tekrar ederek ispat yükünün işverende olduğunu, buna mukabil ne işverenin sunduğu belgelerde ne de gerekçeli kararda FETÖ/PDY iltisakına ilişkin soyut bir iddianın dışında bir bilgi ve belge yer almadığını, hakkında bir soruşturma yahut kovuşturmanın da bulunmadığını, Mahkemenin yeterli inceleme ve araştırma yapmadığını ileri sürmüştür. Davalı işveren ise cevap dilekçesinde önceki iddialarını tekrarlamış ve davanın reddini talep etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 25/1/2018 tarihli kararla iş sözleşmesinin 667 sayılı KHK kapsamında feshedildiğini, davalı Kurumun yasal yapısı gözönüne alındığında ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin reddine hükmetmiştir. Başvurucu, istinaf kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuş; Yargıtay Hukuk Dairesi 5/11/2018 tarihinde, başvurucu hakkında adli ve idari yönden FETÖ/PDY soruşturması olup olmadığının, feshe ilişkin varsa yazışma ve belgelerin ilgili savcılıklardan ve Kurumdan sorulmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermiştir. Bu kapsamda Başsavcılık ve Kuruma yazılan müzekkerelere cevaplarda başvurucu hakkında herhangi bir adli yahut idari soruşturmanın bulunmadığı bilgisi verilmiştir. Öte yandan başvurucu 26/12/2018 tarihli dilekçeyle daha önce Yönetim Kurulu kararına karşı 15/8/2016 tarihli dilekçeyle yaptığı savunmayı tekrarlamış, 18/2/2013 tarihinde otuz günlük Suudi Arabistan vizesi aldığını, 26/2/2013 ve 12/3/2013 tarihleri arasında umre ziyaretinde olduğunu, 2014 yılında da evlilik hazırlığı için karttan harcama yaptığını belirterek buna ilişkin evrakı derece mahkemesine ibraz etmiştir. Bank Asya ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin esasen Tekirdağ Valiliği Olağanüstü Hâl Bürosuna 26/9/2016 tarihli dilekçe ile sunulduğunu belirten başvurucu, bu dilekçenin Olağanüstü Hâl Bürosunca davalı Kuruma iletildiğini ancak iki yıldır esasa ilişkin bir inceleme yapılmadığını belirtmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 11/2/2019 tarihli kararla Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun maddesi uyarınca ONANMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11/02/2019 gününde oybirliği ile karar verildi." Nihai karar 6/3/2019 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/3/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üysi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/10/2018 tarihli ve E.2018/10430, K.2018/20956 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa, somut olayda davacının iş sözleşmesinin feshi ile ilgili yasal dayanakların 4857 sayılı İş Kanunu ile birlikte Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameler olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu kararnamelerin iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yönelik hükümleri incelendiğinde, gerek 667 sayılı KHK’nin maddesi gerekse 673 sayılı KHK’nin maddesinde bu kanun hükmünde kararnameler kapsamında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha yeniden doğrudan veya dolaylı olarak eski işinde veya benzer işlerde görevlendirilemeyecekleri, bunların işe iadesinin mümkün olmadığı şeklinde emredici nitelikte düzenlemelerin yer aldığı görülecektir. Bu yasal düzenlemelerin nitelik itibariyle, kamu düzenine ilişkin ve açıkça emredici nitelikte olduğu değerlendirildiğinde, açılacak davalarda taraflarca hazırlama ilkesine üstünlük tanınamayacağı göz önüne alınmalıdır. Bu itibarla, ilgili kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki fesihlere ilişkin olarak açılan işe iade davalarında, taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir.Buna göre görülmekte olan davada, sözleşmenin feshine dayanak bilgi ve belgelerin mahkemece resen araştırılması gerekmekte ise de, dosyada sadece Erzurum Cumhuriyet Baş Savcılığına davacı hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı yönünde yazılan yazı cevabi ile yetinildiği , bu yönde başkaca bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı bankadan sorularak; bunun yanında resen araştırma ilkesi kapsamında davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan getirtilmeli, varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asya nezdinde açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/10/2018 tarihli ve E.2018/11972, K.2018/22382 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının ... sözleşmesinin feshinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan komisyon kararıyla davalı kurum tarafından gerçekleştirilmiştir.Davacı işçi 4857 sayılı ... Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla ... sözleşmesinin 2016 tarihindeki feshinde ... Kanunu'nun ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.Somut olayda davacının ... akdinin feshine neden olan bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Davacının ... akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı Kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/3/2018 tarihli ve E.2018/464, K.2018/6086 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesi tarafından şüpheyi haklı kılacak güçte somut delillerin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında Mahkemece öncelikle yapılacak iş; davacının banka kayıtları getirtilerek özellikle adı geçen Bank Asya da hesabının hangi tarihler arasında açık olduğu, bankaya toplu para yatırma ve çekme işlemlerinin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi tarihler arasında hangi sebeplerle yapıldığına ilişkin bilgi ve belgelerin toplanması, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve istihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi teknolojileri Kurumundan davacının hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili işlem yapılıp yapılmadığının emniyet veya diğer güvenlik güçlerinden sorularak gelen yazı cevaplarının dosyaya getirtilmesi gerektiği gibi, ayrıca, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığına dair denetime elverişli tüm delillerin de araştırılarak toplanması gerekmektedir. Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."