T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO :.... KARAR TARİHİ : 25/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... TARİHİ :... NUMARASI :... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) G.KARAR YAZIM TARİHİ : ... İlk …
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO :.... KARAR TARİHİ : 25/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... TARİHİ :... NUMARASI :... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) G.KARAR YAZIM TARİHİ : ... İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı 2020 model ... marka aracın 13/08/2023 tarihinde ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ...Caddesinde kurallara uygun bir şekilde DUR levhasına uyduğunu, yolu kontrol ettiğini, kavşağa giriş yapmış iken, maliki ...ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın aşırı hızlı bir şekilde kavşağa giriş yaparak davacının aracına çarptığını ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, davalı belediyenin yolda bulunan ağaç ve çalıların bakımını yapmakla yükümlü olduğunu, kaza nedeniyle davacının aracının ana aksamlarının değiştiğini, ciddi anlamda kaporta işçiliği ve boya işçiliği yapıldığını, karşı tarafın aracının davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, davalı sigorta şirketine 13/08/2024 tarihinde değer kaybı talebi için başvuruda bulunduklarını, başvurularının aynı gün sigorta şirketine tebliğ edildiğini ancak yasal süresi içerisinde herhangi bir ödemede bulunulmadığını belirterek, öncelikle alacaklarını belirli hale getirebilmek için usul ekonomisi gereğince tensiple birlikte dosyanın bilirkişiye tevdiine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile ilk etapta davacının aracında meydana gelen 50,00 TL değer kaybının davalılardan müşterek ve müteselsil olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, diğer davalı yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, ilk etapta 50,00 TL araç mahrumiyet bedelinin sigorta şirketi dışındaki davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraflar üzerinde bırakılmasına, ayrıca davadan önce arabuluculuk sürecinde müvekkili kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden arabuluculuk aşamasındaki vekalet ücretinin de (2023 yılı AAÜT 16/2-c mad. Doğrultusunda 2.400 TL) davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; husumet, görev ve arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddini istemiş, değer kaybı tazminatının aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan diğer davalı ... Anonim Şirketinden talep edilmesi gerektiğini davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, ayrıca davacı tarafça KTK 97. Maddesi uyarınca usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin yersiz olduğunu, çünkü davacı aracın sigortasından ikame araç talep etme hakkı var iken bu hakkını kullanmamanın bedelini dava konusu yapmasının davacının kötüniyetinin bir göstergesi olduğunu, ayrıca davacının araç mahrumiyet bedelini sadece davalı Belediyeden talep etmesinin de manidar olduğunu, demek ki; davacının sigorta şirketinden ikame araç teslim aldığını, eğer ikame araç verilmişse davacının araç mahrumiyet bedeline ilişkin talebinde hukuki yararı bulunmadığını ve davanın bu yönden de reddi gerektiğini, ayrıca davacı dilekçesinden aracın kaza anına kadar değişen herhangi bir parçasının olup olmadığı bilgisinin anlaşılamadığını, dosya kapsamında da buna ilişkin herhangi bir delilin dosyada bulunmadığını, aracın ruhsatında 2020 model olduğunun yazdığını, davacının işbu aracı 2. el piyasasından almış olabileceğini, plakasının değişmiş olabileceğini, eğer davacının 2.el piyasasından almış ise davacı almadan önce de hasar kaydı oluşmuş olabileceğini, bu ihtimallerin çözümlenmesinin ehemmiyet arz ettiğini, aracın satın alındığı ilgili otomotiv firmasından öncelikle dava konusu aracın plakasının değişmiş olabileceği ihtimalinden dolayı aracın şase numarasına ait bakım, onarım ve servis dahil tüm bilgi dosyanın celbedilmesini talep ettiklerini, Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak dava konusu aracın el değişikliğinin olup olmadığının sorulmasını ve eğer el değişikliği olmuşsa davacının aracın kaçıncı sahibinin olduğunun sorulmasını talep ettiklerini, araca ait birden fazla sigortalanma ihtimalinden dolayı Trafik Sigortaları Bilgi Merkezinden (TRAMER) dava konusu araca (şase numarasına göre) ait aracın üretiminden dava tarihine kadar olan tüm hasar ve kaza dökümanlarının ve tüm sigorta bilgilerinin celbedilmesini talep ettiklerini, Trafik Sigortaları Bilgi Merkezinden (TRAMER) gelen cevaba göre ilgili sigorta şirketlerinden dava konusu aracın sigorta bilgilerinin celbedilmesini ve önceden araca ait parça değişiminin yapılıp yapılmadığının sorulmasını talep ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda 2918 sayılı KTK ve TBK'nın haksız fiile ilişkin tazminat esaslarını düzenleyen hükümler uygulanacağını, davacı tarafın davalı sigorta şirketinin sigortaladığı araç sürücüsünün kusuru oranında kendi aracında oluşan maddi zararın tazminini talep edebileceğinden dosya kapsamına alınan trafik bilirkişi raporuna göre davacının asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılmakla tazminat talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dosya kapsamında aldırılmış olan kusur raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, raporun ayrıntılı ve gerekli incelemeler yapılmadan hazırlandığını, dosya kapsamında aldırılmış olan bilirkişi raporunda müvekkilinin 2918 sayılı KTK madde 84/H ve 57/A kurallarını ihlal ettiği iddiasıyla tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, fakat bilirkişi tarafından kazanın oluşa uygun bir şekilde değerlendirilmeyerek, karşı yan araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK madde 52/1-A kuralını ihlal ederek dava konusu kazada kusurlu olmasına rağmen sürücüye kusur atfedilmemiş olmasının hakkaniyete, oluşa ve yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, müvekkilinin kavşağa geldiğinde "DUR" trafik levhasına uyduğunu, aracını durdurduğunu ve trafiği, kavşak kollarını kontrol ederek gelen herhangi bir aracın olmadığını gördükten sonra yoluna devam ettiğini, müvekkilinin yolu ortaladıktan sonra, kavşaktan geçişini tamamlamak üzereyken karşı yan araç sürücüsünün yolu kontrol etmeden aşırı süratli bir şekilde gelerek müvekkilinin maliki olduğu araca çarptığını, bilirkişi tarafından müvekkilinin karşı yanın aracına çarpmış gibi rapor düzenlendiğini, müvekkilinin "DUR" trafik levhasına uyarak ve kavşakta geçiş önceliği kuralına riayet ederek kavşağa geldiğinde aracını durdurmuş gelen aracın olmadığını gördükten sonra seyrine devam etmiş ise de karşı yan araç sürücüsü aşırı süratli bir şekilde gelerek müvekkilinin aracına çarptığını, çarpma noktaları da dikkate alındığında müvekkilinin alabileceği daha fazla bir önlem olmadığı, araçlarda meydana gelen hasar da düşünüldüğünde karşı yan araç sürücüsünün aşırı süratli olduğunu, tüm bu durumlar dikkate alınmadan hazırlandığını ve hükme esas alınmış olan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Yargıtay içtihatları çerçevesinde olmadığını, dava dilekçesinde belirttikleri davalı Belediye'nin sorumluluğuna ilişkin beyanlarının da bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, yalnızca bu yönden dahi raporun eksik ve hatalı olduğu, dosya kapsamındaki uyuşmazlığı değerlendirmeye yeterli olmadığının açık olduğunu, dosya kapsamındaki video ve fotoğraflar ile sabit olduğu üzere tam olarak DUR levhasının bulunduğu noktada yolun kontrol edileceği bakış açısında görüşü tam kapatır nitelikte uzun çalıların bulunduğunun açıkça görüldüğünü, öyle ki kazanın akabinde bu çalılar kaldırılarak yerine taş ve kısa boylu, çiçekli bitkiler ile mobese yerleştirildiğini, bu konuya ilişkin beyan ve itirazları dava dilekçesinde detaylı olarak yazılmış ve fotoğraf ve videolar ile desteklenmiş olmasına rağmen kusur değerlendirmesinde niçin dikkate alınmadığının anlaşılamadığını, yerel mahkeme tarafından davanın kısa kararla reddedilmiş olduğu 20/03/2025 tarihli duruşmada, davalı belediyenin sorumluluğuna ilişkin belirtmiş oldukları hususların bilirkişi raporunda değerlendirilmemesi konusunda rapora karşı itirazları sözlü olarak haklı olarak görülmüşse de belediyenin sorumluluğuna ilişkin hususlarda yetkili mahkemenin idare mahkemeleri olduğunun belirtildiğini, fakat gerekçeli kararda yerel mahkeme tarafından davalı belediye yönünden görevsizlik kararı verilmediğini, yerel mahkeme kararının onanması durumunda müvekkilinin dava konusu kazada tam kusurlu olduğuna yönelik kesinleşmiş bir karar mevcut olacağını işbu durumun müvekkili açısından hak kaybına yol açabileceğini, İdarenin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 10. maddesinin (b) fıkrasında belirtilen sorumluluğuna ilişkin davalarda uzun süre idari yargı yolunun görevli olduğunun kabul edildiğini, 2918 sayılı KTK'da 2011 yılında yapılan değişiklik ile trafik kazası nedeniyle idareye karşı açılacak tazminat davalarının adli yargıda görüleceğinin düzenlendiğini, bu değişiklik sonrası adli yargı ile idari yargı arasında bir süre görev uyuşmazlığı sorunu yaşandığını, görev uyuşmazlığının çözümüne ilişkin Uyuşmazlık Mahkemesinin 2018 yılından bu yana verdiği kararlarda, adli yargının görevli olduğunun belirtildiğini, mahkemenin, bu davaların da, 2918 sayılı KTK 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. Maddesi kapsamında bulunduğunu kabul ettiğini, bu yaklaşımın son yıllarda tutarlılık kazandığını, buna göre idarenin hizmet kusurundan kaynaklasa dahi, karayolunda meydana gelen trafik kazaları nedeniyle açılan tazminat davalarında adli yargının görevli olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın adli yargıda çözümlenmesi gerektiği, davalı belediye yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadan ve beyanları dikkate alınmadan hazırlanan raporun itirazları değerlendirilmeden hükme esas alınamayacağının izahtan vareste olduğunu, dava dilekçesinde açıkça belirtilen belediyeye ilişkin kusur beyan ve iddiaları, fotoğraf ve videolar, bilirkişi raporunda bu hususta hiçbir değerlendirme olmamasının, mahkemece keşif taleplerinin ve eksik bilirkişi raporunun tamamlanması taleplerinin gerekçesiz reddi bir arada değerlendirildiğinde adil yargılanma hakkı içerisinde değerlendirilebilecek her türlü hakkın da ihlal edildiğinin açık olduğunu, bahsedilen hiçbir itirazlarının ve bu itirazların niçin reddedildiğinin de gerekçede belirtilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı değer kaybı ile araç mahrumiyet bedeli talebine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesinde kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu; ayrıca zarar görenin, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince trafik kazalarında motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı da dava açabileceği belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince, davacının meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olduğunun söz etmek mümkün değildir. Nitekim, davacı tarafından, davalı belediyenin kazanın gerçekleştiği yerdeki refüjde bulunan ağaç ve çalıların bakımının yapmadığından görüşün engellendiğini ve kazaya sebebiyet verdiğini ileri sürmüş, davalı belediye ise refüjün sorumluluğunun dava dışı Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu, ayrıca kusurlarının bulunmadığını savunmuştur. Buna karşın mahkemece, refüjün sorumluluğunun hangi belediyeye ait olduğu konusunda araştırma yapılmadığı gibi, hükme esas alınan trafik bilirkişisi raporunda bu konuya ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığı, mahkemenin gerekçeli kararında da davacının bu konudaki iddialarının cevaplanmadığı görülmektedir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, öncelikle ilgili refüjün bakımından sorumlu belediyenin tespiti için Büyükşehir Belediyesine müzekkere yazılarak husumet itirazları değerlendirilmeli, akabinde kaza yerine ilişkin davacı tarafından dava dilekçesi ekinde örnekleri sunulan fotoğraf ve video kayıtlarının asılları dosyaya kazandırılmalı, bu kayıtlar da incelenerek kazadaki kusur durumlarının tespiti yönünden tarafların itirazlarının tartışıldığı, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli şekilde yeniden bilirkişiden rapor alınarak, belirlenecek kusur oranına göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.... ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.