(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/16768 E. , 2011/292 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacılar iş kazası sonucu malüliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin ger…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/16768 E. , 2011/292 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacılar iş kazası sonucu malüliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava,02.04.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %13 oranında iş göremez duruma düşen davacı sigortalının uğradığı maddi ve manevi zararlarının ve kazalı sigortalının eşi olan davacı ...'un uğradığı manevi zararların giderilmesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile, 2.553.30 TL maddi ve 10.000.00 TL manevi tazminatın 02.04.2007 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmişir. Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin 02.04.2007 tarihinde iş kazası geçirdiği, Sosyal güvenlik Kurumunun % 13 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığından bahisle sigortalı davacıya gelir bağladığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur. Somut olayda,iş kazası olayı ile ilgili olarak düzenlenen 18.03.2009 tarihli kusur bilirkişi raporunda işverenliğin % 50 , kazalının % 50 oranında kusurlu olduğu, 22.06.2009 tarihli kusur raporunda ise işverenliğin %60, kazalının ise %40 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır. Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden 22.06.2009 tarihli kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.