İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:20/10/2025 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ:26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...’ün, 23.03.2025 tarihinde 2,67 promil alkollü olarak sevk ve idaresindeki ... Sigorta A.Ş'den sigortalı …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:20/10/2025 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ:26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...’ün, 23.03.2025 tarihinde 2,67 promil alkollü olarak sevk ve idaresindeki ... Sigorta A.Ş'den sigortalı ... plakalı araç ile Antalya ili ... Mahallesi, ... Caddesi üzerinde seyir hâlinde iken yaya olan müvekkile çarpması sonucu müvekkil kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek şekilde yaraladığını, müvekkil kazadan sonra ... Hastanesine götürüldüğünü, müştekinin buradan Antalya Şehir Hastanesine sevk edildiğini ve tedavisine Şehir hastanesinde devam edildiğini, Antalya 32. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas numaralı dosyasından kamu davası açıldığınıve yargılamanın devam ettiğini, sayın Mahkemenin dosyayı bilirkişiye göndermesi ile davalının trafik kazasında tam kusurlu olduğu belirlendiği, taraflarınca öncelikle sigorta şirketine başvurulduğunu fakat sigorta şirketinden olumsuz yanıt gelmesi üzerine dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak tarafların anlaşma sağlayamaması üzerine dosya anlaşamama ile kapatıldığını, bu nedenle davacı müvekkil için haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesine hükmedilmesine, müvekkilin haksız fiil nedeniyle sürekli iş göremez haline gelmesi sebebilye HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00 TL haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkile ödenmesine hükmedilmesine ve haksız fiil nedeniyle muaccel hale gelen alacaklarının davanın kaza tespit tutanağı ve alkollü oluşu nedeniyle tam kusurlu bulunduğundan ispat koşulu gerçekleştiğinden ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: İhtiyati haciz kararında alacaklıdan teminat alınmamış alınan teminat yetersiz olduğunu, İİK m.259 uyarınca ihtiyati haciz taleplerinde teminat gösterilmesi zorunlu olup, bu husus tek başına bir itiraz sebebi teşkil ettiğini, alacak miktarı dikkate alındığında, asgari 100.000,00 TL tutarında teminat alınması gerektiğini, mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, verilen kararla 5.000,00-TL teminat yatırılarak davalının tüm malvarlığına haciz konacağını, vadesi gelmeyen borçlarda ise borçlunun muayyen ikametgahı olmamalıdır veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut "kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa''; ihtiyati haciz kararı verilebilir olduğunu, somut olayda; davalının öncelikle borçlu sıfatını henüz almadığını, verilen bir karar olmadığını, aleyhe yapılan bir icra takibi olmadığını, davalının borçlu olduğunu gösterir bir kıymetli evrak veya adi bir evrak olmadığını, davalının ikametgah sahibi olduğunu, iş insanı olduğunu, davalının mal kaçırmadığını, veya kaçırmaya teşebbüs etmediğini,, hatta ve hatta olay tarihinden sonra kendi üzerine araç satın aldığını, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece; "İhtiyati hacze itiraz eden davalı Yücesin vekilinin itirazının reddine," şeklinde karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz kararında alacaklıdan teminat alınmadığını/alınan teminatın yetersiz olduğunu, İİK m.259 uyarınca ihtiyati haciz taleplerinde teminat gösterilmesinin zorunlu olup, bu hususun tek başına bir itiraz sebebi teşkil ettiğini, alacak miktarı dikkate alındığında, asgari 100.000,00 TL tutarında teminat alınması gerektiğini, mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, İİK 257 maddedeki hiç bir şarta uymadığını,. verilen kararla 5.000 TL teminat yatırılarak davalının tüm malvarlığına haciz konulacağını, bu durumun hem hukuka hem de hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı teknik ev arızaları, iç dekorasyon gibi ustalık gerektiren işler yapmakta olup Antalya ilinin sevilen ve güvenilir bir esnafı olduğunu, davalının kusurlu olduğunu kabul etmemek ile birlikte sayın mahkeme sonucunda çıkacak karar sonucunda gereğini yapacağını, mahkemenin verdiği ara kararda, borcun haksız fiilin gerçekleştiği tarihte muaccel hale geldiği belirtildiğini ve borcun vadesi gelmiş olarak değerlendirildiğini ancak Antalya 32. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.06.2025 tarihinde tensip zaptı düzenlenmiş olup 14.11.2025 tarihine duruşma günü verildiğini, kısacası soruşturma aşamasında toplanan evraklar dışında Asliye Ceza Mahkemesi tarafından gerekli bir tahkikat yapılmadığını, haksız fiili kanıtlayacak henüz hiçbir somut belge ya da ilam bulunmadığını, Türk ceza yargılamasının en önemli ilkesi göz önüne alındığında ''suçluluğu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur'' henüz hiçbir yargılama yapılmadan verilen ara karar neticesinde telafisi mümkün olmayan zararlar doğacağını, davalının borçlu sıfatını henüz almadığını, verilen bir karar olmadığını, davalının kaçak göçek olmadığını, mal kaçırmadığını veya kaçırmaya teşebbüs etmediğini, hatta ve hatta olay tarihinden sonra kendi üzerine araç satın aldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. G E R E K Ç E Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür. Dava, haksız eylemden kaynaklanan ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İhtiyati haciz, nitelikçe bir geçici hukuki koruma tedbiridir. (HMK 406/2) Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmaktır. Bu amacın gerçekleşmesi için, elde edilmesi umulan hakların ya da onların konularının ortadan kalkması, yok olması, değiştirilmesi gibi olasılıkların bertaraf edilmesi gerekir. Elde edilmesi umulan hakka kavuşulmasını kolaylaştırıcı tedbirler hak arama özgürlüğünü, adil yargılama hakkını ve hukuk devleti ilkesini de yakından ilgilendirir. (İHAS 6, 2709 sayılı T.C Anayasası 36, HMK 33) İhtiyati haciz istekleri değerlendirilirken geçici hukuki koruma tedbirlerinin açıklanan bu amacının gözden uzak tutulmaması gerekir. İİK'nun 257 ve izleyen maddelerine göre rehin ile temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Talep değerlendirilirken tam ispat aranmaz. Yaklaşık ispat yeterlidir. Bu kuralın haksız eylemden kaynaklanan tazminat ve alacak isteklerinde de uygulanması gerektiği belirgindir. Çünkü bu isteklerde de para alacağına kavuşulması amaçlanmaktadır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış ilke ve uygulamalarına göre, haksız eylemden kaynaklanan zarar haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 24/05/2016 gün ve 2016/4517-6851 E.K. sayılı ilamı). Somut olayda; dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacı ...'ın davalı ...'ün 23.03.2025 tarihinde 2,67 promil alkollü olarak sevk ve idaresinde bulunan araç ile ... Mah. ... Cad. Üzerinde seyir halindeyken yaya olan davacıya çarpması sonucu vücudunda kemik kırıkları oluşarak hayati fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralandığı ve konuyla ilgili trafik kaza tespit tutanağı düzenlendiği ve ayrıca Antalya 32. Asliye Ceza Mahkemesi2nin ... Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, böylece haksız fiil tarihinde davacının alacağının muaccel hale geldiği, tarafların kusur durumlarının yargılama sırasında tespit edileceği, dolayısıyla 2004 sayılı İİK'nun 257 ve devamı maddelerindeki şartların oluştuğu anlaşılmakla mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davalının istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... vekilinin alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irat kaydına, 4-Davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ile harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 26/03/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...