(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2014/21101 E. , 2015/10088 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, boşanma sonucu velayeti anneye bırakılan çocuğun soyadının değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya elektronik ortamda Dairemize gönderilmliştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği dü…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2014/21101 E. , 2015/10088 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, boşanma sonucu velayeti anneye bırakılan çocuğun soyadının değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya elektronik ortamda Dairemize gönderilmliştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı, dava dilekçesinde; boşandığı ...'dan olma oğlu ...'ın soyadının "..." olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı ile ...'ın evliliklerinden soyadının değiştirilmesi istenen ...'ın 31.07.2006 tarihinde dünyaya geldiği, davacı ... ile ...'ın ... 2.Aile Mahkemesi'nin 2009/438-794 sayılı kararı ile boşandıkları, mahkemece baba ile çocuk arasında şahsi ilişki tesisine karar verilip, ...'nın velayetinin davacı anne ...'e bırakıldığı anlaşılmaktadır. 2525 sayılı Soyadı Kanununun 4. maddesinin 2. fıkrasının “evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği soyadı alır” şeklindeki 1. Cümlesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinden sonra, bilhassa boşanmalar sebebiyle somut olayda olduğu gibi velayetin anneye bırakılması hallerinde bu hakka sahip annelerin çocuklarına kendi soyadlarını vermek amacıyla bu tür soyadı değişikliği davalarını açtıkları görülmektedir. 2525 sayılı Kanunun 4.maddesindeki düzenlemenin, Yasanın genel gerekçesinden de anlaşılacağı gibi ilk defa soyadı alınması ile ilgili olduğu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 321. maddesindeki hüküm karşısında, bu kuralın günümüzde sadece bazı istinai durumlarda uygulanabilmesinin söz konusu olduğu Anayasa Mahkemesince de kabul edilmektedir. Yüksek mahkeme, Türk Medeni Kanununun 335 ve 336. maddeleriyle Anayasanın 10. ve 41. maddelerine aykırılığı nedeniyle bu maddeyi iptal etmiştir. Bu maddeler, velayet hakkının kullanılmasında ana ve babanın birbirlerine eşit oldukları ilkesini ön plana çıkarmakta olup 743 sayılı Türk Medeni Kanununun eşitliğe aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmasıyla son bulmuştur.