T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/227 KARAR NO : 2026/199 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE ... MAHKEMESİ TARİHİ: 14/11/2025 NUMARASI : 2025/484 E - 2025/810 K DAVANIN KONUSU: İstirdat KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonund…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/227 KARAR NO : 2026/199 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE ... MAHKEMESİ TARİHİ: 14/11/2025 NUMARASI : 2025/484 E - 2025/810 K DAVANIN KONUSU: İstirdat KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin , ...'e ait ... ... Tic. Ltd. Şti. isimli şirket adına kayıtlı ... plakalı araç için, 27.09.2024 tarihinde yapılan ödemeye ve ... ... siparişi verilmesi talimatına istinaden, müşterinin aracı için ... siparişi verdiğini , müşterinin ... sipariş edildikten sonra vefat ettiğini ve bu süreçte sipariş edilen parçanın müvekkili şirketin stoklarına girmesine rağmen müteveffa müşterinin aracına takılamadığını , müteveffa müşterinin mirasçılarına ulaşılarak araç için sipariş edilen parçanın stoklara girdiği ve montaja hazır olduğu bilgisinin iletildiğini ancak bu bilgiyi edinen mirasçıların parçanın montajını istemediklerini belirttiğini ve ödenen paranın iadesini talep ettiğini , bu talebin müvekkili şirket tarafından, aracın nadir bulunan bir araç olması ve parçaların özel üretim olması sebebiyle reddedildiğini , bunun üzerine mirasçıların söz konusu meblağı İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile icra takibine konu ettiğini , müvekkili şirketin tebligatları gözden kaçırması ile icra takibi kesinleştiğini ve icra tehlikesi sebebiyle söz konusu paranın mirasçılara ödendiğini , ancak parçanın sipariş edilmesi için ödenen paranın müteveffa müşteriye ait olmayan Kıbrıs merkezli bir şirkete ait bir banka hesabından yapılmasının mirasçıların takibini haksız kıldığını , zira söz konusu paranın mirasçılar ile bir bağlantısının olmadığını , bundan dolayı müvekkili şirket tarafından ... mirasçılarına ödenen paranın iadesi gerektiğini , taraflar arasındaki ticari ilişkinin kurulduğunu ve müvekkili şirketin edimini yerine getirdiğini , müşterinin vefatı üzerine mirasçılar tarafından ... bedelinin iadesinin istenmesinin haksız olduğunu , davalılar tarafından yapılan icra takibinin haksız olduğunu ve müvekkili şirket tarafından cebri icra tehdidi sebebiyle ödeme yapıldığını , ödemenin mirasçıların terekesiyle ilgisi bulunmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilerek müvekkili şirket tarafından İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası cebi icra tehdidi altında haksız olarak ödenen 389.709,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkili şirkete iadesine , yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ikame edilen işbu davanın mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu , müteveffa ...'in şahsi kullanımında bulunan ... plakalı aracına ... ... temini için 27.09.2024 tarihinde davacı şirketin hesabına 300.000,00 TL ödeme yaptığını fakat taraflar arasında işbu hususta herhangi bir sözleşme akdedilmediğini , bahse konu aracın ödeme yapıldığı tarihte müvekkillerinden ... adına kayıtlı olup eşi müteveffanın şahsi kullanımında olduğunu , müteveffanın adına kayıtlı ... ... Tic. Ltd. Şti. isimli bir şirketin olmadığını , ödemesi yapılan ... parçanın davacı şirket tarafından bir türlü getirilmediğini ve akıbeti konusunda hiçbir türlü bilgi verilmediğini , müteveffanın elim bir hastalık sonucu 01.12.2024 tarihinde hayatını kaybettiğini , müteveffanın vefatından sonra dahi davacı şirketin söz konusu ... parçanın akıbeti hususunda mirasçılar ile hiçbir şekilde iletişim sağlamadığını ve bilgilendirme yapmadığını , müteveffanın vefatından sonra müvekkili ...'in bahse konu aracı sattığını , söz konusu ... parçanın ödemenin yapıldığı 27.09.2024 tarihinden müteveffanın ölüm tarihi olan 01.12.2024 tarihine kadar dava şirket tarafından temin edilmediğini , dolayısıyla davacı şirketin ... parçanın montajı için murisin mirasçıları olan davalılarla iletişime geçtiği yönündeki beyanlarının asılsız olduğunu , davacı şirketin kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini , kendi kusurunu bertaraf etmeye çalıştığını , davalılarca ödenen bedelin iadesi talep edilmesine rağmen dava şirket tarafından söz konusu parçanın endemik ürün olduğu gibi bahanelerle olumlu dönüş sağlanamadığını , davalılarca icra takibi başlatıldığını , bu takibe davacı şirketin itiraz etmediğini , icra takibinin kesinleştiğini , davacı şirket tarafından 14.03.2025 tarihinde icra dosyasına ödeme yapıldığını , somut olayda dava konusu aracın şirket aracı olmayıp şahıs adına tescilli ve şahsın kullanımında bir araç olmasından dolayı uyuşmazlık konusunun tüketici işlemi olduğunu , dava konusu olayda görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu , davacı tarafın zorunlu dava şartı arabuluculuk işlemini de usule aykırı olarak ticari dava şartı arabuluculuk olarak işlettiğini , davanın usulden reddinin gerektiği , somut olayda davacı şirket ile müteveffa veya müvekkilleri arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını , müteveffa tarafından davacı şirkete yapılan ödemenin davacı şirketin sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu , kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında geçerli bir tüketici ilişkisinin bulunması halinde dahi tüketicinin herhangi bir sebep göstermeden sözleşmeden dönme hakkının mevcut olduğunu , somut olayda söz konusu ... parçanın davacı şirket tarafından müvekkillere yada müteveffaya teslim edilmediğini , müvekkillerinin söz konusu ... parçayı teslim almış olması halinde dahi kanuni süre içerisinde cayma ve bedel iadesinde bulunma hakkı olduğunu , davacı şirketin bahse konu ... parçanın endemik ... olduğu iddiasının hakikati yansıtmadığını , söz konusu ... parçanın aynı model her araca takılabilecek bir ürün olduğunu , davacı yanın bu beyanının yalnızca bedel iadesi yapmama yönündeki bir bahanesi olduğunu , müteveffanın davacı şirkete söz konusu ödemeyi yaparken kendi yetkilisi bulunduğu ...Ltd. Şti. hesabından gerçekleştirdiğini , yapılan ödemenin müteveffanın yetkilisi olduğu şirket hesabından yapılması ve müteveffanın vefatından sonra söz konusu şirket hissesinin mirasçılarına intikal edeceği ve netice olarak da mirasçılarının terekesine dahil olacağının izahtan vareste olduğundan bahisle davanın öncelikle usulden , mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; Dosyaya celp edilen kayıt ve belgelerin incelenmesinde , ... ... siparişinin verildiği tarih itibariyle dava dışı şirkete ait olduğu iddia edilen aracın davalılardan ... adına kayıtlı olduğu , aracın tescil belgesine göre hususi olduğu, davalıların gerçek kişi olduğu ve tacir olduklarına ilişkin dosyada bir belge bulunmadığının anlaşıldığı , davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1. maddesindeki tanımlara göre tüketici işleminin; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser , taşıma , simsarlık , sigorta , vekalet , bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi , tüketici , ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, sağlayıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade ettiği , aynı yasanın 73/1. maddesine göre tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu , yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlığa bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğundan bahisle davacının davasının MAHKEMENİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE , kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine yönelik hüküm tesis edilmiştir.Mahkemece verilen kararı , davacı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle ; ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken yeterli incelemeyi yapmadığını , dava dosyası incelendiğinde dosya arasına alınan herhangi bir araç ruhsatı , tescil kaydı vb. belgenin bulunmadığının görüleceğini , mahkemenin söz konusu hükmü kurarken salt davalının cevap dilekçesinde yapmış olduğu savunmalara dayandığını , müvekkili şirket tarafından ... siparişi verilen aracın gerçekte kime ait olduğuna ilişkin yeterli inceleme yapılmadan salt davalı beyanlarıyla kurulan bu hükmün açıkça hukuka aykırı olduğunu , ikinci el araçta son kullanıcının sıfatı belirlenirken aracı alan kişinin sıfatının önem taşıdığını , aracı ilk alan kişinin tacir olması halinde aracı satın alan diğer kişiler tacir olmasa bile davaya bakmakla görevli mahkemenin ... mahkemesi olacağını, bu durumun sunulan Yargıtay 13. HD'nin 2013/17158 E. - 2014/18322 K. Sayılı ilamı ile de açıkça anlaşıldığından bahisle yerel mahkemece verilen görevsizlik kararırın kaldırılarak yerel mahkemenin görevli olduğuna ve esas incelemesine geçilmesi için dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, davacının icra tehdidi altında davalılara ödediğini ileri sürdüğü paranın istirdadına ilişkindir.Uyuşmazlık Davacı ... A.Ş. İle Davalıların murisi olan Müteveffa ... arasında bulunan hukuki ilişkin tüketici işleminden kaynaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Dosya üzerinde yapılan incelemede ... plakalı aracın kaportasında yapılacak değişiklik için müteveffa ... tarafından 27.09.2024 tarihinde ...Ltd. Şti. üzerinden ''...... ...'' açıklamasıyla 300.000,00 TL'lik ödeme yapıldığı , davacı vekilince sunulan mail yazışmalarında davacı tarafın , davalı tarafın 300.000,00 TL'nin iadesine yönelik taleplerini ''tarafımızca yapılan ve müteveffa müvekkilinizden ücreti alınan mevzubahis siparişte, siparişin verilmesine dair bizzat müteveffa müvekkiliniz adına talimat alınmıştır.'' gerekçesiyle reddettiği, bu beyanla davacı tarafın davaya konu ödemenin müteveffa tarafından yapıldığını kabul ettiği, Davaya konu edilen aracın uyap üzerinden alınan pasif araç sorgusu raporu ile aktif araç sorgusu raporunun incelenmesinde; söz konusu ... plakalı otomobil türündeki hususi kullanım amaçlı gösterilen aracın 25.07.2024-08.04.2025 tarihleri arasında mütevaffanın eşi olan davalı ... üzerine kayıtlı olduğu , 08.04.2025 tarihinde dava dışı ... üzerine devredildiği , davacı tarafın e-imzalı olarak sunmuş olduğu 25.05.2025 tarihli arabuluculuk son tutanağında uyuşmazlık konusunun tüketici hukukundan kaynaklı dava şartı arabuluculuk olarak belirlendiği ve görüşme sonunda anlaşamama olarak sonuçlandığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı taraf müteveffa ...'in ... ... ... Ltd. Şti. yetkilisi olduğunu iddia etse de mahkemece celbedilen İstanbul ... Sicil Müdürlüğü kayıtlarından ilgili şirketin 09.10.2023 tarihinden itibaren tek yetkilisi ve sahibinin dava dışı ...olduğu görülmüştür. Davacı taraf sunmuş olduğu kendi bünyesinde tutmuş olduğu muhasebe kayıtlarında aracı teslim eden kişinin ... olarak görüldüğü , sunmuş olduğu whatsapp kayıtlarında ise araç üzerinde yapılacak işlemler için ... ... isimli kişi ile iletişime geçildiği görülmektedir. Sunulan bu deliller müteveffa ...'in ... Ltd. Şti.'nin yetkilisi olduğunu göstermemektedir.Davanın açıldığı 03.07.2025 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." hükmü bulunmaktadır. Kanun'un tanım başlıklı 3. maddesinin (1) bendi, "Sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (k) bendi, "Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (1) bendi "Tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklindedir. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir. Açıklanan hususlar gözetildiğinde eser sözleşmesi ilişkisinin de Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer yanın ise satıcı/sağlayıcı olması gerekir. Bu koşulların bulunması halinde tüketici işleminden ve sonuçta da görevli mahkemenin "tüketici mahkemesi" olduğundan söz edilebilecektir. Dosyaya sunulan mevcut deliller ile mahkemece eksiksiz olarak celbedilen kayıtlar kapsamında somut uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacının ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan tüzel kişi tacir olduğu açıktır. Davalının ise ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi, eş deyişle tüketici olduğunun kabulü gerekir. Tüketicinin tarafı olduğu eser sözleşmesinin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun gereğince tüketici işlemi kapsamına alınmış olması ve davanın açıldığı tarihte 6502 sayılı Kanun'un yürürlükte olması sebebiyle, Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. 6100 sayılı HMK’nın 1. maddesi gereğince görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağından işbu dava bakımından tüketici mahkemesinin görevli olduğu , ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi kanaati oluşmuştur. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin istinaf edenden bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/01/2026