11. Ceza Dairesi 2022/11415 E. , 2023/10294 K. K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2020/550 Değişik iş SUÇ : Özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması ... Cumhuriyet Başsavcılığının 23.12.2019 tarihli…
**11. Ceza Dairesi 2022/11415 E. , 2023/10294 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2020/550 Değişik iş SUÇ : Özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması ... Cumhuriyet Başsavcılığının 23.12.2019 tarihli ve 2019/223712 Soruşturma, 2019/129317 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.01.2020 tarihli ve 2020/550 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 21.01.2020’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 22.06.2021 tarihli ve 2021/7075 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.09.2021 tarihli ve KYB-2021/89815 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.09.2021 tarihli ve KYB-2021/89815 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Özel belgede sahtecilik suçundan şüpheliler ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/12/2019 tarihli ve 2019/223712 soruşturma, 2019/129317 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/01/2020 tarihli ve 2020/550 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Müşteki vekili tarafından verilen kanun yararına bozma talep dilekçesinde, ... 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 19/02/2021 tarihli ve 2021/546 değişik iş sayılı kararı aleyhine başvuruda bulunulmuş ise de, müşteki vekilinin 30/09/2020 tarihinde yapmış olduğu şikayet üzerine yapılan soruşturma sonunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 23/12/2019 tarihli ve 2019/223712 soruşturma, 2019/129317 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın, ... 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/01/2020 tarihli ve 2020/550 değişik iş sayılı kararı ile reddedilerek, kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleştiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172/2. maddesinde yer alan "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." şeklindeki düzenleme uyarınca, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 23/12/2019 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararı sonrasında dosyada yeni delil elde edilmediği ve sulh ceza hakimliğince bir karar verilmediği gözetildiğinde, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10/12/2020 tarihli ve 2020/156300 soruşturma, 2020/108278 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/02/2021 tarihli ve 2021/546 değişik iş sayılı kararının sonucu bakımından doğru olması nedeniyle, ... 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/01/2020 tarihli ve 2020/550 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozma incelemesine konu edilmesi gerektiği düşünülerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde özetle, 2007 yılında müştekinin bilgisi ve rızası dışında ...Kimya Sanayi Ticaret Limited Şirketi'de ortaklar kurulu kararı alınarak müştekinin şirket hisse oranı %50'den %33'e düşürüldüğünü, adı geçen şirketin 15/07/2017 tarihli ve 2011/01 nolu yönetim kurulu kararında, 22/07/2014 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağında, 20/07/2017 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağında, 14/07/2011 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağında, 01/07/2014 tarihli ve 2014/03 nolu yönetim kurulu genel kurul toplantı gündemindeki imzaların müştekiye ait olmadığını beyan ettiği, her ne kadar ... Cumhuriyet Başsavcılığınca Türk Ticaret Kanunu 390. madde uyarınca müştekinin imzası olmasa dahi karar alınabileceği, müştekinin herhangi bir hak kaydının olmadığı, özel belgede sahtecilik suçunun zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de; dosya içerisinde mevcut 22/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda, ...Kimya Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 2011-2017 tarihleri arasında yapılan bir takım toplantı ve karar tutanakları altında yer alan imzaların müştekiye ve şüphelilere ait olmadığının tespit edildiği, bu haliyle özel belgede sahtecilik suçuna ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemeyeceği, ayrıca müştekinin ve vekilinin şikayetine konu bütün şirket karar ve toplantı tutanaklarının asıllarının temin edilerek, sadece müşteki ismi altında bulunan imzanın müşteki ve şüphelilere ait olup olmadığı hususunun tespiti değil, şüphelilerin isimleri altında bulunan imzalarında kendilerine ait olup olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi, toplantı ve kararların birlikte alınması gerektiği gözetildiğinde, şüphelilere ait isimler altındaki imzaların kendilerine ait çıkması durumunda, müştekiye ait isim altındaki imzanın şüpheliler tarafından başkasına attırılmış olma ihtimalinin değerlendirilmesi, yine incelemeye konu edilecek şirket karar ve tutanaklarında müştekinin zararına şüphelilerin veya başkaca kişilerin yararına bir menfaat temininin söz konusu olup olmadığı incelenerek nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden değerlendirme yapılması, şüpheli ... ve müşteki ...'un kardeş oldukları nazara alındığında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 166. maddesinde yer alan " (1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların; ... (2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir." hükmü uyarınca, müştekinin fiili öğrendiği tarih ile şikayet tarihinin yasal süresi içerisinde olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, şikayet konusunda her türlü delil araştırıldıktan sonra şüphelilerin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ...'un, ... Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 12.07.2019 havale tarihli dilekçesi ile aynı tarihte alınan beyanında; ortak olduğu ...Kimya San. Tic. A.Ş.'ne ait belge ve evrakları incelendiğinde, 15.07.2011 tarihli yönetim kurulu kararında, 14.07.2011 tarihli genel kurul toplantı tutanağında, 07.07.2014 tarihli yönetim kurulu kararında, 22.07.2014 tarihli genel kurul toplantı tutanağında ve 20.07.2017 tarihli genel kurul toplantı tutanağında adına atılı bulunan imzaların kendisine ait olmadığını, bu imzaların kardeşi olan şirket yetkilisi ... ve şirketin mali müşaviri olan diğer şüpheli ... tarafından takliden atıldığını, bununla birlikte; şirketin içinin boşaltılarak şirket kazançlarını şahsi olarak kullandıklarını iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturmada; şikâyetçinin imzası bulunmasa dahi kararların alınabileceği, eylemin faydasız sahtecilik kapsamında olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şirket ana sözleşmesinin, yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarına ait tüm belgelerin asıllarının getirtilerek incelenmesi, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, incelenen belgelerin çoğunun fotokopi olduğunun belirtilmesi karşısında, belge asılları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, toplantı tutanağında imzası bulunan bakanlık komiserinin beyanının alınması, belirtilen yönetim kurulu ve genel kurul kararlarında sahtecilik yapılıp yapılmadığının kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde tespit edilmesi, hukuk mahkemesinde görülen dava dosyasının incelenerek bu dosyası ilgilendiren delillerin onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, şirkete ait defter, belge ve kayıtların getirtilerek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılması, şirketin zarara uğrayıp uğramadığının, uğramış ise miktarının belirlenmesi, somut olayda hile unsurunun bulunması durumunda dolandırıcılık suçunun, bulunmaması durumunda ise hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluşup oluşmadığının 5237 sayılı Kanun'un 167 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları da dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmesi, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayininin gerekmesi nedeniyle, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.01.2020 tarihli ve 2020/550 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde karar verildi.