Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında meydana gelen intihar olayı üzerine açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında meydana gelen intihar olayı üzerine açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Ardahan'ın Damal ilçesinde bulunan Hudut Taburu Bölük Komutanlığında piyade er olarak zorunlu askerlik görevini yapmakta iken 6/3/2013 tarihinde yaşamını yitiren 1992 doğumlu A.nın kardeşleri ve ebeveynidir.A. Olayla İlgili Olarak Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci Olayın oluş şekli ve olaya dair yürütülen ceza soruşturması sürecine ilişkin bilgiler Anayasa Mahkemesinin Mehmet Mirza Adlığ (B. No: 2015/5408, 23/1/2019, §§ 7-30) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır. Anayasa Mahkemesi Mehmet Mirza Adlığ başvurusunda, başvurucunun yakınının üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı öldürüldüğü yönündeki şikâyetleri bakımından soruşturmanın etkili yürütülüp yürütülmediğini incelemiş; kararda öncelikle başvurucunun oğlunun üçüncü bir kişi tarafından öldürülmüş olabileceğini belirtmekle birlikte bu iddiasını destekleyecek şekilde somut bir veriyi Anayasa Mahkemesine sunmadığına değinilmiştir. Anayasa Mahkemesi yürütülmüş olan ceza soruşturmasını incelediğinde olayla ilgili olarak resen bir soruşturma başlatıldığını, olay yeri incelemesi yapılarak olay yerinin fotoğraflarının çekildiğini, olay yeri krokisi çizildiğini, ölü muayene ve otopsi işlemleri gerçekleştirildiğini, kimyasal ve balistik inceleme raporları temin edildiğini, bu konuda tanık beyanlarının alındığını, başvurucunun oğluna ait olduğu bildirilen not defterindeki yazılar ile intihar notundakilerin karşılaştırılması suretiyle bilirkişi raporu alındığını tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesi tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda olayın cinayet olabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir delil elde edilemediğinden ilgili savcılık tarafından olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinde bir sorun görmeyerek olay hakkında etkili bir soruşturma yürütüldüğü sonucuna varmış ve başvurucunun bu iddiası bakımından başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur (Mehmet Mirza Adlığ, §§ 44-63). Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, başvurucunun oğlunun yaşamının kendi eylemine karşı korunmadığına ilişkin iddiasını da askerî yetkililerin mesleki ödevlerine açıkça aykırı davranarak A.nın ölümüne sebebiyet verdikleri yönünde bir bilgi ya da belge bulunmadığını gözeterek bu konudaki devletin etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğünün tam yargı davası yoluyla yerine getirilebileceğini belirtmiş ve sözkonusu yargısal yol tüketilmeden yapılan başvuruyu başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (Mehmet Mirza Adlığ, §§ 64-73). Anayasa Mahkemesinin Mehmet Mirza Adlığ başvurusunda incelediği olayla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturması kapsamında alınan ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) 4/3/2015 tarihli tazminat talebinin reddine dair kararın karşıoyuna konu edilen, A.nın asker arkadaşları olan tanık N.E. ve H.K.nın beyanlarının ilgili kısımları sırasıyla şöyledir:"...Ben [yi] Sivas'taki acemi birliğimizden itibaren tanırım. Kendisinin can dostuyum. Bana bugüne kadar arkadaşlarıyla, ailesiyle veya komutanları ile ilgili herhangi bir yakınma veya şikayeti olmadı. Kendisinin gözleri ağrıyordu ayrıca dizlerinde de ağrı vardı. Bu nedenle kendisine ağır işler verilmiyordu. Bu rahatsızlıklarından dolayı sağlık ocağına ve Ardahan'a Hastaneye gitti. Sivas'ta iken gözleri için gözlük verdiler. Dizinden ameliyat olacaktı. Ancak dağıtım olduğu için orada olamadı. Ardahan Asker Hastanesine gittiğinde dizlerindeki problem ile ilgili yeterli derecede ilgilenmediklerini söyledi bakmıyorlar iğne yazıyorlar dedi. ... Biz Sivas'ta iken ben ölmek istiyorum, öleceğim gibi tuhaf konuşmalar yapıyordu. Ancak neden böyle bir şey söylediğini sormamıza rağmen söylemiyordu.......Ben onun hareketlerinden veya ruh halinden intihar edebileceği konusunda herhangi bir fikre kapılmadım...''...Ben [A.nın] can dostu idim. Kendisini acemi birliği olan Sivas'taki birliğinden beri tanırım, ... Bana herhangi bir probleminden bahsetmedi ancak Sivas'ta iken dizleri ve gözlerinin ağrımasından şikayetçiydi kendisi Sivas'ta iken bildiğim kadarıyla dizlerinden ameliyat olacaktı. MR sonuçları gerekiyordu ancak buraya dağıtım oldu, burada da dizlerindeki ağrı nedeniyle hastaneye gittiğini biliyorum... Bazen dizlerinin ağrısından ağlıyordu. Buradaki Komutanlarımız kendisi ile ilgilendi...S/ ...Bana herhangi bir kimsenin veya rütbelinin ona kötü davrandığı yönünde bir beyanı olmadı. ...Herhangi bir baskıya uğradığını düşünmüyorum. Hatta dizleri ağrıdığı için çavuşlar onu dinlensin diye geri gönderiyordu. Ancak sivilde iken bir kaç kez intiharı düşündüğünü ancak Allah korkusu nedeniyle vazgeçtiğini söyledi. Ancak ben böyle bir şeye ihtimal vermediğim için herhangi bir kimseye onun daha önce intiharı düşündüğünü söylemedim......" Yürütülen ceza soruşturması kapsamında beyanı alınan Bölük Komutanı Ö.Y.nin beyanının ilgili kısımları şöyledir:"Ben 13 Temmuz 2012 tarihinden bu yana Ardana/Damal 7'inci Hd. Tb. 4'üncü Hd. Bl. Komutanı olarak görev yapmaktayım. [A.yı] buraya geldiği 22 Şubat 2013 tarihinden beri tanırım. Bana memleketinde kazancı olarak çalıştığını maddi problemi olmadığını geldiği gün yaptığım danışmanlık görüşmesinde söyledi. İlk celp danışmanlık görüşmemde bir probleminden bahsetmedi. Ertesi gün revirciye dizleri ağrıdığından dolayı başvurmuş, ben sağlık ocağına gönderdim. Oradan Askeri hastaneye sevk edildi. Askeri Hastane de ortopedi uzmanı olmadığından dolayı Ardahan Devlet Hastanesine sevk edildi. İlk önce 2 gün istirahat verildi. Bu istirahatı kullandı. Daha sonra şikayetleri devam edince tekrar Ardahan Devlet Hastanesine gitti. Ancak bu kez istirahat almadı bana kendisi veya herhangi bir kimse sağlıkdurumu veya diz ağrıları ile ilgili başkaca bir şey söylemedi. Bana herhangi bir konuda şikayeti veya müracaatı olmadı. Onu intihara sürükleyebilecek herhangi bir konuda bilgim olmadığı gibi böyle bir izlenim de edinmedim. Aynı tertip 2 Er'e sorunlarından dolayı silah vermedim, atış yaptırmadım nöbette yazdırmadım. Ancak [nin] Psikososyal risk faktörü tarama anketinde böyle bir değerlendirme yoktu. Psikolojik sorunu ortaya koyabilecek elimde bir bulgu yoktu. Zaten kendisi 10 - 15 gün önce birliğe geldiğinden kendisini derinlemesine tanıma fırsatı bulamadım. Hastane gidiş dönüşlerinde kendisiyle görüşürdüm. Benden herhangi bir izin talebi olmadı. Olsaydı en azından izin verip vermeme veya psikiyatrik yönden izne ihtiyacı olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapıp gerekirse bu yolla izne gönderebilirdik. Bana herhangi bir konuda ailesinden, arkadaşlarından veya komutanlarından bir şikayeti olmadığı gibi, herhangi bir disiplinsizliğini de görmedim. Can dostları da bana herhangi bir sıkıntısını bahsetmedi. Tek bildiğim dizlerinin ağrıdığı idi. S/C: Kendisi kez hastaneye gittiğinde istirahat almadığından ve kendisi nöbete gitmeme yönünde bir talepte bulunmadığından kendisine herhangi bir nöbet olayından muafiyet tanımadık. Eğer hastane bu yönde bir tespit yapsaydı ve ya istirahat verseydi buna göre bir tedbir alınabilirdi.S/ Benim onunla hiçbir husumetim olmadı. Zaten hiçbir saygısızlığını görmedim. Bana olaydan önce askerlikle ilgili herhangi bir problemi yansımadı. İntihara meyilli olduğu konusunda hiçbir kanaat edinmedim. Bu olay herkesi olduğu gibi beni de şaşırttı ve üzdü...." Yürütülen ceza soruşturması kapsamında beyanı alınan Bölük Astsubayı P.nin beyanının ilgili kısımları şöyledir:"...[yi] geldiği günden beri tanıyorum. Ben de daha önce Sivas'ta görev yaptığım için [] de Sivas'taki acemi birliğinden geldiği için acemi birliğindeki Komutanları ile nasıllar ne yapıyorlar diye muhabbet ettik. Bir sorunu olup olmadığını sordum. O da bana sorunu olmadığını söyledi. ...Ertesi gün de [nin] de içinde bulunduğu ...askerlerin tümünü ...toplayarak herhangi bir sıkıntıları olup olmadığını sordum ...bildiğim kadarıyla [nin] diz ağrıları vardı. ...[den] bizzat veya [nin] arkadaşlarından herhangi bir sorununun olduğunu duymadım. Bu askerin intihara teşebbüs edeceğine dair en ufak bir şüphe beslemedim......"B. Olaya İlişkin Açılan Tam Yargı Davası Süreci İncelemeye konu başvuruda, başvurucuların yakınlarının ölümü nedeniyle AYİM'e tam yargı davası açtıkları görülmüştür. Başvurucular 11/11/2013 tarihli dilekçeyle zararlarının karşılanması talebiyle Milli Savunma Bakanlığına (İdare) başvurmuştur. İdare tarafından talepleriyle ilgili olarak bir cevap verilmemesi üzerine başvurucular 10/2/2014 havale tarihli dilekçeyle İdare aleyhine AYİM nezdinde tam yargı davası açmıştır. Dilekçenin çeşitli sebeplerden reddedilmesi üzerine başvurucular 9/6/2014 tarihinde yeniledikleri dilekçeyi AYİM'e sunmuştur. Dilekçede başvurucular olayda İdarenin ağır kusuru ve ihmali bulunduğunu belirterek başvuruculardan Mehmet Mirza ve Zuhriye Adlığ için ayrı ayrı 000 TL maddi tazminat, ayrı ayrı 000 TL manevi tazminat ödenmesi; diğer başvurucular için ise ayrı ayrı 000 TL manevi tazminat ödenmesi taleplerinde bulunmuşlardır. AYİM Dairesinin 4/3/2015 tarihli kararıyla başvurucuların tazminat talebi oyçokluğuyla reddedilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden; davacılar Zuhriye ADLIG ile Mehmet Mirza ADLlG'nın[başvurucular] oğlu, diğer davacıların kardeşi olan müteveffa Er [A.nın] ... acemi eğitimini tamamlamasına müteakip 2013 tarihinde 4 üncü Hudut Bl.K.lığı emrine katıldığı, acemi eğitim merkezinde ve sonraki kıt'asında 'psikososyal risk faktörü' tarama anketleri neticesinde herhangi bir risk faktörü tespitine yönelik bir beyanının bulunmadığı, bu nedenle de Rehberlik ve Danışma Merkezinden yararlanmadığı, müteveffa [A.] Ardahan 25 inci Hud.Tug.7nci Hd.Tb.4 üncü Hd.BI.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 2013 tarihinde saat 00-00 saatleri arasında nöbet tutmakta olduğu esnada nöbet yerinden yaklaşık 30 metre kadar uzaklaşıp kendisine zimmetli ... seri no.lu G-3 Piyade Tüfeğinin namlusunu çene altına bitiştirerek silahı ateşlemek suretiyle intihar ettiği, Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı tarafından yapılan incelemede müteveffanın sağ el iç, sağ el dış ve sol yüz bölgesinde atış artıkları tespit edildiği, müteveffanın üzerinde savcı tarafından yapılan aramada bir mektup bulunduğu, mektupta: 'Ayaklar, dizler, eller, kollar, gözler ve bel hepsi küsmüş ve ben de aldım son kararla onların infazının verecem ve de özlem sıkıntı bunalım içindeyim. Kesinlikle Allah'a karşı bir isyanım yoktur. Benim tek isyanım var o da aleme, herkes hakkını helal etsin. Bana bol bol dua edin' şeklinde ifadelerin geçtiği, intihar nedeniyle yapılan soruşturmada; 9 uncu Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 2014 tarihli ... kararı ile 'müteveffanın kendisini vurmak suretiyle intihar etmiş olduğu, müteveffanın ölümünde uygun nedensellik bağı oluşturabilecek şekilde başkaca bir kimsenin azmettirmesi, kararının kuvvetlendirmesi, iknası, yardımı, kusuru ya da ihmali bulunmadığı' gerekçesiyle Kovuşturmay Yer Olmadığına kararı verildiği.........davacıların kanuni yakını ...askerlik hizmetini ifa ettiği sırada, 2013 tarihinde, kişisel (sağlık) veya yalnızca müteveffanın kendisince bilinebilecek başka nedenlerden dolayı kapıldığı ani bunalım sonucu kendisini vurarak intihar etmiştir. Müteveffa intihar ettikten sonra üzerinde bulunan mektupta sağlık sorunlarından bahsetmesi nedeniyle, askerlik süresince P. Er [A.nın] sağlık sorunlarıyla davalı idarenin ajanlarının yeteri kadar ilgilenip ilgilenmediğine ilişkin dosya kapsamında yapılan incelemede: Müteveffanın 5 inci P. Eğt. Tug.K.lığında 03, 05, 06 ve 24 Aralık 2012 tarihlerinde olacak şekilde toplam dört kez viziteye çıktığı, 'hipermetrop astigmat' teşhisi ile gözlük verildiği, 2013 diz rahatsızlığından Sivas Asker Hastanesi tarafından Sivas Numune Hastanesi Ortopedi Polikliniğine sevk edildiği, 2013 tarihinde usta birliği olan 4 üncü Hd. BI.K.lığlı emrine katıldıktan sonra 2013 tarihinde katılış muayenesinin yapıldığı, katılış muayenesinde dizlerinden rahatsızlığını beyan etmesi üzerine Ardahan Asker Hastanesi Ortopedi Polikliniğine sevk edildiği, 2013 tarihinde diz ağrısı şikayeti ile Ardahan Asker Hastanesinden Ardahan Devlet Hastanesine sevk edildiği, 'menüsküslerde eski yırtık ve yaralanma' teşhisi ile iki gün yatak istirahatı verildiği, 2013 tarihinde yeniden diz ağrısı şikayeti ile Ardahan Asker Hastanesinden Ardahan Devlet Hastanesine sevk edildiği, burada ayakta tedavi gördüğü, 2013 tarihinde aynı şikayetten Damal Sağlık Ocağına başvurması üzerine ağrı kesici iğne yapıldığı, müteveffanın gerek acemi birliğinde gerekse usta birliğinde rahatsızlığı sebebiyle bir çok kez hastaneye sevk edilerek tedavisinin yapıldığı anlaşıldığından müteveffanın birlik komutanlarınca davacılarının yakınının sağlık sorunuyla ilgilendikleri anlaşılmaktadır. ...tamamen kendi iradesi ile kendisini vurarak intihar etmesi suretiyle ölümü olayında zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmet arasında illiyet bağının bulunmadığı, davacılar vekilinin de intihar olayına ilişkin olarak davalı idarenin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunu doğuracak herhangi bir somut delili ortaya koyamadığı, davalı idareye yüklenebilecek bir nedenseilik bağının mevcut olmadığı, davalı idarenin herhangi bir hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk şartlarının mevcut olmadığı değerlendirilerek dava konusu olayda idareye yüklenebilecek hukuki bir sorumluluğunun bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır..."Kararın karşıoy gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:" ...Müteveffanın 'yükümlülere yoklamalarda uygulanacak sağlık durumu hakkında bilgi formu'nda genel olarak sağlık durumunu 'orta' ve sağlık sorunu olup olmadığı sorusuna ise, 'biliyorum' şeklinde cevap verdiği, Sivas'ta acemi eğitimi sırasında arkadaşı P.Er [N.E.ye] 'Ben ölmek istiyorum, öleceğim' şeklinde beyanının olduğu, yine vefatından önce görev yaptığı 4'üncü Hd. BI. K.lığında kendisinin 'can dostu' olarak belirlenen P.Er [H.K.ya] da 'sivilde iken iki kez intiharı' düşündüğünü beyan ettiği görülmüştür. İntihar sonrasında, Askeri Savcılıkça yapılan soruşturmada; ...şeklinde not yazılmış intihar mektubu bulunduğu, ayrıca yine not defterine büyük harflerle 'dışarda yıllara meydan okurken askerde günlere esir kaldık gülüm' şekilnde not yazdığı tespit edilmiştir. Bunların yanında sürekli olarak dizlerinden dolayı yakınmalarının olduğu, sağlık kuruluşlarına sevkine rağmen sıhhat bulamadığı yönünde şikayetlerinin olduğu ve bu kapsamda Ardahan Asker Hastesine yönelik yakınmalarının da olduğuna ilişkin beyanlarının olduğu anlaşılmıştır. ...Dava konusu olayda da, müteveffanın askerlik hizmetinin başından itibaren 'intihara' yönelik beyanları omasına rağmen yalnızca iki kez psikososyal risk faktörü tarama anketi uygulandığı ve olumsuz bir durum tespit edilmediğinden ileri tetkik ve tedavi için herhangi bir sağlık kuruluşuna sevk edilmediği, ancak davacı vekilinin bu iki formdaki el yazılarının birbirinden farklı olduğu ve bu nedenle üstlerince doldurulmuş olduğu, dolayısıyla müteveffanın gerçek sağıık durumunu yansıtmadığı yönünde iddiaların da olduğu, bu durumda müteveffanın sağlık durumuna ilişkin 'yükümlülere yoklamalarda uygulanacak sağlık durumu hakkında bilgi formu' ndaki beyanları ile arkadaşlarına (biri can dostu olan) 'intihara' yönelik beyanları dikkate alındığında, psikososyal risk faktörü tarama anketi yanında Rehberlik Danışma Merkezi ve akabinde de hastaneye sevk edilerek psikiyatrik yönden muayene edilmesi ve bunun sonucunda bir tedavi uygulanmasına gerekirken, bunun yapılmamış olması, bir hizmet kusuru olarak değerlendirilmiş ve bu itibarla müteveffanın intihar suretiyle ölümünde idarenin kısmen de olsa hizmet kusuru bulunduğu, dolayısıyla davacıların zararlarının müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak, hizmet kusuru ilkesince karşılanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, aksi yönde değerlendirme ile..." Karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de AYİM Dairesinin 11/11/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı başvuruculara 1/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucular 31/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Kumrişan Akkuş ve Sefer Akkuş (B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-56) başvurusu hakkında verilen karar.