8. Hukuk Dairesi 2021/1189 E. , 2021/4323 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 104, 142, 470, 686, 892, 1050, 1051, 240, 778 ve 120 parsel sayılı taş
**8. Hukuk Dairesi 2021/1189 E. , 2021/4323 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 104, 142, 470, 686, 892, 1050, 1051, 240, 778 ve 120 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde yer alan, dava dilekçesinde belirttiği muhdesatların vekil edenleri tarafından meydana getirildiğini, ortaklığın giderilmesi davasında bir kısım maliklerin aidiyet iddiasını kabul ettiğini, davalıların kabul etmemesi nedeni ile vekil edenlerine eldeki davanın açılması için süre verildiğini belirterek, dava dilekçesinde miktarları belirtilen zeytin ve incir ağaçları ile binaların vekil edenleri tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, 778 ve 120 parsel sayılı taşınmazların kök muristen kaldığını, 686, 1050, 1051 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ev ve müştemilatının davacılara ait olduğunu, 686 parsel sayılı taşınmazdaki 15 incir ağacı ile 1051 parsel sayılı taşınmazlardaki incir ağaçlarının, yine 104 ve 142 parsel sayılı taşınmazlardaki 2/3, 240 parsel sayılı taşınmazın 1/3 bölümündeki ve 892 parsel sayılı taşınmazdaki ağaçların davacılara ait olduğunu kabul ettiğini beyan etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazlarda yıllar önce taksim yapıldığının ve taksim sonucu herkesin kendi yerini kullandığının gerçek dışı olduğunu, kök murislerinin vefatından bu yana davacıların dava konusu taşınmazları kullanıp hiçbir şekilde bedel ödemediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 120 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bulunan ve 27.05.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 20 adet 15-16 yaşlarında incir ağacı ile 295 adet 20-25 yaşlarında zeytin ağacının, 142 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bulunan ve 38 adet 20-25 yaşlarında zeytin ağacı ile 28 adet 12-15 yaşlarında incir ağacının, 104 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bulunan 33 adet 15-16 yaşlarında incir ağacı, 25 adet 15-16 yaşlarında incir ağacı ile 19 adet 15-16 yaşlarında incir ağacının, 778 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bulunan 26 adet 15-20 yaşlarında zeytin ağacı, 50 adet 3-4 yaşlarında zeytin ağacı ile 35 adet 15-20 yaşlarında incir ağacının davacılar tarafından meydana getirildiğinin tespitine, 686 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bulunan 14 adet 15-16 yaşlarında incir ağacı, 2 adet 5-6 yaşlarında erkek incir ağacı ve 2 katlı betonarme ev ile sayalık tabir edilen yapının, 470 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bulunan ve 27.05.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 60 adet 3-4 yaşlarında incir ağacının davacı ... tarafından yapıldığının tespitine, 1051 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bulunan ve 16 adet 6-7 yaşlarında incir ağacının davacı ... tarafından yapıldığının tespitine, davacıların 240, 892 ve 1050 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açmış oldukları davanın reddine, davacıların mülkiyet tespitine yönelik isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacılar vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazlarda, tarafların malik olduğu, Mahkemece 30.04.2014 tarihinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmazlar üzerinde çoğunlukla zeytin, incir ve bir kısım meyve ağaçları ile, ev, ahır vs gibi yapıların olduğu, Mahkemece, dinlenen tanık beyanları doğrultusunda, davacıların bir kısım muhdesat iddialarının kabul edilip, bir kısmının redde konu olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacılar dava dilekçesinde, 892 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının aidiyetinin tespitini talep etmişler, Mahkemece 30.04.2015 tarihinde yapılan keşifte, bahse konu parselin başına gidildiğinde, davacılar tarafından zeminde gösterilen parselin aslında 891 parsel sayılı taşınmaz olduğunun fen bilirkişisi tarafından belirlendiği, üzerinde zeytin ağaçlarının olduğunun, 892 parsel sayılı taşınmazda ise 6-7 tane gelişmemiş kurumuş zeytin ağaçlarının bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, dava konusu 892 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki muhdesatlarla ilgili olarak, keşif sırasında davacı tarafça dava ile ilgisi olmayan dava dışı 891 parselin gösterildiği, dolayısı ile 892 parsel ile ilgili iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile bu parsel bakımından davanın reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu taşınmazların ve tespiti talep edilen ağaç sayılarının fazla olması, her iki taşınmazın komşu taşınmaz olması nedenleri ile, dava dilekçesinde 892 parsel olarak yazılan taşınmazın keşif sırasında 891 parsel sayılı taşınmaz olduğunun anlaşılmasının maddi hataya dayalı olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olmuştur. O halde, Mahkemece yapılması gereken iş, bahse konu taşınmaz hakkındaki taleplerin, tanık beyanları doğrultusunda değerlendirilerek, toplanmış delillere göre bir karar verilmesi olmalıdır. Yine, Mahkemece, 1050 parsel bakımından yapılan değerlendirme de, davacı vekilinin keşifteki beyanında 1050 parsel üzerinde ev ve müştemilatın bulunmadığını sadece ...'ın damının bulunduğunu ifade etmesi ve dava dilekçesinde talep edilen muhdesatın zeminde mevcut olmaması, ayrıca bu parsel bakımından davacı tarafın herhangi bir tanık dinletmemesi sebebi ile söz konusu parsel bakımından da iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar, dava dilekçesinde, 1050 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ev ve müştemilatın davacılardan ... ... ait olduğunu beyan etmiş, keşifte, söz konusu parselin başına gelindiğinde, davacılar vekili söz alarak, dava dilekçesinde 1050 parsel üzerindeki ev ve müştemilat olduğu beyan edilmiş ise de, 1050 parsel üzerinde sadece ...’ın damı olduğunu, ev ve müştemilat olmadığını, davacı tanıklarının bu parselle ilgili bilgi sahibi olmadığından dinletmek istemediklerini beyan etmiş, davalı tanığı İlhan Belkan ise, parsel üzerindeki hayvan damının davacı ... tarafından yapıldığını beyan etmiştir. Bu parselle ilgili bilirkişi raporunda ise, taşınmaz üzerinde dam bulunduğu, damın, 108 m2 yüzölçümlü olduğu, duvarlarının tuğla ile örüldüğü, 20 tane hayvan barındırabileceğinin ve üzerinin kiremit ile örtülmüş olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacıların dava dilekçesinde,1050 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ev ve müştemilatının tespitini istediği, keşifte taşınmaz üzerinde dam olduğunun belirlendiği, davacı tanıklarının dinlenilmesinden vazgeçilmiş ise de, davalı tanığının damın davacı ... tarafından yapıldığının ifade edilmesine rağmen, damın, tespiti talep edilen müştemilat kapsamında değerlendirilmemesi yanlış olmuştur. 3. Bilindiği üzere, muhdesatın tespiti davalarında, davanın konusu (müddeabih) muhdesat iddiasını kabul etmeyen davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup, buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nin 326/2. madddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden davalıların tapudaki hisseleri gözönünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulmaları gerekir. Hal böyle olunca, hüküm altına alınan harç ve yargılama giderlerinin az yukarıda açıklanan dava değeri esas alınarak hesaplanması ve hesaplanan bu miktarlardan da davalıların tapudaki hisseleri gözönünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulmaları gerekirken, dava konusu muhdesatın tamamı esas alınmak suretiyle harç ve yargılama gideri hesaplanması ve bu miktarların da davalılardan payları oranında alınmaması doğru olmamıştır. SONUÇ: Tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) nolu bendinin davacı temyizi yönünden ve (3) nolu bendinin davalı ... vekili ve ... vekilinin temyizi yönünden açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, tarafların sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 25.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.