10. Hukuk Dairesi 2024/14018 E. , 2025/6127 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/11 E., 2024/305 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı/birleşen davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I
**10. Hukuk Dairesi 2024/14018 E. , 2025/6127 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/11 E., 2024/305 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı/birleşen davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili; davacının eşiyle boşanarak ayrı yaşadığı, ölen babasından aldığı ölüm aylığının hukuka aykırı bir biçimde kesilerek almış olduğu aylıkların borç kaydedildiğini beyanla, Kurum işleminin iptaliyle aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak ödenmeyen aylıkların yasal faizleriyle ödenmesi ve Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Birleşen davada davacı Kurum vekili; davalının boşandığı eşi ile Kurum kayıtlarından yapılan sorgulamanın neticesinde ve denetmenler tarafından düzenlenen rapora göre boşandığı eşi ile fiili olarak birlikte yaşadığının tespit edildiğini, 01.10.2015-30.06.2018 tarihleri arasında almış olduğu aylıklar tutarlarının borç olarak kaydedildiğini, aylıkların ödenmesi için Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2019/5184 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davalının eski eşi ile boşanmasının muvazaalı olduğunu, boşandığı eşi ile birlikte yaşamaya devam ettiğini bu nedenle haksız itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Kurum kontrol memuru denetim ve raporu ile davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi uyarınca aylığın kesilme işleminin yerinde ve yasal mevzuata uygun olup, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2019 tarihli kararı ile davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2021 tarihli kararı ile istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, ... Bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz ettiğinden, yukarıda açıklanan ilkeler gereğince davaya konu dönem bakımından Mahkemece yapılan araştırma yetersiz olup, davacının boşandığı eşinin kayıtlı olduğu Adana ve Yalova adreslerinde araştırma yapılarak, gerçekten bu adreslerde ikamet edip etmediği, ediyorsa tarihleri ve kimlerle birlikte yaşadığı belirlenmeli, adreslerdeki yönetici, apartman görevlisi, komşu gibi resen belirlenecek tanıkların beyanlarına başvurulmalı, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir, gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulü ile davacıya bağlanan 4/C yetim aylığının kesilmesi ve 01.10.2012-01.04.2017 arası ödenen yersiz aylıklar nedeniyle borç tahakkuku işlemlerinin iptaline, davacının borçlu olmadığının tespitine, davacıya aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, davacıya ödenmeyen aylıkların ay be ay işleyecek yasal faiziyle ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili: a.Kurum işlemlerinde hata bulunmadığını, b.Denetim raporu ile birlikte yaşamanın tespit edildiğini, c.Kurum aleyhine faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylığının kesilmesine ve borç tahakkuk ettirilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle tahsiline, birleşen davada ise itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Madde de boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili nüfus müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 3.İncelenen dava dosyasında; denetmen raporunda tespit edildiği üzere davacı/birleşen davada davalı ... ve eski eşi ...'ın 04.10.2016 ile 10.01.2017 tarihinde İstanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Göğüs Hastalıkları), 17.01.2017 tarihinde İstanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji), 28.03.2017 tarihinde İstanbul Göztepe Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi) branşlarında hastane kaydı bulunduğuna dair tespitlerin bulunduğu, ancak buna ilişkin inceleme araştırmanın yeteri kadar yapılmadığı, bu doğrultuda hastane kayıtlarının getirtilmediği, davacı/birleşen davada davalıya boşandığı eşi tarafından Denizbank kanalıyla yapılan para havaleleri yönünden yeterli araştırma yapılmadığı, tanıklar muhtar ... ve komşu ... (...) ...'nin Kurum denetmenine verdikleri ifadede davacının eşiyle birlikte yaşadığını beyan ettikleri, Mahkemede ise birlikte yaşamadıkları yönünde ifade verdikleri anlaşılmakla, 5510 sayılı Kanun'un 59 ve 100. maddeleri uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu gözetilmeksizin, tutanakta ismi geçen bu tanıkların Mahkemede verdikleri ifadelerin neden değiştiği hususu üzerinde durulmaksızın, mevcut beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmesizin asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Mahkemece yapılacak işe; 01.10.2015-30.06.2018 dönemine ait tüm MEDULA kayıtları getirtilmeli yine denetmen raporunda tespit edilen ve Denizbank'tan, boşanılan eşin davacıya para havalesine ilişkin ayrıntılı dökümler getirtilmeli, bu para havalelerinin nedeni araştırılmalı, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu gözetilmek suretiyle tanık ... ve ... (...) Soyeri'nin denetmene ve Mahkeme huzurunda verdikleri ifadeleri arasında çelişki oluştuğu gözetilerek bu çelişki giderilmeli, Mahkemece birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan ilkeler ışığında toplanan delillerle birlikte yeniden değerlendirilmeli, elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.