8. Hukuk Dairesi 2023/3236 E. , 2024/3989 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/666 E., 2023/547 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/236 E., 2021/299 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge …
**8. Hukuk Dairesi 2023/3236 E. , 2024/3989 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/666 E., 2023/547 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/236 E., 2021/299 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.05.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davalı Bodova Turizm A.Ş. vekili Avukat ... ile davacı Hazine vekili Avukat ... 'ın katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli Bodrum ilçesi, Çiftlik Mahallesi, 348 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkında 27.12.2019 tarihli kadastro tutanağı düzenlenerek, 2.318,67 m2 yüzölçümlü, tarla vasfı ile belgesizden Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde, taşınmazın 2. derece doğal sit sınırı içinde kaldığı yönünde şerh verilmiş, davalı şirket yetkilileri tarafından tespite itiraz edilmesi nedeniyle,10.12.2020 tarihli Kadastro Komisyonu kararı ile, itirazın kabulü ile, taşınmazın davalı şirket adına tarla niteliği ile tespitine karar verilmiştir. Kadastro çalışma sonuçlarının 25.12.2020 ila 25.01.2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edilmesi üzerine davacı Hazine vekili 23.01.2021 tarihili dava dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın davalı adına tespit edilmesinin hatalı olduğunu, parselin genel itibarıyla taşlık, kayalık, makilik olup zilyetlikle kazanma şartlarını taşımadığını ileri sürerek tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu ve tanık beyanları uyarınca, imar ihya şartlarının oluşmadığı, dava konusu taşınmazın uzun yıllardan kendi haline bırakıldığı ve tarımsal faaliyet yapılmadığı, taşınmazın bulunduğu Kargıçak koyunun köy merkezine araç ile 20-25 dk mesafede olduğu, söz konusu koya ulaşımı sağlayan tek yolun kenarlarında davalı şirkete ait tapulu taşınmazlar olduğu ve bölgede herhangi bir yerleşim ve tarımsal faaliyet yapılan yer olmadığı, tapulu taşınmazlar ile 3402 sayılı Kadastro Kanun'un Geçici 8 inci maddesi kapsamında tespit edilen taşınmazların orman ile sınır olduğu, 6831 sayılı Orman Kanun'unun 1 nci maddesi gereği taşınmazın orman ve su rejimi açısından korunması gereken makilik alan olduğu, batı yönünden orman alanı ile sınır olması ve eğimi gözetilerek orman tanımına uygun olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın 10.12.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağının iptali ile 2.318,67 m2 yüzölçümü ile makilik vasfı ile davacı Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece yapılan keşfe katılan teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilimsel ve teknik veriler içeren, denetime elverişli bilirkişi raporuna itibar edilerek, dava konusu 348 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde tanımlanan orman vasfında olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmamakla birlikte; bu konudaki yerleşik Yargıtay kararlarının da dikkate alınması ile, infazda tereddüte neden olmayacak şekilde, dava konusu taşınmaz hakkında düzenlenen kadastro komisyon kararının iptali ile, taşınmazın orman vasfı ile davacı Hazine adına tespit ve tesciline karar vermek gerekirken, "kadastro komisyon tutanağının iptali ile" taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesinde isabet bulunma bulunmadığı açıklanarak, davalı şirket vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan yönlerden kısmen kabulü ile; sair istinaf itirazlarının reddine, 6100 sayılı HMK'nin 353/(1)-b/2 ve 355 nci maddeleri uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; davanın kabulü ile; dava konusu taşınmaz hakkında düzenlenen 10.12.2020 tarihli kadastro komisyon kararının iptali ile taşınmazın 2.368,17 m2 yüzölçümü ve orman vasfı ile davacı Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş, bu kez davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17,100,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazine'ye verilmesine, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.