Başvuru, hakem heyeti kararına yönelik temyiz isteğinin süre aşımından reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hakem heyeti kararına yönelik temyiz isteğinin süre aşımından reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Sigortalı B.Ö. sevk ve idaresinde bulunan motorsikletle 3/5/2011 tarihinde başvurucuya çarparak yaralanmasına neden olmuştur. Mersin Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 19/11/2012 tarihli rapora göre başvurucunun vücudunda %70 oranında kalıcı fonksiyon kaybı oluşmuştur. Başvurucu kazaya karışan aracın zorunlu trafik sigortasını yapan sigorta şirketine 1/3/2013 tarihinde müracaat ederek zararın tazmini isteğinde bulunmuşsa da sigorta şirketi travma sonrası stres bozukluğunun kalıcı olmadığı gerekçesiyle isteği reddetmiştir. Talebinin şirket tarafından reddi üzerine başvurucu, Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyetine (Hakem) fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 000 TL iş göremezlik tazminatının ödenmesi yönünde karar verilmek üzere başvuruda bulunmuştur. Hakem, iddia ve savunmaları ile bu yöndeki delillerini ibraz etmeleri hususunda taraflara imkân vermiş ve başvurucunun uğramış olduğu iş gücü kaybı ile bu kayıptan doğan maddi zarar hususunda bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Başvurucu iş gücü kaybından doğan maddi zarara ilişkin bilirkişi raporundan sonra 21/11/2013 tarihli dilekçeyle talebini 416,41 TL olarak artırmıştır. Hakem 14/1/2014 tarihli kararla kaza nedeniyle oluşan zarardan sürücü ile birlikte işleten ve aracın sigortacısının da sorumlu olduğunu ve kaza sonucunda başvurucunun toplam 416,41 TL tutarında maddi zararının bulunduğunu saptamıştır. Hakem, kaza ile ilgili belgelerin sigortacıya tesliminden itibaren sekiz gün içinde zararın ödenmesi gerekirken başvurucuya herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek talebi kabul etmiştir. Sigorta şirketi süresi içinde Hakem kararına karşı Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetine (Hakem Heyeti) itiraz etmiştir. Hakem Heyeti 2/4/2014 tarihli kararla başvurucunun iki yıl önce geçirdiği başka bir trafik kazası nedeniyle alınan raporunda başvurucuda %70 oranında iş gücü kaybı bulunduğu yönünde bir tespit bulunmakla birlikte maluliyetin 3/5/2011 tarihinde meydana gelen kazayla olan illiyet bağının açık ve tartışmasız olarak kurulamadığını, başvurucunun talebi zorunlu trafik poliçesinden kaynaklanmasına rağmen olayı trafik iş kazasına göre değerlendiren raporun usulüne uygun olmadığını ve tahkim için verilen süre içinde usulüne uygun rapor alınma imkânı bulunmadığı gerekçesiyle Hakem kararını bozarak başvurunun reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Hakem Heyeti kararında ayrıca, gerçekleşen kazayla başvurucuda meydana gelen iş gücü kaybı arasındaki illiyet bağının tahkim süresi içinde belirlenmesi mümkün değilse de başvurucunun genel hükümlere göre açacağı davada bu iddialarını ileri sürmekte muhtar olduğuna yer vermiştir. Hakem Heyetinin başvurunun reddine dair bu kararı 24/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 2/5/2014 tarihli üst yazı ile İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine (Mahkeme) saklanmak üzere gönderilmiştir. Mahkeme 6/5/2014 tarihinde kararın saklanmasına ve bir örneğinin ilgililere tebliğine karar vermiştir. Saklama kararı 9/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 7/5/2014 tarihinde posta yoluyla Yargıtaya gönderilmek üzere Sigorta Tahkim Komisyonuna temyiz dilekçesi göndermiş, temyiz harç ve giderlerini 15/5/2014 tarihinde yatırmıştır. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 29/9/2014 tarihinde Hakem Heyeti kararı 24/4/2014 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen harç on beş günlük temyiz süresi geçtikten sonra 15/5/2014 tarihinde yatırıldığından temyiz isteğinin süre nedeniyle reddine karar vermiştir. Hüküm başvurucuya 17/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 7/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Kanun Hükümleri 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun ''Sigortacılıkta tahkim'' kenar başlıklı maddesinin (12) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "(12) ...Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. (Değişik cümle: 13/6/2012-6327/58 md.) Ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin, tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi durumlarında her hâlükarda temyiz yolu açıktır. Temyize ilişkin usûl ve esaslar hakkında Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu uygulanır.... (23) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır.'' 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ''Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması '' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(3) Hakem kararı, hakem veya hakem kurulu başkanı tarafından taraflara bildirilir; ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte mahkemeye gönderilir ve mahkemece saklanır." 6100 sayılı Kanun'un '' Tebligat '' kenar başlıklı maddesi şöyledir: ''Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligat, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.'' 6100 sayılı Kanun'un ''Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ''(2) Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır." Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şu şekildedir:"Temyiz süresi on beş gündür. Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir." 3/4/2012 tarihli ve 28253 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) ''Hakem kararları saklama kaydı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: ''(1) Hukuk Muhakemeleri Kanununun 436 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece saklanacak hakem kararlarına ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır. (2) Hakem kararları saklama kaydı, sıra numarası, kararı veren hakem veya hakem kurulu üyelerinin ad ve soyadları, tarafların, varsa kanunî temsilcileri ile vekillerin ad ve soyadları, T. kimlik numarası, davanın konusu, nihai karar ve tarihi ile düşünceler sütunlarını içerir.'' Yönetmelik'in ''Temyiz kaydı'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ''(1) Mahkemece veya ilgili hukuk dairesince verilen hükümler aleyhine yapılan temyiz başvurularına ilişkin olarak tutulan kayıttır. (2) Temyiz kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, temyiz yoluna başvuranın taraf sıfatı, adı ve soyadı, aleyhine temyiz yoluna başvurulanın taraf sıfatı, adı ve soyadı, temyiz dilekçe tarihi, davanın nev’i, karar tarih ve numarası, aleyhine temyiz olunana tebliğ tarihi, temyiz şartlarının yerine getirilip getirilmediği, dosyanın Yargıtay’ın hangi dairesine gönderildiği, gönderilme tarihi, dosyanın temyiz incelemesinden döndüğü tarih ve neticesi ile düşünceler sütunlarını içerir." Yargısal Kararlar Yargıtay Hukuk Dairesinin 1/3/2018 tarihli ve E.2015/7844, K.2018/1478 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"2-Temyize konu İtiraz Hakem Heyeti Kararının davalı sigorta şirketi vekiline tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir tebligat parçası dosya arasında bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; anılan tarafa İtiraz Hakem Heyeti Kararının tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması, tebliğ edilmiş ise tebligat parçasının dosya arasına konulması; tebliğ edilmemiş ise, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca tebliğ edilerek temyiz sürelerinin beklenilmesi, ondan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için,3-İtiraz Hakem Heyeti Kararını temyiz eden davalı sigorta şirketinin temyiz ilam harcının 1/4'ünü peşin olarak yatırması gerekmektedir (1965 gün ve 1/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Temyiz eden davalı sigorta şirketinin verdiği temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydı yapılmış olmasına rağmen, peşin temyiz harcını yatırmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda 1985 gün ve 5/1 sayılı İ.B.K. gözönünde tutularak, davalı sigorta şirketine harcı ikmal etmesi için 6100 Sayılı HMK'nun geçici 3/ maddesi delaletiyle, 1086 Sayılı HUMK'nun maddesi gereğince süre verilmesi, süresi içerisinde harç yatırılmadığı takdirde aynı madde gereğince işlem yapılması, süresi içerisinde harç yatırıldığı takdirde temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için, dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesine [karar verildi]." Yargıtay Hukuk Dairesinin 13/6/2017 tarihli ve E.2017/2075, K.2017/3686 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017 gün ve2017/854-2017/854 İş sayılı kararı ile saklanmasına karar verilen Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin 2017 gün 2017/İHK-393 sayılı kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:Dosya üzerinde yapılan incelemede, itiraz hakem heyeti kararının saklama mahkemesince davalı tarafa tebliğine ilişkin evraka rastlanmamış olup, itiraz hakem heyeti kararının mahkemece davalıya tebliğinin sağlanması, yasal temyiz süresinin beklenilmesi veherhalükarda davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi amacıyla gönderilmek üzere dosyanın mahalline iadesine karar vermek gerekmiştir.''B. Uluslararası Hukuk İlgili Sözleşme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından davasının ...görülmesini istemek hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte; mahkemeye erişim hakkının ve başvuru yapılabilmesi konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa (k.k.), B. No: 51307/99, 23/1/200). AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukuk hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte ve AİHM'in rolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespitiyle sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adalet yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu kuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuru yollarına müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin maddesinin birinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 20). AİHM'e göre mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açabilir. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§ 36-40). Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içerir (Bayar ve Gürbüz/Türkiye, B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42).