T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/673 - 2026/894 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/673 KARAR NO : 2026/894 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2025 NUMARASI : 2025/489 Esas 2025/516 Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Tic…
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/673 - 2026/894 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/673 KARAR NO : 2026/894 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2025 NUMARASI : 2025/489 Esas 2025/516 Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/05/2025 tarih ve 2025/489 Esas - 2025/516 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalı şirket tarafından davacı müvekkili aleyhine ... tesisat numaralı saate ilişkin olarak Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağı tutulduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine tutulan 26.12.2024, 04.09.2024 ve 02.08.2024 tarihli 3 tutanağa ilişkin Mahkememizin 2025/31 D.İş sayılı dosyası ile %30 teminat karşılığında elektriğin açılmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alındığını, Müvekkiline Geri dönüşüm tesisinden dolayı 3 aylık dönemde toplam 2.924.104,26TL kaçak elektrik Tüketimi borcu tahakkuk ettirilmiş olup müvekkilinin iş yapmasını engellemek amacıyla tesisin elektriğinin kesildiğini, Müvekkilinin elektriğinin 26/12/2024 tarihinde mühürlenerek kesildiğini, Müvekkilinin bundan önceki dönemlere bakıldığında hiçbir şekilde kaçak tüketiminin söz konusu olmadığını, Mahkememizin 2025/31 D.İş sayılı dosyasında elektriğin açılmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmiş olmasına karşın davalı şirket tarafından müvekkilinin elektriğinin halen açılmadığını, Müvekkilinin, davalı şirkete usule ve yasaya aykırı bir şekilde hazırlanan kaçak tutanaklarında belirtildiği gibi bir borcu bulunmadığını, Davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatılmamış olup işbu dava icra takibinden önce açılan menfi tespit davası olduğunu, bu nedenlerle; Öncelikle ivedi olarak davacı müvekkilinin elektriğin açılması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacı müvekkilinin Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağına dolayı borcu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesi dava ve talep etmiştir. CEVAP: DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNE ÖZETLE:Davacı tarafın, davalı şirket tarafından ... tesisat numaralı saate ilişkin olarak 26.12.2024, 04.09.2024 ve 02.08.2024 tarihlerinde düzenlenen ..., ... ve ... seri numaralı kaçak elektrik tüketimi tespit tutanaklarına istinaden borçlu olmadığının tespiti ile elektriğin açılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, buna karşılık davalı vekilinin davanın görevli ve yetkili mahkemede açılmadığını belirterek görevsizlik kararı verilmesini talep ettiğini, davacı tarafın tacir sıfatını haiz olmadığı iddiasıyla davanın ticari dava niteliğinde olmadığını savunduğunu, uyuşmazlığın haksız fiil kaynaklı olması nedeniyle dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini istediğini, davacının menfi tespit davasını kısmi dava olarak açmasının usul kurallarına aykırı olduğunu ifade ettiğini, dava değerinin belli olması sebebiyle eksik harcın tamamlatılması için kesin süre verilmesini ve aksi halde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiğini, müvekkil şirketin 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında kamu hizmeti yürüttüğünü belirttiğini, dava konusu tesisatta fiili kullanıcı hususunda ihtilaf bulunmadığını ve davacının kaçak elektrik borçlarını yapılandırarak taksit ödemesi yaptığını vurguladığını, davacının kesilen elektriği yükümlülüklerini yerine getirmeden kaçak yollarla açtığını iddia ettiğini, 02.08.2024, 04.09.2024 ve 24.12.2024 tarihli tutanakların mevzuata uygun düzenlendiğini, kaçak elektrik kullanımının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesi uyarınca sabit olduğunu ileri sürdüğü, davacının tedbir talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek tedbir kararının kaldırılmasını istediğini, kaçak elektrik kullanımının şebeke kalitesini düşürdüğünü ve diğer aboneleri mağdur ettiğini ifade ettiği, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini, davacının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, menfi tespit davası olduğu, davacının faaliyetinin ticari nitelikte olmadığı, davalı tacir olmakla birlikte davacı tacir olmadığından taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava niteliğinde kabul edilemeyeceği, uyuşmazlık konusunun 6102 sayılı TTK'dan düzenlenen işlerden olmadığından mutlak ticari iş niteliğinde de olmadığı, sonuç olarak 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla davanın HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli ve yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının davasının 6100 sayılı HMK.'nun 114/1-c maddesi delaleti ile 115/2. maddesi gereğince GÖREVSİZLİK NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, iş bu davaya bakmakla ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN görevli olduğuna, Kararın kesinleşmesini takip eden iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,...." karar verilmiştir. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Kurum isimleri belirtilen dosyanın görevsizlik nedeniyle usulden reddedildiğini, 18/03/2025 tarihli tensip tutanağı ile duruşmanın 08/10/2025 tarihine bırakılmasına rağmen taraflara haber verilmeden 12/05/2025 tarihinde duruşma açıldığını, mahkemenin görevsizlik kararı verdiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan ... Ticaret ve Sanayi Odası Faaliyet Belgesi, şirket yetkilisi imza sirküleri, 11 Ekim 2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi, kira sözleşmesi, oda kayıt belgesi, Ticaret Sicil Tasdiknamesi ve vergi levhası gibi belgelerin dikkate alınmadığını, müvekkilin ticari işletmesi ile ilgili olmadığı gerekçesiyle verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda sunulan evraklara dair hiçbir ayrıntı verilmediğini, bu durumun belgelerin incelenmediği kanaatini uyandırdığını, tutanakların müvekkilin geri dönüşüm fabrikasına ait olduğunu, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıkta görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin belgeleri görmemiş olsa dahi süre vermesi gerektiğini, duruşma günü beklenmeden hukuki ilkelerin göz ardı edildiğini, bu durumun kabul edilemez olduğunu, 05.06.2025 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusunun kabul edilerek görevsizlik kararının kaldırılmasını, görevli mahkemenin tespit edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı kurum tarafından davacı hakkında kaçak elektrik kullanımından kaynaklı borç tahakkuk ettirildiğini, söz konusu borçtan borçlu olmadığının tespiti istemiyle iş bu davayı açtığı, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacının tacir sıfatına haiz olduğuna ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Somut olayda; haksız fiil ( kaçak elektrik ) hukuki sebebine dayalı olarak ikame edilen eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı açıktır. Bu bu durumda davanın nispi ticari dava niteliğinde olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılmalıdır. Tarafların tacir olup olmadığına ve ayrıca uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğup doğmadığına bakılmalıdır. Davacının, dava dışı ... .... Ltd. Şti isimli şirketin ortağı olduğu tespit edilmiş ise de tek başına şirket ortağı olmak kişiyi tacir kılmayacaktır. TTK 503. ve 532. maddelerinde yazılı düzenlemeye göre, limited şirket sermaye ortaklığı olup, ortakların sorumluluğu, koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır. Sermaye borçlarını ödeyen ortakların, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı herhangi bir sorumlulukları bulunmadığından, kişisel yönden dava ve takip olunamazlar. Kural, bu olmakla birlikte, bu kuralın üç istisnası bulunmaktadır. Birincisi, TTK 532/3. maddesindeki açığı kapama yükümü, ikincisi selef sıfatıyla sorumluluk (TTK.’nun 529, 530 ve 531. maddeleri) ve üçüncüsü ise kamu borçlarından ortakların sorumluluğudur. (6183 sayılı Kanun’un 4369 sayılı yasa ile değişik 35. maddesi). TMK'nın 50/2 maddesinde ise tüzel kişilerin organlarının kusurlarından dolayı kişisel olarak sorumlu oldukları, 55. maddeye göre ise ticaret şirketleri hakkındaki kanun hükümlerinin saklı bulunduğu düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için tarafların her ikisi de tacir olup, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalısı gerekir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Davacının istinaf dilekçesi ekinde gerçek kişi olarak tacir sıfatının bulunduğuna yönelik bir delili ibraz edemediği, dilekçesinde belirtilen Yargıtay ilamlarının somut uyuşmazlıkla ilgili olmadığı, giderek davada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul bakımından hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan tahsili gereken 732 TL İstinaf maktu karar harcından yatırılan 615,40 TL maktu karar harcının mahsubu ile bakiye 116.60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği, harç ve diğer işlemlerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK.'nın 362/1-c maddesi gereğince KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 28/04/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır