T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/176 - 2026/521 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/176 KARAR NO : 2026/521 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2024 NUMARASI : 2022/803 Esas ve 2024/853 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. …
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/176 - 2026/521 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/176 KARAR NO : 2026/521 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2024 NUMARASI : 2022/803 Esas ve 2024/853 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kaçak Elektrik Tüketiminden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2024 Tarih, 2022/803 Esas ve 2024/853 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalı tarafından müvekkilinin iş yeri hakkında 22.10.2018 tarih ve ... barkod numaralı Kaçak Elektrik Tüketim Tutanağı tanzim edildiğini ve akabinde davalı tarafından müvekkili aleyhine .... İcra Dairesi'nin 2019/2364 Esas sayılı dosyası ile ... no'lu sözleşme hesabına ait kaçak bedeli olarak 265.291,3 TL değerinde icra takibinde bulunulduğunu, iş bu icra dosyasının halen açık olduğunu, her ne kadar davalı tarafından söz konusu Kaçak Elektrik Tüketim Tutanağı düzenlenmiş ise de müvekkilinin iş yerinde kaçak elektrik kullanmadığını, müvekkili hakkında aynı zamanda .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/1189 Esas sayılı dosyası nezdinde "Karşılıksız Yararlanma (Kaçak Elektrik Kullanımı)" suç isnadıyla kamu davası açılmış ise de iş bu ceza dosyası kapsamında yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle müvekkilinin beraatine karar verildiğini, anılan ceza dosyası kararından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığının sabit olduğunu, davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi olarak büyük bir mağduriyet yaşadığını, tüm bu nedenlerle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile .... İcra Müdürlüğü’nün 2019/2364 Esas sayılı icra takibinin iptaline ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davacının abone olduğu adreste kaçak elektrik kullanıldığını, kaçak tespit tutanağının ihtirazi kayıt belirtilmeksizin davacı tarafından imzalandığını, müvekkili şirket personellerince 22.10.2018 tarihinde ... nolu tesisatın bulunduğu adrese gidilmiş olup "Yapılan kontrolde şebekeden gelen hattan yeraltında ek yapılarak harici hat çekerek elektrik enerjisi kullanıldığı tespit edilmiştir. Harici hat iptal edildi. Enerji giriş TMŞ'den kesilerek mühürlendi. Not: Tesis üç vardiya olarak çalışmaktadır." şeklinde kaçak tespiti ve harici hat üzerinde bulunan güç tespiti yapılarak ... nolu kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağının düzenlendiğini ve davacı muhatap tarafından imzalandığını, kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağının yönetmeliğe uygun olduğunu, davacının tutanağı imzalamasının kaçak kullanımın kabulü niteliğinde olduğunu, tutanak adresinde kaçak kullanımın kazı çalışması sonrası tespit edildiğini, saatler süren çalışma sonrası davacının olaydan habersiz, bir şey olmayacak düşüncesi ile tutanağı imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaçak tespit tutanaklarının HMK 204/2.uyarınca aksi ispat edilene kadar kesin delil niteliğinde olduğunu, söz konusu tespite istinaden tahakkuk edilen hesaplama özel hat tespiti üzerine hat üzerinde bulunan güç değeri ve tutanak üzerinde belirtilmiş 3 vardiya çalışma saati (21 saat) esas alınarak yapılmış olup hesaplamanın yönetmeliğe uygun olduğunu, kaçak elektrik enerjisi tüketim miktarının hesaplanmasında ve faturalandırmasında esas alınacak sürenin yönetmeliğin 45. maddesinde düzenlendiğini, 180 gün kaçak ve 180 gün ek tüketim olacak şekilde hesaplamanın yapıldığını, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44. vd. maddeleri uyarınca hesaplanan ve faturalandırılan kaçak bedellerinin ödenmesinin yasa gereği olup haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "....Dosyanın incelenmesinde; davacı hakkında ....Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/1189 E.sayılı dosyasıyla Karşılıksız Yararlanma (Kaçak Elektrik Kullanımı) suç isnadıyla kamu davası açıldığı, belirtilen ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda "22/10/2018 tarih ve ... barkod numaralı Kaçak Elektrik Tüketim Tespit Tutanağının, EPTHY'nin 42.maddesinde tariflenen somut fiziki bulgularla değil, ancak kaçak elektrik kullanılabilir ihtimaliyle şüpheye dayalı ve talimat üzerine düzenlendiği, dolayısıyla şüpheli ...'ın kaçak elektrik tüketimi yapmadığı, bu nedenle haksız fiille karşılıksız yararlanma suçunun oluşmadığı" hususunun belirtildiği, ....Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/1189 E.- 2022/545 sayılı kararıyla suçun işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşıldığından; davanın kabulü ile davacının .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/2364 E.sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin İİK 72/5.maddesi gereğince reddine ..." karar verilmiştir. DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: İlk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/803 Esas ve2024/853 Karar sayılı dosyasında araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini, dosya incelendiğinde iddialarının araştırılmadığını, bilirkişi raporunun alınmadığını, tanıklarının dinlenilmediğinin tespit edeceğini, davanın kabul edilme gerekçesinin davacının karşılıksız yararlanma suçundan beraat alması olarak gösterildiğini ancak .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/1189 Esas ve 2022/545 Karar sayılı gerekçeli kararında "Sanık Tarafından Atılı Suçun İşlendiği Yönünde Mahkememizde Şüphe Oluştuğu" belirtilerek şüpheden sanığın yararlandırılması ilkesi göz önüne alınarak beraat kararı verildiğini, ...'ın kaçak elektrik kullanmadığının sabit olmadığını, bu nedenle ceza yargılamasında verilen beraat kararının kaçak elektrik kullanılmadığına ilişkin ispat niteliği bulunmadığını, ceza dosyasındaki beraat kararının hukuk yargılamasını etkilemesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin hiçbir inceleme yapmadığını, beraat gerekçesinin şüpheden sanık yararlanır ilkesi olduğunu, davacının suçu işlemediği yönünde bir gerekçe bulunmadığını, kaçak kullanımın ceza yargılamasında da kesin olarak ortaya konulmadığını, bu durumda hukuk yargılamasında tekrar inceleme yapılması, iddiaların araştırılması gerekirken herhangi bir iddia dinlenilmeden, bilirkişi raporu alınmadan, tanıklar dinlenilmeden davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 22.10.2018 tarihinde Yenidam Köyü, Güleklidam Kanal üstü No:16 ... adresine gidilerek kazı çalışması yapıldığını ve yer altından geçen kablonun tespit edildiğini, bu kablonun sanığa ait iş yerine uzandığı ve müdahaleye açık olduğunun tespit edildiğini, davacı ...'ın ... nolu tesisatla ilgili harici hat çekmek suretiyle kaçak elektrik enerjisi kullandığının tespit edildiğini, müvekkili şirket ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin kaçak elektrik tüketimlerinin tespiti amacıyla saha araştırması yaptırdığını, bu kontroller sonucu ... nolu tesisatla ilgili 22.10.2018 tarih ... nolu kaçak tespit tutanağı ile “Yapılan kontrolde şebekeden gelen hattan yeraltında ek yapılarak harici hat çekerek elektrik enerjisi kullanıldığı tespit edilmiştir. harici hat iptal edildi. enerji giriş tmş'den kesilerek mühürlendi. Not:tesis üç vardiya olarak çalışmaktadır." şeklinde tutanak düzenlendiğini, bu tespitin söz konusu adreste harici hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullanıldığını gösterdiğini, davacının tutanaklarda belirtilen adresin kullanıcısı olduğunu, davacı ... tarafından tutanağın imzalandığını, davacının kaçak kullandığının tespit edildiği tutanağı kendi rızasıyla ihtirazi kayıt belirtmeksizin imzaladığını, tutanak adresinde kaçak kullanımın kazı çalışması sonrası tespit edildiğini ve saatler süren çalışma sonrası davacının olaydan habersiz, bir şey olmayacak düşüncesi ile tutanağı imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaçak tespit tarihinde adreste yapılan ayrıntılı çalışma sonrası düzenlenen tutanağın rıza ile ihtirazi kayıt belirtmeksizin imzalanmasının kaçak kullanımın kabulü niteliğinde olduğunu, imzası inkar edilmeyen ... sayılı kaçak tutanağının yazılı delil niteliğinde olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulüne, araştırma yapılmadan verilen kararın kaldırılmasına, davanın reddine, davanın istinaf mahkemesinde görülmesi mümkün değilse dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan fatura nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İnceleme; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek HMK'nın 356/1. maddesi gereğince de duruşmalı yapılmasını gerektiren eksik bir husus görülmediğinden dosya üzerinden yapılmıştır. Davalı ... görevlileri tarafından davacı hakkında 22/10/2018 tarihli kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağının düzenlendiği, bu tutanak doğrultusunda 246.483,00 TL fatura tahakkuk ettirildiği, kaçak elektrik tüketim bedelinin ödenmemesi üzerine davalı şirket tarafından davacı hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/2364 Esas sayılı dosyası üzerinden toplam 265.291,3 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacının kaçak elektrik tüketimi yapmadığı gerekçesi ile söz konusu icra takip dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemi ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/803 Esas sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 14/11/2024 Tarih, 2022/803 Esas ve 2024/853 Karar sayılı karar ile "Davanın kabulü ile davacının ....İcra Müdürlüğü'nün 2019/2364 E.sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin İİK 72/5.maddesi gereğince reddine" karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna müracaat edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.03.2016 tarih 2014/13-1023 E. 2016/294 K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1 maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerektiği, taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemeyeceği, ticari davaların, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olarak üç gruba ayrıldığı, mutlak ticari davaların, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olduğu, mutlak ticari davaların TTK'nın 4/1. Maddesinde bentler halinde sayıldığı, bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davaların da bulunduğu, bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartların aranmadığı, TTK'nın 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesinin yeterli olduğu, bu davaların kanun gereği ticari dava sayılan davalar olduğu, nispi ticari davaların, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olduğu, TTK 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesi ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerektiği, bu şartların birlikte bulunmadıkça uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli olmadığı, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davaların haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediği, hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmeyeceği, üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalar olduğu, yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgisi olmasının TTK'da yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 Tarih, 2007/7851 Esas ve 2008/10258 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12) yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez. TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Davaya konu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da öngörülen mutlak ticari davalardan olmadığı, davalının yukarıda yer verilen tanımlamalar uyarınca tacir sıfatına sahip olup almadığının dosya kapsamı itibari ile tespit edilemediği, mahkemece bu yöne ilişkin bir araştırmanın da yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece dava koşullarının ve görevli mahkemenin doğru olarak belirlenebilmesi için tarafların (bu dosyada gerçek kişi olan davacı tarafın) yukarıdaki açıklamalar kapsamında tacir olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, davacının sicile kayıtlı tacir olup olmadığının ticaret sicili memurluğundan sorulması, değilse faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığının araştırılması, 6102 sayılı TTK'nın 11/2. maddesi uyarınca çıkarılan en son tarihli Bakanlar kurulu kararı da araştırıldıktan sonra tacir sıfatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bu tespitin sonucuna göre görevli mahkemenin belirlenmesi, davacı tacir değilse dosyanın görevli Adana Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın uyuşmazlığın esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi usule aykırıdır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair yönleri incelenmeksizin kamu düzeni bakımından kabulü ile ilk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a-6 maddesi gereğince kamu düzeni yönünden KABULÜ İLE ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, 2-İlk Derece Mahkemesince davanın görülüp bir karar verilmesi için dosyanın mahal mahkemesine iadesine, 3-Davalıdan tahsil edilen 4.532,00 TL İstinaf nispi karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf talebi sırasında yapılan istinaf giderlerinin yargılama masrafı olarak İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmesine, 5-Kararın tebliği, harç ve diğer hususların Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-c maddesi gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/03/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır