Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/4493 E. , 2024/6762 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/4493 Karar No : 2024/6762 DAVACI : ... Su ve Su Ürünleri Gıda Temizlik İnş. Taah. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... A.Ş. - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL: ... Elektrik Dağıtım A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Karar eki liste ile haritalarda kamulaştırma bilgileri ve güzergahları gösterilen enerj
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/4493 E. , 2024/6762 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/4493 Karar No : 2024/6762 DAVACI : ... Su ve Su Ürünleri Gıda Temizlik İnş. Taah. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... A.Ş. - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL: ... Elektrik Dağıtım A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Karar eki liste ile haritalarda kamulaştırma bilgileri ve güzergahları gösterilen enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla söz konusu güzergahlara isabet eden taşınmazlarda elektrik dağıtım tesis yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 16/09/2022 tarih ve 31955 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 15/09/2022 tarih ve 6086 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Adana İli, Karaisalı İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırmanın şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği, acelelik halinin bulunmadığı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, usule ilişkin olarak, davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı hususu re'sen incelenerek, süresi içinde açılmadığının tespit edilmesi halinde bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak ise, bölgedeki enerji ihtiyacının kesintisiz olarak karşılanması ve üretilen enerjinin, tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmaması için, bu amaçlarla inşa edilecek enerji iletim hattı güzergahında kalan taşınmazların temininde acelelik halinin ve kamu yararının bulunduğunun açık olduğu, bu doğrultuda, hat güzergahına isabet eden taşınmazların kamulaştırılmasında acele kamulaştırma usulünün tercih edildiği, dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DAVALILAR YANINDA MÜDAHİLİN BEYANLARI : Bölgedeki enerji ihtiyacının kesintisiz olarak karşılanması ve üretilen enerjinin, tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmaması için, bu amaçlarla inşa edilecek enerji iletim hattı güzergahında kalan taşınmazların temininde acelelik halinin ve kamu yararının bulunduğu, dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği ileri sürülmüştür. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Adana ili sınırları içerisindeki 8A3347 Kis. Çukur DM-Tahta Enerji Nakil hattı kapsamında ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlarda enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla elektrik dağıtım tesis yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 16/09/2022 tarih ve 31955 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 15/09/2022 tarih ve 6086 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Adana İli, Karaisalı İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun "Taşınmaz temini işlemleri" başlıklı 19. maddesinin 4. fıkrasında, "Kamu tüzel kişiliğini haiz olan ve elektrik piyasasında üretim, iletim veya dağıtım faaliyetinde bulunan ön lisans veya lisans sahibi kamu tüzel kişilerinin önlisansa veya lisansa konu faaliyetleri ile ilgili taşınmaz temini işlemleri, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre bu tüzel kişiler tarafından yürütülür ve elde edilen taşınmazların mülkiyeti veya üzerindeki sınırlı ayni haklar bu kamu tüzel kişileri adına tescil edilir." hükmü uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açık olup, bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde: ''Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir. Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir. Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır. (Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz. Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler. Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır. Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir.'' hükmü yer almaktadır. Olayda, uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım arazisi vasfında olması nedeniyle, tarım dışı amaçla kullanılabilmesi için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri gereğince tarım dışı amaçla kullanım izni alınması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden,Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı yazısı ile elektrik dağıtım şirketlerinin faaliyetleri kapsamında, muhtelif il sınırları içerisinde tesis edilmesi planlanan 67 adet enerji nakil hattının bir an önce işletmeye alınabilmesini teminen hat güzergahlarına isabet eden taşınmazların kamulaştırma çalışmalarının 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi kapsamında acele kamulaştırma yöntemiyle yapılabilmesi için başvuruda bulunulduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde 9.70 m2 mülkiyet hakkı ve 903,36 m2 irtifak hakkı kamulaştırılacağı, taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edilmesinden önce tarla vasfındaki taşınmaza yönelik 5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin davaya konu 15/09/2022 tarih ve 6086 sayılı Cumhurbaşkanı kararından sonra 18/01/2024 tarihinde alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, tesis edildiği tarih itibarıyla tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın tarım dışı amaçla kullanım iznine yönelik olarak karar alınmaksızın tesis edilen işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kararın uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 20/11/2024 tarihinde, davacı vekili Av. ...'in, davalı idarelerden Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi vekili ...'nin ve davalı idareler yanında müdahil Toroslar Elektrik Dağıtım AŞ vekili Av. ...'in gelmedikleri, davalı Cumhurbaşkanlığı vekilleri Av. ... ile Av. ...'nin geldikleri, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: 16/09/2022 tarih ve 31955 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 15/09/2022 tarih ve 6086 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, karar eki liste ile haritalarda kamulaştırma bilgileri ve güzergahları gösterilen enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla söz konusu güzergahlara isabet eden taşınmazlarda elektrik dağıtım tesis yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Anılan kararın, Adana İli, Karaisalı İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Kamulaştırma şartları" başlıklı 3. maddesinde, "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne yer verilmiş; "Kamu yararı kararı verecek merciler" başlıklı 5. maddesinde, kamu kurumları yararına kamulaştırmalarda yönetim kurulu veya idare meclisi, bunların olmaması halinde yetkili idare organları tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş; "Onay mercii" başlıklı 6. maddesinde kamu kurumları yönetim kurulu veya idare meclisleri veya yetkili idare organları tarafından alınmış olan kamu yararı kararlarının denetimine bağlı oldukları bakanın onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı Kanunun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde ise, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından, mal sahibi adına, 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği ve anılan Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir. Öte yandan, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun "Taşınmaz temini işlemler" başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrasında, "(2) Elektrik piyasasında dağıtım faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleri ile ilgili olarak; a) Dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre TEDAŞ tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri TEDAŞ tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde TEDAŞ tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir. Bununla birlikte, Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasında, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmüne yer verilmiş; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinde acele kamulaştırma işlemleri ivedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklar arasında gösterilmiş ve bu yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu düzenlenmiştir. 08.02.2023 tarihli, 32098 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/02/2023 tarihli, 6785 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde 08/02/2023 saat 01.00'dan itibaren üç ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmiş; 11/02/2023 tarihli, 32101 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 120 sayılı, Olağanüstü Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Yargı alanında alınan tedbirler" başlıklı 2. maddesinde ise, 6785 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla olağanüstü hal ilan edilen illerde yargı alanında hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, dava açma sürelerinin, belirtilen tarihler de dahil olmak üzere, 06/02/2023 tarihinden 06/04/2023 tarihine kadar duracağı ve durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: I. Usule ilişkin olarak; Anayasa’nın yukarıda yer verilen 40. maddesi uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde belirtilmemesi halinde, özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamaktadır. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarının Resmi Gazete'de yayımlanmaları ilgililere tebliğ hükmünde sayılmamakta; bu işlemlerin Anayasa'da bir temel hak ve özgürlük olarak yer verilen mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikleri de göz önünde bulundurularak yine Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün bir gereği olarak, dava açma süresinin (otuz gün) ve aleyhine dava açılacak idarenin de gösterilmesi suretiyle ilgililere tebliğ edilmeleri gerekmektedir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte sonuçlar doğuran acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine özel dava açma süresi olan otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu ikinci durumda 2577 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde, cıya tebliğ edilmeyen dava konusu işlemden, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyası üzerinden gönderilen acele el koyma kararının tebliğ edildiği 10/03/2023 tarihinde haberdar olunduğunun belirtildiği; davalı idareler tarafından dosyaya sunulan savunma dilekçeleri ve eklerinde ise işlemin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin dosyaya sunulamadığı; öte yandan, davacıya ait taşınmazın, yukarıda yer verilen 08/02/2023 tarihli, 6785 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla olağan üstü hal ilan edilen iller arasında yer alan Adana'da bulunduğu ve bu itibarla yine yukarıda belirtilen 120 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Yargı alanında alınan tedbirler" başlıklı 2. maddesi uyarınca dava açma sürelerinin, belirtilen tarihler de dahil olmak üzere, 06/02/2023 ile 06/04/2023 tarihleri arasında işlemeyeceği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda, 06/02/2023 ile 06/04/2023 tarihleri arasında dava açma sürelerinin işlemediği ve davacıya tebliğ edilmeyip 10/03/2023 tarihinde öğrenilen dava konusu işleme karşı belirtilen tarihten itibaren 60 gün içinde, son olarak 05/06/2023 tarihinde dava açılabileceği hususları dikkate alındığında, 02/06/2023 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. II. Esasa ilişkin olarak; Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak, bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin başvurusu üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı, el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı sağlamakta, tescile ilişkin karar verilmediğinden tapuda mülkiyetin el değiştirmesi sonucunu doğurmamaktadır. Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda; idare tarafından, taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında, Mahkemece taşınmaz malikine gönderilen ve 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, malik tarafından kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; bu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve taşınmaz malikinin iddialarının incelenebileceği açıktır. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada, ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesidir. Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM; Ali Ekber Akyol ve diğerleri, 16/2/2017 tarihli, başvuru no: 2015/17451 kararı) Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir. Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır. Dosyanın incelenmesinden; Adana İli, Karaisalı İlçesi sınırları içinde bulunan Çukur, Boztahta, Dokuzoluk Köylerini besleyen ve 35 yılı aşkın süredir bölgedeki köylerin enerji arzını karşılayan mevcut enerji nakil hattına dahil elektrik dağıtım tesislerinin ekonomik ve fiziki ömürlerini yitirmiş olmalarından dolayı elektrik ihtiyacını karşılayamamaları, olumsuz hava koşullarından kolay etkilenebilecek bir durumda faaliyetlerini sürdürmeleri, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinde belirtilen emniyet mesafelerini sağlamamaları, bakım, onarım ve montajlarının zaman kayıplarına neden olması gibi sebeplerle kesintisiz enerji arzının sağlanmasında yaşanan aksaklıklar nedeniyle geçmiş yıllarda yaşanan elektrik kesintilerinin minimize edilmesi, bölgenin sosyo-ekonomik faaliyetlerinin daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulabilmesi, bölgenin geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık faaliyetlerine katkıda bulunulması, tesislerin montaj, bakım ve onarımlarının daha etkin ve hızlı gerçekleştirilmesi, olumsuz hava koşullarından etkilenmeyecek bir altyapı oluşturulması, ekonomik ve fiziki ömrünü yitirmiş olan mevcut tesislerin günümüz teknolojilerine ve Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğine uygun şekilde yeniden oluşturulmaları, sonuç olarak kesintisiz enerjinin ivedilikle sağlanması amaçlarıyla, kurulması planlanan enerji nakil hattı güzergahında yer alan taşınmazların kamulaştırılmasında acele kamulaştırma yönteminin uygulanabilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı kararı alınmasının talep edilmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği; yargılama sürerken, 18/01/2024 tarihinde, Tarım ve Orman Bakanlığından, söz konusu hat güzergahında kalan sabit tesis yerlerinin isabet ettiği alanlar için tarım dışı amaçlı kullanım izninin alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; Çukur DM-Tahta Enerji İletim Hattı Projesi'nin gerçekleştirilmesinde kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu; söz konusu proje güzergahına isabet eden taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu işlemin de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun yukarıda yer verilen hükümlerine uygun olarak tesis edildiği sonucuna varıldığından, anılan işlemin davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.