10. Hukuk Dairesi 2011/18777 E. , 2012/18592 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :882-520 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, davacının 1.3.1981-1.2.1982 tarihleri arasında davalı nez
**10. Hukuk Dairesi 2011/18777 E. , 2012/18592 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :882-520 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, davacının 1.3.1981-1.2.1982 tarihleri arasında davalı nezdinde geçen, kuruma bildirilen ve bilahare kurum tarafından iptal edilen çalışmaların geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, yapılan araştırma neticesinde, davacının davalı yanında işe çırak olarak başlayıp, işi öğrenmek gayesiyle çalıştığı, 506 sayılı kanunun 3/2-B maddesine göre çıraklar hakkında malüllük, yaşlılık, analık ve ölüm sigortalarının uygulanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira, dosyada mevcut deliller, özellikle beyanı alınan tanıkların nitelendirmeleri davacının çırak olarak çalıştığının kabulü ve dolayısıyla sübut konusunda tam bir kanaat ortaya koymamaktadır. 506 sayılı Yasa’nın 3. maddesinin II/B bendine göre, “Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları...” uygulanmamaktadır. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Yasasının 4. maddesinde, bu kanuna tabı bir sanatı o sanat için düzenlenen tarih ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacıyla bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimsenin çırak olarak tanımlandığı; 16. Maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmağa mecbur olduğu; 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Diğer taraftan bir kişiye çırak denilebilmesi için, o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir. Yani, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen tarihte çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Kişi işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Mahkemece, öncelikle, davanın kamu düzenini ilgilendirir bir dava olduğu, bu tür davalarda re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu gözetilerek, davacının 01.03.1981-01.02.1982 tarihleri arasında davalı yanında çalıştığı, çalışmalarının işe giriş bildirgesi ile kuruma bildirildiği, kurumun ilk önce bu çalışmaları kabul ettiği, ancak daha sonra işverenin geriye dönük beyanı gereği bu çalışmaların kurumca iptal edildiğinin iddia edilmesi karşısında, davacının gerçekten davalıyla yasada belirtilen biçimde bir çıraklık sözleşmesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, böyle bir ilişki varsa bu duruma ilişkin tüm belgeler celbedilmeli, davacının hizmet tespit cetvelinde iptal edildiği gözüken 20 günlük uzun vadeli sigorta kollarındaki çalışmanın müfettişçe iptal edilme sebebi ve söz konusu iptal işleminden dolayı davalı işverene prim iadesi yapılıp yapılmadığı kurumdan sorulmalı ve buna ilişkin varsa ilgili evraklar celbedilmeli, öte yandan, sözleşme bulunsa dahi fiili çalışmanın üretim amacına mı, yoksa meslek ve sanat eğitimi amacına mı yönelik bulunduğu daha önce dinlenen bordro tanıklarının tekrar beyanlarına başvurulmak suretiyle ve diğer delillerle birlikte değerlendirilip belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular birlikte gözetilerek, yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre davacının gerçek durumunun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi