8. Hukuk Dairesi 2023/1081 E. , 2024/5546 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/8 E., 2022/37 K. HÜKÜM : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasında mahkemece görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Hazine vekili ile davalı ...
**8. Hukuk Dairesi 2023/1081 E. , 2024/5546 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/8 E., 2022/37 K. HÜKÜM : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasında mahkemece görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan 199 ada 2, 3 ve 4 parsel sayılı sırasıyla 10.953.02, 9.143.32 ve 9.893,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kamu orta malı niteliğinde mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı ... irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı ve tapu kaydına dayanarak ... Köyü Tüzel Kişiliğini hasım göstererek 199 ada 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların adına tesciline karar verilmesini istemiş, bilahare yargılama sırasında ... irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmış, ..., ..., ..., ..., ..., Hazine ve ... Büyükşehir Belediyesi mahkeme tarafından davaya dahil edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın 199 ada 2-3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden reddine, tespit gibi tescillerine; çekişmeli 199 ada 4 parsel sayılı taşınmaz yönünden kısmen kabulü ile, 26.06.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9000 metrekarelik kısmının ifraz edilmek suretiyle aynı adada son parsel numarası verilerek ve çayır niteliği ile 1941 tarih, 162 sıra nolu tapu kayıt malikleri ... oğlu ..., eşi ... ve oğlu ... adlarına 1/3'er hisse ile tesciline, beyanlar hanesinde “... ve ...'ın ölü olduklarının” şerh düşülmesine, taşınmazın kalan 893 metrekarelik kısmının tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, Hazine temsilcisi ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.01.2017 tarihli ve 2016/3186 Esas, 2017/370 Karar sayılı kararıyla "dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ..., Hazine ve ...'nın gerekçeli karar başlığında gösterilmediği, diğer taraftan, hükme esas alınan fen bilirkişisi ...'nın 26.06.2014 tarihli raporuna göre davacının tutunduğu tapu kaydının krokide (A) harfi ile gösterilen 199 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 9.000,00 metrekare yüzölçümündeki kısmına uyduğu belirtilmesine rağmen, mahkemece hükümde 199 ada 4 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 9.000,00 metrekarelik kısmının ifrazına karar verilerek fen bilirkişi raporunda işaret edilmeyen taşınmaz bölümü hakkında tescil kararı verildiği, bu nedenle kurulan hükmün infaz kabiliyetinin bulunmadığına" değinilerek Mahkeme kararının sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "davacı tarafın dayandığı tapu kaydının fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen dava konusu taşınmaz bölümüne uyduğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, temyize konu edilmeyen 199 ada 2 parsel ve 199 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, bu taşınmazların tespit gibi mera niteliği ile orta malı olarak ayrı ayrı sınırlandırılmalarına ve mera özel siciline yazılmalarına, temyize konu edilen 199 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 26.06.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9000 metrekarelik bölümünün davalı Hazine adına olan tespitinin iptali ile, bu bölümün ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle taşınmaza uygulanan 162 sıra ve 12.10.1941 tarihli tapu kaydı malikleri ... oğlu ..., eşi ... ve oğlu ... adlarına 1/3’er hisse ile çayır vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesine “... ve ...'ın ölü olduklarının” şerh düşülmesine, taşınmazın kalan ve aynı tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 143,32 metrekarelik bölümünün tespit gibi mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hükmün, dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.02.2021 tarihli ve 2018/1292 Esas, 2021/853 Karar sayılı kararıyla "mahkemenin değerlendirmesi hatalı olduğu gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın da hüküm vermeye yeterli bulunmadığına değinilerek, davacının, kendisi ve murisleri ... ile ... adına kayıtlı bulunan 12.10.1941 tarihli ve 161, 162, 164 sıra numaralı tapu kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açtığı, davacının dayandığı tapu kayıtlarının hudutları, çayır, tarla, hark, tepe, mera, yamaç olup, her yere uyabilecek nitelikte sınırlar olduğu belirtilmiş ve mahkemece öncelikle, davacının murisi ...’ın verasete esas nüfus kayıt örneği ya da mirasçılık belgesi dosya arasına konularak davacı dışında başka mirasçısının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, davacı dışında başka mirasçıların bulunması halinde, davacıya çekişmeli taşınmaz bölümünün kendisine veya mirasçılarına ne şekilde (bağış, satış, taksim vs.) intikal ettiğini açıklamak ve delillerini bildirmek üzere süre ve imkan tanınması, çekişmeli taşınmaz bölümüne komşu tüm parsellerin tespit tutanakları ve varsa dayanakları, hükmen ya da ihdasen oluşan tapu kayıtları bulunmakta ise oluşumlarına ilişkin ilam, belge ve haritalar, davalı olanların dava dosyalarının getirtilmesi, davacı ve murisi ... adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının Tapu, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak, varsa söz konusu taşınmazların kesinleşme durumlarını gösterir şekilde kadastro tutanak örneklerinin ve tapu kayıtlarının temin edilmesi, kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmaza uygulanan 1 nolu mera parselini gösterir mera sınır krokisi ve haritası ile varsa mera tahsis kararı ve eklerinin ilgili kurumdan getirtilerek dosya arasına konulması, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra da mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi ve üniversite hocalarında oluşacak üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmaz bölümünün önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, evveliyatı itibariyle kadim mera vasfında olup olmadığı, çekişmeli taşınmazın komşu mera parselleri ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümü evveliyatı itibariyle mera vasfında değilse, kime ait olduğu, zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesi itibariyle davacının murisi ...’a ait olması halinde davacıya ne şekilde (bağış, satış, taksim vs.) intikal ettiği, taşınmaz bölümü imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise nasıl ve ne şekilde imar-ihya edildiği, imar- ihyanın ne zaman tamamlandığı hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkiler giderilmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsel tutanak ve varsa dayanakları ile denetlenmesi; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, komşu mera parselleriyle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını ve komşu mera parsellerinden nasıl ayrıldığını açıklayan, çekişmeli taşınmazın her yönünden tüm özelliklerini gösterir fotoğrafları çektirilerek bu fotoğraflar üzerinde parselin sınırları ve mera ile aralarındaki ayırıcı unsurlar işaretlenerek ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; fen bilirkişisinden ise, kadastro paftası ile varsa mera sınır krokisi ve haritası çakıştırılarak çekişmeli taşınmaz bölümünün mera parseli kapsamında kalıp kalmadığını harita üzerinde göstermesi ve keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesinin istenilmesi ve bundan sonra tüm davacıların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, meraların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı da gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "taşınmaz bölümlerin yaklaşık 1970'li yıllardan bu yana hep çayır niteliğinde kullanıldığı, şu an da da çayır vasfında olduğu, evveliyatı itibariyle de kadim mera vasfında olmadığı, dolayısıyla köylünün kadimden beri kullanıla gelen köy hayvanını otlattığı mera alanlarından olmadığı, bu yerin davacı ...'a ait olduğu ve bu araziyi yaklaşık 1970'li yıllardan bu yana çayır biçmek suretiyle ... tarafından kullanıldığı ve onun vefatıyla birlikte mirasçılarına veraseten ve irsen intikal ettiği, bu yerin ...'a babasından miras kaldığı, günümüzde ve yaklaşık 36 yıldan bu yana bizzat ... ve mirasçıları adına kiralamak suretiyle bu yerin çayırlarının biçildiği, halen daha çayır olarak kullandığı, meradan açma bir yer olmadığının mahallinde dinlenen tutanak ve mahalli bilirkişi beyanları ile ortaya konulduğu, keşif neticesinde tanzim edilen ziraat bilirkişi raporunda da davacı yanın talep ettiği kısım bakımından ilgili ihtilaflı alanın tarımsal faaliyetlerde (toprak işlemeli tarım ve çayır otu biçmek suretiyle) kullanıldığı, toprak derinliğinin ortaderin olduğu, orta-kaba bünyeli ve organik madde içeriğinin yeterli olduğu, davalı (199 ada 3 nolu) parselin hafif ve orta eğimli olduğunu ve toprak işlemeli tarımın yapılabileceği, genel olarak bitki örtüsü, bitki gelişimi ve türü ile toprak özellikleri açısından mera parsellerinden farklılık gösterdiğinin belirtildiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 199 ada 3 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi tarafından hazırlanan 27.09.2022 tarihli rapor ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 9.000,00 metrekarelik kırmızı kalem ile taralı kısmın davalı Hazine adına olan kadastro tespitinin iptaline ve bu taşınmazdan 9.000,00 metrekarelik bölümün ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ..., eşi ... ve oğlu ... adlarına 1/3 er hisse ile çayır vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesine ... ve ...'ın ölü olduklarının şerh düşülmesine, 199 ada 3 parsel sayılı taşınmazın miktar fazlası aynı tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 143,32 metrekarelik bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit gibi mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına, taşınmazların tespit gibi mera niteliği ile orta malı olarak ayrı ayrı sınırlandırılmalarına ve mera özel siciline yazılmalarına, 26.06.2014 ve 27.09.2022 tarihli rapor ve krokilerin kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ :Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden ... Belediye Başkanlığından alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.