Ceza Genel Kurulu 2021/415 E. , 2024/284 K. İtirazname No : 2019/84446 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 787-1014 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6763 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 103/3-c, 43/1, 61/7, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ili…
**Ceza Genel Kurulu 2021/415 E. , 2024/284 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazname No : 2019/84446 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 787-1014 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6763 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 103/3-c, 43/1, 61/7, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.01.2019 tarihli ve 288-35 sayılı resen istinafa tabi hükme yönelik sanık ... müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 04.07.2019 tarih ve 787-1014 sayı ile duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 103/2, 103/3, 103/4, 43/1, 61/7, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye hükmedilmiştir. Hükmün, sanık müdafii ile katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 16.10.2020 tarih, 7873-4100 sayı ve oy çokluğu ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdure ile ağabeyi olan sanık arasında husumet bulunduğuna dair mağdurenin ablası ve sanığın da kız kardeşi olan tanık ...’nın anlatımları, mağdurenin beyanlarını destekleyen İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 04.04.2018 günlü 'hymenin anüler ve esnek yapıda fevhasının 3 cm olduğu ereksiyon hâlinde penisin ve benzeri cesametteki cismin yırtılmaksızın duhülüne müsait olduğuna, hymende eski ya da yeni travmatik bulgu saptanmadığına' yönündeki raporu, tanık anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi E. Yüzer; "...25.11.2000 doğumlu mağdure ... ile sanık ...'ın kardeş oldukları, aynı evde yaşadıkları, sanığın kız kardeşi olan mağdureyi 4-5 yaşlarından başlayarak vücuduna cinsel amaçlı dokunmaya, göğsünü, cinsel organını ve vücudunu ellemeye başladığı, sanığın bu eylemlerini her fırsatta ve mağdure ile yalnız kaldıkları sırada genelde evde kimsenin olmadığı sıralarda yaptığı, önceleri bu hareketlerini mağdurenin kıyafetleri üzerindeyken yaptığı ancak mağdurenin 6-7 yaşlarında olduğu dönemlerden başlayarak sanığın mağdureye karşı cinsel istismar eylemlerini arttırmaya ve yoğunlaştırmaya başladığı, sanığın kız kardeşi olan mağdureye 6-7 yaşlarından başlayıp 13-14 yaşlarına kadar vajinal yoldan organ sormak suretiyle nitelikli istismarda bulunduğu, mağdurenin beyanına göre en son 8. sınıfa giderken bu eylemini gerçekleştirdiği, sanığın eylemini gerçekleştirirken kız kardeşi olan mağdureye ağzını kapatarak cebir uygulayıp eylemlerini gerçekleştirdiği, mağdurenin maruz kaldığı eylemlere direnmesine rağmen sanığın bu direnci makul ölçüde cebir uygulayarak bertaraf ettiği, mağdurenin 13-14 yaşlarından sonra sanık olan abisinden sürekli olarak kaçtığı, evde yalnız başlarına kalmamaya dikkat ettiği, 80. Yıl Cumhuriyet Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi olan mağdurenin yaşadıklarına dayanamayarak başından geçen olayları 14.03.2018 tarihinde rehber öğretmenine anlattığı, rehber öğretmenin olayla ilgili olarak tutanak düzenleyip durumu güvenlik güçlerine bildirdiği ve olayın bu şekilde ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 04.04.2018 tarih ve 1027 sayılı raporunda litotomi pozisyonunda kolposkopi eşliğinde yapılan genital muayenede, hymenin anüler yapıda olduğu, duvarlarının orta yükseklikte ve esnek yapıda olduğu, fevhasının 3 cm olup ereksiyon hâlindeki penis ve benzeri cesametteki cismin yırtılmaksızın duhulüne müsait olduğu, eski ya da yeni tramvatik bulgu saptanmadığı, mağdurede olaydan kaynaklanmış tramva sonrası stres bozukluğunun tespit edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Sanık ...'ın aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmediğini, beyan etmiş ise de, mağdurenin aşamalardaki birbiri ile uyumlu değişmeyen beyanları, mağdurenin abisi olan ve aynı evde yaşayan sanığa iftira etmesini gerektirecek nitelikte herhangi bir hayatın olağan akışına uygun kabul edilebilir bir nedenin bulunmaması, gözetildiğinde, sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yöneliktir. Fail dosya kapsamındaki incelemelere göre ensest ilişkiye ilgi duymaktadır. Olayın intikali tabidir. Tahsil gören mağdurların genelde bu tip aile içi istismarları kendilerine yakın buldukları aile ile yakınlığı bulunmayan rehber öğretmenlerine açıkladıkları bilinmektedir. Mağdurumuzda bu durumu öğretmenine anlatmıştır. Mağdurenin beyanları zaman ve mekân gösterecek kadar nitelikli olup olay örgüsüne uygundur. Anlatımlarında çelişki bulunmamakta istikrarlı olarak devam etmiştir. Olayın tek tanığı olmasına karşın olayın antalımında çelişki tespit edilememiştir. Mağdurenin psikolojik incelemesinde; olaydan etkilenme sonucu travma sonrası stres bozukluğu tespit edilmiştir. Eğer olay kurgu olsaydı, psikolojik rahatsızlığın tespit edilmesinin mümkün olması bilimsel olarak imkansızdır. Yüksek 14. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğu mağdurenin cinsel bölgesinde yapılan incelemeyi esas alarak delil yetersizliğine kanaat getirmiş ise de; aslında bu rapordaki bilgiler mağdureyi doğrulamaktadır. Çünkü mağduredeki fevha açıklığı gözetildiğinde bu açıklıktaki bir kızlık zarının yırtılmaması mümkündür. Her ilişkide kızlık zarının yırtılması beklenemeyeceği gibi, suçta böyle bir unsurda söz konusu değildir. Bununla birlikte mağduredeki fevha açıklığının yüksek olması bu çapta organ girişinin zara zarar vermeden yapılmasını mümkün kılmaktadır. Bu itibarla istinaf mahkemesinin kararı dosya kapsamına uygun olduğundan isabetli olup, onanması gerektiği..." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.11.2020 tarih ve 84446 sayı ile; "Olayın tanığı yoktur. Mağdur ... sanığın anne ve babası ile kardeşleri olan tanıklar mağdurla sanığın pek anlaşamadıklarını, mağdurun agresif davranışları olduğunu, ancak diğer kardeşleri ile arasının sanıkla olduğundan çok daha iyi olduğunu beyan etmişlerdir. Mağdurun ablası tanık ..., kolluk anlatımında mağdurun son zamanlarda kendisinin evinde kaldığını, evine gitmesini söylediğinde mağdurun eve gitmek istemediğini söyleyip ağladığını, bu sebeple mağdurun ağabeyi ... hakkındaki iddiaların doğru olduğunu düşündüğünü beyan ettiği görülmüştür. Sanığın mobil telefonunda usulünce alınan hâkimlik kararı üzerine yapılan incelemede mağdur ile aralarında gerçekleşen olayla ilgili delil elde edilememişse de, sanığın ensest ilişkiye ilgilisini ortaya koyacak düzeyde ensest ilişki hikayesine dayanan pornografik video içeren internet sayfalarına girdiğinin 08.08.2018 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılmıştır. Aile içinde gerçekleşen çocuğun cinsel istismarı olaylarında genellikle olayın ört-bas edilmesi eğiliminin yaygın olduğu, aile şerefini korumak ya da aile birliğinin zarar görmesini önlemek gibi saiklerle mağdurların aile tarafından yalnız bırakıldığı, çoğu zaman yaşı küçük mağdurun istismarın aile içinde bir büyüğünden gelmesi karşısında susmayı yeğlediği bilinen bir durumdur. Mağdurun olayın kendisine yüklediği psikolojik yükü taşıyamayacak noktaya gelmesi de zaman almaktadır. Mağdur bu iddiayı ortaya attığında failden daha fazla zorlukla baş etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu nedenle mağdurun hakkını aramaya başlaması ile fiil arasında zaman geçmesi doğaldır. Nitekim somut olayda da mağdurun beyanlarına göre aile önce olayı görmezden gelip bir kaç ay olay hakkında konuşmamış, akabinde mağdurdan şikâyetini geri çekmesi istenmiştir. Ailenin tutumunun mağdurun yanında olmaktan sanığın yanında olmaya doğru kaydığı soruşturma şamasında beyanları ile duruşmadaki beyanları arasındaki anlatım tarzından anlaşılmaktadır. Açıklandığı üzere olayın intikal zamanında sanık lehine değerlendirme yapılmasını gerektiren bir özellik yoktur. Keza olayı intikal şekli de yukarıda izah edilen duruma uygundur. Sanığa kendisi ile aynı yakınlıkta olan aile fertlerine olayı anlatamayan mağdur kendisine yakın bulduğu ve anlatımlarına inanmasını daha mümkün gördüğü rehber öğretmenine olayı anlatarak açığa çıkarmıştır. Benzer olaylarda ailesinden görecekleri tepkiden korkan pek çok cinsel istismar mağduru çocuk aynı şekilde kendilerine yardım edeceğinden en oldukları okuldaki öğretmenlerinden yardım isteyerek olayı açığa çıkarmıştır. Mağdur ağabeyi olan sanığa suç atfında bulunması için sanıkla arasında gözle görülür bir husumet nedeni diğer aile fertlerinin anlatımlarından anlaşılamamaktadır. Aksine olay nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu tanısı konulan mağdurun, kendisine yönelik nitelikli cinsel istismar eylemi gerçekleştiren ağabeyine yönelik davranışlarında sırf bu nedenle agresif tutum sergilemesi normaldir. Travma sonrası stres bozukluğunun belirtilerinden birisi de çabuk sinirlenmedir. (https://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/28/travma-sonrasi-stres-bozuklugu) Bu nedenle mağdurun bu davranış tarzının sanığa suç atfında bulunmasını gerektirecek bir husumetin varlığına işaret etmediği düşünülmüştür. Mağdurun kızlık zarının 3 cm açıklıkta ve ereksiyon halinde bir penis veya benzer cesamette bir cismin girişine müsait olduğu tespit edilmiştir. Eski ya da yeni bir yırtık saptanmamıştır. Bu durumun mağdurun bir ilişki sonrası mağdurun cinsel organından kan geldiğine dair beyanı ile çelişki yarattığı düşünülse de mağdurun yaşı nedeniyle başka bir nedenle meydan gelmiş olabilecek bir akıntıyı cinsel ilişkiyle bağdaştırmasının mümkün olduğu kanaatine varılmıştır. Bu itibarla; Sanıkla mağdurun kardeş oldukları, sanığın 11.1.1989, mağdurun 25.11.2000 doğumlu olduğu, mağdur 4-5 yaşlarında iken sanığın mağdurun göğüs bölgesine cinsel organına ve kalçalarına dokunmak suretiyle cinsel istismar eylemlerine başladığı, 6-7 yaşlarından itibaren de bu eylemlerin vajinal yoldan vücuda organ sokmak suretiyle 13-14 yaşlarına kadar devam ettiği, mağdurenin ilk zamanlarda sanığın eyleminin kötülüğünü algılayamadığı, ancak 11-12 yaşlarına geldiğinde farkına vardığı, mağdure istemese de sanığın mağdureye güç kullanarak eylemini gerçekleştirdiği, mağdurenin anlatımına göre mağdure ile sanığın evde yalnız kaldığı zamanlarda ve yılda bir kaç kez bu eylemlerin tekrarlandığı, 13-14 yaşlarından sonra mağdurenin sanıkla evde yalnız kalmaktan kaçındığı ve bu şekilde sanığın eylemlerine devam edemediği, nitekim tanık ...'nın anlatımına göre mağdurenin tanığın evinde çok zaman geçirdiği ve orada kaldığı, travma sonrası stres bozukluğuna duçar olan mağdurenin diğer kardeşleri ile yakın olduğu halde sanıkla mesafeli olduğu, agresif davrandığı nihayetinde rehber öğretmenine anlatarak ondan yardım istediği ve olayın bu şekilde açığa çıktığı kanaatine varılmıştır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 30.09.2021 tarih ve 22307-8111 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Matematik öğretmeni ..., rehber öğretmen ... ve okul müdürü .... tarafından imzalanan 14.03.2018 tarihli tutanağa göre; 12-A sınıfı öğrencisi ve 25.11.2000 doğumlu olan mağdurun tanık ....'ya 13.03.2018 tarihinde aile içerisinde öz ağabeyi ve 11.01.1989 doğumlu sanık tarafından tacize maruz kaldığını belirtmesi üzerine tanık .....'tan yardım istendiği, okul müdürlüğünün izni alınarak tanık ....'un 14.03.2018 tarihinde mağdurla rehberlik servisinde görüştüğü, bu görüşmede mağdurun beş yaşından başlayarak 8. sınıfın sonuna kadar sanık tarafından cinsel istismara maruz kaldığını, olaydan sınıf arkadaşı tanıklar .... ile.....'in de haberi olduğunu söylediği, adı geçen tanıklarla görüşülüp bu durum teyit edilerek kolluk görevlilerine bilgi verildiği, 14.03.2018 tarihinde kolluk görevlileri tarafından mağdurla yapılan ön görüşmeye ilişkin tutanağa göre; aynı gün 80. Yıl Cumhuriyet Anadolu Lisesi Okul Müdürü olan .....'un öğrencileri olan mağdurun sanık tarafından cinsel istismara maruz kaldığını beyan ederek yardım talebinde bulunduğunu bildirmesi üzerine Çocuk Büro Amirliğinde mağdurla yapılan ön görüşmede; annesi, babası, abisi ile birlikte yaşadığını, ..... isimli abisinin askerde olduğunu, evde birlikte yaşadığı sanığın 4-5 yaşlarından bu yana özel bölgelerine elle dokunarak tacizde bulunduğunu, daha sonra ileri giderek 6 yaşında iken vajinal yoldan kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini, bu olayın 14-15 yaşlarına kadar devam ettiğini, utandığından ve babasından korktuğundan dolayı ailesine veya başka bir kimseye olayı anlatamadığını beyan ettiği, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen 14.03.2018 tarihli rapora göre; sol ön kol arka yüzde başka bir olaya bağlı kesi sonucu oluştuğu beyan edilen 2,5x0,5 cm'lik iyileşmiş skar dokusu, sağ dirsek öz yüz medialinde başka bir olaya bağlı oluştuğu beyan edilen 1x1 cm'lik ekimoz, sol el bileği arka yüzde başka bir olaya bağlı oluştuğu beyan edilen 2x2 cm'lik ekimoz tespit edildiği, hymenin annuler yapıda olduğu, himende kanama, ekimoz veya laserasyon olmadığı, hymende yeni veya eski yırtık saptanmadığı, anal yoldan organ veya sair cisim sokma eyleminin tıbbi delillerine rastlanmadığı, ancak rıza, tehdit veya kayganlaştırıcı madde kullanımı gibi direncin kırıldığı durumlarda berhangi bir tıbbi bulgu oluşmadan da anal yoldan organ veya sair cisim sokma eyleminin gerçekleşmiş olabileceği, aynca olay üzerinden zaman geçmiş olduğundan olay anında yüzeyel herhangi bir bulgu oluşmuşsa bile muayene tarihine kadar iz bırakmadan iyileşmiş olabileceği kanaatine varıldığı, İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 22.03.2018 tarihli rapora göre; hymende eski veya yeni yırtığa rastlanmadığı, vajinal yoldan organ veya sair cisim sokma belirtisi görülmediği, mağdurun vücudunda olayla ilgili olabilecek herhangi bir travmatik lezyon tespit edilmediği, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 30.03.2018 tarihli rapora göre; olayla ilişkili olarak mağdura kronik travma sonrası stres bozukluğu tanısının konulduğu, Adli görüşme değerlendirme raporuna göre; çocuk izlem merkezine gelen mağdurun gerçek-yalan ayrımı yapabildiği, sözel beceri düzeyinin, fiziksel görünümünün ve zihinsel kapasitesinin yaşıtlarıyla uyumlu olduğu, kaygılı, tedirgin, ağlamaklı ve içine kapanık bir tutum içinde olmasına karşın iletişime açık olduğu, yaşadıklarını nesirsel olarak anlatıp ayrıntı vermekte zorlandığı, bu sebeple görüşmenin soru cevap şeklinde yapılmak durumunda kalındığı, mağdurun ayrıntı vermekte güçlük çekmesinin sebebinin uzun süre boyunca birden fazla cinsel eyleme maruz kalmasından veya farklı dinamiklerden de kaynaklanabileceği, travma sonrası stres bozukluğu saptanan mağdurun kurum bakımına alındığı, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 04.04.2018 tarihli rapora göre; mağdurla yapılan görüşmede; dört kardeşten sonuncusu olduğunu, 12. sınıfta okuduğunu, karne ortalamasının 87 olduğunu beyan ettiği, olay sorulduğunda; "Abim 4-5 yaşımdan beri taciz ediyordu, ilk başlarda anlamıyordum, tecavüze kadar gitti, anneme ve babama zarar gelmesinden korkuyorum, eve gidemiyordum, sürekli kaçış hâlindeydim, derslerimi etkiledi, sürekli baskı altındaydım, uyuyamıyorum, çığlıklarla kalkıyorum, kabus görüyorum, kabuslarımda yaptıklarını görüyorum, irkilme oluyor, sigara içenlerden uzak duruyorum." şeklinde anlattığı, ruhsal durum muayenesinde; olayı anımsatan ve sembolize eden konularla ilgili rahatsızlık, olayla ilgili tekrarlayıcı sıkıntılı rüyalar, travmaya eşlik etmiş düşünce ve duygulardan kaçınma, travmaya ilişkin etkinlik ve ortamdan kaçınma, insanlardan uzaklaşma ve yabancılaşma, uykuya dalmakta ve bunu sürdürmekte zorluk, irritabilite, yoğunlaşmada güçlük mevcut olduğu, klinik olarak normal zekâ kapasitesinde olduğu, travma sonrası stres bozukluğu tespit edildiği, genital muayene öncesi yapılan görüşmede; "Ben 4-5 yaşımda iken abim bana dokunmaya başladı, 6-7 yaşından itibaren tecavüz etmeye başladı, ilk ilişkiyi hatırlamıyorum, canım yanmıştı, kanamam olmadı, sabahları bu eylemleri yapıyordu, uyanamadığım zamanlarda yapıyordu, ne kadar aralıklarla yaptığını tam olarak bilmiyorum. Arkadan ilişki olup olmadığını hatırlamıyorum. 10-11 yaşımdayken kanamam oldu, bacağımın arasında damla damla kurumuş kan gördüm, bu eylemleri yaparken beyaz bir şey geldiğini görmüştüm ancak tam olarak hatırlamıyorum, hatırladığım kadarıyla dışarıya boşalıyordu, direndiğimde ağzımı kapatıp vuruyordu, durması için çok bağırıyordum, canım yanıyordu diye hatırlıyorum, bu durum 13-14 yaşıma kadar devam etti, ilk adetimi 5-6. sınıfta iken olmuştum(10 yaşlarında), adetlerim düzenli seyretmektedir, başka bir hastalığım yok, idrar yaparken yanmam, vajinal akıntım hiç olmadı, doğum kontrol hapı gibi bir ilaç hiç kullanmadım, hamile kalmadım, düşüğüm olmadı, başka kimseyle cinsel birlikteliğim olmadı. Cuma gününden beri uyku ilacı kullanmaya başladım, başka herhangi bir ilaç kullanmıyorum." şeklinde ifade ettiği, litotomi pozisyonunda, kolposkopi eşliğinde yapılan genital muayenesinde; hymenin anüler, duvarlarının orta yükseklikte, esnek yapıda, fevhasının 3 cm, ereksiyon hâlindeki penis ve benzer cesametteki cismin yırtılmaksızın duhulüne müsait olduğu, eski ya da yeni travmatik bulgu saptanmadığı, mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmış travma sonrası stres bozukluğu tespit edildiği, Ulusal Kriminal Büro tarafından düzenlenen 08.08.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre; sanığa ait cep telefonunun web geçmişinde (Şubat-Mart 2018) ensest ibareli ve ensest ilişkiye yönelik pornografik sitelere sıkça giriş olduğu, çok sayıda pornografik içerik bulunduğu, sanığın ikametinde yapılan aramada el koyulan dizüstü bilgisayarda ise okul çocuklarına ilişkin birçok fotoğrafın görüldüğü, bazı cinsel içerikli videolar bulunduğu, ancak her iki dijital materyalde mağdurun cinsel istismara maruz kaldığını gösterir somut veri tespit olunamadığı, 25.09.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre ise; cep telefonun WhatsApp Images klasörü içerisinde mağdura ait olduğu değerlendirilen bir adet fotoğrafın tespit edildiği, mağdura ait herhangi bir video veya mağdura ait cinsel içerikli fotoğraf ve video, başka cinsel içerikli fotoğraf veya video bulunmadığı, dizüstü bilgisayar üzerinde silinmiş ve Google Crome Cache klasöründe 15 adet cinsel içerikli video ve 63 adet cinsel içerikli fotoğraf ve Belgelerim klasöründe sınıf öğrencilerine ait resimlerin bulunduğu, mağdura ait herhangi bir video ve fotoğraf veya mağdura ait cinsel içerikli fotoğraf ve videonun yer almadığı, Sanık müdafii tarafından ikinci oturumda Bölge Adliye Mahkemesine sunulan ve mağdura ait olduğu belirtilen günlükte bulunan 17.02.2015 tarihli yazıda; "...Biliyor musun dün öğrendiğim bir şey benim hayatımı kararttı. Ben kanserim doktor öyle dedi. İlk önce kabul edemedim ama ben kansermişim bunu fark ettim bu sabah. Yastığıma baktığımda tel tel saçlarım dökülmüştü. Kabul ediyorum ben kanserim. Belki de öleceğim. Önümüzdeki hafta kemoterapiye gideceğim. Çok korkuyorum ben ya iyileşemezsem. Ya ölürsem. Ailem ne yapar." şeklinde ifadelere yer verildiği, ayrıca "Allah'ım ne olur?" başlıklı başka bir yazıda "..." ile ilgili duygu ve düşüncülerini kaleme aldığı, sanık müdafii Bölge Adliye Mahkemesinde; anılan günlükte mağdur tarafından yazılan iki yazı içeriğine dikkat etmek gerektiğini, 17.02.2015 tarihli yazıda mağdurun aslında kanser hastası olmadığı hâlde kendisini böyle zannettiğini, kendi kafasında yaratmış olduğu bazı şeylere inanıp bunları yazıya döktüğünü, diğer bir yazıda ise ...'ın maruz kaldığı eylemden dolayı duyduğu üzüntüyü ifade edip kendisine yönelik yapılan cinsel davranışları belirtmemesinin dikkat çekici olduğunu beyan ettiği, Anlaşılmaktadır. Mağdur çocuk izlem merkezinde; annesi, babası ve sanık ile aynı evde yaşadığını, 4-5 yaşlarındayken sanığın geceleri sıkıştırıp "Gel senin sırtını kaşıyayım." dediğini, ışık kapandıktan sonra yatırıp vücuduna ellemeye başladığını, sonraki yıllarda dokunmalarının farklılaştığını ve 6-7 yaşlarındayken ileri boyutlara taşındığını, 6 yaşından 13-14 yaşlarına kadar sanığın kendisine tecavüz ettiğini, ağabeyi ve ablası olan tanıklar ... ve ... uyuduktan sonra göğsüne, cinsel organına ve poposuna yani her yerine kıyafetlerinin içinden dokunduğunu, sanığın kendisini yanına yatırdığını, tam olarak yattığı yeri hatırlamadığını, tanıklar ... ve ...'nın da aynı odada uyuduklarını, sanıkla aynı yer yatağında yattıklarını, sanığın bu şekilde ondan fazla kez her boş anında kendisine dokunduğunu, bu sırada bir şey söylemediğini, sadece ağzını kapattığını, yaşananları gören kimsenin olmadığını, 6-7 yaşından sonra ise sayısını hatırlamadığı kadar sanığın kendisine tecavüz ettiğini, bu durumun 8 ya da 9. sınıftayken sonlandığını, belirttiği kısımları net hatırlamadığını, Aliağa'daki ilk evlerinde başlayan eylemlerin ikinci evlerinde de devam ettiğini, gece rahatsız olduğu için anne ve babasının odasında uyuduğunu, annesine kendisini uyandırmasını söylediği hâlde uyanamadığı için anne ve babasının dükkâna gittiklerini, evde kimse yokken sanığın odaya gelip üzerinde kıyafetleri yokken ağzını kapatarak kendisini ellemeye başladığını, kıyafetlerini çıkarıp kendisine tecavüz ettiğini, çırpındıysa da buna karşı koyamadığını, sanığın cinsel organından sıvı gelip gelmediğini hatırlamadığını, 6 ya da 7. sınıfa giderken ikinci evlerine geçtiklerini, ikinci evlerindeyken ilişki sırasında cinsel organından kan geldiğini, bu kanı çamaşırında fark ettiğini, kanı kimsenin görmediğini, sanığın cinsel organından beyaz bir sıvı geldiğini gördüğünü, sanığın kendisine bir şey söylemediğini, tehditte bulunmaksızın, ağzını kapatıp evde kimse yokken tecavüz ettiğini, yaşananları kimsenin görmediğini, olayları geçen yıl yaz ayında arkadaşı olan tanık...'ya; iki gün önce ise arkadaşı tanık ...'e; bir gün önce de öğretmenlerine anlattığını, 13-14 yaşlarında sanığın tek başına yakalayamamasından dolayı kendisine cinsel amaçlı dokunamadığını, sadece kendisine vurup bir şeyler söylediğini, sabah erken uyandığını, sürekli bir kaçma hâlinde olduğunu, annesinin "Neden böylesiniz, noluyor, sana bir şey mi yapıyor?" şeklindeki sorularına cevap veremediğini, kötü şeyler olacağını düşündüğü için ailesinin yanına gitmek istemediğini, olay nedeniyle şikâyetçi olduğunu, Mahkemede; ilk evlerinde 4-5 yaşlarındayken yer yatağında sanıkla birlikte, tanıklar ... ve ...'in ise ayrı ayrı yer yataklarında yattıklarını, sanığın gece herkes uyuduktan sonra önce kıyafetlerinin üzerinden veya içerisinden göğüslerini ve cinsel organını okşayıp sıktığını, ana sınıfına gittiği 6 yaşına kadar eylemlerine bu şekilde devam ettiğini, birinci sınıftayken okuldan eve oyuncak almaya gittiğini, evde sanıktan başka kimsenin olmadığını, sanığın kendisini koltuklu odaya götürüp ağzını kapattığını, alt kıyafetlerini çıkartarak kendisine tecavüz ettiğini, sonrasında eve annesinin geldiğini, ilk başlarda sanığın yaptığı şeylerin ne olduğunu anlamadığını, 10-11 yaşlarında televizyonda görüp sanığın eylemlerinin kötü bir şey olduğunu anladığını, sanığın yaptıklarını kimseye anlatmaması konusunda bir şey söylemediğini, bir kez boğazını sıktığını hatırladığını, bir dönem karnı ağrıdığı için doktora gittiklerini ancak bir şey tespit edemediklerini, sanığın fırsat buldukça kendisine tecavüz ettiğini, babası asabi olduğu için olayı kimseye anlatamadığını, ikinci evlerindeyken 2011 yılında askerden izne gelen sanığın, yatak odasında kendisine tecavüz ettiğini, annesine kendisini uyandırmasını söylediğini ancak uyandıramadıklarında tecavüze uğradığını anladığını, tanık ...'ya yaşadıklarını anlatmaya çalıştığını, tanık ... "Kötü bir şey mi oldu?" diye sorduğunda "Evet" diye cevap verdiğini, o sırada babası geldiği için olayı anlatamadığını, 6-7. sınıfa giderken ilişki sırasında cinsel organının kanadığını, kanın iç çamaşırına bulaştığını gördüğünü, kendisine 13-14 yaşlarına kadar tecavüz eden sanığın her zaman işe gitmediğini, bazen geç gittiğini, sanıkla aralarında iftira atmayı gerektirecek bir husumet olmadığını, diğer kardeşleriyle anlaştığını ancak yaşadıklarından dolayı sanıkla anlaşamadığını, sanığın iş yerinde çalışmadığını iddia edip kendisini eve göndermek istediğini, asıl amacının evde tek yakalayıp kendisine tecavüz etmek olduğunu, yaşadıklarını tanıklar... ve ... ile öğretmenlerine anlattığını, babasından korktuğu için eve gitmediğini, ancak ailesinin arkasında olduğunu söylediklerinde eve döndüğünü, ilk birkaç ay bu konuda hiç konuşmadıklarını, sonrasında ise ailesi tarafından şikâyetinin geri alınmasının istendiğini, eylemlerin hangi yaşta gerçekleştiğini tam hatırlamadığını, yaklaşık her yıl birkaç defa sanığın organ sokmak suretiyle kendisine tecavüz ettiğini, iç çamaşırına kan lekesi bulaştığında adetli olmadığını, babası ile eve gidip gitmeme konusunda tartışmaları üzerine tanık...'yı arayıp parkta buluştuklarını, cep telefonunun notlar bölümüne yaşadıklarını yazıp tanık...'ya verdiğini, yazdıklarını okuyan tanık...'nın ağladığını, nasıl olduğunu sorunca cevap veremediğini, okullar başladıktan sonra 6-7 ay boyunca tanık...'nın eve gidip gelme ve üstünü değiştirme sırasında yanında olup kendisine yardım ettiğini, el konulan laptopun askerdeki ağabeyi olan tanık ...'e ait olduğunu, bazen sanık ... kendisinin de bu laptopu kullandıklarını, şikâyetçi olup davaya katılmak istediğini, Bölge Adliye Mahkemesinde; daha önceki beyanlarının doğru olduğunu ancak şikâyetinden vazgeçtiğini, Şikâyetçi ... aşamalarda; kiracı olarak oturdukları evde çocukları mağdur, sanık ... tanıklar ... ile ...'in aynı odada kaldıklarını, iddialara ilişkin bilgi sahibi olmayıp herhangi bir şeyden şüphelenmediğini, sanığın "Dürüm Antep27" isimli iş yerlerinde kendileriyle çalıştığını, sanığın mağduru ve tanık ...'yı hiç sevmediğini, sürekli kavga ettiklerini, kızların sanığa itici geldiğini, tanık ... evlendikten sonra sanıkla kavga etmediklerini, mağdurun son bir aydır tanık ...'nın evinde kaldığını, iş yerinde yardım etmemesi, elinde telefon olması ve bacak bacak üstüne atması sebebiyle sanığın mağdurun dükkânda bulunmasını istemediğini, dükkândan gitmesini söylediğini, sanığa kız istemeye gideceklerini, bu sırada mağdurun "Siz abimi evlendireceksiniz, beni üniversitede okutmayacaksınız." diyerek son zamanlarda agresif davrandığını, saldırgan tavırlar sergilediğini, son üç dört gündür evde ve dükkânda "Siz göreceksiniz, ben öyle bir bomba patlatacağım, siz göreceksiniz!" şeklinde sözler söylediğini, şikâyetçi olmadığını, sanığın böyle bir şey yaptığına kesinlikle inanmadığını, sanıkla mağdur arasında iftira atmayı gerektirecek bir husumet olmadığını, agresif tavırlar sergileyen kızından bir bardak su bile isteyemediğini, Şikâyetçi ... kollukta; mağdurla ilişkilerinin zayıf olduğunu, mağdurun kendisine hiçbir şey anlatmadığını, iddialara ilişkin bilgi sahibi olmayıp herhangi bir şeyden şüphelenmediğini, sanığın "Dürüm Antep27" isimli iş yerlerinde kendileriyle çalıştığını, sanığın mağduru ve tanık ...'yı hiç sevmediğini, sürekli kavga ettiklerini, kızların sanığa itici geldiğini, mağdurun son bir aydır tanık ...'nın evinde kaldığını, sanığın mağdurun evde ve dükkânda bulunmasını istemediğini, savcılıkta; küçüklükten beri sanık ... mağduru yalnız bırakmadığını, mağdurun kendisine bir şey anlatmadığını, ilk önce mağdurun okula gittiğini, kendilerinin dükkâna sonrasında gittiklerini, sanığın ise saat 11.00 sıralarında dükkâna geldiğini, mağdurun çamaşırlarında ya da çarşafta bir şey fark etmediğini, çocukların odalarında hiç yatmadığını, 8-9 yaşlarında karın ağrısı şikâyetiyle doktora götürdükleri mağdurda bir şey çıkmadığını, sanığın bir dönem nişanlandığı için Gaziantep'e, bir dönem ise çalışmak amacıyla Romanya'ya gittiğini, mağdurun sürekli dükkânda durup eve gitmek istemediğini, sanığın mağdurun peşinden eve gittiğini hatırlamadığını, mağdur ile tanık ...'in arasının iyi olduğunu ancak sanıkla hiç anlaşamadıklarını, sanığın mağdura eve veya tanık ...'ya gitmesini söylediğini, dükkânda durmasını istemediğini, elinde telefon görünce kızdığını, mağdurun küçükken sobalı odada sanık ... diğer kardeşleriyle birlikte kaldığını, her birinin yatağının ayrı ayrı olduğunu, mağdurun sanığın yanında yattığını hiç görmediğini, sanığın kendisini öpmesine izin vermediğini, son bir aydır mağdurun eşi evde olmayan tanık ...'nın yanında kaldığını, sanığı nişanlamak istediklerini, olaydan yaklaşık 3-4 gün önce sanığın dükkândan gitmesi için mağdura bir tane tokat attığını, mağdurun da sanığı ittiğini, mağdurun öğretmeninin kendisini çağırdığını söyleyince tokat olayından dolayı çağrıldığını düşündüğünü, polislerin de tokat sebebiyle kendisini çağırdığını zannettiğini, mağdur dükkândayken "Ben öyle bir bomba patlatacağım ki göreceksiniz!" dediğini, mahkemede; olaya ilişkin bilgisinin olmadığını, sanık ... mağdur arasında dükkânda huzursuzluk çıktığını, iş yerinde kendilerine yardımcı olmayan mağdura sanığın kızdığını, mağdurla sanığın bu nedenle tartıştıklarını, evde yatma şekillerinin de sanığın anlattığı gibi olduğunu, birinci evlerinde yer yatağının olduğunu, kış aylarında bazen ailecek yer yatağında yattıklarını, oğullarının ise koltukta yattığını, hava sıcakken herkesin kendi yatağında yattığını, karın ağrısı şikâyetiyle doktora götürdükleri mağdurun apandisit ameliyatı olduğunu, mağdurun bazen tanık ...'nın yanına gittiğini, sanığın evde olduğu zamanlar mağduru eve göndermek istediklerinde mağdurun "Canım gitmek istemiyor, burda oturmak istiyorum. Evde tek başıma oturmak istemiyorum." dediğini, mağdurun evde hiç tek başına kalmadığını, sanığın da gün boyu iş yerinde çalıştığını, ana okuluna başlayıncaya kadar mağdurun bakımını yaptığını, onu okula götürüp getirdiğini, okul çıkışı ise mağdurun dükkâna geldiğini, sanıkla mağdurun evde kavga etmediklerini, şikâyetçi olmadığını, Tanık ... kollukta; sanık, mağdur ... tanık ...'le aynı odada kaldıklarını, ancak hiçbir şeye şahit olmadığını, sanığın kendisine yönelik bir eylemi de olmadığını, birbirlerini sevmeyen sanık ... mağdurun sürekli kavga ettiklerini, evlenmeden önce sanığın kendisiyle de sürekli kavga ettiğini, yaklaşık 9 yıldır evi ayrı olduğu için sanıkla kavga etmediğini, mağdurun sanığa sürekli agresif davrandığını, araya girdiklerinde kendilerine de sinirlendiğini, yaşadıklarını anlatmadığını, yaklaşık bir aydır akşamları kendisinde kaldığını, bir şey anlatmadığını, ailesinin evindeyken odasına girip dışarı çıkmadığını, odasına kimsenin girmesini istemediğini, 4-5 gün önce çocuklarının ses yapması sebebiyle tartıştıkları mağdura eve gitmesini söylediğinde mağdurun ağlayıp gitmek istemediğini, mağdurun anlattıklarının bu sebeple doğru olduğunu düşündüğünü, savcılıkta; sanık ile mağdurun birlikte yattığını hiç görmediğini, yerde yattıklarını hatırlamadığını, ranzada yattıkları dönemi hatırladığını, annesinin kendisini ya da mağduru sanığa bırakıp gittiğini hatırlamadığını, sanık ... mağdurun birbirlerine kin ve nefret beslediklerini, bayramlarda bile birbirlerini öpmediklerini, sarılmadıklarını ve bayramlaşmadıklarını, tanık ... ve kendisinin mağdurla iyi anlaştıklarını, bu olaydan 1-2 hafta kadar önce lekelerinin kahverengi geldiğini söyleyen mağdurun hamile olduğunu düşündüklerini, bazen mağdurun karnının ağrıdığını, son bir aydır evlerinde kalan mağdurun kendileriyle sohbet ettiğini ancak kendi evindeyken odasından çıkmadığını, eve gitmesini söylediği mağdurun ağlayıp gitmek istememesi sebebiyle kollukta sanığın yapmış olabileceğini düşündüğünü ancak olaya şahit olmadığı için bir şey diyemediğini, sanığın dükkânda bulunan mağdura eve gitmesini söylediğini, mağdurun ise eve gitmediğini, kavgaları genellikle sanığın çıkardığını, mahkemede; görgüye dayalı bir bilgisi olmadığını, yer yatağında yattıklarını hatırlamadığını, mağdurun birkaç aydır eve gitmek istemediğini, on altı yaşındayken evlenip evden ayrıldığını, eşi askerdeyken bir sene kadar ailesinin evinde kaldığını, sanık ile mağdurun aralarında büyük bir anlaşmazlık olmadığını, işlere yardım etmeyen mağdura sanığın kızdığını, mağdur okula giderken sabahçı öğlenci uygulamasının olduğunu, çoğu zaman eşiyle de ailesinin evinde kaldıklarını, mağdurun bir şey anlatmak istediği, kendisinin kötü bir şey olup olmadığını sorduğu ve o sırada babasının geldiği şeklinde bir olayın yaşanmadığını, kollukta çapraz sorular sordukları için o şekilde beyanda bulunmuş olabileceğini, ne dediğini de hatırlamadığını, kışın hep birlikte aynı odada kaldıklarını, iki kişinin koltukta, diğerlerinin ise kanepede yattıklarını, diğer zamanlarda mağdur ile tanık ...'in ranzada altlı üstlü yattıklarını, kendisinin de yedek yatak açtığını, abisinin koltukta yattığını, Tanık ... .... kollukta; 12.03.2018 tarihinde sınıf arkadaşı olan mağdurun okuldayken kendisine ve tanık...'ya bir şey anlatmak istediğini söylediği için okuldan sonra buluştuklarını, tanık...'nın mağdurun sanık tarafından son dört yıl hariç 10 yıldır cinsel istismara uğradığını anlatmaya başladığını, bu sırada mağdurun ise ağladığını, mağdura cinsel istismarın ileri boyuta ulaşıp ulaşmadığını sorduğunda mağdurun daha çok ağlamaya başlayıp bilmediğini söylediğini, mağdura üzerlerinde kıyafet olup olmadığını sorduğunda ise mağdurun bir şey söylemediğini, sanığın mağdura tecavüz edip etmediğini soracakken mağdurun kendisini susturarak "Aynen düşündüğün şey." dediğini, mağdurun anne ve babasının sanığı ve kendisini öldürmekten korkması, ailesinin kendisine inanmayacağını düşünmesi, annesinin kanser hastası olduğu, babasının ise beyninde tümör bulunduğu için onları üzmek istememesi, hastalıklarının ilerlemesine neden olmaktan çekinmesi sebebiyle bu zamana kadar ailesine yaşananları anlatmadığını, sanığın evlenme ihtimalinin gündeme gelmesi üzerine kendi çocuklarına da aynı şeyi yapmasından korktuğu için konuyu kendilerine anlattığını, son iki gündür de öldürülmekten korktuğunu söylediğini, 13.03.2018 tarihinde tanık... ve mağdurla birlikte öğretmenleri olan tanık .....'ya durumu anlattıklarını, Tanık ... kollukta; 2017 yılı yaz aylarında sınıf arkadaşı olan mağdurun teklifi üzerine parkta buluştuklarını, ağladığı için kendisine bir şey anlatamayan mağdurun cep telefonuna yazdıklarını kendisine gösterdiğini, cep telefonunda sanığın kendisine yıllardır tecavüz ettiğinin yazılı olduğunu, mağdurun en son 8. sınıfa giderken sanık tarafından istismara uğradığını söylediğini, zarar görüp görmediğini sorusuna "Hayır." diye cevap verdiğini, mağduru teselli ettikten sonra ayrıldıklarını, 2018 yılında mağdurun 4-5 kez ağlayarak yanına gelip sanığın kendisini darbettiğini söylediğini, iki ay önce mağdurun konuyu yetkililere anlatmak istediğini belirtmesi üzerine ablasına anlatmasını önerdiğini, mağdurun ise ablasının anne ve babasına söyleyeceğini ifade etmesi üzerine bu konudan kimseye bahsetmediklerini, 13.03.2018 tarihinde mağdurun tanık ...'e okul çıkışında bir şey anlatmak istediğini söylemesi üzerine birlikte parkta buluştuklarını, mağdurun ağlaması sebebiyle kendisinin tanık ...'e bildiği kadarıyla konuyu anlattığını, tanık ...'in sorması üzerine mağdurun, sanık tarafından beş yaşından 8. sınıfa gittiği döneme kadar istismara uğradığını, son dört yıldır da sanığın kendisine sözlü olarak şiddet uyguladığını anlattığını, sonrasında ise öğretmenleri tanık ...'nun yanına birlikte gittiklerini, kendisi ile tanık ...'in konuyu öğretmenlerine anlattıklarını, bir gün sonra ise rehber öğretmenleri tanık ...'a bilgi verdiklerini, mahkemede farklı ve ek olarak; mağdurun parktayken beş yaşından beri sanığın kendisine cinsel tacizde bulunduğunu söylediğini, ancak ne şekilde eylemlerde bulunduğunu anlatmadığını, ayrıntıya giremediklerini, bu olayı öğrendikten sonra mağdurun ailesinden herhangi bir kişiyle görüşmediğini, mağdurla konuşurken zarar görüp görmediğini sorduğunda mağdurun olumsuz yanıt verdiğini, zarar görüp görmediğini sorarken cinsel birliktelik yaşayıp yaşamadıklarını öğrenmek istediğini, çünkü mağdurun yalan söyleyip söylemediğini anlamaya çalıştığını, mağdur ağlamaya devam ettiği için çok da üstüne gitmediğini, mağdurun kendisini ön plana çıkarmayı, göstermeyi seven bir yapıda olduğunu, mağdurla çok samimi olmadıklarını, Tanık ... aşamalarda; mağdurun 80. Yıl Cumhuriyet Anadolu Lisesinde 3 yıldır öğrencisi olduğunu, bu yıl ise başka bir okula tayin olduğunu, tanık ...'nun telefonda mağdurun abisi tarafından tacize maruz kaldığını söyleyerek bu durumda ne yapılacağını sorduğunu, ertesi gün okula gidip rehberlik servisinde mağdurla birebir görüştüğünde mağdurun; 5-6 yaşlarından itibaren evdeyken sanığın fiziksel temasına maruz kaldığını, sanığın mahrem bölgelerine de zaman zaman dokunduğunu, annesi ve babası işe gittiklerinde sanığın yanına uzanıp dokunduğunu, okula başladığında da anne ve babası işe gittikleri için sanığın kendisini uyandırıp vücuduna dokunduğunu söylediğini, mağdura, eylemlerin sadece elleme ile sınırlı kalıp kalmadığını, ağrısı olup olmadığını sorduğunda; "Aklınıza gelen şey oldu. Cinsel birliktelik oldu, bu da yaklaşık 3-4 yıl sürdü. Kanamam oldu, ayrıca yoğun karın ağrılarım oluyordu. Bu nedenle ailem birden çok defa beni götürerek ultrasonla muayene ettirdiler. Ancak ailem karın ağrısı olarak biliyordu, bu nedenle anlamadılar." şeklinde cevap verdiğini, yaşı itibarıyla o yıllarda ergenliğe de girdiğini, regl kanamaları ile ayırt edip edemediğini sorduğunda regl kanaması olmadığını söylediğini, bu iddiaların doğuracağı sonuçları anlattığında ise mağdurun "Sonucu ne olursa olsun, bedelini ödesinler." dediğini, sanığın 4 yıldır neden kendisine herhangi bir eylemde bulunmadığını sorduğunda ise kaçıp evde yalnız kalmamaya çalıştığını söylediğini, tanık...'ya da durumu 2017 yılı yaz aylarında anlattığını öğrendiğini, tanık...'nın bu hususta; "Sürekli beni de kendi evlerine götürmek istiyor, evde yalnız kalmak istemiyor." dediğini, mağdura anlatmak için neden beklediğini sorduğunda "Artık dayanılmaz bir hâl aldı, katlanamıyorum, o yüzden anlatıyorum." şeklinde karşılık verdiğini, okuldaki öğretmenlerine ise sanığın nişanlanacağını, evlenince kendi çocuklarına da aynısını yapmasından korktuğu için anlattığını sonradan duyduğunu, zaman zaman agresif tavırlı ve sinirli bir öğrenci olan mağdurun duruma uygun olmayan tepkiler verip zaman zaman duygu durumundan bayıldığını, son 4 yıldır sanığın dükkânda ve evde kendisine tahammül edemediğini, dükkândayken kendisini göndermek istediğini söylediğini, Tanık ... mahkemede; mağdurun 4 yıl boyunca matematik öğretmeni olduğunu, hırslı, çalışkan ve iyi bir öğrenci olan mağdurun arkadaşlarının kendisine cinsel istismar olayını anlattıklarını, sonrasında yanına gelen mağdurun 5. sınıftan 8. sınıfa kadar sanığın kendisini cinsel anlamda istismar ettiğini söylediğini, yanındaki arkadaşlarına da kızlık zarının bozulmuş olabileceği şeklinde anlatımda bulunduğunu anladığını, mağdurun; sanığın evlenmek için bir kız aradığını, evlenmesi durumunda kendi öz çocuğuna da böyle bir eylemde bulunabileceği kaygısı taşıdığını söylediğini, sonrasında tanık ...'a durumu bildirdiğini, Tanık ... .... mahkemede; sanık ... mağdurun anlaşamadıklarını, mağdurun iddialarına ilişkin bilgisi olmadığını, böyle bir şeyin olabileceğini de düşünmediğini, mağdurla birinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar aynı okulda okuduğunu, okula birlikte gidip geldiklerini, böyle bir şeyin olmasının mümkün olmadığını, ilk evlerinde mağdur ile tanık ...'nın aynı ranzada, sanık ile kendisinin ise ayrı ranzada yattıklarını, kış aylarında yer yatağında sanık ... kendisinin birlikte, mağdur ... tanık ...'nın ise ayrı yatakta yattıklarını, ikinci evde ise kanepelerde ayrı odalarda yattıklarını, mağdurla arasının çok iyi olduğunu, mağdurun üniversiteye hazırlandığını, mağdura ailesinin baskı yapmadığını, Beyan etmişlerdir. Sanık kollukta; ilk evlerinde tanık ... ile kendisinin koltukta, mağdur ile tanık ...'nın ise ayrı ayrı yer yatağında yattıklarını, eve ranza alınınca tanık ... ile kendisinin başka odaya geçtiklerini, ikinci evlerinde de tanık ...'le aynı odada kaldıklarını, mağdurun ise farklı odada kaldığını, tanık ...'nın evlendiği için evden ayrıldığını, üçüncü evlerinde iki yıldır kaldığını, 6-7 aylığına Gaziantep'e ve iki aylığına da Romanya'ya gittiğini, son evde de mağdurla ayrı odalarda kaldıklarını, mağdurla ilişkilerinin iyi olmadığını, mağdurun kendisini sevmediğini, dükkânda telefonla oynayıp işlere yardım etmediği için mağdurla hep kavga ettiklerini, bu nedenle mağdurun tanık ...'nın ikametinde de kaldığını, mağdurun son zamanlarda anne ve babasına da agresif tavırlar sergilediğini, her şeye kızdığını, kendisine iftira atıldığını, suçlamaları kabul etmediğini, savcılıkta; ilk evlerinde dört kardeş aynı odada kaldıklarını, kendisinin koltukta, diğer kardeşlerinin ise yerde yattığını, kimi zaman anne ve babasının da kendileriyle yattığını, mağdur 5-6 yaşlarındayken eve ranza alınınca başka bir odaya dört kardeş birlikte geçtiklerini, erkek kardeşler ve kız kardeşler olarak ayrı ranzalarda ayrı ayrı yattıklarını, sonrasında mağdur ile tanık ...'nın ayrı odaya geçtiklerini, mağdurla birlikte aynı yatakta yatmadıklarını, ikinci ve üçüncü evlerinde ise ayrı ayrı odalarda kaldıklarını, dükkânda telefonla uğraşıp yardım etmeyen mağdurla arasının iyi olmadığını, mağdurun erkenden okula gittiğini, sonrasında anne ve babasının evden çıktıklarını, daha sonra ise kendisinin dükkâna gittiğini, mağdurla evde yalnız kalmadığını, mağduru daha önce ara sıra dövdüğünü, son olarak bir hafta önce suratına bir tane vurduğunu, sinirli biri olduğunu, kavga sırasında mağdurla temasları olsa da cinsel amaçlı mağdura dokunmadığını, mağdurun anne ve babasının odasında kalmadığını, eve gelince odasından hiç çıkmadığını, dükkâna 10.30'da gidip 21.30'da dükkânı kapattıklarını, mağdurun okuldan çıktıktan sonra dükkâna gelip kapatana kadar beklediğini, sorguda ve mahkemede; mağdurun kendisinden nefret ettiğini, anlaşamadıkları için kendisine iftira attığını, aralarında çok ağır bir şey geçmediğini, ilk evlerinde dört kardeş aynı odada kaldıklarını, tanık ... ile aynı ranzada yattıklarını, ikinci ve üçüncü evde de kendisinin ayrı odada kaldığını, porno sitelere girdiğini, bu sitelere girerken yanlışlıkla ensest ibareli sitelerin üzerine de tıklamış olabileceğini, cep telefonunu iki aydır kullandığını, bilgisayarın ise tanık ...'e ait olduğunu, bölge adliye mahkemesinde; mağduru yaşantısı konusunda biraz zorladığı için kendisine iftira atıldığını düşündüğünü savunmuştur. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (M. Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (M. Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Prof. Dr. Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK., 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK., 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Mağdurun aynı evde yaşadığı ağabeyi sanık tarafından, dört beş yaşlarından altı yedi yaşlarına kadar göğüsleri ve cinsel organı başta olmak üzere vücudunun birden fazla bölgesine dokunulmak; altı yedi yaşlarından on üç on dört yaşlarına kadar ise cebir ve tehdit ile vücuduna organ sokulmak suretiyle birden fazla defa çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna maruz kaldığı Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen olayda; Mağdurun, 2004-2005 yıllarından 2014 yılına kadar gerçekleştiğini iddia ettiği eylemleri, sonuncusundan itibaren dört yıla yakın bir süre geçtikten sonra öğretmenlerine anlatması üzerine olayın 14.03.2018 tarihinde adli makamlara intikal etmesi, yaklaşık on yıl devam eden eylemler hakkında bu süre boyunca mağdurun ailesine veya arkadaşlarına herhangi bir şey anlatmaması, mağdurun ablası olan tanık ...'ya yaşadıklarını anlatmaya çalıştığı hâlde babasının yanlarına gelmesi üzerine bir şey söyleyemediğine ilişkin beyanının tanık ... tarafından doğrulanmaması, mağdurun sanığın cinsel istismarına maruz kaldığının aynı odada birlikte kaldıkları tanıklar ... ve ... tarafından görülmemesinin genel hayat tecrübeleriyle bağdaşmaması, mağdur ... sanığın anne, baba ve kardeşleri olan tanıklar tarafından mağdurun sanıkla birlikte aynı yatakta yattıklarına yönelik beyanının gerçeği yansıtmadığının ifade edilmesi, yine söz edilen tanıkların mağdurun iddiaları konusunda bilgi sahibi olmadıklarını ve şüphelendikleri bir durum olmadığını beyan etmeleri, sanığın mağdura tokat atmasının ardından tanıklar ...ve ...'in beyanıyla sabit olan mağdurun "Öyle bir bomba patlatacağım ki siz göreceksiniz!" şeklindeki sözünden sonra iddiaların ortaya atılması, arkadaşı olan tanık...'nın, mağdurun kendini ön plana çıkarmayı seven bir yapıda olduğunu, üç yıldır rehber öğretmenliğini yapan tanık ...'un ise agresif tavırlı ve sinirli bir öğrenci olan mağdurun duruma uygun olmayan tepkiler verdiğini, zaman zaman duygu durumundan dolayı bayıldığını belirtmeleri, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunca; hymeni anüler, duvarları orta yükseklikte, esnek yapıda, fevhası üç cm, ereksiyon hâlindeki penis ve benzer cesametteki cismin yırtılmaksızın duhulüne müsait olduğu tespit edilen ve hymeninde eski ya da yeni travmatik bulgu saptanmayan mağdurun, altı-yedi yaşından on üç on dört yaşına kadar sanık tarafından nitelikli cinsel istismara maruz kaldığı ve ilişki sırasında âdet döneminde olmamasına rağmen cinsel organının kanadığı yönündeki beyanlarının anılan rapor içeriğiyle çelişmesi, arkadaşı olan tanık ...'in, mağdurun yaşadıklarını anlatmama gerekçesini annesinin kanser hastası olması ve babasının beyninde tümör bulunması olarak açıkladığı hâlde dosyaya söz konusu hastalıklara dair herhangi bir bilginin yansımaması, öte yandan sanık müdafii tarafından mağdura ait olduğu belirtilerek sunulan günlükteki 17.02.2015 tarihli yazıda da mağdurun aslında kanser hastası olmadığı hâlde kendisini böyle zannettiğinin anlaşılması, mağdurda travma sonrası stres bozukluğu tespit edilmesinin ve sanığın ensest içerikli pornografik sitelere internet üzerinden giriş yapmasının, isnat edilen suçun sanık tarafından işlendiği yönünde tek başına kanaate ulaşılmasını sağlayacak nitelik taşımaması, bu hususların dosya kapsamındaki tüm delillerle birlikte ele alınmasının zorunlu olması ve sanığın tüm aşamalarda isnat edilen suçu inkâr etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin Özel Daire kararındaki gerekçenin isabetli olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Maddi vâkıânın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini; doğrudan muhatap olduğu takdirî deliller ve dosya kapsamına uygun, ilgili özgün ve yeterli gerekçelere dayandıran derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığından sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim." düşüncesiyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan dokuz Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2024 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 09.10.2024 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.