10. Hukuk Dairesi 2023/8652 E. , 2023/10146 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/187 E., 2023/826 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/445 E., 2022/278 K. Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerin…
**10. Hukuk Dairesi 2023/8652 E. , 2023/10146 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/187 E., 2023/826 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/445 E., 2022/278 K. Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 30.05.2005 tarihinde oda kaydının bulunduğunu ve bu kaydın halen devam ettiğini ve 26.09.2002 tarihinde çiftçi kayıt sistemine üye olduğunu, müvekkilinin kendi namına ve hesabına yürüttüğü çalışmaları nedeniyle Bağ-Kur kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili, müvekkili Kurum kayıtlarında, davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında 01.10.2008 ve sonrası kayıtlarda ziraat odalarının bildirim zorunluluğu bulunduğundan, sigortalının 2005 kayıtlı ziraat odası kayıt belgelerini 12.09.2017 tarihinde teslim ettiği tespit edildiğinden 12.09.2017 tarihinin tescilinin yapıldığını ve halen devam ettiğini, dava açılmasına Kurumun sebebiyet vermediğini, davacı tarafça Kuruma herhangi bir müracaatının bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece, "Davacının dosya içine celbedilen kayıtlarının incelenmesinden yetiştirdiği ürünleri ... ne ilk defa 2010 yılında verdiği, 27.08.2010'da yapılan kesintinin 9/2010 da Kurum kayıtlarına geçtiği ... yazısından bellidir. Davacı vekilinin istinaf kaldırma kararı sonrasında alınan beyanlarından başkaca tevkifat bulunmadığı anlaşılmıştur. Bu durumda davacının 2005'de başlayan ziraat odası kaydı da devam ettiğinden kesintinin yapıldığı tarihi takip eden aybaşı 01.09.2010 itibariyle 4/b Tarım Sigortalı tescilinin yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu tarihten önce davacı adına yapılan herhangi bir kesintiye ulaşılmadığından konuya ilişkin yerleşmiş Yargıtay İçtihatları’nda da sigortalılığı fiilen başlatacak tevkifat ya da prim ödemesi bulunmaması halinde resen sigortalılığın tesis edilemeyeceği hüküm altına alındığından davacının daha önceki dönemde ziraat odası, tapu kayıtları ve tanık anlatımları bağlamında tarım sigorta kapsamına alınması mümkün görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle; davacının 27.08.2010'da teslim ettiği ürün bedelinden yapılan tevkifatı takip eden aybaşı olan 01.09.2010 ile 31.12.2010 tarihleri arasında 4/I-b Tarım Sigortalısı olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, "Davanın kısmen kabulü ile 1-Davacının, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 27.08.2010'da teslim ettiği ürün bedelinden yapılan tevkifatı takip eden aybaşı olan 01.09.2010 ile 31.12.2010 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun gereği Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, bakiye istemin reddine," karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve hüküm kısmının birbiriyle uyuşmadığını, davacının açıklanan istemi gibi davanın kabulüne karar erilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı Kurum vekili, 12.09.2017 tarihinde giriş bildirgesi intikal ettiğinden tescil tarihinin bu tarih olduğunu, Sigorta İşlemleri Yönetmeliği uyarınca 01.10.2008 tarihinden itibaren ürün bedelinden kesinti yapıldıktan sonra ilgili belgeyi göstermek suretiyle kesintiye istinaden Kuruma yazılı talepte bulunmaları halinde talep tarihini takip eden aybaşı itibariyle sigortalılıklarının yapılmasına olanak bulunmadığını, sigortalılık süresine yönelik talepte çelişkiler ve tutarsızlıklar bulunduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Sonuç itibarıyla 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde yer alan ve incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede ve özellikle; davacı adına 27.08.2010, 08.08.2018, 30.09.2019 tarihlerinde Türkiye Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü Afyonkarahisar Şube Müdürlüğü'ne ürün teslimlerinde prim kesintisi yapılmış olması, tevkifat tarihini takip eden aybaşından yılın sonuna kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul kararı verildiği dikkate alındığında; istinaf kanun yoluna başvuran davalı Kurum vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur. " gerekçesiyle başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve hüküm kısmının birbiriyle uyuşmadığını, davacının 01.09.2010-12.09.2017 tarihleri arasında geçen sigortalılığının tespitinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı Kurum vekili; davacının süresinde Kuruma başvurusu olmadığından tevkifatın işleme alınmadığını, eksik incelme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanun'un 2/1 ve 3/b maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ..., ...'nın oyları ve oy çokluğuyla 24.10.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğu ile aradaki uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun döneminde tarımsal ürün satanların, sattıkları ürün bedeli üzerinden kesilen tevkifatlar nedeniyle 4/1-b kapsamında tarım sigortalısı sayılıp sayılamayacakları noktasındadır. Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların sigortalılıkları 17.10.1983 tarihli 2926 sayılı Kanun ile sağlanmakta iken bu Kanun 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış, tarım sigortalıları ise aynı Kanunun 4/1-b4 bendi kapsamına alınmışlardır. Mevzuatımızda sigortalılığın başlaması, davamı ve sonlanması ayrı ayrı düzenlenmiştir. Sigortalılığın başlaması için öncelikle sigortalılık iradesi, başvurusu gerekmekle birlikte bazen de zorunlu sigortalılıkta Kuruma resen tescil görevi de yüklenmiştir. Kendi adına ve hesabına tarım sigortalılığı zorunlu sigortalılık olup bu konudaki yasal düzenlemelere göz atmak gerekmektedir. 2926 sayılı Kanunda üç türlü tescil şartı düzenlenmiştir. 1. Sigortalıların kayıt ve tescil yaptırması (m. 7), 2.Köy ve mahalle muhtarlarının bildirimi (m. 8), 3. Kurumun resen tescili (m. 9). Yukarıda sayılan tescil usulleri dışında Kurumun prim alacaklarını tahsil amacıyla, Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat kesilmesi halinde, prim ödemesi olarak kabul edilip Kurumun resen kayıt ve tescil yükümlülüğü kapsamında yargı kararları ile tescil sağlanmıştır. 2926 sayılı Kanunun “Primlerin ödenmesi” başlıklı 36’ncı maddesinin birinci fıkrasında, sigortalının, 31’inci maddede belirtilen prim borcunu, ait olduğu yıl içinde Bakanlar Kurulunca belirlenen dönemlerde ödemek zorunda olduğu, Kurumun prim alacaklarının, Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebileceği belirtilmiş, anılan madde, 02.08.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 56’ncı maddesi ile ilga edilmiş olmasına karşın, bu Kanunun 27’nci maddesi ile söz konusu hüküm, 1479 sayılı Kanunun 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle yeniden ve aynı şekilde düzenlenmiştir. Benzer hüküm, 5510 sayılı Kanun 88. maddede, “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olanların prim borçlarını, sattıkları tarımsal ürün bedellerinden borç tutarını geçmemek şartıyla % 1 ilâ % 5 oranları arasında olmak üzere kesinti yapılmak suretiyle tahsil etmeye Kurum yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir. Kanuni düzenleme esas alınarak 03.04.1993 gün ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile, “2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin ekli Karar'ın yürürlüğe konulması; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 19/03/1993 tarihli ve 209 sayılı yazısı üzerine, adı geçen Kanunun 36 ncı maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 03/04/1993 tarihinde kararlaştırılmıştır.” Uygulama 01.04.1994 tarihinde başlamıştır. Kanuni düzenleme ve Bakanlar Kurulu kararı ile amaçlanan, mevcut sigortalıların ödemeleri aksayan prim borçlarının ödenmesine çözüm getirmektir. Ancak sigortalılığın zorunlu oluşu, Kurumun resen zorunlu sigortalılığı tescil görevi bulunması nedeniyle yargı kararları ile sattıkları ürünlerden tevkifat kesilenler de sigortalı olarak tescil edilmişlerdir. Kurumun ve kişilerin kendilerini uzun yıllar sigortalı saymadığı halde kuruşlarla ifade edilen bu kesintiler nedeniyle geçmişe yönelik yargı kararı ile sigortalılık kazandırılması beraberinde birçok sorunu meydana çıkarmıştır. Sigortalı olarak tescil edilen ve günü gününe primlerini ödemeye çalışan esnaf Bağ-Kur sigortalıları ile tarım Bağ-Kur sigortalıları arasında bir eşitsizlik de meydana getirilmiştir. Zira tarım Bağ-Kur sigortalıları yıllar önce sattığı ürün nedeniyle bir anda yaşlılık aylığına hak kazanacak sigortalılığı elde etmişlerdir. Kanun koyucu 5510 sayılı Kanunda tarım sigortalılarının tescil şartlarını yeniden düzenlemiştir. 7/1-b maddesinde iki türlü tescil ve sigortalılık başlangıcı öngörülmüştür. 1.Kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca, 2.Sigortalıların kendilerince bildirilmesi halinde. 5510 sayılı Kanunda yapılan önemli değişiklik, Kurumun resen tescil görevinin kaldırılmasıdır. Muhtarların bildirimi yerine ise kanunla kurulu meslek kuruluşlarının bildirimi getirilmiştir. 5510 sayılı Kanun döneminde de sigortalıların sattığı tarımsal ürünlerden kesinti yapılmasına devam edileceğine dair 88. maddede düzenleme yapılmış, uygulamanın nasıl yapılacağının ise Kurumca çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmıştır. 88. madde ve Kurumca çıkarılan 2.7.2013 tarih, 2013-27 sayılı tarımsal kesinti uygulaması genelgesine göre satılan tarımsal ürünlerden kesinti şartları şöyle belirlenmiştir. 1. 5510 sayılı Kanun, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olmak, 2. Sigortalının mevcut sigortalılığından dolayı prim borcunun bulunması, 3.SGK tarafından borcu bulunduğu belirlenen sigortalının, sattığı ürün bedellerinden borç miktarını geçmemek kaydıyla %5 kesinti yapılmasını ürünü satın alan kişi ve kurumlardan istenmesi, gerekmektedir. 5510 sayılı Kanun 88. maddedeki düzenlemenin amacı, usulüne uygun olarak tescil edilen sigortalıların eğer varsa prim borçlarının sattıkları ürünlerden kesinti yapılarak ödenmesidir. Yoksa geriye doğru kayıt ve tescil sağlamaya ya da geçmişe yönelik hizmet kazanma imkânı veren bir uygulama değildir. Kanunda tescil şekli açıkça düzenlendiğinden artık tevkifat kesintisi nedeniyle tescil imkânı kalmamıştır. Kurumca kesintiyi yapacak gerçek ve tüzel kişilere, sigortalıların durumlarını kontrol ettikten sonra kesinti yapma, Kuruma yatırma yükümlülüğü getirilmiştir (E-Kesinti programı ile). Kurum uygulamasına göre kesinti yapmakla sorumlu olanlar, 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamına girmeyenlerin, bu kapsama girmekle beraber sigorta prim borcu olmayan veya bu borçlarını taksitlendirenlerin, kesinti muafiyet belgesi almış olanların sattıkları ürünlerden kesinti yapılmayacaktır. Eğer kesinti yapılmış ise Kurumca yersiz alınan miktarlar iade edilecektir. 5510 sayılı Kanunda tarım sigortalılığın tescili şekli şartlara bağlanmış, Kuruma resen tescil görevi verilmemiştir. Tarımla uğraşanların sattıkları ürünlerden Kuruma kesinti yapılabilmesi için öncelikli şart, Kanunun 4/1-b4 maddesi kapsamında tescilli olması zorunludur. Sigortalılığı tescil edilmeyenlerden kesinti yapılamayacağı gibi yersiz yapılanların da iadesi gerekmektedir. Tescil olmadan yersiz olarak kesinti yapılanların ödemelerini sigortalılık iradesi olarak yorumlamak veya Kuruma resen tescil görevi yüklemek mümkün değildir. 5510 sayılı Kanunun yeni düzenlemesi karşısında, Kanunun emredici hükmü doğrultusunda sigortalılık iradesi ortaya kopup tescil yaptırmayanlara geriye doğru kayıt ve tescil olma imkânı tanınmamıştır. Kişilerin Kuruma başvuru ile sigortalılık statüsü kazanmayıp yükümlülüklerini yerine getirmeden yıllar sonra geçmişte sattığı bir ürün bedelinden yapılan kesinti nedeniyle geçmişe yönelik sigortalılık kazanmak hukuk sistemi içerisinde mümkün olmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.