1. Hukuk Dairesi 2012/350 E. , 2012/4222 K. "" MAHKEMESİ : ÖDEMİŞ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/09/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanın maliki olduğu 56 parseldeki 18 nolu bağımsız bölümü davalı eşine satış suretiyle temlik ettiğini, ondanda diğer davalıya danışıklı olarak devredildiğini, yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescile ya da tazminata karar verilmesini ist…
**1. Hukuk Dairesi 2012/350 E. , 2012/4222 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ÖDEMİŞ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/09/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanın maliki olduğu 56 parseldeki 18 nolu bağımsız bölümü davalı eşine satış suretiyle temlik ettiğini, ondanda diğer davalıya danışıklı olarak devredildiğini, yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescile ya da tazminata karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, iddiaların yerinde olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, miras bırakanın yaptığı temlikin muvazaalı olduğu ve son kayıt maliki davalının TMK nun 1023. maddesi uyarınca iyiniyetli bulunduğu gerekçesi ile tapu iptal ve tescil isteğinin reddine, tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil ya da tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece, tazminat isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, miras bırakan N.K.5.4.2000 tarihli resmi senetle maliki olduğu mesken nitelikli 18 nolu bağımsız bölümün intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini davalı H. satış suretiyle temlik ettiği, ondanda 13.3.2008 tarihinde diğer davalı N. devredildiği, miras bırakanın 7.9.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak ikinci eşi davalı H. ile ilk eşinden olma davacılar ile dava dışı iki çocuğunun kaldığı, diğer davalı N.nin ise davalı H.nin yakını olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanın yapmış olduğu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı bedelsiz ve muvazaalı olduğunu, davalılarında danışıklı hareket ettiklerini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.