Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/455 E. , 2024/5051 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/455 Karar No : 2024/5051 DAVACI : ...Odaları Birliği Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU :18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "Yetmiş beş yaşını dolduran veya" ibaresinin, 4. maddesi …
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/455 E. , 2024/5051 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/455 Karar No : 2024/5051 DAVACI : ...Odaları Birliği Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU :18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "Yetmiş beş yaşını dolduran veya" ibaresinin, 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmeliğin 7. maddesinin 4 ve 9. fıkralarının, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesi ile Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu düzenlemelerin, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen iddialarla iptali gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI: Davanın, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen açıklamalarla reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava,18/11/2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesinde yer alan "Yetmiş beş yaşını dolduran veya" ibaresinin, 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik'in 7. maddesinin 4 ve 9. fıkralarının, dava konusu Yönetmelik'in 4. maddesi ile Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin 7. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmının iptal istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule ilişkin iddalarına itibar edilmemiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesinin 5. fıkrasında; "Fenni mesuller, uzmanlık alanlarına göre yapım işlerinin denetimine ilişkin ayrıntılı bütün belgeler ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye vermek ve yapı kullanma izin belgesini imzalamak mecburiyetindedir. Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir.", 8.fıkrasında "Yapı müteahhidi ve şantiye şefi; yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüd ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek, neden olduğu mevzuata aykırılığı gidermek mecburiyetindedir." Aynı Kanun'un 38. maddesinin 2. fıkrasında, "Yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesuliyetleri, uzmanlık konularına göre mühendisler, mimarlar ile görev, yetki ve sorumlulukları yönetmelikle düzenlenecek olan fen adamları deruhte eder." hükümlerine yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanun'un 44.maddesinin 1.fıkrasının (e) bendinde, "Her türlü inşaat ve tesisat dahil yapım işlerine dair yapı müteahhitlerinin yetki belgelendirilmesi işlemlerine; yapı müteahhitlerinin iş gruplarına, ihtisaslaşmalarına ve yüklenilecek işin büyüklüğüne göre sınıflandırılmasına ve bunların sahip olmaları gereken asgari eğitim, iş tecrübesi, teknik donanımı ve kapasitesi, mali durumu, idari yapısı ve personel şartları ile niteliklerine; yapı müteahhitlerinin faaliyetlerinin denetlenmesine, kayıtlarının tutulmasına ve değerlendirilmesine; mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecburi ve yapı müteahhidi olmaksızın da yapılması mümkün olan yapılara; şantiye şeflerine, yapım ve denetim işlerinde istihdam edilecek fen adamlarına ve yetki belgeli ustalara ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin görüşleri alınarak, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır. 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "Yetmiş beş yaşını dolduran veya" ibaresi yönünden; Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasında, "Aşağıdaki kişiler şantiye şefliği görevini üstlenemez: a) Mahkeme veya üyesi olduğu meslek odası tarafından süreli veya süresiz olarak mesleki faaliyette bulunmaktan yasaklananlar yasaklılık süresince. b) Tam zamanlı olarak başka bir işte çalışanlar." düzenlemesine 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile "c) Yetmiş beş yaşını dolduran veya şantiyede fiilen devamlı görev yapmaya engel bir durumu olanlar.” alt bendi eklenmiştir. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunu'nun 2. maddesinde, "Yetmiş beş yaşını dolduran denetçi mimar ve mühendisler ile yardımcı kontrol elemanları, yapı denetim kuruluşu adına, şantiye mahallinde yapının denetimi görevini yürütemezler." hükmüne yer verilmiştir. Yapı denetçiliği ve şantiye şefliğine dair görevler farklı yasalarda düzenlenmiş ise de, her ikisinin görevlerinin aynı yapıya ilişkin olduğu, şantiye şefinin görevinin yapının, ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmasını sağlamak iken denetçinin görevinin ise yapının ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmasını denetlemek olduğu, aynı fiziksel ve mental yeterlikler gerektiren hizmetlerin benzer yaş sınırlarına tabi olmasını gerektirdiğinden, aynı şantiyede görev yapan denetçiler için uygulanan yaş sınırının şantiye şefleri için de uygulanmasında mevzuata ve hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrası yönünden; Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrasında, "Mimar veya mühendis unvanlı şantiye şeflerinin aynı anda üstleneceği farklı yapım işlerinin tamamının yapı inşaat alanı toplamı 30.000 metrekareyi geçemez. Ancak yapım işinin tek ruhsata bağlı veya toplu yapı niteliğinde olması halinde yapı inşaat alanı sınırı uygulanmaz. Şantiye şefi tarafından böyle bir yapım işinde görev üstlenilmesi durumunda aynı anda başka bir yapım işinin şantiye şefliği üstlenilemez." düzenlemesi yer almakta iken 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile " Mimar veya mühendis unvanlı şantiye şefleri aynı anda herhangi birisinin yapı inşaat alanı; a) 1.500 m²’yi geçmeyen dört işi, b) 4.500 m²’yi geçmeyen üç işi, c) 7.500 m²’yi geçmeyen iki işi, üstlenebilir. Yapı inşaat alanı 7.500 m²’yi geçen veya kamu kurum ve kuruluşlarınca yaptırılan kamu yatırımı niteliğindeki yapıların şantiye şefleri aynı anda başka bir işin şantiye şefliğini üstlenemez. Aynı ada içerisinde aynı yapı sahibine ait olup aynı müteahhit tarafından üstlenilen yapım/yıkım işleri tek iş olarak değerlendirilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasına göre de, şantiye şefi; yapım işinin konusu, niteliği, büyüklüğü ile özel ihtisas gerektirip gerektirmediği ve ilgili imalatların oranı dikkate alınarak belirlenecektir. Yönetmeliğin şantiye şeflerinin çalışma usulü başlıklı 7. maddesinde şantiye şefinin, görev yaptığı ilin sınırları dışında başka bir ilde görev üstlenemeyeceği, şantiye şefinin aynı anda en fazla beş ayrı yapım işinin şantiye şefliğini üstlenebileceği ve mimar veya mühendis unvanlı şantiye şeflerinin aynı anda üstleneceği belirtilerek farklı yapım işlerinin tamamının yapı inşaat alanı toplamı 30.000 metrekareyi geçemez şeklinde üst sınır konulmuştur. Bu sınır içerisinde ve aynı ilde olmak koşuluyla en fazla beş ayrı yapının şantiye şefliğini üstlenebilme hakkının tanınması, Yönetmelik çerçevesinde şantiye şefi olarak farklı sınıf ve kapsamda bulunan yapılara yönelik olarak eşit düzeyde şantiye şefliği görevi üstlenilebilmesine yönelik bir düzenleme niteliği taşıması, adil bir denge kurmayı amaçlaması nedeniyle hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı yönünden; Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. fıkrasında "Spor tesisleri, sinema, tiyatro, konser salonu, kongre merkezi, müze, eğitim kurumu, yurt, sağlık tesisi, haberleşme ve ulaşım tesisleri, itfaiye, karakol, kışla, cezaevi, enerji üretim ve dağıtım tesisleri, kuleler, hangar yapıları ile Bakanlıkça belirlenen mimarlık hizmetlerine esas yapı sınıflarından dokuzuncu fıkrada sayılanların dışındaki yapılarda ve kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan veya yaptırılan yapılarda, 6 ncı maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sayılan unvanlarda şantiye şefi bulundurulması zorunludur." düzenlemesi yer almakta iken 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile bu düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesi 5940 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değişikliğe uğramıştır. Müelliflik, Fenni Mesuliyet, Şantiye Şefliği, Yapı Müteahhitliği ve kayıtlar başlıklı değişik 28. maddesinde şantiye şefi kavramına 2., 5. 7. ve 10. fıkralarında yer verilmekle birlikte tanımı yapılmamaktadır. Ancak anılan maddenin 5. fıkrasında: "...Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir." kuralına; 3194 sayılı Yasanın 44. maddesinin 1/e fıkrasında ise: "mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi" nitelemesine yer verilmiştir. Yukarıda içeriği aktarılan düzenlemelerde, şantiye şefinin ancak mimar ve mühendis olacağının kuralına yer verilmesi karşısında,Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmeliğin 7. maddesinin 9. fıkrasının yönünden; 3194 sayılı İmar Kanununun 28. maddesi 5940 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değiştirilmiş, Müelliflik, Fenni Mesuliyet, Şantiye Şefliği, Yapı Müteahhitliği ve kayıtlar başlıklı değişik 28. maddesinde şantiye şefi kavramına 2., 5. 7. ve 10. fıkralarında yer verilmekle birlikte tanımı yapılmamıştır.Anılan maddenin 5. fıkrasında: "...Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir." kuralına; 3194 sayılı Yasanın 44. maddesinin 1/e fıkrasında ise: "mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi" nitelemesine yer verilmiştir. Anılan düzenlemelerde, şantiye şefinin ancak mimar ve mühendis olacağının kuralına yer verilmesi karşısında, dava konusu edilen Yönetmelik hükmü ile mimar ve mühendisler yanında teknik öğretmen ve tekniker olan teknik personelin de şantiye şefi olarak sayılmasında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmeliğin 7. maddesinin 9. fıkrasının İPTALİNE, 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "Yetmiş beş yaşını dolduran veya" ibaresi, 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrası, 4. maddesi ile Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: MADDİ OLAY: Davacı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Başkanlığı tarafından, 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "Yetmiş beş yaşını dolduran veya" ibaresinin, 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmeliğin 7. maddesinin 4 ve 9. fıkralarının, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesi ile Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesinin 5. fıkrasında; "Fenni mesuller, uzmanlık alanlarına göre yapım işlerinin denetimine ilişkin ayrıntılı bütün belgeler ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye vermek ve yapı kullanma izin belgesini imzalamak mecburiyetindedir. Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir.", 8.fıkrasında "Yapı müteahhidi ve şantiye şefi; yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüd ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek, neden olduğu mevzuata aykırılığı gidermek mecburiyetindedir." hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun'un 38. maddesinin 2. fıkrasında, "Yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesuliyetleri, uzmanlık konularına göre mühendisler, mimarlar ile görev, yetki ve sorumlulukları yönetmelikle düzenlenecek olan fen adamları deruhte eder." hükmüne yer verilmiştir. İmar Kanunu'nun 28. maddesinin gerekçesinden, kanun koyucunun beşinci fıkra ile, yapının denetim sorumluluğunu üstlenen fenni mesullere, yapının tamamlanmasını tespit bakımından, ayrıntılı tüm belge, mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye verme ve yapı kullanma izin belgesini imzalama zorunluluğu getirdiği, yapılan bu düzenlemeyle, TS 10970 Yapı Kullanma İzin Belgesi Standardı ile uyum sağlandığı, ayrıca etüt ve proje müellifleri, fenni mesuller, yapı müteahhidi ve şantiye şefi mimar ve mühendislerin görev aldığı yapılara ilişkin bilgilerin, bu kişilerin üyesi olduğu meslek odasına gönderilecek bilgilerin güncel şeklide otokontrolünün hedeflendiği, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izninin Ulusal Adres Veri Tabanına dayalı olarak elektronik ortamda düzenlemesi aşamasında meslek odaları, Bakanlık ve Ulusal Adres Veri Tabanı arasında link oluşturulması ve sonucunda sürecin kısaltılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. 3194 sayılı Kanun'un 44.maddesinin 1.fıkrasının (e) bendinde, "Her türlü inşaat ve tesisat dahil yapım işlerine dair yapı müteahhitlerinin yetki belgelendirilmesi işlemlerine; yapı müteahhitlerinin iş gruplarına, ihtisaslaşmalarına ve yüklenilecek işin büyüklüğüne göre sınıflandırılmasına ve bunların sahip olmaları gereken asgari eğitim, iş tecrübesi, teknik donanımı ve kapasitesi, mali durumu, idari yapısı ve personel şartları ile niteliklerine; yapı müteahhitlerinin faaliyetlerinin denetlenmesine, kayıtlarının tutulmasına ve değerlendirilmesine; mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecburi ve yapı müteahhidi olmaksızın da yapılması mümkün olan yapılara; şantiye şeflerine, yapım ve denetim işlerinde istihdam edilecek fen adamlarına ve yetki belgeli ustalara ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin görüşleri alınarak, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1- 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "Yetmiş beş yaşını dolduran veya" ibaresi yönünden; Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasında, "Aşağıdaki kişiler şantiye şefliği görevini üstlenemez: a) Mahkeme veya üyesi olduğu meslek odası tarafından süreli veya süresiz olarak mesleki faaliyette bulunmaktan yasaklananlar yasaklılık süresince. b) Tam zamanlı olarak başka bir işte çalışanlar." düzenlemesine 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile "c) Yetmiş beş yaşını dolduran veya şantiyede fiilen devamlı görev yapmaya engel bir durumu olanlar.” alt bendi eklenmiştir. Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi ile 2/3/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte (Yönetmelik) değişiklik yapılarak; şantiye şefi olamayacakların belirlendiği 6. maddesinin birinci fıkrasına eklenen bent ile yetmiş beş yaşını dolduranların şantiye şefliği görevini üstlenemeyeceğinin düzenlendiği, yapılan bu düzenleme ile hiçbir bilimsel ve teknik kriter olmaksızın; meslek mensuplarının hak ve yetkilerinin kısıtlandığı, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınan hakların ihlal edildiği, şantiye şefliğinin niteliği gereği bu görevi üstlenen meslek mensuplarının mental yeterlilikleri taşıyıp taşımadıkları, bu hususun ise ancak sağlık kurulu raporları ile tespit edilebileceği, düzenlemenin devamında yer alan "şantiyede fiilen devamlı görev yapmaya engel bir durumu olanlar" ibaresi bu hususun tespitinin sağlık kurulu raporu ile yapılması gerekliliğine ilişkin eksiklik içermekle birlikte mental yeterliliği de karşıladığı, bunun dışında insan fizyolojisinin herkes açısından farklı geliştiği gerçeği de göz ardı edilerek; hiçbir bilimsel ve teknik gerekseye dayanmaksızın belirlenen yaş koşulunun ise herhangi bir dayanağı bulunmadığı, yaş sınırının fiziksel ve mental yeterliliğin ortaya konması bakımından herhangi bir karşılığı bulunmadığı, keyfi biçimde meslek mensuplarının çalışma yaşamının dışına itildiği, Anayasanın çalışma hürriyetini düzenleyen 48. maddesinde "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir." düzenlemesinin bulunduğu, çalışma hakkının, Anayasada temel hak ve özgürlükler arasında düzenlendiği, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere pek çok uluslararası metinde de güvence altına alındığı, Anayasanın 90. maddesi uyarınca da usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınması gerektiği, AİHM tarafından çalışma hakkına ilişkin kararlarda esas alınan ve ülkemizin de taraf olduğu Avrupa Sosyal Şartın'da çalışma hakkı ve özgürlüğünün düzenlendiği ve güvence altına alındığı, Avrupa Sosyal Şartının denetleme organı olan Avrupa Sosyal Haklar Komitesinin, Avrupa Sosyal Şartının çalışma özgürlüğüne ilişkin hükmünü çalışanın özgürce edinilen işle yaşamını sağlamasının önüne çıkabilecek her türlü engelin kaldırılması şeklinde yorumladığı, dava konusu düzenlemenin kişilerin keyfi biçimde çalışma yaşamından dışlanmasına neden olduğu, istedikleri işte çalışma hakkına erişimlerini keyfi biçimde sınırlandırdığı, dava konusu düzenlemenin Anayasanın 48 ve 49. maddeleri ile AİHS başta olmak üzere yukarıda belirtilen uluslararası mevzuata aykırılık taşıdığından iptali gerektiği; yıllarca aldıkları eğitim neticesinde mühendislik ve mimarlık unvanını almaya hak kazanmış meslek mensuplarının yalnızca yaşları dolayısıyla şantiye şefliği görevini üstlenemeyeceklerine ilişkin düzenlemenin bu kişilerin ekonomik anlamda zarara uğramasına, aldıkları eğitime dayalı mesleki faaliyetlerde bulunamamasına; sosyal ve ekonomik hayata katılımların engellenmesine, bu kapsamda da hem maddi hem de manevi varlıklarının korunmasına engel olan hükümler içermekte olduğu, dava konusu düzenlemenin Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine de aykırı olduğu, oysa dava konusu düzenlemenin yaşı dolayısıyla bir kısım meslek mensupları bakımından ayrımcılığa neden olmakta olup düzenlemenin adil ve makul nitelikte olmadığı ileri sürülmüştür. Davalı idare tarafından, 3194 sayılı İmar Kanununun 28. maddesi ile 44. maddesindeki düzenlemeler gereğince hizmet görülebilmesi için; gerek yapı denetçilerinin, gerekse şantiye şefinin, görev aldığı yapıyla teknik mevzuat, imalat usulleri ve kullanılan malzeme hakkında bilgi sahibi olması gerektiği, bu teknik mevzuatın dayandığı bilimsel geri plan bakımından temel lisans eğitimini almış olması ve sürekli değişime uğrayan teknik mevzuatı takip edebilmesinin zorunlu olduğu, şantiye şefinin imalatın; plan, proje, resim ve hesaplarına, fen ve sanat kurallarına, genel şantiye organizasyonu işlerine dair teknik mevzuata uygun olarak yürütebilmesi ve denetleyebilmesi, yapıya ilişkin projeleri okuyup anlayabilmesi, bu amaçla gerekli olan eğitime ve formasyona sahip olması gerektiği, tüm bu görevleri yapabilmesi için şantiye şefi ve yapı denetçilerinin gerekli eğitim ve formasyona sahip olması kadar fiziksel ve mental yeterliliğinin de bulunması gerektiği, mental ve fiziksel yetkinlik şartının, 15.06.2022 tarih ve 31867 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15. maddesi ile 4708 sayılı Kanunun "Yapı denetim kuruluşları ve görevleri" başlıklı 2'inci maddesine eklenen "Yetmiş beş yaşını dolduran denetçi mimar ve mühendisler ile yardımcı kontrol elemanları, yapı denetim kuruluşu adına, şantiye mahallinde yapının denetimi görevini yürütemezler." hükmü ile kurala bağlandığı, "yetmiş beş yaş sınırının" şantiye şeflerine özgü bir uygulama olmayıp denetçi mimar ve mühendisler ile yardımcı kontrol elemanları bakımından da aynı yaş sınırının uygulanmakta olduğu, çalışma hak ve hürriyetine ilişkin sınırlamanın Yönetmelik ile yapılmış olsa bile 4708 sayılı Kanununun 2. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen hüküm ile kanuni dayanak sağlandığı, madde gerekçesi incelendiğinde, "Madde 15- Şantiyelerde görev almaları öngörülen denetim personeli için gerekli olan fiziksel yeterlilikler ilerleyen yaş ile birlikte azalma göstermektedir. Bu nedenle ortaya çıkabilecek denetim zafiyetlerinin önüne geçilmesi amacıyla madde ile 65 yaşını dolduran denetçi ve yardımcı kontrol elamanlarının şantiyelerde denetim görevi almaması amaçlanmaktadır." ifadelerine yer verildiği, görüşmeler sırasında verilen bir önerge ile 65 yaş sınırının 75 olarak kanunlaştığı, 4708 sayılı Kanunun 2. maddesinin (c) fıkrası ile yapı denetim kuruluşlarının görevleri arasında "yapının, ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmasını denetlemek" görevi bulunmakta olup bu görevin denetçi mimar ve mühendisler ile yardımcı kontrol elemanları eliyle yürütüldüğü, Kanunun 9. maddesindeki ceza hükümleri arasında "... Denetçilerle beraber şantiye şefi gerçek kişilerin de hapis cezası ile cezalandırılabileceği"nin öngörüldüğü, şantiye şeflerinin görevlerinin 3194 sayılı Kanununun 28. maddesi ile "şantiye şefi; yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek, neden olduğu mevzuata aykırılığı gidermek mecburiyetindedir." şeklinde düzenlendiği, denetçi ve şantiye şefliği görevleri farklı kanunlara dayanmakla birlikte görevlerin aynı yapıya ilişkin olduğu, şantiye şefinin görevinin yapının, ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmasını sağlamak iken denetçinin görevinin ise yapının ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmasını denetlemek olduğu, binalarda can ve mal güvenliği, bir başka ifadeyle kamu yararı, ifa edilen görevler bakımından, aynı fiziksel ve mental yeterlikler gerektiren hizmetlerin benzer yaş sınırlarına tabi olmasını gerektirdiği, yapı denetçileri için getirilen yaş sınırının, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğe de dava konusu edilen madde hükmüyle konulduğu, aynı şantiyede görev yapan denetçiler için uygulanmakta olan yaş sınırının şantiye şefleri için de uygulanmasının hukuka aykırılığının iddia edilmesi bir yana, bunun zorunlu bir uygulama olduğu, yaş sınırı uygulamasının mimar ve mühendis unvanlı meslek mensuplarının istihdamına da katkı sağladığı savunulmaktadır. Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır: 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanununun 2. maddesinde, "Yetmiş beş yaşını dolduran denetçi mimar ve mühendisler ile yardımcı kontrol elemanları, yapı denetim kuruluşu adına, şantiye mahallinde yapının denetimi görevini yürütemezler." hükmüne yer verilmiştir. Yapı denetçiliği ve şantiye şefliğine dair görevler farklı yasal dayanaklara sahip ise de anılan görevlerin aynı yapıya ilişkin olduğu, şantiye şefinin görevinin yapının, ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmasını sağlamak iken denetçinin görevinin ise yapının ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmasını denetlemek olduğu, binalarda can ve mal güvenliği, bir başka ifadeyle kamu yararı, ifa edilen görevler bakımından, aynı fiziksel ve mental yeterlikler gerektiren hizmetlerin benzer yaş sınırlarına tabi olmasını gerektirdiğinden yapı denetçileri için getirilen yaş sınırının, aynı şantiyede görev yapan denetçiler için uygulanan yaş sınırının şantiye şefleri için de uygulanmasında mevzuata ve hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. 2- 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrası yönünden; Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrasında, "Mimar veya mühendis unvanlı şantiye şeflerinin aynı anda üstleneceği farklı yapım işlerinin tamamının yapı inşaat alanı toplamı 30.000 metrekareyi geçemez. Ancak yapım işinin tek ruhsata bağlı veya toplu yapı niteliğinde olması halinde yapı inşaat alanı sınırı uygulanmaz. Şantiye şefi tarafından böyle bir yapım işinde görev üstlenilmesi durumunda aynı anda başka bir yapım işinin şantiye şefliği üstlenilemez." düzenlemesi yer almakta iken 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile " Mimar veya mühendis unvanlı şantiye şefleri aynı anda herhangi birisinin yapı inşaat alanı; a) 1.500 m²’yi geçmeyen dört işi, b) 4.500 m²’yi geçmeyen üç işi, c) 7.500 m²’yi geçmeyen iki işi, üstlenebilir. Yapı inşaat alanı 7.500 m²’yi geçen veya kamu kurum ve kuruluşlarınca yaptırılan kamu yatırımı niteliğindeki yapıların şantiye şefleri aynı anda başka bir işin şantiye şefliğini üstlenemez. Aynı ada içerisinde aynı yapı sahibine ait olup aynı müteahhit tarafından üstlenilen yapım/yıkım işleri tek iş olarak değerlendirilir." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmeliğin 7. maddesinin dördüncü fıkrasının iptali gerektiği, dava konusu Yönetmelik ile değiştirilen dördüncü fıkra düzenlemesi ile şantiye şefliği görevi yürütülebilecek alan "aynı yapı sahibi ve yapı müteahhididi" gibi hiçbir bilimsel ve teknik anlamı olmayan bir koşula bağlanarak arttırıldığı ve tam zamanlı yürütülmesi gereken bir görev olan şantiye şefliğinin aynı anda farklı yapılarda da üstlenilebileceğinin düzenlendiği, düzenlemenin öncelikli şantiye şeflerinin, üstelik herhangi bir il sınırlaması da öngörülmeksizin, birden fazla yapıda aynı anda görev üstlenebilmesine imkan tanıması bakımından hukuka uyarlık taşımadığı, oysa şantiye şefliği niteliği itibariyle tam gün çalışma gerektiren, süreklilik arz eden bir iş olduğu, bu bakımdan aynı anda birden çok inşaatta görev alınabilmesine imkan tanıyan dava konusu düzenlemelerin, şantiye şefliğinin amacı ile bağdaşmadığı, topraklarının tamamına yakını deprem kuşağında bulunan ülkemizde halkın can ve mal güvenliği bakımından doğrudan etki doğuran yapı süreçlerinde asli görev üstlenen şantiye şeflerinin birden fazla şantiyede görev üstlenmesinin bu görevin kağıt üzerinde kalmasına neden olacağı, işsiz mühendis ve mimar sayısının yüz binleri aştığı, şantiye şefliği görevi yürütebilecek yeteri sayıda meslek mensubu da bulunmakta iken dava konusu düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığı, düzenlemede sebep ve amaç unsurları bakımından da hukuka uyarlıktan söz edilebilmesinin olanaklı olmadığı, Yönetmeliğin ilk halinde tek ruhsata bağlı olan veya toplu yapı niteliğinde olan yapılarda inşaat alanı sınırı uygulanmazken yeni düzenlemeyle aynı yapı sahibine ait ve aynı müteahhit tarafından üstlenilen aynı yapı adasındaki işlerin toplu yapı olmasalar, tek ruhsata bağlı olmasalar dahi tek şantiye şefi tarafından üstlenilebileceği, bu durumda herhangi bir teknik gerekçeye dayanmaksızın şantiye şeflerinin çok geniş alanlarda aynı anda görev üstlenebilmesinin önünün açıldığı, şantiye şefliğinin niteliği ile bağdaşmayan düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmüştür. Davalı idare tarafından, "Şantiye şefi, görev yaptığı ilin sınırları dışında başka bir ilde görev üstlenemez." düzenlemesi gereği herhangi bir ilde görev alan şantiye şefinin aynı anda başka bir ilde iş üstlenmesinin mümkün olmadığı, şantiye şeflerinin 3194 sayılı Kanunla verilen "yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek" görevini yerine getirebilmesi için yalnızca şantiye şefliği işiyle meşgul olması gerektiği, Yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde "Tam zamanlı olarak başka bir işte çalışanlar"ın şantiye şefliği görevini üstlenemeyeceği açıkça belirtildiği, şantiye şefinin inşaatın gerektirdiği organizasyonu sağlayacak, yapının, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamalere uygun olarak inşa edilmesini temin edeceği, bu görevlerin yerine getirilebilmesi için şantiye şefinin harcayacağı mesainin inşaatın büyüklüğü ile doğrudan ilişkili olduğu, şantiye şefinin aynı anda görevlerini aksatmadan üstlenebileceği şantiye sayısında makul bir dengenin kurulması gerektiği, aksi durumda, örneğin 200 m² alana sahip 100 konutluk bir projede 100 şantiye şefinin aynı alanda ve aynı anda çalışmasını gerekeceği, gerek teknik bakımdan gerek ekonomik olarak sürdürülmesinin imkansız bir durum ortaya çıkacağı, Yönetmeliğin dava konusu edilen hükmü ile de bu kriterler dikkate alınarak bu düzenleme yapıldığı, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin üçüncü fıkrasında, şantiye şefinin aynı anda en fazla beş ayrı yapım işinin şantiye şefliğini üstlenebileceği, mimar veya mühendis unvanlı şantiye şeflerinin aynı anda üstleneceği farklı yapım işlerinin tamamının yapı inşaat alanı toplam 30.000 metrekareyi geçemeyeceği, ancak yapım işinin tek ruhsata bağlı veya toplu yapı niteliğinde olması halinde yapı inşaat alanı sınırının uygulanmayacağı, şantiye şefi tarafından böyle bir yapım işinde görev üstlenilmesi durumunda aynı anda başka bir yapım işinin şantiye şefliğini üstlenilemeyeceği, hali hazırda aynı il sınırları içinde ve aynı anda 30.000 metrekareye kadar en fazla beş iş üstlenilmekte olduğu, düzenleme ile daha az sayıda ve inşaat alanına sahip (1.500 m²'yi geçmeyen dört işi, 4.500 m²'yi geçmeyen üç işi, 7.5000 m²'yi geçmeyen iki işi, Yapı inşaat alanı 7.500 m²'yi geçen tek iş) işler üstlenebileceği, yapılan değişiklikle şantiye şeflerinin iş kotalarının inşaatın büyüklüğüne göre derecelendirildiği, önceki düzenlemeye göre aynı anda üstlenilebilecek iş sayısının da azaldığı, 4.000 m² alan sahip beş iş aynı anda üstlenilebiliyorken, değişiklikle birlikte 4.000 m² alana sahip ancak üç işin aynı anda üstlenilebileceği, şantiye şeflerinin "iş sayısı" ve "inşaat alanı" sınırlamalarının da ilk kez dava konusu Yönetmelik ile düzenlenmediği, dava konusu edilen bu düzenlemelerin mülga "Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları ile Şantiye Şefleri ve Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmelik"in 10'uncu maddesinin beşinci fıkrasında aynı şekilde düzenlenmekte iken yine davacı tarafından açılan başka bir davada Danıştay Altıncı Dairesinin 10/6/2015 tarihli ve E:2011/2235, K:2015/3964 sayılı kararı ile düzenlemenin hukuka aykırı görülmediği; Yönetmelikte iki durumda şantiye şefinin üstlenebileceği iş için yapı inşaat alanı sınırı uygulanmadığı, bunlarda ilkinin yapım işinin tek ruhsata bağlı olması (bir parselde birden çok yapıların olması durumu) diğerinin ise "toplu yapı" durumu olduğu, dava konusu değişiklikle "toplu yapı" uygulaması kaldırılarak benzer, fakat daha sağlıklı bir kriter olarak "Aynı ada içerisinde aynı yapı sahibine ait olup aynı müteahhit tarafından üstlenilen yapım/yıkım işleri tek iş olarak değerlendirilir" hükmünün getirildiği, yapılan yeni düzenleme ile şantiye şefinin üstlenebileceği iş için yapı inşaat alanı sınırı uygulanmayacak yapıların "aynı ada", "aynı yapı sahibi" ve "aynı müteahhit" şartlarını sağlama koşuluna bağlandığı, davacı iddialarının aksine, şantiye şefinin çok geniş alanlarda görev üstlenebilmesinin önüne geçildiği savunulmaktadır. Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır: Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasına göre de, şantiye şefi; yapım işinin konusu, niteliği, büyüklüğü ile özel ihtisas gerektirip gerektirmediği ve ilgili imalatların oranı dikkate alınarak belirlenecektir. Yönetmeliğin şantiye şeflerinin çalışma usulü başlıklı 7. maddesinde şantiye şefinin, görev yaptığı ilin sınırları dışında başka bir ilde görev üstlenemeyeceği, şantiye şefinin aynı anda en fazla beş ayrı yapım işinin şantiye şefliğini üstlenebileceği ve mimar veya mühendis unvanlı şantiye şeflerinin aynı anda üstleneceği belirtilerek farklı yapım işlerinin tamamının yapı inşaat alanı toplamı 30.000 metrekareyi geçemez şeklinde üst sınır konulmuştur. Bu sınır içerisinde ve aynı ilde olmak koşuluyla en fazla beş ayrı yapının şantiye şefliğini üstlenebilme hakkının tanınması, Yönetmelik çerçevesinde şantiye şefi olarak farklı sınıf ve kapsamda bulunan yapılara yönelik olarak eşit düzeyde şantiye şefliği görevi üstlenilebilmesine yönelik bir düzenleme niteliği taşıması, adil bir denge kurmayı amaçlaması nedeniyle hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. Kaldı ki, düzenlemede, mimar veya mühendis unvanlı şantiye şeflerinin aynı anda herhangi birisinin yapı inşaat alanı, 1.500 m²’yi geçmeyen dört işi, 4.500 m²’yi geçmeyen üç işi ve 7.500 m²’yi geçmeyen iki işi üstlenebileceği, yapı inşaat alanı 7.500 m²’yi geçen veya kamu kurum ve kuruluşlarınca yaptırılan kamu yatırımı niteliğindeki yapıların şantiye şefleri aynı anda başka bir işin şantiye şefliğini üstlenemeyeceği şeklinde düzenlenerek önceki düzenlemedeki mimar veya mühendis unvanlı şantiye şeflerinin yapabilecekleri işin büyüklüğü somut olarak belirlenerek detaylandırılmıştır. 3-18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı yönünden; Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. fıkrasında "Spor tesisleri, sinema, tiyatro, konser salonu, kongre merkezi, müze, eğitim kurumu, yurt, sağlık tesisi, haberleşme ve ulaşım tesisleri, itfaiye, karakol, kışla, cezaevi, enerji üretim ve dağıtım tesisleri, kuleler, hangar yapıları ile Bakanlıkça belirlenen mimarlık hizmetlerine esas yapı sınıflarından dokuzuncu fıkrada sayılanların dışındaki yapılarda ve kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan veya yaptırılan yapılarda, 6 ncı maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sayılan unvanlarda şantiye şefi bulundurulması zorunludur." düzenlemesi yer almakta iken 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile bu düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır. Davacı tarafından, Yönetmeliğin 7.maddenin 9. fıkrasında belirtilen yapılara ilişkin herhangi bir objektif kriter bulunmadığı dava konusu düzenleme ile herhangi bir bilimsel ve teknik nedene, objektif kritere dayanmaksızın yapıların büyük bölümünde tekniker ve teknik öğretmenlerin şantiye şefliği görevi üstlenebilmelerine olanak sağlayan düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmüştür. Davalı idare tarafından, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 9. fıkrası ile bütün yapı türleri arasında teknik gerekçeler gözetilerek teknik öğretmen ve tekniker unvanlı meslek mensuplarının şantiye şefliği yapabileceği yapıların tek tek sayma usulüyle tanımlandığı, söz konusu fıkrada sayılmayan diğer tüm yapıların şantiye şefliğinin tekniker veya teknikerler tarafından üstlenilmesinin mümkün olmayacağı, bu tür şantiye şefliğinin tekniker veya teknikerler tarafından üstlenilmesinin mümkün olmayacağı, bu tür binalarda mimar ve mühendis unvanlı kişilerce hizmetin verileceği savunulmuştur. Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır: Her ne kadar Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. fıkrasının yürürlükten kaldırılmış ise de, 9. fıkrasında, "Teknik öğretmenler ve teknikerler, meslek alanlarına uygun olarak, kamu yatırımı niteliğinde olmamak ve aynı anda üç işi geçmemek üzere; yapı inşaat alanı 1.500 m²’ye kadar ve Bakanlıkça belirlenen mimarlık ve mühendislik hizmetlerine esas yapı sınıflarından I. sınıftaki yapıların; II. sınıf B(2) ve B(3) grubu yapıların; III. sınıf A(3) ve A(7) grubu yapıların; III. sınıf B(8) ve B(12) grubu olup yapı yüksekliği 17.5 m’yi ve bodrum kat sayısı ikiyi geçmeyen yapıların; V. sınıf D(2) grubu olup restore edilecek yapıların; şantiye şefliğini üstlenebilirler.” ve 10. fıkrasında ise, "Dördüncü fıkranın; (b) bendine göre iş üstlenilebilmesi için yapı inşaat alanı 1.500 m²’yi geçmeyen bir işin; (c) bendine göre iş üstlenilebilmesi için 1.500 m²’yi geçen bir işin; 7.500 m²’yi geçen bir işin üstlenilebilmesi için ise 4.500 m²’yi geçen bir işin; iş deneyimi olarak, birinci fıkraya göre işin tamamında hizmet verilerek bitirilmiş olması gerekir. Bu fıkra kapsamında, yalnızca EKAP veya e-Şantiye Şefi sisteminde kayıtlı olup, işin tamamında hizmet verilmiş olan üst yapı niteliğindeki işler iş deneyiminde değerlendirilir." düzenlemeleri ile teknik öğretmenler ve teknikerlerin hangi büyüklük ve sınıf yapılarda görev alabilecekleri tek tek belirlenmiş olup 3194 sayılı Yasanın 5940 sayılı Yasanın 3. maddesiyle değişik 44. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ve 38. maddesine göre mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırması mecburi olmayan yapılarda teknik öğretmen ve tekniker şantiye şeflerinin çalıştırmasına dair düzenlemede mevzuata aykırılık bulunmamıştır. 4- 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile değiştirilen Yönetmeliğin 7. maddesinin 9. fıkrasının yönünden; Davacı tarafından, dava konusu düzenlemeler ile mühendis ve mimar meslek mensupların yanı sıra tekniker veya teknik öğretmenlerin de şantiye şefi olarak görevlendirilmesinin önünün açıldığı, bu bakımdan düzenlemenin şantiye şefliğinin niteliği ile bağdaşmadığı gibi 6235 sayılı Yasa, 3458 sayılı Yasa ve 3194 sayılı Yasaya da aykırı olduğu, şantiye şefliğinin, yapı üretimi veya mimarlık/mühendislik hizmeti gerektiren herhangi bir imalatın; plan, proje, resim ve hesaplarına, fen ve sanat kurallarına, genel şantiye organizasyonu işlerine dair teknik mevzuata uygun olarak yürütülmesi ve denetlenmesi işi olduğu, yapı üretim sürecinin bir bütün olduğu, bu üretim zincirinde ilk halka olan "projelerin tasarımı" safhasından başlayarak "projelerin uygulanması" ve "uygulamanın denetimi"nin aynı titizlikle gerçekleştirilmesinin gerektiği, şantiye şefliğinin yalnızca müteahhit adına işi yönetmek yani işveren vekilliği değil aynı zamanda o yapının mühendis ve mimarlarca çizilen projelerini okuma, anlama ve mühendis ve mimarlarca üretilmiş projelere uygun yapının inşa edilmesini de sağlamak olduğu, işçi ve ustalara işveren adına talimat verirken projeye uygun malzeme kullanmak da şantiye şefinin görevi olduğu, bu bakımdan şantiye şeflerinin; mühendis ve mimarlarca istenilen ve kullanımına karar verilen malzemenin doğru ve yerinde kullanımını bilecek eğitime ve formasyona da sahip olmaları gerektiği, teknik eğitim fakültelerinin kuruluş amaçlarının Milli Eğitim Bakanlığına bağlı orta öğretim okullarından sayılan meslek liselerinin öğretmen ihtiyacını karşılamak olduğu, teknik öğretmenlikte liseler seviyesinde öğretmenlik yapabilmeye yönelik eğitim verildiği, verilen eğitimin teknik olarak sınırlı olduğu, meslek yüksekokullarının kuruluş amacına bakıldığında ise mühendis ile usta arasındaki ara eleman olarak görev yapan kişiler yetiştirmek üzere eğitim veren kuruluşlar olduğunun görüleceği, iki yıllık eğitim boyunca yalnızca temel eğitimi aldıkları, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda da ön lisans programının "Ortaöğretim yeterliliklerine dayalı, en az iki yıllık bir programı kapsayan nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan veya lisans öğretiminin ilk kademesini teşkil eden bir yükseköğretimdir" olarak tanımlandığı, mühendislik formasyonu olmayan birisinin projeye uygun inşaat ve iş planı yapması teknik olarak mümkün olmadığı, mühendislik formasyonunun belirli derslerin alınmış olmasına bağlı olmayıp lisans programının tümü ile ilişkili olduğu, tüm bunlardan hareketle; farklı eğitim almış meslek mensuplarının mühendis ve mimarlar yerine ikame edilmesinen bilimsel açıdan da etik açıdan da doğru olmadığı, mühendis ve mimarlar dışındaki teknik personelin de şantiye şefi olmasına yönelik bir ihtiyacın söz konusu olmadığı, dava konusu düzenlemenin hizmet gereklerine ve kamu yararına da uygun olmadığı, yapı denetimindeki riskleri arttıracağı, kamunun zararına yol açacağı, can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak amacı ile oluşturulan yapı denetiminin sistemine ve buna ilişkin kuralların düzenlendiğinde 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanununa da aykırılık taşıdığı, şantiye şefinin mühendis ve mimar olması gerektiğine ilişkin bilimsel ve teknik hususlar bir yana, üst hukuk normları bakımından da dava konusu düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı, 3194 sayılı Yasanın 38. maddesi ile bu madde uyarınca çıkarılan Yönetmelikte fen adamlarının inşaatta görevli mühendis ve mimarlar yanında kontrol yardımcısı ve şantiye mühendis yardımcısı görevi ifa edebileceği açıkça düzenlendiği, 3194 sayılı İmar Kanunu ve bu kanun uyarınca çıkarılan yönetmelikte tekniker ve teknik öğretmenlerin şantiye mühendis yardımcısı olabileceği düzenlenmişken dava konusu Yönetmelik ile şantiye şefi olabilmelerine olanak tanınmasının 3194 sayılı Yasaya aykırı olduğu, gerek 3194 sayılı Yasada gerekse de 4708 sayılı Yasada süreçte hatası bulunan mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, haklarında söz konusu yasalar uyarınca tesis edilecek cezai işlemlerin dışında; kendi mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Odasına bildirileceği, 3194 sayılı ve 4708 sayılı Yasalar kapsamında cezalandırılan eylemlerinin 6235 sayılı Yasa kapsamında suç oluşturması halinde disiplin yaptırımına da tabi oldukları, ancak teknikerler ve teknik öğretmenler açısından böylesi bir düzenlemenin söz konusu olmadığı, mühendis ve mimarların görev ifa ederken uyacakları mesleki ilke ve kuralları belirleyen, bu kurallara aykırılığı yaptırıma bağlayan, Anayasa ve 6235 sayılı Yasa uyarınca üye olmakla yükümlü bulundukları meslek odaları mevcutken tekniker ve teknik öğretmenler için böyle bir durumun söz konusu olmayıp uymakla yükümlü bulundukları meslek ilke ve kuralları ile bu kurallara aykırılığı yaptırıma bağlayacak meslek kuruluşlarının şantiye şefliğini üstlenmeleri halinde; aynı işi yapmalarına karşın sorumluluk ve cezalandırılma bakımından eşitsizliğin ortaya çıkacağı, dava konusu düzenlemelerin Anayasada kural altına alınan eşitlik ilkesine aykırı, bu bakımdan da aynı işi yürüten kişiler arasında ayrımcılık yaratan düzenlemeler olduğu, bu durumun 3194 sayılı Yasa ve 4708 sayılı Yasanın amacına aykırı olarak denetimsizliğin önünü açacağı ileri sürülerek iptali istenilmektedir. Davalı idare tarafından, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin yeni düzenlenen dokuzuncu fıkrasında münhasıran teknikerler ve teknik öğretmenler için düzenlenme yapıldığı, teknik öğretmen ve tekniker unvanlı meslek mensuplarının şantiye şefliği yapabileceği yapıların, "meslek alanlarına uygun olmak, kamu işi olmamak, aynı anda en fazla üç işi geçmemek üzere", "Yapı inşaat alanı en fazla 1.500 m²'ye kadar ve Bakanlıkça belirlenen mimarlık ve mühendislik hizmetlerine esas yapı sınıflarından 1. Sınıf yapıların; II. Sınıf B(2) ve B(3) grubu yapıların; III. Sınıf A(3) ve A(7) grubu yapıların; III. Sınıf B(8) ve B(12) olup yapı yüksekliği 17,5 m'yi ve bodrum kat sayısı 2'yi geçmeyen yapılar ile V. Sınıf D(2) grubu olup restore edilecek yapılar" olarak belirlendiği, bu sayılanların dışındaki yapıların şantiye şefliğinin tekniker/teknik öğretmenler tarafından üstlenilmesinin söz konusu olmadığı, bu yapılar belirlenirken bilimsel veriler ve yapı statiğinin temel kurallarının gözetildiği, yapı statiğini ve güvenliğini etkileyen ana unsurların deprem gibi afet risklerinin yanı sıra taşıyıcı sistemlerin karmaşıklığı, yapı yüksekliği, yapının kullanım amacı gibi parametreler olduğu, binalarda deprem riskinin "Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği" eki "Esaslar" dikkate alınarak hesaplandığı, Esasların Tablo 3.1.de "Bina Kullanım Sınıfları ve Bina Önem Katsayıları" verildiği, bu Tabloya göre "Hastane, dispanser, sağlık ocağı, itfaiye bina ve tesisleri PTT ve diğer haberleşme tesisleri, ulaşım istasyonları ve terminalleri, enerji üretim ve dağıtım tesisleri, vilayet kaymakamlık ve belediye yönetim binaları, ilk yardım ve afet planlama istasyonları gibi deprem sonrasında hemen kullanılması gerekli binalar"; "Okul, diğer eğitim bina ve tesisleri, yurt ve yatakhaneler, askeri kışlalar, cezaevleri, müzeler vb." ile alışveriş merkezleri, spor tesisleri, sinema, tiyatro, konser salonları, ibadethaneler, vb." binalar önem katsayısı 1.0'den büyük alınarak bu tür binaların deprem riski açısından kritik binalar olduğunun ortaya konulduğu, bu tür binaların bazılarının (hastane, itfaiye, vilayet gibi) depremden sonra hemen kullanılması gerektiği, bir kısmının ise servis dışı kaldığında önemli problemlere yol açacağından (enerji dağıtım tesisi gibi), benzer uluslararası uygulamalarda olduğu gibi, önemli binalar olarak nitelendirildiği, bu Tabloya göre, "konut, işyeri, otel, bina türü endüstri yapısı, vb.. binalar" ise "diğer binalar" olarak tanımlanarak önem katsayısının 1.0 olarak belirlendiği, Yönetmeliğin 9. maddesinin dokuzuncu fıkrasında sayılan binaların deprem riskine karşı önemli binalar olmadığının görülebileceği, depremsellik açısından önemli binalarda sadece mimar ve mühendislerin şantiye şefliği yapabilecekleri, bu itibarla, davacının teknik öğretmen ve teknikerlerin mühendis ve mimarların yerine ikame edilmiş olduğu yönündeki iddialarına katılmanın mümkün olmadığı, dokuzuncu fıkra ile getirilen toplam yapı inşaat alanı (1.500 m²) kısıtlamasının sadece özel sektöre ait yapıların "yapım teknolojisi basit ve deprem riski düşük" nitelikte olan bir bölümünde (I, II ve III sınıf yapılar) bu meslek mensuplarının (almış oldukları mesleki eğitimler dahilinde gerekli yetkinliği haiz olduklarından) görev alabilmesine imkan sağladığı, uzun yıllardan beri uygulanmakta olan bu kuralın yapıların güvenliğini olumsuz yönde etkilediğine dair hukuksal veya bilimsel bir çalışma, sonuç veya çıkarım da mevcut olmadığı, tekniker ve teknik öğretmenlerin şantiye şefliği yapabileceği (Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ) I ve II. Sınıf yapılar incelendiğinde bunların büyük oranda basit nitelikte yapılar olduğunun görüleceği, III. Sınıf yapılardan kamu kurumlarınca yaptırılan resmi binalar, spor tesisi, okul, emniyet, cezaevi ile yurt niteliğindekilerin kapsam dışı tutulduğuna göre tekniker ve teknik öğretmenlerin şantiye şefliği yapabileceği ağırlıklı yapı grubunun III-A-8 ve III-B-12 sayılı konutlar ile III-B-8 sayılı ticari amaçlı binalar (yüksekliği 21,50 m'den az ve beş katı geçmemek üzere) olduğunun ve son derece sınırlı kaldığının görüleceği, tekniker ve teknik öğretmenlerin şantiye şefliği yapmaları hususuna ilişkin düzenlemenin daha önce yürürlükte olan ve 2/6/2019 tarihi itibari ile mülga olan "Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları ile Şantiye Şefleri ve Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmelik"te de benzer şekilde yer aldığı, mülga Yönetmeliğin 10. maddesinin birinci, on dördüncü ve on beşinci fıkralarına karşı daha önce yine davacı Oda tarafından açılan bir davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 01/06/2015 tarihli ve E:2011/2235, K:2015/3964 sayılı kararı ile düzenlemelerin hukuka aykırı bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır: Yönetmeliğin 7. maddesinin 9. fıkrasında "Yedinci ve sekizinci fıkralardaki yapılar hariç olmak üzere, Bakanlıkça belirlenen mimarlık ve mühendislik hizmetlerine esas yapı sınıflarından birinci, ikinci ve üçüncü sınıf yapılardan, bodrumları ile birlikte toplam beş katı ve yapı inşaat alanı 2.000 metrekareyi geçmeyenlerde teknik öğretmenler, 1.500 metrekareyi geçmeyenlerde ise teknikerler meslek alanlarına uygun olarak şantiye şefliğini üstlenebilir." düzenlemesi yer almakta iken 18.11.2022 tarih ve 32017 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile 9. fıkra "Teknik öğretmenler ve teknikerler, meslek alanlarına uygun olarak, kamu yatırımı niteliğinde olmamak ve aynı anda üç işi geçmemek üzere; yapı inşaat alanı 1.500 m²’ye kadar ve Bakanlıkça belirlenen mimarlık ve mühendislik hizmetlerine esas yapı sınıflarından I. sınıftaki yapıların; II. sınıf B(2) ve B(3) grubu yapıların; III. sınıf A(3) ve A(7) grubu yapıların; III. sınıf B(8) ve B(12) grubu olup yapı yüksekliği 17.5 m’yi ve bodrum kat sayısı ikiyi geçmeyen yapıların; V. sınıf D (2) grubu olup restore edilecek yapıların; şantiye şefliğini üstlenebilirler.” şeklinde düzenlenmiştir. 3194 sayılı Yasa'nın 09/12/2009 günlü, 5940 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik 28. maddesinin 5. fıkrasında; "Fenni mesuller, uzmanlık alanlarına göre yapım işlerinin denetimine ilişkin ayrıntılı bütün belgeler ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye vermek ve yapı kullanma izin belgesini imzalamak mecburiyetindedir. Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir. " kuralı yer almaktadır. Bu maddenin gerekçesinden; Yasa koyucunun anılan beşinci fıkra ile, yapının denetim sorumluluğunu üstlenen fenni mesullere, yapının tamamlanmasını tespit bakımından, ayrıntılı tüm belge ve mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye verme ve yapı kullanma izin belgesini imzalama zorunluluğunu getirdiği, yapılan bu düzenlemeyle, TS 10970 Yapı Kullanma İzin Belgesi Standardı ile uyum sağlandığı, ayrıca etüt ve proje müellifleri, fenni mesuller, yapı müteahhidi ve şantiye şefi mimar ve mühendislerin görev aldığı yapılara ilişkin bilgilerin, bu kişilerin üyesi olduğu meslek odasına gönderilecek bilgilerin güncel şeklide otokontrolünün hedeflendiği, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izninin Ulusal Adres Veri Tabanına dayalı olarak elektronik ortamda düzenlemesi aşamasında meslek odaları, Bakanlık ve Ulusal Adres Veri Tabanı arasında link oluşturulması ve sonucunda sürecin kısaltılmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. 3194 sayılı Yasa'nın 5940 sayılı Yasanın 3. maddesiyle değişik 44. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, "Her türlü inşaat ve tesisat dahil yapım işlerine dair yapı müteahhitlerinin yetki belgelendirilmesi işlemlerine; yapı müteahhitlerinin iş gruplarına, ihtisaslaşmalarına ve yüklenilecek işin büyüklüğüne göre sınıflandırılmasına ve bunların sahip olmaları gereken asgari eğitim, iş tecrübesi, teknik donanımı ve kapasitesi, mali durumu, idari yapısı ve personel şartları ile niteliklerine; yapı müteahhitlerinin faaliyetlerinin denetlenmesine, kayıtlarının tutulmasına ve değerlendirilmesine; mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecburi ve yapı müteahhidi olmaksızın da yapılması mümkün olan yapılara; şantiye şeflerine, yapım ve denetim işlerinde istihdam edilecek fen adamlarına ve yetki belgeli ustalara ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin görüşleri alınarak, Bakanlıkça çıkarılacak Yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, 3194 sayılı Yasa'nın 28. maddesinin 5. fıkrasında yapıya ilişkin bilgilerin ilgili meslek odasına bildirilmesi esası getirilmiş, bu fıkrada meslek odası bulunan meslek gruplarına yer verildiği için sadece mimar ve mühendis olan şantiye şeflerine yer verilmiş, anılan Yasa'nın 44. maddesinin (I) numaralı fıkrasının (e) bendinde de "mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecburi olan yapılar"da şantiye şeflerine ilişkin hususların yönetmelikte düzenlenmesi öngörülmüştür. Dolayısıyla mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırması mecbur olmayan yapılar ve burada çalıştırılacak şantiye şefleri de yönetmelikte düzenlenecektir. 3194 sayılı Yasa'nın 44. maddesinin yukarıda anılan (e) bendi uyarınca 16/12/2010 tarihli ve 27787 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları ile Şantiye Şefleri ve Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmelik, 02/03/2019 tarih ve 30702 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Müteahhitlerinin Sınıflandırılması ve Kayıtlarının Tutulması Hakkında Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmıştır. 02/03/2019 tarih ve 30702 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelikte yapılar sınıflandırılarak büyüklüklerine göre teknik öğretmen veya teknikerlerin de şantiye şefi olarak görev yapabilecekleri öngörülmüştür. 3194 sayılı Yasa'nın 38. maddesinin ikinci fıkrasında, "Yapıların, mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesuliyetleri, uzmanlık konularına ve ilgili kanunlarına göre mühendisler, mimarlar ile görev, yetki ve sorumlulukları yönetmelikle düzenlenecek olan fen adamları deruhte ederler." kuralı yer almış, anılan Kanun maddesi uyarınca İmar Kanunu'nun 38. maddesinde sayılan Mühendisler, Mimarlar ve Şehir Plancıları Dışında Kalan Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik çıkarılmıştır. 3194 sayılı Yasa'nın 38. maddesi uyarınca çıkartılan "İmar Kanununun 38. maddesinde sayılan Mühendisler, Mimarlar ve Şehir Plancıları Dışında Kalan Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik" ve 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 28. maddesinin sekizinci fıkrası, 42. ve 44. maddeleri ile 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 107. maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak çıkartılan "Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde belirlenen görev ve yetkileri ile sınırlı olmak üzere sorumluluk alabilecekleri inşaatlarda yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personel niteliğinde şantiye şefi bulundurulmasında ve şantiye şefinin teknik öğretmen veya teknikler diplomasına sahip teknik personeli kapsayacak şekilde dava konusu Yönetmelikte şantiye şefinin tanımlanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.