Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3030 E. , 2024/1573 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3030 Karar No : 2024/1573 DAVACI : ... Sigorta ve Reasürans Brokerliği A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu Başkanlığı / ... (... Bakanlığı) VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU: 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sö…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3030 E. , 2024/1573 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3030 Karar No : 2024/1573 DAVACI : ... Sigorta ve Reasürans Brokerliği A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu Başkanlığı / ... (... Bakanlığı) VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU: 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik'e, 09/05/2020 tarih ve 31122 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile eklenen 10/A maddesinin 2., 3., 4. ve 6. fıkralarının iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Dava konusu Yönetmelik'in iptali istenilen hükümlerinin, Anayasa’nın 10., 48. ve 124. maddelerine aykırı olduğu, anılan hükümler ile zorunlu deprem sigortası, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası ve diğer zorunlu sigortalar bakımından adeta tekel yaratıldığı, acente ve brokerler ile Doğal Afet Sigortaları Kurumu, Sigorta Acenteleri İcra Komitesi ve Tarım Sigortaları Havuzu arasındaki eşitliğin ortadan kaldırıldığı, iptali istenen hükümlerin, şirketleri bakımından çalışma ve sözleşme özgürlüğüne ağır bir müdahale anlamı taşıdığı, zira şirketlerinin tapu daireleri, su ve elektrik idareleri, araç muayene istasyonlarında çalışma ve sözleşme yapma yetkisinin ortadan kaldırıldığı, Anayasa’ya göre, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkartılabileceği, kanunda düzenlenmeyen ve kanun maddelerini genişleten bir düzenlemenin yönetmelikle getirilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu Yönetmelik'te düzenlenen hükümlerin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun kapsamını aştığı ve bu yönüyle Kanun’a aykırı olduğu, 5684 sayılı Kanun'un 3. maddesinde “Türkiye'de faaliyet gösterecek sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anonim şirket veya kooperatif şeklinde kurulmuş olması şarttır.”; 21. maddesinin 2. fıkrasında, “Brokerlik, Müsteşarlıktan alınan brokerlik ruhsatı ile yapılır.” hükümlerinin yer aldığı, 5684 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca Sigorta Acenteleri İcra Komitesinin (SAİK), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde faaliyet gösteren, düzenleme ve denetim yetkisi bulunan, tüzel kişiliği haiz olmayan bir komite olduğu, bu sebeple gerçek veya tüzel kişiler gibi bir ticari sözleşmenin tarafı olma ehliyetine ve aracılık yapma yetkisine de sahip olmadığı, buna rağmen SAİK’e Yönetmelik kapsamında, kara yolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası işlemlerine aracılık etme hakkının tanındığı, şirketlerinin 5684 sayılı Kanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmeliği uyarınca aldığı brokerlik ruhsatı kapsamında sahip olduğu sigorta satışına aracılık etme hak ve yetkisinin Yönetmelik hükümleri ile daraltıldığı, Yönetmelik'in iptali istenilen hükümlerinin hâlihazırda rekabetin yoğun olduğu bir pazarı bölerek rekabeti kapattığı, bu hususun şirketlerinin pazardaki rekabet gücünü de önemli ölçüde azalttığı, Yönetmelik'in iptali istenilen maddelerinin herhangi bir kamu yararı amacı taşıyıp taşımadığı ve taşıyorsa ne olduğunun anlaşılamadığı ileri sürülmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ: Dava konusu düzenleme ile ehil olmayan ve yetkisiz kişilerin zorunlu sigorta noktalarında sigorta satışı yapmalarının engellenmesinin amaçlandığı, tanımlanan hizmet sunucuları haricinde kalan yerlere uzaktan satış cihazı konulmasının yasaklanmadığı, düzenlemenin amacının bilgilendirme yükümlülüğünün ifası ve poliçe satışında sigortacılık mevzuatının amir hükümlerinin söz konusu uzaktan satış cihazları sayesinde etrafından dolanılmasını engelleyerek müşterilerin hak ve menfaatlerinin korunmasını sağlamak ve sigortacılık sektörüne olan güvenin sarsılmasına neden olan davranışlara son vermek olduğu, söz konusu düzenlemenin temel amacının; kamu yararına hizmet etmek, çok sınırlı bir alanda sadece yetkisiz ve ehil olmayan kişilerin fiziki mekânlarına yerleştirilen uzaktan satış cihazları ile poliçe satışı hususunda kural tanımlaması yapmak, ehil ve yetkili olmadığı hâlde sigorta satışı yapan kişileri engellemek olduğu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 32. maddesi ile idarenin, sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, aracılar ve sigorta eksperlerinin kurallara uymalarını sağlamak üzere gerekli her türlü tedbiri alma konusunda yetkili kılındığı, dolayısıyla anılan hükümle dava konusu düzenlemelerin yapılabilmesi için idareye kanuni yetki verildiği, dava konusu hükümlerin idarenin Anayasa'dan aldığı yetkiyle ve 5684 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarıldığı, söz konusu hükümlerin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamına girmediği, sözleşme yapma hürriyetinin, tarafların tamamen özgür iradeleri ile sözleşme yapmaları şeklinde yorumlanmaması gerektiği, Anayasanın 48. maddesinin 2. fıkrasında “Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.” hükmü ile bu özgürlüğün sınırlanabileceği durumların düzenlendiği, zorunlu sigortalar, sigorta ettirenin ve sigortacının bu sözleşme yapma özgürlüğünü sınırlandıran müesseselere örnek verilebileceği, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 18/10/2019 tarih ve 30922 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 17/10/2019 tarih ve 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulduğu, 47 sayılı Kararname'nin geçici 2. maddesi uyarınca mülga Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığının iş ve işlemleriyle ilgili açılmış ve açılacak davalarda adı geçen Kurumun taraf sıfatını kazandığı anlaşıldığından, Hazine ve Maliye Bakanlığı yerine Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu hasım mevkiine alınarak Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik'te, 09/05/2020 tarih ve 31122 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile dava konusu değişiklik yapılmıştır. İptali istenilen Yönetmelik değişikliği ile eklenen ek 10/A maddesinin 2. fıkrasında, Zorunlu Deprem Sigortası kontrol noktaları olan Tapu Daireleri, Su ve Elektrik İdarelerinde yalnızca Doğal Afet Sigortaları Kurumuna (DASK) ait uzaktan satış cihazlarının bulundurulabileceği, bu cihazlar üzerinden yapılacak prim üretimi için tahakkuk ettirilecek komisyonların, bu cihazlarla ilgili masraflar indirildikten sonra, Zorunlu Deprem Sigortası performansları ve faaliyet gösterdikleri yer göz önünde bulundurularak, Bakanlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde levhaya kayıtlı acentelere dağıtılacağı; 3. fıkrasında, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kontrol noktaları olan araç muayene istasyonlarında yalnızca Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) tarafından konulacak uzaktan satış cihazları ile satış yapılabileceği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası branşında ruhsatı olan tüm sigorta şirketlerinin bu cihazlar üzerinden satışa izin vermek zorunda oldukları ve bu satışlar çerçevesinde asgari oranlar üzerinden tahakkuk ettirilecek komisyonların, masraflar indirildikten sonra, Bakanlıkça belirlenecek esaslar çerçevesinde levhaya kayıtlı acentelere dağıtılacağı; 4. fıkrasında, diğer zorunlu sigortalarla ilgili olarak uzaktan satış cihazları üzerinden satış yapılması hususunda, Bakanlıkça belirlenecek esaslar çerçevesinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK), Devlet Destekli Tarım Sigortaları ile ilgili kiosk uygulaması hususunda Tarım Sigortaları Havuzunun (TARSİM) yetkili olduğu; 6. fıkrasında, yukarıda anılan kapsamdakiler hariç olmak üzere, sigorta satışı konusunda yetkili olmayan kişi veya kuruluşların mekanlarına uzaktan satış cihazı konulamayacağı kural altına alınmıştır. Öte yandan, 16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesi ile dava konusu değişiklikleri de içeren Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: Dava konusu değişiklikleri içeren, 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik, 16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, esasının incelenme olanağı kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, davacı tarafından dava dilekçesinde duruşma yapılması talebinde bulunulmuş ise de; dava konusu Yönetmelik'in yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle işin esasına geçilerek karar verilmesine olanak bulunmadığından, yargılamanın makul süre içinde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını kapsayan Anayasa hükümleri ile usûl ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak duruşma yapılmasına gerek görülmemiştir. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/11/2020 tarih ve E:2019/2658, K:2020/2485 sayılı kararı da bu yöndedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.