Başvurucu, işkence suçundan dolayı yargılandığı davada, delillerin eksik toplanması ve hatalı değerlendirilmesiyle mahkûmiyetine karar verilmesi, tanıklara soru yöneltme hakkının kısıtlanması, yargılama sürerken hakim ve savcıların değiştirilerek doğal hakim ilkesine aykırı davranılması, masumiyet karinesinin ihlal edilmesi ve hukuka aykırı şekilde tutuklu olarak yargılanması nedenleriyle, Anayasa’nın 19. , 36. , 38. ve 14 maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, işkence suçundan dolayı yargılandığı davada, delillerin eksik toplanması ve hatalı değerlendirilmesiyle mahkûmiyetine karar verilmesi, tanıklara soru yöneltme hakkının kısıtlanması, yargılama sürerken hakim ve savcıların değiştirilerek doğal hakim ilkesine aykırı davranılması, masumiyet karinesinin ihlal edilmesi ve hukuka aykırı şekilde tutuklu olarak yargılanması nedenleriyle, Anayasa’nın , , ve maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 12/12/2013 tarihinde İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 17/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesinin 3/11/2008 tarih ve 2008/231 sayılı kararıyla işkence suçundan tutuklanmıştır. Başvurucunun işkence suçunu işlediği konusunda yeterli şüpheye ulaşan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, cezalandırılması talebiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine hitaben 17/11/2009 tarih ve 2008/34417 esas sayılı iddianame ile kamu davası açmıştır. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 1/6/2010 tarih ve E.2008/337, K.2010/104 sayılı kararıyla başvurucu, 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş ve başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi, 28/9/2011 tarih ve E.2011/8725, K.2011/10163 sayılı kararıyla anılan Mahkeme kararını usul yönünden bozmuştur. Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda Mahkeme, 1/10/2012 tarih ve E.2011/501, K.2012/568 sayılı kararıyla başvurucunun işkence suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiş, karar başvurucuya aynı oturumda tefhim edilmiştir. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi, 6/11/2013 tarih ve E.2013/13411, K.2013/26551 sayılı kararıyla anılan Mahkeme kararını sanık yönünden onamış, karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Başvurucu vekili, 25/11/2013 tarihinde nihai karardan haberdar olmuş ve 12/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 4/2/2014 tarih ve 2013/377446 sayı ile sanık lehine itiraz kanun yoluna başvurarak onama kararının kaldırılmasına ve sanığın beraatine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay Ceza Dairesi, 18/3/2014 tarih ve E.2014/5691, K.2014/6642 sayılı karar ile itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göndermiştir. Dosya, Kurul’un 2014/269 sayılı esasında derdest durumdadır. Anılan Dairenin dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderme gerekçesi şöyledir:“…Dairemizin 2013 gün ve 2013/13411-26551 esas sayılı kararındaki sanık Fuat Karaosmanoğlu hakkındaki onama ve sanık … yönelik eylemine ilişkin bozma gerekçelerine göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden 6352 sayılı Yasanın 99/ maddesiyle 5271 sayılı CMK.nun maddesine eklenen fıkra hükmüne göre dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na (GÖNDERİLMESİNE), 2014 gününde oybirliğiyle karar verildi…”B. İlgili Hukuk 5237 sayılı Kanun’un “İşkence” kenar başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkraları şöyledir:“Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.” Aynı Kanun’un “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence” kenar başlıklı maddesinin (4) numaralı fıkraları şöyledir: “İşkence sonucunda ölüm meydana gelmişse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … İşkence (madde 94, 95),…(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir.” 5271 sayılı Kanun’un, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. (2) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. (3) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.”